KOSOVA’NIN BAĞIMSIZLIĞI

Tito’nun gayreti ile oluşturulan “Yugoslavya Cumhuriyeti”nin ömrü kendisinin ölümünden sonra çok uzun olmadı. Sovyetler Birliği’nin dağılması ile Yugoslavya Batı karşısında yalnız kaldı. ABD’nin ve bilhassa AB’nin uyguladığı politikalar sonucu Yugoslavya dağılma ve parçalanma dönemine girdi.

Bu parçalanmada Slovenya ve nisbeten Makedonya kansız bir şekilde kendi cumhuriyetlerine kavuşurken, Bosna-Hersek ve Hırvatistan büyük çatışmaları takiben bağımsızlıklarına kavuştular.

2000’li yıllara gelindiğinde parçalanan Yugoslavya’dan Miloseviç’in başkanlığını yürüttüğü başşehri Belgrad olan ve bünyesinde Karadağ ve Kosova’yı bulunduran Sırbistan geriye kalmıştı.

Bu Cumhuriyet içinde yer alan Kosova’da başlayan bağımsızlık hareketi “Kosova’sız Yugoslavya olmaz” diyen Miloseviç tarafından kanlı bir şekilde bastırılmaya çalışıldı.

Kosova’ya özgürlük sağlamak için kurulan Kosova Kurtuluş Ordusu (UÇK) ile Yugoslavya Ordusu arasındaki mücadele giderek arttı. Oldukça kuvvetli ve donanımlı olan Yugoslavya Ordusu etnik temizliğe ve katliama başlayınca 2000’li yılların başında bunu engellemek için Amerika ve Nato devreye girdi. Belgrad da dahil bir çok önemli Yugoslavya şehri ve tesisi bombalandı. İçinde Türk askerlerinin de bulunduğu Nato askerleri Kosova’ya girdi ve düzeni sağladı.

O tarihten beri Kosova nüfusunun yüzde 10’unu teşkil eden Sırplar, bölgenin kuzeyinde dar bir alanda yaşarken nüfusun yüzde 90’ını oluşturan Arnavutlar güneyde geniş bir alanda yaşıyorlar. Kosova’nın toplam nüfusu 2 milyon civarında olup başşehri Priştina’dır.

Amerika ve Nato’nun bu müdahelesinden sonra Miloseviç devrildi, yargılandı ve Hollanda’da bulunduğu cezaevinde öldü. Ülkeye demokrasi geldi ve seçimleri AB taraftarı adaylar kazandı. Yugoslavya içinde yer alan Karadağ 2007 yılında kansız bir şekilde Yugoslavya’dan ayrılarak bağımsız bir Cumhuriyet oldu. Böylece Yugoslavya’nın içinden çıkan cumhuriyet sayısı 5’e yükseldi.

Pazar günü de Kosova Kurtuluş Ordusu’nun komutanı olarak sivrilen ve daha sonra Başbakan olan 39 yaşındaki Haşim Taci Kosova’nın bağımsızlığını ilan etti. Böylece Yugoslavya’dan 6. Cumhuriyet olan Kosova Cumhuriyeti oluştu.

Afganistan, ABD’yi takiben Türkiye bu yeni Cumhuriyeti hemen tanıdı. AB’nin Almanya, Fransa ve İngiltere gibi büyük ülkeleri ile 20’nin üzerinde devleti bu devleti tanıyacağını açıklarken, Güney Kıbrıs, Yunanistan, İspanya gibi 5-6 ülkesi bu devleti tanımayacağını açıklamışlardır.

Kendisi gibi Ortodoks olan Sırbistan’ın yanında yer alan Rusya bu bağımsızlığı tanımayacağını uzun bir zamandan beri açıklamaktadır. Bu noktada Rusya Devlet Başkanı Putin’in Kosova’nın bağımsızlığını teşvik eden ve bağımsızlığını tanıyacak Avrupalılara Kuzey Kıbrıs’ın 40 yıldan beri bağımsız olduğunu hatırlatarak “Siz neden bunu tanımıyorsunuz? Bu kadar çifte standart uygulamaktan utanmıyor musunuz?” şeklinde sert bir açıklama yaptığını belirtmeyi isterim.

Kosova’nın bağımsızlığını tanımayan ülkeler bu örneğin kendi ülkeleri için emsal teşki etmesinden çekinmektedir. İspanya Bask Bölgesi, Rusya, Çeçenistan, Güney Kıbrıs ve Yunanistan Kuzey Kıbrıs için bunun bir örnek olmasından korkmaktadırlar.

Kosova’nın bilhassa Rusya tarafından kabul edilmeyen bağımsızlığı Balkanlarda yeni sürtüşmelere yol açabilecektir. İleride Arnavutluk ile Kosova’nın birleşme arzuları Makedonya’yı, Bosna’yı, Karadağ’ı ve hatta Yunanistan’ı etkileyebilecek sürtüşmelere neden olabilecektir.

1389 yılında Kosova Meydan Savaşı sonucunda girdiğimiz bu topraklarla olan tarihi bağımsız yanında Kosova’da yaşayan Türkler ve I. Cihan Harbi’ni takiben oralardan gelen vatandaşlarımız nedeniyle Balkanlardaki gelişmeleri yakinen takip etmeliyiz. Hükümetimizin Kosova Cumhuriyeti’ni ilk tanıyanlar arasında yer almasını destekliyorum.

İstanbul, 19.Şubat.2008