”YENİ ANAYASA TASLAĞI” ve PROF.DR. ERGUN ÖZBUDUN’UN AÇIKLAMALARI

Pazartesi akşamı son aylarda ismi en çok konuşulan Prof. Dr. Ergun Özbudun’un Marmara Grubu Akademik Konseyi’nin aylık toplantısında “Yeni Anayasa Taslağı” hakkında yaptığı konuşmayı ve geniş açıklamalarını dinledim.

Akademik Konsey toplantı notlarından faydalanarak çok güncel olan konulara temas eden konuşmasını sizlere de sunmayı istiyorum.

Konuşmacı, konuya girmeden önce, yeni anayasa düzenlemesinin içeriğinden ziyade, daha çok turban üzerinde durulduğunun ve bu bağlamda da anayasanın esasına ilişkin hususların üzerinde fazla durulmadığına değindi….

Ergun Özbudun

Konuşmasında;

* Sivil demokratik bir anayasa metni ile ilgili bir taslağın hazırlanmasının amaçlandığını,

* 8 Haziran 2007 tarihinde Başbakan tarafından yeni bir sivil anayasa metninin hazırlanması konusunda kendisine görev verildiğini,

* Bu çalışmada 6 akademisyenin de görev aldığını,

* Yeni sivil anayasanın amacının insan hakları evrensel değerlerine göre geniş bir perspektif içinde ve demokrasinin hedefleri dikkate alınarak düzenlenmesinin ön görüldüğünü,

* Akademisyenler tarafından hazırlanmış bulunan taslağın AKP (AK Parti) içinde de  tartışıldığını, taslağın içeriğinin tamamen 6 akademisyeni bağladığını, konu hakkındaki değişik yorumların çalışmaların içeriğini ve doğrusunu bilmeyen çevrelerin sanal yorumları olduğunu, gerçeği yansıtmadığını,

* Taslağın kamuoyuna intikalinin önemli olduğu şeklindeki yorumlar yanında, sosyal kesimlerin katılımının da bulunmasının gerektiğini bu nedenle de 6 akademisyen tarafından  hazırlanan metnin yeterli, görülmeyip, toplumun diğer kesimlerinin kabulünü de yansıtmayacağı şeklinde görüşlerin bulunduğunu,

*  Çalışmaların bir partiye mal edilmesi konusundaki görüşlere katılmadığını,

*  Bu bağlamda da ayrıca siyasi otorite tarafından herhangi bir telkinin bulunulmadığını,

*  Taslağın, tamamının bir akademik çalışma olduğunu, konunun kamunun intikal edinceye kadar içeriğinin polemiklere konu edilmemesi için gizli tutulmasının gerektiğini,

* Taslağın kamuya intikalini takiben, toplumun gerekli kesimlerinin katılımının tartışmalara katılımının sağlanacağı ve kamusal tartışmaya açılacağını, buna bağlı olarak da birtakım değişikliklerin olacağını,

*  Taslağın gerek kamuoyu düzeyinde ilgili birimlerin ve gerekse de parlamento içinde genel kurulda tartışılacağını buna göre de gerekli düzenlemelere gidilebileceğini, sonucunun referanduma sunulacağını,

* Konu ile ilgili tartışmalarda, anayasa yapılması konusunun genel teamül içinde kurucu meclislerin görevi olduğu görüşünün de bulunduğunu, ancak, bu uygulamaların genelde demokratik sürecin kesintiye uğradığı süreçler için geçerli olduğunu, normal demokratik bir düzende parlamentonun toplumun iradesini yansıtan bir demokratik kuruluş olması nedeniyle, milli iradenin bu çatı altında tecelli edebileceğini ve yeni bir anayasa yapılması konusunda da yetkisinin kabul edilmesinin gerektiğini,

* Parlamento haricinde genel manada ele alındığında STÖ (Sivil Toplum Örgütleri), parti temsilcileri vb. unsurlar kadar Kurucu Meclis oluşumunun bile hangi milli iradeye göre  teşekkül edildiğini de dikkate alınmasının gerektiğini,

*  Anayasayı düzenleyecek organın milli iradeyi temsil etmesinin gerektiğini,

*  Mevcut uygulamada AY.(Anayasa) 175 madde koşullarına uyulacağını,

*  Yeni düzenlemenin temel unsurunun hak ve hürriyetlerin iyileştirilmesi yanında, Avrupa İnsan hakları sözleşmesinin ön gördüğü  değerler ile uyumlu duruma getirilmesinin  esas alındığını,

* Türkiye’nin imzalamış bulunduğu  insan hakları ile ilgili muhtelif anlaşmalar dikkate alınarak,bu  uygulamaların iç hukuk  düzeni ile  çakışan  hükümlerinin  belirtilen evrensel  hukuk düzenine uygun duruma getirilmesinin anayasada amaçlandığını,

* Bu bağlamda iç hukukun üstünlüğü ilkesi yerine sözleşmelerden doğan ilkelerin esas alınmasının gerektiğini ve uygulamalarda ortaya çıkabilecek çelişkiler konusunda da iptal yolunun açılacağını,

*  1982 AY.(Anayasa) Kapsamında, Cumhurbaşkanına parlamenter sistem içinde yasama ve  yürütme alanlarında verilmiş bulunan geniş yetkilerin parlamenter düzen ile çelişki yarattığını ve bunun da sınırlanmasının gerektiğini,

*  Cumhurbaşkanının gerçekte temsili bir görevinin olduğunu, aksi uygulamaların seçilmiş bir parlamentonun yetkileri üzerinde çelişkili bir durum oluşturduğunu,

*  Yetki ve sorumluluğun paralel olmasının gerektiğini, 1982 AY.(Anayasa)   Cumhurbaşkanına sorumluluk yüklemediği gibi, yetki vermiş olduğunu, yeni anayasa taslağında Cumhurbaşkanına temsil yetkisinin verildiğini, yargı ve yüksek öğretim kurumları üzerindeki yetkilerin kaldırılmış olduğunu,

*  1982 Anayasası’nın 125 md. ön görülen idarenin eylem ve işlemlerine açık tutulan yargı denetimine sınırlamaların ele alındığını, Bu konunun Cumhurbaşkanı ile Askeri Şura kararlarının olduğunu,

* Yüksek Askeri  Şura karalarının yargı denetimine tabi olduğunu,

* Olağanüstü Hal Kanunun, kararnameler ile uygulamaya konulmasının kaldırıldığını,

* Taslakta, kamu düzeninin  koruyucu düzenlemelere yer verildiğini,

* Siyasi partilerin kapatma kararlarına karşı önceden bir ihtarname ile süre tanınmasının ön  görüldüğünü,

*  Geçen bir aylık süre içinde gündemde sürekli olarak türbanın ele alındığını diğer hususların hariç tutulduklarını,

* Güncel tartışmalar içinde yeni bir anayasaya gerek olmadığı görüşünün ileri sürüldüğü , ancak itiraz eden bu çevrelerden çoğunun 1982 AY eleştirmiş olduklarını ifade ederek ,

konuşmasına son verdi…

Toplantının devamında Anayasa, üniversiteler ve güncel olan türban-başörtüsü hususlarında sorular soruldu…

Bu sorulardan bazılarını ve sayın Özbudun’un cevaplarını aşağıda değerlendirmenize sunuyorum:

1. Tesettür ve kılık kıyafet konusunun Anayasa taslağının uygulamaya konulmasında ne gibi etkilerinin olacağını sorusuna…

Cevap…..: Üniversitelerde türbanın laikliği yok edecek bir neden olmadığını, bir inanç özgürlüğü olduğunu, karşıt uygulamaların eğitim özgürlüğünü engelleyici olmamasının gerektiğini, sınırsız hürriyetin de olmadığını, AY ve yasal düzenlemelerin konuya ilişkin esas yanında sınırlamaların neler olacağını da belirtmekte olduğunu, kamu düzeni görüşü içinde hareket edilirken baskıcı tutumlar ile hakların korunması konusundaki engelleyici tutumlardan kaçınılmasının gerektiğini, politikalarda orta çözüm yolları bulunarak meşru endişelerin aza indirilmesinin mümkün olduğunu ifade etmiştir…

2. Üniversitelerde türban serbestisinin verilmesinin sınırlı kalıp kalmayacağı konusundaki, soruya

Cevap…..Kamu yönetiminin geçerli olduğu alanlarda yasalarla gerekli düzenlemelerin yapılabileceğini ifade etmiştir..