ZORLA SÖNDÜRÜLEN OLİMPİYAT MEŞALESİ – TİBET ve DOĞU TÜRKİSTAN İLİŞKİSİ

Bugün Türkiye’de herkes Fenerbahçe’nin Chelsa ile yaptığı karşılaşmayı tartışmaktadır.Birkaç gündür Türkiye bu maç ile meşguldü… Hatta benim oğlum da… Dün akşam onu çep telefonundan aradığımda Londra ‘da stadyumda olduğunu öğrendim.

Bu yazımda spor ile ilgili…Ama Fenerbahçe ile ilgili değil…2008 Yaz Olimpiyatları ile ilgili…

2008 yılı Mart ayında Doğu Türkistan’daki Türkler ,müslümanlar ve Tibet’teki budistler, Ağustos ayında Pekin’de yapılacak 2008 Yaz Olimpiyatları dolayısıyla, kendilerinin Çin işgali altında olduklarını çeşitli eylemlerle Dünya halklarına hatırlatmaya başladıkları hakkında haberler alınmaktadır.

Bu haberleri birlikte inceliyelim…

*          *          *

15 Mart 2008 tarihinde Tibet’in başkenti Lhasa’da Çin yönetimini protesto etmek için düzenlenen gösterilerde çıkan olaylarda 10 kişinin yaşamını yitirdiği ve olaylarda ölenlerin sayısının 100’e ulaştığı haberleri basında yer aldığında bu konu hakkında bir yazı yazmayı düşünmüştüm. Ne yazıkki yoğun uğraşılarım nedeniyle zaman bulamamıştım.

2008 Olimpiyat Oyunları’na Çin’in ev sahipliği yapacağının açıklandığı günden bu yana insan hakları savunucuları, özellikle Tibet’in bağımsızlığını destekleyenler Olimpiyatların boykot edilmesini istemektedirler.Bilhassa Olimpiyat meşalesinin yola çıktığı mart ayından bu yanaysa tüm bu açıklamalar sert protestolara dönmüş durumda…

Bugüne kadar 8 ülkeden geçen ve 20 ülkeyi kapsayan dünya turu yapacak olan meşale şimdiye kadar geçtiği ülkelerde protesto edildi. 24 Mart’ta meşalenin Yunanistan’ın başkenti Atina’da ateşe verilmesinden bu yana geçtiği her ülkede binlerce kişi sokaklara döküldü ve pankartlarla tutumlarını belli etti…

St. Petersbourg’dan(Rusya) sessiz sedasız geçen meşale İngiltere’nin başkenti Londra’da da sert protestolarla karşılandı. Çin’i protesto eden Tibetlilerle güvenlik görevlileri çatıştı. Benzer görüntüler Fransa’nın başkenti Paris’te de yaşandı. Protestocular nedeniyle meşale 3 kez söndürülmek zorunda kaldı. Meşalenin bugün ulaştığı ABD’nin San Francisko kentinde de kentin sembolü Golden Gate köprüsü de Çin’i protesto eden pankartlarla donatıldı.

Görüldüğü gibi defalarca göstericiler tarafından söndürülen meşale, büyük bir tepkiyle de İstanbul’da karşılaştı. İstanbul’da Olimpiyat Meşalesi Koşusu’nun başlangıcında Çin’i protesto gösterileri yapıldı. Çin’in Sincan Uygur özerk bölgesinin (Doğu Türkistan)bağımsızlığını savunan Uygur Türkleri ve onları destekleyen Türkler de eylem yaptı.

Uluslararası Olimpiyat Komitesi Çin karşıtı gösterilerin ardından, Pekin Olimpiyatları meşale geçişinin uluslararası ayağını kısa kesme olasılığını tartışmaya başladığı da basında yer almaktadır.

*          *          *

Bu yazımı okuyanları aydınlatmak için bu olayların ve protestoların arkasındaki nedenleri açıklamayı istiyorum;

TİBET

Tibet, Orta Asya’da Tibet halkının anavatanı olan bölge. Ortalama 4.900 metrelik yükseltisiyle “Dünyanın Çatısı” diye tanınır. Kuzeyinde Çin’in uygur özerk bölgesi ve Qinghai Doğusunda sichuan Güneyinde Hindistan, Nepal ve Bhutan vardır. Başkenti Lhasa’dır.

Tibet bir zamanlar bağımsız bir krallık olmasına rağmen 1950’de Çin Halk Cumhuriyeti’nin istilasına uğradı. Çin askerlerinin Tibet’i 1950’de işgal etmesinden 9 yıl sonra Dalay Lama, Çin yönetimine karşı ayaklanma başlatmıştı.Başarısız ayaklanma sonrasında Hindistan’a sürgüne gitmiş ve orada Sürgündeki Tibet Hükümeti’ni kurmuştu.

Son ayaklanma olayında da görüldüğü gibi Çin Halk Cumhuriyeti Han Çinlisi olmayan kültürleri baskı altında tutmaktadır. Günümüzde Çin Halk Cumhuriyeti ile Sürgündeki Tibet Hükümeti arasında Tibet’in ne zaman Çin’in bir parçası olduğu ve Çin’in Tibet’i egemenliği altına alma geçerliliği konusunda anlaşmazlıklar bulunmaktadır.

Tibet’de meydana gelen olaylara Batı’dan da tepki geldiği, Avrupa Birliği, Tibet’teki protestolarla ilgili olarak Çin’e itidalli olması çağrısında bulunduğu, ABD Çin’den Tibet kültürüne saygı göstermesini istediği ve ayrıca1989’da Tibet’te sıkıyönetim ilan edilen Çin yönetimini  protesto amacıyla sürgünde yaşayan Tibetliler, Pekin Olimpiyatları öncesinde Hindistan’dan Tibet’e yürüyüş başlattığı da basın haberlerinde yer aldı.

DOĞU TÜRKİSTAN( Sincan Özerk Bölgesi)

Sincan Uygur Özerk Bölgesi, Çin Halk Cumhuriyeti sınırları içerisindeki Uygur özerk bölgesi. Doğu Türkistan olarak da adlandırılır. Güneyde Tibet Özerk Bölgesi, güney doğuda Qinghai ve Gansu eyaletleri, doğuda Moğolistan, kuzeyde Rusya, kuzeybatıda Kazakistan ve batıda Kırgızistan, Tacikistan, Afganistan, Pakistan ve Hindistan kontrolündeki Keşmir bölgesiyle komşudur. 1.646.700 km_ yüzölçümü ile Çin Halk Cumhuriyeti’nin içinde yer alan en geniş idari bölgesidir. Başkenti Urumçi, Resmi dilleri Uygur Türkçesi ve Çince’dir.Burada yaşayan etnik grupların oranları şöyledir: Uygur:%96, Çin:%7, Hui:%5, Kırgız:%0,9, Moğol:%0,8, Diğerleri:%0,3.

Türkler, Ruslar ve Çinliler tarafından tarihte idare edilen Doğu Türkistan’ın son iki yüzyıldaki durumu incelendiğnde;19, yüzyılın ortalarında Rus Çarlığı’nın Çin’in kuzey bölgelerine baskısını arttırdığı ve bölgenin büyük bir kısmını kontrol ettiği görülmektedir. Qing Hanedanı(Çin) generali Zuo Zongtang 1875-1877 arasında bölgenin kontrolünü tekrar ele geçirerek Yakub Beg’in hakimiyetine son vermiştir. 1884’te Qing Hanedanı Doğu Türkistan eyaletini kurarak burayı Çin idari sistemine bağlamıştır.1912’de Qing Hanedanının yerini Çin Cumhuriyeti almıştır. 1930’larda patlak veren isyanlar 1933’de Kaşgar’da Birinci Doğu Türkistan Cumhuriyeti (Doğu Türkistan İslâm Cumhuriyeti)’nin (1. DTC) ilanıyla sonuçlanmıştır. Kısa süreli 1. DTC’nin ardından Çinli bir savaşbeyi olan Sheng Shicai  Doğu Türkistan’ın kontrolünü tekrar ele geçirmiştir. 1944-1949 arasında Doğu Türkistan’ın kuzeyinde bugünkü İli Kazak Özerk Bölgesi’nde Sovyetler Birliğinin desteğiyle İkinci Doğu Türkistan Cumhuriyeti (2. DTC) kurulmuştur. 2. DTC 1949’da Halk Kurtuluş Ordusu’nun Doğu Türkistan’a girmesiyle birlikte sona ermiştir. 1954’de kurulan Şincan Üretim ve İnşaat Kolordusu bölgenin Hanlaştırmasına yardımcı olmaktadır. 1 Ekim 1955’te Doğu Türkistan Eyalet statüsünden çıkarılarak Özerk Bölge olarak ilan edilmiştir.

Çin Halk Cumhuriyeti’nin Doğu Türkistan politikaları çeşitli çevreler tarafından farklı şekilde eleştirilmektedir. Uluslararası İnsan Hakları örgütleri ve bağımsızlık taraftarları Çin Halk Cumhuriyeti’nin bölgedeki Han Çinlisi olmayan kültürleri baskı altında tuttuklarını belirtmektedirler.1949’dan beri bölgede birçok defa etnik çatışmalar meydana gelmiştir. Ayrıca Çin’in Lop gölü civarlarında nükleer denemeler yaptığı söylenmektedir. 1990’ların sonundan 2008 başına kadar olan dönemde durum göreceli olarak sakin olmuş isede zaman zaman Türklerin asıldığı haberleri basında yer almıştır.

Mançuların kurduğu Qing Hanedanı döneminde Yeni Topraklar anlamına gelen “Xinjiang” adı verilmiştir. Ancak bu isim kimi zaman eleştirilmekte, Doğu Türkistan ya da Çin Türkistan’ı gibi isimlerin kullanılması savunulmaktadır. Çin Halk Cumhuriyeti hükümeti ise bu tür isimlerin kullanılmasını ayrılıkçılık veya Pan-Türkizm olarak nitelemektedir.

Bu bölgede Uygur Türklerinden başka Kazak ve Kırgız gibi Türk toplulukları da vardır. Zaten Türkiye’ye 20. yüzyılda göç etmiş Orta Asya Türklerinin de çoğu Çin esaretinden kaçmıştır. Yani Şinçiangtan gelmişlerdir

*          *          *

2008 Yaz Olimpiyatları’na kadar  daha bir çok protesto ve eylemler yapılacak gibi gözüküyor…

İstanbul, 9 Nisan 2008