AB ve SARKOZY’NİN AKDENİZ PROJESİ

Yarın başlayacak tatilimden önce Avrupa Birliği ile ilgili son yazımı sizlerin değerlendirmesine sunuyorum.

Önceki yazılarımda belirttiğim gibi Alman Başbakanı Angela Merkel ile Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy Türkiye’yi Avrupa Birliği’nin dışında tutmaya büyük gayret gösteriyorlar.

Sarkozy’nin Akdeniz Birliği Projesi sadece Akdeniz’e kıyısı olan ülkeleri kapsayacak olan oluşumun AB benzeri bir yapılanma ile ancak AB’den bağımsız bir şekilde ticaret, terör ve kaçak göçle mücadele, güvenlik, enerji, sürdürülebilir kalkınma, sağlık, eğitim, kültür gibi alanlarda sıkı işbirliği içermesi planlanıyordu. Sarkozy’nin amaçlarının başında, seçmenlerine söz verdiği gibi Türkiye’yi Akdeniz Birliği’ne razı ederek AB üyelik sürecinin dışına çıkarmak geliyordu..

Bilindiği gibi,Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy’nin ilk olarak cumhurbaşkanlığı seçim kampanyasında, özellikle Türkiye’nin AB üyeliğine alternatif sunma amacıyla ortaya koyduğu yalnız Akdeniz’e kıyısı bulunan ülkelerin katılabileceği Akdeniz Birliği projesi AB Zirvesi’nde beklenen desteği bulamadığı gibi ciddi şekilde değiştirilerek kabul edilmiştir.

Avrupa Komisyonu’nun yanında  İngiltere, Almanya, Doğu Avrupa ülkeleri bu projeye itiraz ettiler.Endişelerinin kaynağını; Fransa’nın AB içinde kaybettiği etkinliği AB’ye paralel bir oluşumla ve üstelik AB kaynaklarını kullanarak Akdeniz’de ele geçirme arzusunda olduğu teşkil ediyordu..Bilhassa, AB’nin Akdeniz politikalarının Brüksel yerine Paris’ten yapılacak olma ihtimali itirazların temel noktalarından birini oluşturuyordu. Ayrıca 1995 yılında başlatılan ve Akdeniz ülkeleri ile AB arasında yakın işbirliğini öngören “Barselona Süreci” adı altında mevcut bir yapı varken, AB’nin bazı ülkelerini dışarıda bırakarak, aynı amaçtaki farklı bir girişime yönelmesi şüpheleri doğrular nitelikteydi. Akdeniz’e kıyısı olmayan AB üyeleri bu projenin dışında kalmak istemiyorlardı.

Barselona Süreci’ne, 1999 yılından bu yana gözlemci statüsünde olan Libya ile birlikte Türkiye, Cezayir, Fas, Tunus, Mısır, Ürdün, Filistin, Lübnan, Suriye, İsrail dâhildi. 2010’da AB ile serbest ticaret bölgesi oluşturulması planlanmasına rağmen önemli adımlar atılamamıştı. Başarısızlık sebebi ise AB kaynaklı olmaktan çok, diğer üye ülkelerin gönülsüzlüğü ve Arap-İsrail çatışmasının yarattığı gerginlikten kaynaklanıyordu.

AB’nin 13-14 Mart 2008 tarihlerindeki gayriresmî Bahar Zirvesi’nde Sarkozy’nin Akdeniz Birliği önerisi, “Barselona Süreci: Akdeniz için Birlik” adıyla tüm AB üyeleri dâhil edilerek ve AB çatısı altına alınarak kabul edildi. Dolayısıyla, Sarkozy başarısız olurken, tek yenilik başarısız olan Barselona Süreci’nin yeniden canlandırılması girişimi oldu. “Yeni” girişim, 2008’in Temmuz’unda  Fransa’nın dönem başkanlığında yapılması zaten önceden planlanmış olan, ancak bu sefer farklı bir isimle gerçekleştirilecek olan “Barselona Süreci: Akdeniz için Birlik Zirvesi” ismi ile yapılmasını öngörüyordu.

Barselona Süreci: Akdeniz İçin Birlik Girişimi çerçevesinde Devlet ve Hükümet Başkanları Zirve Toplantısı 13 Temmuz 2008 tarihinde Paris’te “Grand Palais”de gerçekleştirilmesi kararlaştırılmış olup Türkiye bu toplantıya katılıp katılmayacağına halen karar vermemiştir.Türkiye Sarkozy’nin tutumundan ve Türkiye’nin AB üyeliği için nüfusu AB’nin nufusunun yüzde beşinden fazla nüfusu olan aday ülkelerin Fransa’da doğrudan referandum öngören anayasa değişikliği maddesinin Meclis’de kabul edilmesinden de rahatsızdır. Çünkü bu değişiklik şu anda aday ülke olan Türkiye’ye yöneliktir.

Nitekim,Fransa’nın Avrupa İşlerinden Sorumlu Bakanı Jean-Pierre Jouyet, Türkiye’nin AB üyeliği için Fransa’da doğrudan referandum öngören anayasa değişikliği maddesinin ”haksızlık” olduğunu belirterek  bu maddenin Paris’in girişimiyle gündeme gelen ”Akdeniz İçin Birlik” projesine Türkiye’nin sıcak bakmamasına yol açabileceğini de açıklamıştır.  Akdeniz İçin Birlik projesine de atıfta bulunan Fransız Bakan, ”Türkiye’nin bu projede yer almasını istiyorsak, akıl üstün gelmeli ve bu değişiklik maddesi ortadan kalkmalı”, demiş ve Akdeniz İçin Birlik projesinin başarısı için Türkiye’nin katılımının önemli olduğunu vurgulamıştır.

Referandum öngören anayasa değişikliği maddesi bugünlerde Fransa Senatosu’nda görüşülmekte olup rededilme durumu söz konusudur.

Katılım konusunda Türkiye’nin gelişmelere göre önümüzdeki günlerde karar vermesi beklenmektedir.

İstanbul,16.Haziran 2008

Deniz Altınbaş,”Sarkozy’nin Büyük Yenilgisi”ASAM,16.6.2008