POLONYA’NIN BAŞŞEHRİ VARŞOVA (8)

Yahudi bölgesinde geçirdiğimiz saatler bizi oldukça olumsuz etkilemişti. Biraz da dinlenebilmek için şehrin en büyük parklarından biri olan “Lazienki Parkı”na gittik.

Yaklaşık 80 hektarlık bu park Avrupa’nın en güzel parklarından biri olarak görülmektedir. Buranın, şimdiki görünümünü 1764’de parkın sahibi olan Kral Stanislaw Agust Poniatowski (Polonya’nın son kralı) tarafından verilmiştir. Bu parkın içine kral tarafından yazlık sarayı inşa edilmiştir. Bu nedenle parka “Kraliyet Parkı Lazienki” de denmektedir.

Parkında ortasında yer alan gölün kenarında 17. yüzyıldan kalan plaj tesisleri yerine Dominik Merlini tarafından neo-klasik bir saray yaptırılmıştır. Parkın içinde güzel çiçek ve yeşilliklerle kaplı uzun bir yolun sonunda bu saraya ulaştık. Sarayın içinde tarihi mobilyalar, sanat eserleri galeriler ve krala ait ofisler bulunmaktadır. Bu bölgede bir amfitiyatro yanında çok sayıda müze kullanılan binalar bulunmaktadır.

Burada dinlenirken gölde kayıkları  ile dolaşan ziyaretçiler, göldeki kuğular ve sarayın önünde  serbestçe dolaşan tavuskuşları ile tatil günlerini bu parkda değerlendiren çok sayıda aile ve ziyaretçi dikkatimizi çekti. Burada kimse kimseyi rahatsız etmiyordu. Zorla birşeyler satan kimseler yoktu…

Uzun süre dinlendiğimiz gölün kenarında yavaş yavaş bu parkın içinde Chopin Heykeli’ne doğru yürüdük. 1926 yılında yapılan bu heykel, Naziler döneminde yıkılmış ve savaş sonrası tekrar yapılarak 1958’de açılmıştır. Burada yaz ayları boyunca chopin konserleri düzenlenmektedir. Anıtın etrafında çok sayıda gül bahçeleri yer almaktadır.

Chopin heykelinden çok uzak olmayan bir yerde 1683 yılında Viyana’ya yardıma koşan Kral Jan III Sobieski’nin heykeli bulunmaktadır.

Parkın çıkışında 1660 yılında  inşa edilen ve 18. yüzyılda yeniden restore edilen Barok stiline ve daha sonraki yıllarda neo-klasik stiline dönüştürülen bir saray bir çok kral ve en son olarak Cumhurbaşkanı Lech Walesa tarafından kullanılmıştır. Belvedere olarak isimlendirilen bu saray bugün müze olarak halka açıktır. Belveder dönüşünde Nowy Swiat caddesine geldik. Burada “Avrupa Günü” kutlamaları çerçevesinde yapılan dans ve müzik gösterilerini izledik.

II. Cihan harbinde ölen 6 milyon Polonyalı ve Yahudi’nin anısına yapılan ve acı olayları hatırlatan iki yapıyı son günümüzde gezdik.

Bunlardan birincisi otelimizin yakınında bulunan 1863 yılında inşa edilen ve 1944 yılında yıkılan Soski Sarayı kalıntılarından kalan kısmında  oluşturulan “Meçhul Asker Anıtı”dır. Anıtın içinde devamlı yanan bir meşale etrafında nöbet tutan askerler bulunuyordu. Çok sayıdaki ziyaretçi ellerindeki çiçekleri buraya bırakıyorlardı.

Soski Sarayı’nın bahçesi 1727’den beri halka açık bir park olup dünyadaki en eski halka açık bir park olarak bilinmektedir. Burası başlangıçta Fransız bahçe stili ile düzenlenmişken 19. yüzyılda İngiliz stiline dönüştürülmüş. Bu parkın  içinde Marcani tarafından 1855’de projelendirilen muhteşem bir havuz bulunmaktadır. Bu havuzdaki su hareketleri dikkati çekici ve dinlendiricidir.

Yıkılan bu sarayı yeniden inşa etmek için adımlar atılmış olmasına rağmen yeterli destek sağlanamadığı için çalışmalar yavaş yürümektedir.

Varşova’da II. Cihan harbindeki çatışmalarla ilgili çok sayıda anıt bulunmaktadır. Bunlardan birisinin önünde fotoğraf çektirdim.

Asker Anıtı

Otelimize döndük ve Helsinki’ye hareket etmek için eşyalarımızı topladık. Otelimizin önünden bindiğimiz otobüs bizi Chopın havaalanına ulaştırdı.

Polonya seyahatimiz gerek hava şartlarının çok güzel olması gerek şehirdeki ulaşım kolaylığı gerekse hiçbir olumsuzlukla karşılaşmamamız nedeniyle çok güzel geçti.

Avrupa Günü Kutlaması

Antalya, 17 Temmuz 2008