İRLANDALILARIN OSMANLILARA TEŞEKKÜRÜ

1960 yılında lisan öğrenmek için İngiltere’nin başşehri Londra’ya gitmiştim.Lisan okulumun bitiminde bir ay kadar otostop yaparak İngiltere,İrlanda ve İskoçya’yı dolaşmıştım.

O yıllarda ziyaret ettiğim İrlanda oldukça fakir bir ülke konumunda idi.Bu fakirliğin izlerini beni at arabasına alan ve birkaç kilometre ilerideki yol kavşağına götüren İrlandalı ile yaptığım konuşmadan hatırlıyorum.Bu nedenle Almanya’ya dönüşümde İrlanda’nın yaşadığı zor günler hakkında oldukça çok sayıda makale okumuştum.

Bugünde bilgisayarıma gelen bir mailin içeriği de İrlandalıların geçmişte yaşadıkları açlığı yenmeleri için Osmanlının yaptığı yardımlarla ilgiliydi.Bu makaleyi aşağıda sizlerle paylaşmayı istiyorum.Lütfen bu yazıyı sonuna kadar okuyunuz…Türklerin ne kadar yardımsever olduğunu tespit ederek ülkemiz insanlarını etkileyen ikinci sınıf bir ülke vatandaşı olmak iç güdüsünden kurtulunuz…

*     *     *

”Lozan’da bizimle alâkalı müzakereler yapılırken Yahya Kemal de orada imiş.

Avrupalı bütün delege ve temsilciler bizim aleyhimize oy verirken, sadece İrlanda temsilcisi her oylamada bizim lehimize parmak kaldırıyormuş.

Bu durum şairimizin dikkatini çekmiş ve bir fırsatını bulup kendisine;

‘Herkes bizim aleyhimizdeyken, siz her seferinde lehimize oy kullanıyorsunuz; bunu niçin yapıyorsunuz?’ diye sormuş. İrlandalı Yahya Kemal’in yüzüne şöyle bir bakmış ve; ‘Böyle yapmaya mecburum. Benim gibi her İrlandalı da buna mecburdur. Biz bir yandan açlık ve kıtlıktan kırılıp, bir yandan salgın hastalıkla boğuşurken (1845-1849) diğer Avrupalılardan hiçbir yardım ve destek görmedik.

Ama sizin Osmanlı dedeleriniz, yardım olarak hem para, hem de gemiler dolusu erzak gönderdiler. O zor günlerde bize insanca, dostça uzanan eli asla unutamayız. Siz her zaman desteklenmeye lâyık bir milletsiniz; bunu çok iyi hak ediyorsunuz!’ diye cevap vermiş.

Bu menfî durumlardan sonra bir milyona yakın İrlandalı Amerika’ya göç etmiştir.

Hattâ bunlardan bazıları Amerika’da Cumhurbaşkanı bile seçilmiştir.Kökleri İrlanda’ya dayanan Amerikan Başkanlarinın sayısı 16 olup bunlardan son 50 yılda görevde bulunanların isimleri aşağıda verilmiştir:

– John Fitzgerald Kennedy, 35. Baskan (1961-1963)

– Lyndon Baines Johnson, 36. Baskan (1963-1969)

– Richard Milhous Nixon, 37. Baskan (1969-1974)

– James Earl Carter, 39. Baskan (1977-1981)

– Ronald Wilson Reagan, 40. Baskan (1981-1989)

– George Herbert Walker Busch, 41. Baskan (1989-1993)

– William Jefferson Clinton, 42. Baskan (1993-2001)

– George W Busch, 43. Baskan (2001-….)

İrlanda’yı kasıp kavuran kıtlık döneminde, Osmanlı Devleti’nin yaptığı nakdî ve aynî yardımın hatırasına geçtiğimiz mayıs ayında Dublin’e yetmiş mil uzaklıktaki Drogheda şehrinde tören yapılarak, o döneme ait tarihî bir binaya şükran plâketi asıldı.

Tarihî bilgi ve belgelere göre iki milyon İrlandalının göç etmesine ve ölümüne sebep olan açlık ve kıtlık felâketi sırasında Sultan Abdülmecid, İrlanda halkına on bin sterlin yardımda bulunmak istediğini bildirir. Fakat kendi  topraklarına dâhil bulunan bu bölgeye sadece iki bin sterlin vermeyi kararlaştıran İngiltere Kraliçesi Victoria, İstanbul’daki büyükelçisi vasıtasıyla, Sultan’ın teklifine karşı çıkar ve neticede Osmanlı bağışı bin sterline iner. Sultan Abdülmecid bunun üzerine İrlanda’ya tahıl yüklü beş gemi gönderir.

Fakat İngilizlerin Dublin Limanı’na sokmadıkları erzak dolu yardım gemileri, yüklerini Drogheda Limanı’na boşaltır (1847). Bu dönemde İngiltere ve kıta Avrupası sanayi devriminin getirdiği refah ve zenginlik içinde oldukları hâlde İrlanda’ya yardım etmezken, Osmanlı’nın hem maddî sıkıntı içerisinde, hem de çok uzak bir coğrafyada olmasına rağmen insanî yardımda bulunması burada dikkat edilmesi gereken önemli hususlardan biridir.

İşte, bu hâdisenin hatırasına Drogheda Belediyesi’nce yaptırılan şükran plâketi, 150 yıl önce Türk gemicilerin misafir edildiği eski belediye sarayının duvarına (şimdiki Westcourt Oteli) çakıldı.

Düzenlenen törende konuşan İrlanda Büyükelçimiz Taner Baytok, hâdiseyi The Threshold dergisinde, Thomas P. O’Neill imzasıyla 1957 yilinda yayımlanmış yazıdan öğrendiğini söyledi.

Baytok, İrlanda asilzâdelerinin padişaha gönderdikleri ve hâlen Topkapı Sarayı Müzesi arşivinde muhafaza edilen teşekkür mektubunun da bu Osmanlı yardımını doğruladığını belirtti. Mektupta şöyle deniyordu:

“Aşağıda imzaları bulunan biz İrlanda asilzâdeleri, beyefendileri ve sâkinleri,  Majesteleri tarafından, acı çeken, kederli İrlanda halkına gösterilen cömert hayırseverlik ve alâkaya en derin minnetlerimizi saygıyla takdim eder ve onlar adına Majesteleri tarafından İrlanda halkının ihtiyaçlarını karşılamak ve acısını dindirmek üzere cömertçe yapılan bin sterlinlik bağış için teşekkürlerimizi arz ederiz.”

Kraliçe Victoria’nın, kendi topraklarına dâhil bir bölgeden yükselen çok âcil yardım çağrısına karşı yapılmak istenen nakdî yardımı engellemesi ve bunu onda  bire düşürmesi ibret verici bir vakaydı.

Buna karşılık Osmanlı Sultanı’nın, siyasî sürtüşmeleri ve nakliye güçlüklerini de göze alarak, dört bin kilometre uzağa tahıl yüklü gemiler göndermesi, büyük bir âlicenaplık örneğiydi. Büyükelçimiz Baytok, Avrupa’da demokratikleşme ve insan hakları konusunda haksız tenkitlere mârûz kaldığımız bir sırada gerçekleşen bu şükran plâketi törenini, Türklerin insan sevgisinin, muhtaçlara ve acı çekenlere nasıl yardıma koştuğunun delili olarak değerlendiriyordu.

İrlanda halkının kadirşinas jesti Türk kamuoyunda bir moral tesir sağlayacaktı.

Drogheda’nın Belediye Başkanı Alderman Frank Goddfrey de, şehir ambleminin Osmanlı hilâl ve yıldızı olduğunu hatırlatarak “Şükran plâketimiz, iki ülke insanlarının dostluk sembolü olacaktır, ümidindeyim. Dostumuz Türkiye’yi en kısa sürede Avrupa Birliği içinde görmek istiyoruz.” dedi.

Kıtlık ve Açlık Müzesi Müdürü de, Türk halkına ve Osmanlı Devleti’ne minnettar olduklarını vurguladı.Arşivlerimize baş vurunca, hem İrlanda asilzâdelerinin teşekkür mektubuna, hem de İngiliz Büyükelçiliği’nin o zaman gönderdikleri teşekkür belgesine ulaşıldı.

Bizler için ve geçmişimiz acısından iftihar vesilesi bu belgelerin dünyaya duyurulması da, bilhassa ülkemiz aleyhine bazı olumsuzlukların yaşandığı şu günlerde çok mühim olsa gerek…

“Geceyarısı Ekspresi” ve “Musa Dağı” gibi asılsız filmlerle ülkemize iftirada bulunanlara karşı verilecek en güzel cevap, bu hâdisenin belgesel bir film hâline getirilip dostluğun nasıl olması gerektiğini dünya kamuoyuna duyurmaktır.

Böyle bir film, tarihî bir hakikati açıklamaktan başka, gelecekte kurulacak dostluk ve münasebetlerin hangi temeller üzerinde şekilleneceğinin de bir göstergesi olacaktır.”

*     *     *

Bu yazımın sonunda bir yorum getirmeyi istemiyorum.Değerlendirmeyi sizlere bırakmayı istiyorum…

Bodrum-Dörttepe,30 Temmuz 2008