1 MİLLET 2 DEVLET SÖZÜNÜ UNUTMAMALIYIZ!

Bugünlerde hangi gazeteyi açsanız, hangi haberi dinleseniz, Azerbaycan halkının muhtemel “Türkiye-Ermenistan ilişkileri”nden rahatsızlık ve üzüntü duyduğunu görmekteyiz ve izlemekteyiz.

Cumhuriyetimizin kurucusu Atatürk’ün, 1932 yılında yaptığı konuşmasında, birgün Sovyet Sosyalist Cumhuriyetinin yıkılacağını, işgal altında olan Türklerin hürriyetlerine kavuşacaklarını, onları unutmamamız gerektiğini ve onlarla ilgilenmemizi söylemişti.

Evet, 90’lı yıllarda Sovyetler dağıldı. Kurulan Türk devletlerini tanıyan ilk devlet, Türkiye Cumhuriyeti oldu. Bu devletler de bu ilgiye kayıtsız kalmadılar. Kapılarını Türklere açtılar.

Bu yakınlaşmanın ne kadar içten olduğunu Marmara Grubu Stratejik ve Sosyal Araştırmalar Vakfı tarafından 1998 yılında başlatılan 1. Avrasya Ekonomik Zirvesi’ne katılan Azerbaycan Cumhurbaşkanı Haydar Aliyev’in Türk ve Azerbaycan halklarının ne kadar et ve tırnak gibi birbirinden ayrılmaz olduğunu, konuşmasının sonunda “1 Millet, 2 Devlet” diyerek ifade ettiğini hatırlıyorum.

Türkiye, kurucumuz Atatürk’ün “Yurtda Sulh, Cihanda Sulh” hedefini aynen takip ettiğinden, 90’lı yıllarda bağımsızlığına kavuşan Ermenistan’ı da ilk tanıyan ülkelerden biri olmuştur.

*      *      *

Dostça elini uzatan Türkiye’ye Ermenistan dostça yaklaşmamıştır. Biz Türkleri üzen ve rahatsız eden bir çok hususu ana politika yapmıştır. Bunlar arasında;

-İstiklal Harbi içinde, bugünkü sınırlarımızı belirleyen Rusya ile imzaladığımız “Kars anlaşması”nı tanımadığını açıklamıştır.

-Anayasalarında, Ermenistan’ı Doğu ve Batı diye iki kısım olduğuna yr vermiştir. Batı Ermenistan olarak tanımlanan bölge bugün Türkiye sınırları içinde yer alan 6 ilimizi kapsamaktadır.

-Bayraklarında Ağrı Dağımızı, rümuz olarak yerleştirmişlerdir.

-Tüm ilişkilerimizin düzelmesi için “Soykırımı” tanımamızı şart koşmaktadır.

*      *      *

Bize karşı bu tutumu takınan Ermenistan, Karabağ da dahil Azerbaycan’ın  topraklarının yüzde 25’ini işgal ettiği gibi binlerce insanı da katletti. Bir milyona yakın Azeri, topraklarını terk ederek, muhacir olarak Azerbaycan’a sığındı.

Bu işgal üzerine Türkiye, Ermenistan’a olan hudutlarını kapattı ve açılmasını Karabağ sorununun çözümüne bağladı.

*      *      *

Sorunun çözümü için oluşturulan Minsk Grbu bugüne kadar bir neticeye varamadı. Başta Amerika, AB ülkeleri ve Rusya olmak üzere dünya ülkeleri etkili olmadı ve neredeyse seyirci kaldılar.

Dünyanın birçok ülkesinde etkili olan diaspora (dış) Ermenileri maddi güçlerine ve bilhassa oy potansiyellerine güvenerek Fransa, Amerika gibi ülkelerde Ermenistan lehine çalıştılar ve tavizler kopardılar.

*      *      *

Tavizlerden en önemlisi de seçimler esnasında Amerikalı Ermenilerden oy alabilmek için Barack Obama “Soykırımı” tanıyorum diye verdi.

Kendisinin Başkan seçilmesi ile, her yıl olduğu gibi 24 Nisan’da (Ermenilerin soykırım ilan ettikleri tarih) ne diyeceği tartışılmaya başlandı.

Gelecek yazılarımda Türkiye’ye seyahatini geniş bir şekilde ele alacağım Barack Obama, bu konu (1915 olayları) ile ilgili olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde şu açıklamayı yaptı;

“ABD halen, kendi karanlık dönemlerini ele alma sonucuyla yüz yüze” diyen Obama, Washington Anıtı’nın karşısında, Abraham Lincoln Anıtı’nın da bulunduğunu söyledi. Obama sözlerini şöyle sürdürdü: “Kendisi Washington’un başkanlığı sonrasında, köleleri kurtaran kişidir. Ülkemizde kölelik ve ayırımcılık geçmişi var. Tarih, her zaman psikolojik gerçeklerle dolu. Ama geçmiş, eğer çözülmenemezse omuzumda büyük ağırlık oluşturur.

Her ülkenin bu anlamda geçmişi ile barışması ve daha iyi bir geleceğe yönelmesi gerekmektedir.

Bu Meclis’te konuşurken, tabii ki 1915 yılında yaşanan kötü olayları da gündeme getirmek lazım. Bunlar benim değil, Ermenilerin ve Türklerin birlikte çözeceği sorunlardır.

Türk ve Ermeni halkları dürüst, açık ve yapıcı bir şekilde bu süreci ele almalıdırlar. Zaten bu anlamda Ermeni ve Türk liderlernin attıkları cesur adımları gördük.

Açılan sınırlar, Türk ve Ermeni halklarının, dah abarışçıl ve refah içerisinde bir geleceğe adım atmalarını sağlayacaktır.

ABD, bu anlamda iki ülke adına da ilişkilerin normalleşmesini desteklemektedir. Bu amaca yönelik çalışmaların yapılması gerektiğini düşünmektedir.”

*      *      *

Evet, iki ülke ve komşular arasında ilişkiler normalleşmelidir.!

Ama… Komşu da komşuluğunu bilmelidir!

Benim sınırlarımı tanımayan, beni devamlı itham eden ve bir de kardeşimin topraklarını işgalden çekinmeyen komşuma, nasıl barışçıl elimi uzatabilirim. Nereden ne baskı gelirse gelsin “hattı hareketi”, “1 millet 2 devlet” sözünün özüne uygun olmalıdır.

Ayrıca “soykırım” konusu tarihçilerin karar vereceği bir konu olup dış baskılarla kabul etmemiz mümkün değildir.

İstanbul, 10.Nisan.2009