ÖDÜL TÖRENİNDE YAPTIĞIM KONUŞMA (I)

Dün Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof.Dr. İsrafil Kurtcephe tarafından bana ”çevre sorunlarının çözümü konusunda yapmış olduğum çalışmalardan ötürü” verilen 2008 yılı ”AKDENİZ ÜNİVERSİTESİ ÇEVRE BİLİM HİZMET ÖDÜLÜ” töreninde herhangi bir ön hazırlık yapmadan yaptığım konuşmadan, hatırımda kalanları sizlerle paylaşmayı istiyorum.

*      *      *

Çevre güzelliklerinden ve değerlerinden etkilenmemin, yüksek tahsilimi yaptığım Hannover yakınındaki bir gölde (Steinhuder See) yaptığım dalış esnasında oluştuğunu belirtmeyi isterim..

Gölün tabanındaki, tertemiz beyaz kumlar üzerinde yaşayan bitkiler arasında yüzen rengârenk balıklar bana doğanın ne kadar muhteşem olduğunu ilk defa bu dalışla gösterdi.Yüce yaradanın yarattığı bu güzel görünüm, beni müthiş etkiledi…

Bu noktada, 25 yaşıma kadar yüzmeyi bilmediğim için bu güzellikleri izleyemediğimi sizlerle paylaşmayı isterim. Sağolsun,tahsil arkadaşım rahmetli Çeler,1963 yılında ,eğitimim bitirerek yüksek inşaat mühendisi olacağım günlerde, benim yüzme bilmediğimi duyunca,” Bu olur mu? Tahsilini bitirip Türkiye’ye yüzmeyi öğrenmeden geri mi döneceksin?” diye sorduğunda, utanarak ve üzülerek, yüzme öğrenmeyi istediğimi söyledim.

Çeler, beni aktif dalgıç ve yüzücü olarak eğiticilik yaptığı ”Yüzme ve Spor Okulu”na götürdü.Üç ay içinde yüzmeyi ve dalmayı öğrendiğim gibi insan kurtarma kursunu (lebensrettung) başarı ile tamamladım.

Geriye dönüp baktığımda Çorum’da geçirdiğim çocukluk ve gençlik yıllarında da farkında olmadan çevreye duyarlı çevre dostu bir hayat yaşadığımı da ifade etmeliyim.

Şöyle ki;

-Sepetçi Sokağı’ndaki evimizde beslediğimiz koyun ve inekleri sabahları, bugünkü Vali Konağı’nın olduğu boş tarlada, çobana teslim ediyor ve akşamları teslim alıp geri getiriyordum.

-Bağlarımızdaki üzüm dallarının budanması ile oluşan çıbıkları (çubuk) evimize getirir,  satırla kıyar ve yakmak üzere istif etmeye yardım ederdim.

-Bağlarımızda yere dökülen meyveleri, çürümeden değerlendirebilmek için kalitelerine göre üç ayrı torbaya toplar ve üç yıl yalvararak babama aldırdığım bisikletimle (Gorickle) evimize getirirdim.Bunların en iyi kaliteli olanları daha sonra tüketmek üzere evimizin bodrumundaki hasırın üzerine dizer, orta kalitedekileri komşularımızla paylaşır, en kalitesizleri de hayvanlarımıza verirdim.

Bu örnekleri daha çoğaltabilirim… Ama, hatıralarımda yer tutan önemli bir husus da, o zaman köy olan Büyük Laçin’de orman bölge şefi olarak görev yapan eniştemin (İsmet Soyocak) bana silahla kuş vurmayı öğretme arzusuna gösterdiğim tepkidir. Onun bana doldurarak verdiği tüfeği tabiatın o güzel varlıklarına hiç bir zaman doğrultamadım…

Konuşmamın devamını gelecek yazımda vereceğim.

Prof. Dr. Ahmet Samsunlu’ya Akdeniz Üniversitesi’ndeki törende önce çiçek verildi.

Antalya, 22 Nisan 2009