ÖDÜL TÖRENİNDE YAPTIĞIM KONUŞMAYA EK BİLGİLER!

Akdeniz Üniversitesi , 2008 yılı ”AKDENİZ ÜNİVERSİTESİ ÇEVRE BİLİM HİZMET ÖDÜLÜ” töreninde yaptığım konuşmada zamanın kısıtlı olması nedeniyle ”Türkiye’de Çevre Mühendisliği ve Çevre Sorunları” konusundaki konuşmamın kapsamını dar ve sınırlı tutmuştum.Bugünkü yazımda size tamamlayıcı bilgiler sunacağım.

Bir önceki yazımda bahsettiğim gibi,Türkiye’de çevre konuları, ilk defa 1972 yılında Stockholm’de yapılan ve ülkemizi Başbakan Süleyman Demirel’in temsil ettiği ”I.Dünya Çevre Konferansı” sonunda konuşulmaya başlandı.

1973 yılında İmar ve İskan Bakanlığı bünyesinde bir ”Çevre Çalışma Grubu” oluşturuldu.

Haliç Kirlenmesi, İzmir Körfezi Kirlenmesi gibi çok değişik çevre sorunlarını yaşayan ülkemiz de çözüme katkıda bulunmak üzere, 1975 yılında Ege Üniversitesi Mühendislik Fakültesi bünyesinde ”Çevre Mühendisliği Bölümü” kuruldu. Bu bölümler, 1978 yılında İTÜ ve ODTÜ’de açılmıştır.Şu anda ülkemizde 30’un üzerindeki üniversitede, ”Çevre Mühendisliği Bölümü” bulunmaktadır.

Türkiye’de siyasi anlamda ilk yaklaşım 1978 yılında Ecevit kabinesi döneminde olmuş ve Başbakan Yardımcısı ve Devlet Bakanı Dr. Faruk Sükan’a bağlı ”Başbakanlık Çevre Müsteşarlığı” kurulmuştur. Bu teşkilat 1991 yılında Çevre Bakanlığı’na dönüştürülmüştür. Bu Bakanlık 2003 yılında ise Orman Bakanlığı ile birleştirilerek ”Çevre ve Orman Bakanlığı” haline getirilmiştir.

Türkiye’de ilk defa 1982 Anayasası’nda çevre ile ilgili bir madde yer almıştır. Anayasamızın  56. Maddesi’nde ”Herkes sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. Çevreyi geliştirmek,çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek devletin ve vatandaşın ödevidir.” hükmü yer almıştır.

1983 yılında Bakanlık yaptığım Hükümet tarafından 2872 sayılı Çevre Kanunu hazırlanmış ve yayınlanmıştır. Bu kanuna bağlı olarak bir çok yönetmelik,Genelge ve Tebliğ çıkarılmıştır ve AB adaylığı nedeni ile hızla çıkarılmaya devam edilmektedir. Tüm ülkede teşkilatlanan bu Bakanlık her geçen gün daha etkin olmaktadır.

1976 tarihinde Barcelona’da imzalanan “Akdeniz’in Kirliliğe Karşı Korunması Sözleşmesi”ne dayalı olarak, 12.06.1988 tarihinde Başbakanlığa bağlı ”Özel Çevre Koruma Bölgesi Başkanlığı”geçici olarak ihdas edilmiştir.   Söz konusu protokole ve 2872 sayılı Çevre Kanunu’nun 9. maddesinde yer alan “Bakanlar Kurulu, ülke ve dünya ölçeğinde ekolojik öneme haiz olan, çevre kirlenme ve bozulmalarına duyarlı alanların, doğal güzelliklerinin gelecek nesillere ulaşmasını emniyet altına almak üzere, gerekli düzenlemelerin yapılabilmesi amacıyla Özel Çevre Koruma Bölgesi tespit ve ilan etmeye, bu alanlarda uygulanacak koruma ve kullanma esasları ile plan ve projelerin hangi Bakanlıkça yürütüleceğini belirlemeye haizdir” hükmü gereğince; 13.11.1989 tarih 20341 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 383 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile Özel Çevre Koruma Kurumu Başkanlığı kurulmuştur. Bu kuruluş başlangıçta Göcek,Marmaris gibi Ege Bilgesinde birçok yerleşimin korunmasına katkıda bulunmuştur.Bugün çok sayıda yerleşim ve yöre bu kapsama alınmış bulunmaktadır.

1992 yılında Rio’da yapılan II.Dünya Çevre Konferansı ülkemizde çevre sorunlarının çözümüne yaklaşım gayretlerini hızlandırmıştır.

Aday olduğumuz AB’ye uyum sağlamamız için çevre konularında yapılması gereken yatırımların tutarı yaklaşık olarak 68 milyar Avro(Euro) civarındadır.Bu miktarın yaklaşık yüzde 40’ını özel teşebbüs yapmak sorundadır. Türkiye’de son yıllarda çevre konusundaki yatırımlar her geçen gün daha da artmaktadır.

1988 yılına kadar tüm atık suları hiçbir arıtmadan geçirilmeden denize verilen İstanbul’da, bugün bu suların yüzde 95’i arıtılarak denize verilmektedir.250 kilometrelik sahil şeridinin 160 kilometresinden rahatlıkla denize girilebilmektedir.

Son yıllarda Çorum’da çevre konusunda yaptığı yatırımlarla dikkat çekmektedir.

Projesinin yapılmasını başlattığım evsel atıksu tesisi ile hastane atıkları bertaraf tesisi faaliyetini sürdürmektedir.

Katı Atık Tesisi ihale aşamasındadır.

İnşa edilen barajlarla şehrimizin içme suyu ihtiyacı karşılanmıştır.

Şehrimizde en önemli çevre sorunu ”Derinçay Kirliliği”dir. Bunun ana nedeni buraya yapılan izinsiz deşarjlardır. Bu kirlenmede Organize Sanayi Bölgesi’nin endüstri atık sularını Çorum Belediyesi Kentsel Arıtma Tesisine bağlama müsaadesini halen alamamış olmasının da önemli bir etkisi olduğu ilgililerce ifade edilmektedir.

Bu üç yazımla sizlere  çevre konusunda faydalı olabilecek bazı bilgiler aktardığıma inanarak “Çevre’nin gelecek kuşaklara bırakılacak en değerli miras olduğunu belirtmeyi  isterim.”

İstanbul, 28 Nisan 2009