SAİNT PETERSBURG GEZİSİ (II) OSMANLI-RUS TARİHİ

Uzun yıllar Rus Çarlığına başşehirlik yapmış St. Petersburg gezimizde duyduklarımız ve gördüklerimiz için gezi yazılarımın daha iyi anlaşılabilmesi beni bu ülkenin geçmiş tarihini incelemeye yöneltti.

Orta eğitim döneminde oldukça yüzeysel bilgilerin verildiği bir dönemden kalan bilgilerimi güncel yaşamda edindiklerimle harmanladım. Bunların yeterli olmadığını gördüm. On güne yakın bir süre internet ortamında Rusya tarihini, Osmanlı-Rus ilişkilerini, Rus-Türk toplulukları ilişkilerini detaylı olarak inceledim ve notlar aldım.

*      *      *

Yıllarca önce bir İspanya seyahatimde Fuengıdala şehrinde ailece torunlarımla birlikte bir çocuk parkına gitmiştik. Onların bu parkda uzun kalma istekleri üzerine ben de aynı parkın içinde yer alan çocuklar ve onlarla gelenlerin faydalanması için kurulmuş kütüphaneye girdim.

Kitapları karıştırırken İngiltere’de yayınlanmış bir eserde, Rusya’nın 1300 yıllarında küçük bir Moskova Prensliğinden adım adım her 50 yılda bir nasıl genişlediğini gösteren bir harita buldum. O zaman onun bir fotokopisini almadığım için hep üzüldüm. Bu genişleme hep Türklük, Osmanlı ve Türkiye aleyhine olmuştur.

Yine bu gezimde Çar Büyük Petro’nun sıcak denizlere ulaşma fikrinin Rus politikasının temel taşlarından biri olduğunu defalarca duydum.

İstanbul’u almayı önemli hedeflerinden biri olarak gören Rus İmparatoru I. Alexandr oğlunun adını bu şehrin Bizans dönemindeki adına (Konstantinople) benzederek “Konstantin” olarak koyduğunu rehberimizin verdiği bilgiden öğrendim. II. Katherina İstanbul’u alıp torunu Konstantin’i oraya kral yapmayı istemiş.

İşte bu nedenle Rusya tarihini kısa da olsa sizlerle paylaşmak istedim.

*      *      *

Rusya tarihi Doğu Slavlarla başlamakta olup, Kiril alfabesinin icat edildiği M.S. 864 yılından önce Rusların tarihi hakkında bilgi azdır. M.Ö. 7 yüzyıl ile M.S. 9. yüzyıl arasında Kimerler, İskitler, Sarmatlar, Antlar ve başka halkların burada yerleşik olduğu tarihi kaynaklarda belirtilmektedir.

Rus devletinin temeli sayılan ilk devlet organizasyonu M.S. 862 yılında İlmen ve Ladoga gölleri civarındaki Norgorad’da (Yenişehir) İskandinav kökenli Vikinglerin lideri Rurik tarafından gerçekleştirilmiştir. Prens Rurik’in varisi olan Oleg ise 882’de Kiev’in kontrolünü ele geçirerek Kiev Knezliği (Prensliği)’ni kurmuştur. Kiev Knezliği 13. yüzyılda Moğol istilasına uğrayarak yıkılmıştır. 14. yüzyılda kurulan Moskova Knezliği zaman içinde gelişerek ve diğer 3 knezliği de (Kiev, Tver, Varoslavl) bünyesine katarak 16. yüzyılda Rus Çarlığı haline geldi. Kendisine Çar ismini veren IV. İvan (1547-1584) olup tarihimizde “Korkunç Ivan” olarak tanımlanmaktadır. Bu Çarlık 18. yüzyılda daha da gülenerek Rusya İmparatorluğunu oluşturdu. Rusya’nın son Çarı olan I. Petro (Büyük Petro) Rusya’yı 1682-1725 yılları arasında yönetti ve 1721 yılında kendisini Rus İmparatoru ilan etti.

Rusya’nın gelmiş geçmiş en etkili ve ünlü Çarlarının ve İmparatorlarının başında I. Petro (Pyatr) gelmektedir. Onun dönemindeki harpler ve dönüşümler büyük ölçüde Rusya’nın tarihi gelişimini belirledi.

Askeri reform, Rusya’nın denizlere açılan yolları bulması, Rus filosunun kurulması, endüstri ve devlet yönetiminin gelişmesi, din ve devlet kurumlarının ayrılarak laikliğe yönelinmesi, kültürün Avrupaileşmesi gibi bir çok husus I. Petro’nun reformlarının ana doğrultularındandı.

Rus filosunu kurmak için Avrupa’ya sahte isimlerle gidip Hollanda tersanelerinde çalışarak gemi yapım tekniklerini bizzat araştırmıştı. O sırada küçük imalathaneleri, okulları, tiyatroları ve müzeleri de incelemişti. İngiltere, Fransa, Hollanda, Almanya’yı dolaştığı bu seyahat I. Petro için bir okul niteliği taşıdı. Osmanlılar tersanede alt rotbede marangoz olarak çalıştığı için I. Petro’ya “Deli Petro” lakabını takmışlardı.

1703 yılında “Avrupa’ya açılan pencere” syılan St. Petersburg kentini kurdu. Avrupa’dan getirtiği mimarlara şehrin planlarını, kanalizasyonunu ve binaların dağılımını çizdirdi. Klasik, gotik vb. tarzda bir çok sanat şaheseri bina yapıldı. Yaptırdığı kışlık sarayı (bugün Hermitage Müzesi) Fransa’daki Versailles Sarayı ile boy ölçüşecek derecede ihtişamlıdır. Pethof diye bilinen planını kendinin çizdiği yazlık sarayı muhteşem bahçesi ile çok güzel bir görünümdedir.

Baltık denizi kıyılarına ulaşmak isteyen Petro, İsveç Kralı XII. Şarl’ı Paltova Savaşında yendi. İsveç Kralı Osmanlı topraklarına sığındı. Bunu bahane eden Petro, ordularını Osmanlı topraklarına soktu. Bunun üzerine Rusya’ya sefer açıldı. Baltacı Mehmet Paşa komutanlığındaki ordu 9 Nisan 1711’de Prut adındaki Kıpçak boyunun adını taşıyan Prut Nehri kıyısında Çar Büyük Petro mukandasındaki Rus ordusunu kuşattı. Anlaşılmayan bir şekilde (Yeniçerilere güvenmemesi, Katherina ziyareti vb.) imhadan vazgeçti. Böylece Rusya ağır bir darbe almaktan kurtuldu. Prut Antlaşması ile I. Petro’nun sıcak Karadeniz’e açılma emelleri bir süre ertelenmiş oldu.

Benim değerlendirmeme göre bizler için Fatih’in yeri ne ise Ruslar için de I. Petro’nun yeri aynıdır.

Antalya, 23 Haziran 2009