SAİNT PETERSBURG GEZİSİ (XIV) Peterhof Sarayı ve bahçeleri

Nevski Caddesi Nevski Metro İstasyonu yakınında bulunan seyahat acentalarından birisinden bir gün önce İngilizce konuşan rehberli Peterhof Sarayı gezisine, Perşembe günü saat 13.30 için bilet almıştım. Rehberimiz bizden başka yabancı ziyaretçi olmadığını, bu nedenle Rus ziyaretçilerin otobüsü ile gitmemizi teklif etti. İstemememize rağmen bunu kabul ettik. Bu olay, bize gezi boyunca çok yakınlık gösteren otobüsün şoförü Azerbaycanlı İlyas Bey ile tanışmamıza vesile oldu. St.Petersburg’a 30 km. uzaklıkta bulunan bu saraya giderken şehrin dış bölgelerini de görme imkanını bulduk. Şehir merkezindeki binalara getirilen kışlık saray yüksekliğini geçmeme kısıtlamasına her dönemde uyularak tarihi dokunun korunması sağlanmış. Buna karşılık tarihi bölge dışında villa tipi bahçeli evler yanında çok yüksek katlı yeni yapıları ve inşaatı devam eden siteleri gördük.

Ayrıca yol üzerinde bulunan bugün Vladimir Putin’in tamiratından sonra yazlık saray olarak kullandığı “Konstantin Sarayı”nı gördük. Bu saray II. Katherina tarafından yaptırılmıştır. Çariçe, İstanbul’u alıp yeniden kurmayı düşündüğü Bizans’ın tahtına geçirmeyi istediği torununun adını bu saraya vermiştir.

Peterhof Sarayı, Rus çarlarının Finlandiya Körfezi (Baltık Denizi) kıyısında yer alan çok tanınmış bir yazlık saray ve parklar bütünüdür. 1704 yılında Büyük Petro’nun ahşap bir ev yaptırarak başlattığı bu saray daha sonra geliştirilerek değişik mimarlar tarafından bugünkü haline getirilmiştir. Dıştan bakıldığı zaman sarı ve beyaz duvarları ile altın kubbeleri dikkati çekmektedir. Büyük Saray 275 m. Uzunluğunda ve ortalama 20 metre yüksekliktedir. Saray 1714’de Jean-Baptiste le Bland tarafından başlatılmış, 1724’de Johann Friedrich Braunsteri tarafından tamamlanmıştır. Saray bugünkü boyutlarını 1746-54 arasında I. Elisabeth zamanında kat eklenerek ve yanlara doğru uzatılarak kazanmıştır. Ayrıca aynı dönemde burada küçük bir kilise yapılmıştır.

II: Dünya Savaşı sırasında savaş cephesinde yer almış ve bu nedenle binalar hasar görmüş, hatta bir kısmı tamamen tahrip olmuştur.

Harp sonunda eskisine uygun olarak (fotoğrafta görüldüğü gibi) yeniden yapılmıştır.

Peterhof Sarayı

Saraydan bakıldığında (fotoğrafta görüldüğü gibi) güzel bir bahçe, fıskiyeler ve ufukta da Fin Denizi görülmektedir. Buradaki su oyunları ve kanallar Çar’ın ziyaret ettiği Fransa’daki Versay Sarayı ve bahçelerinden etkilenilerek yapılmıştır.

Mavi Salon, Kabul Salonu, Dans Salonu, Taç Salonu, Çeşme Salonu gibi çok sayıda bölümlerin yeraldığı bu sarayda, tarihimizle ilgili olduğu için en dikkatimizi çeken “Çeşme Salonu” oldu.

Peterhof Sarayı Balkondan Görünüm

II. Katherina zamanında Osmanlı donanmasının Çeşme’de yakılmasına ithafen yapılan bu salonda bu savaşla ilgili çok sayıda tablo bulunmaktadır. Bu savaştaki başarısından çok gururlanan Büyük Katherina, 1770’de Philippe Hackert tarafından tabloların yapılması esnasında, çok sayıda geminin patlatılması ve yakılması suretiyle ressama gerçeğe uygun resim yapma imkanı sağlamıştır.

Dikkati çeken bir diğer salon ise Taç Salonu’dur. Klasik tarzda dekore edilmiş olan bu salonda bir Alman prensesi olan ve Rus tarihinde en başarılı hükümdar olarak değerlendirilen II. Katherina’nın (1762-96) erkek kıyafetinde bir tablosu da yer almaktadır.

Divan Salonu’nda yer alan Çin ipeği ile kaplanmış divan ise II.Katherina  için sevgilisi tarafından İstanbul’dan satın alınmıştır. Anlatılanlara göre II. Katherina’nın yaşamında 30 sevgilisi olduğu söylenmektedir.

Peterhof Sarayı’nın bahçeleri ise gerçekten görülmeye değer olup geniş park alanında sanat, fantezi ve tabiat birleştirilerek ziyaretçilere adeta cennette dolaştıkları hissi verilmektedir. Bu park 1200 hektar büyüklüğünde ve içinde 150 fıskiye, 241 adet de korelatif heykel yer almaktadır. Bunların büyük bir çoğunluğu Peterhof Sarayı’nın önünde bulunmaktadır. Burada çektirdiğimiz fotoğraf aşağıda verilmiştir.

Peterhof Sarayı Bahçe ve Fıskiyeler

Figürlerle zenginleştirilmiş su havuzlarında tarihi heykeller yer almaktadır. Bu figürlerin yer aldığı havuzun ortasına Samson heykeli ve fıskiyesi konulmuştur. Bu heykel Rusya’nın İsveç ordularını Poltava’da 1709 yılında yenmelerinin 25. kutlama yılında açılmıştır. Heykel bu harbi canlandırmak için bir aslanla savaşan “Samson”u tasvir etmektedir. Samson ise Hıristiyan dininde önemli yeri olan bir kahramandır.

Biz bu geniş parkın tamamını göremedik. Büyük Saray’dan inerek ana havuz ve civarını dolaşarak Fin Denizi’ne kadar yürüdük. Parkta yer alan çok sayıda küçük kasırlardan “Küçük Hermitage Kasrı”nı gördük. Buranın fotoğrafı aşağıda verilmiştir.

Küçük Hermitage Kasrı

Bu saray ve bahçelerin tümünü gezmeye çok günlerinizi ayırmanız gerekir.

Dönüş yolu boyunca ve sonrasında şoförümüz İlyas Bey bize büyük ilgi gösterdi. O gün ve daha sonra da bizi kahvaltı ve yemeğe davet etti. Zamanımız çok kısıtlı olduğundan ve kendi programı ile bizim programımız uymadığından bir araya gelemedik. Yabancı bir ülkede bir Azeri Türkünün göstermiş olduğu ilgi ve yakınlık bizi çok etkiledi.

Antalya, 24 Haziran 2009