SİZ DE ZİMEN DEFTERİ SORUYOR MUSUNUZ!

Kardeşim Mehmet Samsunlu bana içinde bulunduğumuz kutsal Ramazan ayı ile ilgili çok anlamlı ve düşündürücü aşağıda değerlendirmenize sunduğum maili gönderdi.

Her geçen gün daha bireysel hareket ettiğimiz, fakire, fukaraya ve sıkıntı içindeki öğrencilere yardımdan kaçındığımız bir ortamda lütfen bu yazımı muhakkak okuyunuz…

*     *     *

Büyük dedelerimizin hatırlayabileceği bir gelenek vardı.

Ramazan ayında hali-vakti yerinde olanlar, kılık-kıyafet değiştirerek hiç tanımadıkları mıntıkalara gidip, bakkalın, manavın tenha zamanlarını seçerek sorarlarmış:

– Zimen defteriniz var mı, diye.

Zimen defteri, o esnafın alacakları, yani veresiye mal alan mahalle sakinlerine ait hesap defteri; borçlu ile borcunun miktarı yazılı defter.

Esnaf bu defteri çıkarınca, gelen şöyle dermiş:

– Lütfen baştan, ortadan ve sondan şu kadar sayfanın yekûnunu çıkarınız.

Esnaf bu sayfaların toplamını yapar, söyler, gelen de kesesini çıkarıp ödermiş. Sonra da;

– Silin borçlarını, Allah kabul etsin, der çeker gidermiş.

Borcu ödenen, borcunu ödeyenin kim olduğunu, borcu sildiren kimi borçtan kurtardığını bilmezmiş.

İşte hiçbir maddi çıkar düşüncesi gözetmeksizin sırf Allah’ın rızasını kazanmak ve din kardeşinin sıkıntısını gidermek üzere, riyasız, gösterişsiz, verdiğini unutarak, bu şuurla verebilmenin de bir mazhariyet, Allah’ın C.C. bir lütfu olduğunu bilerek yardımda bulunur, buna şükrederlermiş.

Böylesi tevazu ve incelikli bir insan ve toplum olmamız dileğiyle.

*     *     *

Yazımın başlığında sorduğum soruyu nasıl cevaplandırıyorsunuz?

Eğer bugüne kadar sormadı iseniz ve imkânınız varsa lütfen bu ayda bir hayır yapınız.

Bodrum-Dörttepe, 9 Eylül 2009