ANTALYA’DA NİŞAN YÜZÜĞÜ TAKTIM!

Bu hafta sonumu eşimin yeğeninin nişanı nedeniyle Antalya’da geçiriyorum.

Her ailede  yaşanan normal bir olayın bizimle ne ilgisi var diye düşünebilirsiniz!

Nişan akşamında yaşadıklarım bana geçmişi hatırlattı…Bunları sizlerle paylaşmayı istedim.

Uzun yıllardan beri Amerika’da mühendis olarak çalışan yeğenimizin devamlı olarak orada kalmasından başta ailesi olmak üzere teyzesi de korkuyordu… Bu nedenle kendisinin Türkiye’den bir evlilik yapması arzu ediliyordu…Türkiye’ye her geldiğinde birileri ile tanıştırılan yeğenimizden olumlu bir cevap alınamıyordu…

Geçen yaz yine tatile geldi ve yeni birisiyle tanıştı. Kısa süren tatili sonunda bu defa kendisi olumlu sinyaller vererek Amerika’ya döndü.Bilgisayarın sağladığı imkanlarla birbirlerini görerek haberleşmeleri devam etti… Bu arada yeğenimiz kısa bir süre için Türkiye’ye geldi…Buluştular ve görüştüler…Haberleşmeler devam etti ve hayat yolunda birlikte olmaya karar verdiler. Ve dün akşam nişanlandılar. Herhalde yazın da evlenerek Amerika’ya gidecekler.

Prof. Dr. Ahmet Samsunlu, eşinin yeğeni Onur ile Elif’e nişan yüzüklerini takarken.

İşte bu noktada ben geçmişimi hatırladım… Benim de rahmetli annem devamlı  olarak benim yurtdışında evlenip orada kalacağımdan korkardı… Bu nedenle Türkiye’ye her gelişimde beni evlendirmek için çırpınırdı… Ben de onun görüşlerine saygı gösterirdim ve bir gelişimde üç hafta içinde nişanlandım, evlendim ve eşimi Almanya’ya götürdüm.

Nişan akşamında beni etkileyen bir olay da, nişanın coşkusu içinde bacanağımın iki oğlu ve torunu ile birlikte yöresel zeybek oynaması oldu…Ne kadar mutlu edici bir görünüm…Onların bu oyunlarını izlerken çok etkilendim ve çok da sevindim…

Prof. Samsunlu’nun bacanağı Bekir Dal, oğulları Emrah, Onur ve torunu Doruk’la zeybek oynarken…

Etkilenmemin bir nedeni ise, benim babamı Almanya’ya gittiğimin ilk yıllarında kaybetmem, onunla mutlu yaşantımın önemli anlarını hiç bir zaman paylaşamamam oldu… Evlenirken boynum büküktü…Çünkü o yanımda değildi…O, benim çocuklarımı, torunlarını böyle sevemedi…

İnanır mısınız kaç yaşınıza gelirseniz gelin, insan anne ve babasını her an hatırlıyor…Bu yazımı okuyan özellikle  gençlerin anne ve babalarını, yaşarken sevgi ile kucaklamalarının  ve onlarla birlikte mutlu olmaya çalışmalarının ne kadar önemli olduğunu ,içinde bulunduğum hislerle onlara hatırlatırım.

Yüzüklerini taktığım gençlere ve ailelerine de mutluluklar diliyorum.

Antalya, 7 Şubat 2010