FLORANSA VE RÖNESANS

İtalya’ya seyahat ettiğimi anlattığımda, bana Floransa’ya gidip gitmediğim sık sık soruldu. Buna bu soruyu soranlara, neden bu şehre gitmem gerektiğini sorduğumda hep aynı cevabı aldım, Floransa Rönesanssın başşehridir.

Rönesans’ın ilk adımlarının atıldığı bu muhteşem şehir kültürel ve sanatsal gelişimi ve gelenekleriyle dünyada meşhurdur.

12. yüzyıldan 15. yüzyıla kadar üç yüz yıl Floransa yaratıcı insanların beşiği oldu. Şair Dante’den Giotto, Bolicelli, Brunelleschi, Donatello ve Michelangelo gibi ressamlara (heykeltıraşlara) kadar en üst düzeyde sanat ve düşünce adamları burada yaşadı.

Michelangelo

Şehir devletlerinden oluşan İtalya’da Medici ailesi Floransa’yı 1434 yılından itibaren 18. yüzyıla kadar yönetti. Avusturya ve Fransa’nın işgallerinden sonra 1860’da kurulan İtalya devletine (birliğine) dahil oldu. Medici’ler döneminde İtalya’da tüm şehir devletleri arasındaki krizlere, savaşlara ve yabancı istilalara rağmen şehirde hümanizmin akımı ile Rönesansda gelişmesini sürdürdü. Resim, heykel, mimari, müzik, edebiyat ve tüm sanat dallarında devrim niteliğinde değişmeler oldu.

16. yüzyılda Roma’da başlayan ikinci Rönesans dönemi Floransa’da gelişti ve devam etti. Medici ailesinin katkısı ile Leonardo da Vinci, Michelangelo ve Raphael, Floransa’da önemli eserler yarattılar.

Leonardo Da Vinci

Şehrin her noktasında, saray ve sanat galerilerinde eserler zengin bir şekilde yer almaktadır.

*     *     *

Rönesans, Ortaçağı ile Reformasyon arasındaki tarihi dönem olarak anlaşılır. 14-15. yüzyıl İtalya’sında batı ile klasik antikite arasında sanat, bilim, felsefe ve mimarlıkta bağın tekrar kurulmasını sağlayan, islam, filozof ve bilim adamlarının çalışmalarının çeviri yoluyla alındığı, deneysel düşüncenin canlandığı, insan yaşamı (hümanizm) üzerine yoğunlaştığı, matbaanın bulunmasıyla bilginin geniş kitlelerle paylaşımının arttığı ve radikal değişimlerin yaşandığı dönemdir. Bu çağ uzun zamandır geriye düşmüş olan Avrupa’nın ticari ve coğrafi keşiflerle yükselişinin öncüsü olmuştur. İtalyan rönesansı bu dönemin başlangıcı sanatsal ve bilimsel gelişmeyi ifade etmektedir.

*     *     *

Floransa’nın her tarafı bir sanat cenneti niteliğinde olup Signoria Meydanında, Neptune Çeşmesi (Bartolomeo Ammanati), Davit Heykeli (Michalangelo) gibi çok sayıda heykel bulunmaktadır.

Ayrıca Vechip Sarayı, Nazionale Del Bargelo Sarayı, Pitti Sarayı, Akademi Galeri, Palatina Galeri ve Uffizi Galeri günlerce dolaşılsa binlerce sanat eserini görmek mümkün değildir. Bunlar arasında “Meryem ve Çocuk” (FlippoLippi) “Venüs d’Urbino” (Titian) “İlkbahar Zamanı” (Sandra Botticelli) “Meryem Sandalyede” (Raphael) eserleri yanında Dürer, Rembrandt, Rubens gibi nice tanınmış ressamların eseri bulunmaktadır.

Daha önceki İtalya hakkındaki ilk yazımda bahsettiğim Uffizi (Ofisler) Galerisi’nin binası Medici ailesi tarafından hükümet (idari) binası inşa edilmiş olup şehri ve Ponte Vechio olarak tanınan köprüyü de kontrol imkanını vermektedir.

Fotoğrafını aşağıda gördüğünüz bu köprü Arno nehrinin iki tarafını birbirine bağlamaktadır. Roma döneminde Roma döneminde inşa edilen köprünün yıkılması üzerine 1345 yılında bugünkü köprü kurulmuştur. O yıllarda balıkçı, kasap ve derici dükkanları ile küçük evler burada yer alırken bunların yarattığı kötü koku nedeniyle Medici’liler buraya kuyumcu ve hediyelik eşya dükkanları yaptırmışlardır. Bugün dükkanları zengin ziyaretçiler, köprüyü ise binlerce turist doldurmaktadır.

*     *     *

Yolunuz İtalya’ya düşerse, muhakkak Floransa’yı ziyaret etmenizi öneririm.

Antalya, 12 Temmuz 2010