AHMET ANIL’IN ARDINDAN

Ailemizin bir parçası olan Ahmet Anıl’ın,”manevi annesi”eşim Zeynep hanım, kendisine aşağıdaki ayrılık mektubunu yazdı. Sevgi ile bağrına bastığı evladına bir sesleniş niteliğinde olan aşağıdaki yazıyı sizlerle paylaşmayı istedim.

*     *     *

”Sevgili Ahmetciğim,

Bu mektubu yazmak  çok zor, çok ağır . Biliyorsun sana zaman zaman mektup yazar, ya da bulunduğum yerlerden kart atardım.

Bu son mektubum ise sana Meleklerin yanında ulaşacak .

15 Eylül sabah erken bir saatte annenin telefonu ve ”Ahmet artık yok Zeynep annesi ” sözleri ile zaman durdu. İnanamadım, benim için de hiçbir neden yokken çok sıkıntılı geçen bir geceydi ve meğer o saatlerde bizlere veda ediyormuşsun.Maalesef tam doğum gününe çok az bir zaman kala ve Almanya’ya tedavi için gitme hazırlıkları yaparken seninle vedalaştık. O andan itibaren seninle yaşadıklarımız bir film şeridi gibi gözlerimin önünden akıp gidiyor, tekrar ve tekrar …..

Seninle yine bir eylül ayında 9 yaşında iken tanıştık, Eşim senin manevi deden, ben de manevi annen oldum. Evimize ilk geldiğin gün öyle sevimli ve öyle mahzun bir halin vardı ki. O gün deden ile birlikte Sarıyer’e gitmiş, balıkçıları izlemiştiniz .

Darüşşafaka’daki ilk yıllarında veliler olmadan  serbest  günlerde çıkış izni verilmediği için, sen beni okulun yüksek parmaklıları ardında bekler, sonra  koşarak gelir ve ”artık özgür Ahmet oldum ” derdin. Ondan sonra da gezmeye başlardık. Seninle İstanbul kazan biz kepçe çok güzel günler geçirdik . Müzeler, kitapçılar, sinema, sirk, alışveriş merkezleri …. Zaman zaman gitarını dinledim, zaman zaman güzel  resimlerini izledim, gençlerin çok sevdiği müzik kasetlerini birlikte dinledik . Sen benim cumartesi arkadaşımdın.

Darüşşafaka’daki veli toplantı günlerinden, öğretmenlerinin takdir sözlerini duyarak her zaman gururla çıktık .Tıkıntı günlerinizde yiyeceklerimizi paylaştık. Okulunu, öğretmen ve arkadaşlarını çok sevdin, bana bir gün uzun uzun okulunu, spor tesislerini gezdirmiştin

Senin gibi terbiyeli, iyi yetişmiş ve akıllı bir çocukla birlikte olmaktan her zaman büyük zevk aldım. Sevgimizi istismar edecek en küçük bir hareketin olmadı .O kadar olgundun ki sanki aramızdaki yaş farkı sıfırlanmıştı. Zaman içinde ikimiz arasında bir telepati oluştu. Karşılıklı olarak birbirimizi düşündüğümüzde, hemen karşıma çıkıyordun, ya da ben seni arıyordum. Beni en çok güldüren sürprizlerinden biri neydi biliyor musun ?

Bazen hafta sonları telefon edip evde olup olmadığımı soruyordun, ben de gel bekliyorum dedikten belki yarım dakika sonra zil çalıyor ve seni, ya da birkaç arkadaşınla birlikte sizi karşımda görüyordum . Normalde 15-20 dakikadan önce okulundan bize ulaşman mümkün değildi . Meğerse, eve kadar geliyor tam karşıdaki telefon kulübesinden arıyormuşsun. Dönerken de defalarca arkana bakar, ben de sen köşeden kayboluncaya kadar, birbirmize el sallardık.

Benim gibi müthiş bir sigara düşmanı olduğuna çok memnundum, sigara karşıtı, kuş resimli fincanını her zaman saklayacağım. İlk günlerde aldığım minik terliklerin, fotoğraflarımız ve karnelerin ile birlikte .

Seninle öyle günlerimiz geçmiş ki…İnatla arayıp bulduğumuz Japon topaçları, bir türlü uygununu bulamadığımız teleskop arayışlarımız, neler neler…

Değişik konulardaki sohbetlerimiz…

Son yılları maalesef çok ağır bir hastalıkla mücadele ile geçirdin . O güç zamanlarda da moralin, dayanma gücün hep çok yüksekti .Hiçbirimiz ümidimizi kaybetmedik . Annenin bu dönemlerdeki olağanüstü çabalarını ise kelimelerle ifade etmek mümkün değil .Tedavin süresince, yine ya Ankara’da, ya Çorumd’a ya da İstanbul’a okula geldiğinde görüştük. Sonuncusu ise Nisan sonu-Mayıs başı idi . O gün neredeyse tüm gün birlikteydik, uzun uzun sohbet etmiştik.

Son kez seninle Bodrum’da iken telefonla görüştük. Tarih 22 Ağustos idi, bana ”Zeynep anne bizi ilik nakli için Almanya’ya gönderiyorlar ” diye umutlu bir sesle müjde vermiştin . İşlemler devam ediyordu. Ahmet deden de hemen oradaki tanıdıkları ile temasa geçmişti. Kader…

16 Eylül’de Kayseri’de tüm sevenlerin yanındaydı, ailen,akrabaların, yakınların, öğretmen ve arkadaşların hepimiz seni son ana kadar yalnız bırakmadık.

Hiçbir zaman da bırakmayacağız. Sen bizlerden ayrılmadın, sadece uzun bir yolculuğa çıktın. O gece, seni bıraktıktan sonra, uçak Kayseri’den havalanırken, şehir gözden kayboluncaya kadar sana defalarca el salladım, tıpkı evden ya da okul kapısından ayrılırken el salladığım  gibi …

Bizlere ve özellikle bana yaşattığın tüm güzellikler için sana teşekkür borçluyum, dualarım hep seninle olacak .

Zeynep annen ”

Ahmet’in annesi, sevgili dostum Yaşar hanıma, ağabeyi Ali’ye ve tüm sevenlerine başsağlığı, sabır ve dayanma gücü diliyorum. Allah rahmet eylesin .

*     *     *

Değerli okuyucularım,yaşadığımız acıyı sizlerle paylaştık…Allah hepimizi beklenmedik evlat acılarından korusun.

İstanbul,19 Eylül 2010