“KENTLER ANILARIYLA YAŞAR”

Bu yazımı Türk Hava Yolları’nın yayınladığı Skylife isimli dergide yayınlanan ” MARDİN KENT MÜZESİ” ile ilgili olup, siz hemşehrilerimin ve bilhassa şehrimiz yetkililerinin bu konunun Çorum için ne kadar önemli olduğunu böyle bir örnekle ortaya koymak gayesiyle kaleme aldım.

Aşağıda yayının önemli gördüğüm kısımları aynen alınarak bilginize sunulmuştur.

*     *     *

“Sakıp Sabancı Mardin Kent Müzesi ve Dilek Sabancı Sanat Galerisi 1 Ekim’de ziyarete açıldı. Müzenin hazırlıklarını izleyip, kent müzesi kavramını Nazan Ölçer’den dinledik.

Sabancı Vakfı Mardin Kent Müzesi’ni tamamlamaya karar verdiğinde, kendi kendinize sorduğunuz sorular nelerdi? Ve tabii onların cevapları…

İlk önce binanın bir müze olabilmesi için neler yapabileceğimizi araştırdık.Restorasyon,mimari,kurgu,sergi kurkusu ele gitmeliydi.Elde olan ele geçebilecekler üzerinden hareket ettik.Mardinlileri kendi müzelerine katkıda buluınmaya çağırdık.

Nasıl doldurdunuz?

Eskiye çok uşaşamadığımız için günümüzden yola çıktık.Şu anki kültür üzerinden eskiye doğru gittik.Taş ve bakır ustalarının balmumu canlandırmalrını yaptık.Eski dibekler,mutfak malzemeleri,altın ve gümüş yapım aletleri bulduk.Mardin’den pek çok kişinin anlattığı bir belgeselden faydalandık.Eksiklerimizi Mardin’de kapı kapı dolaşarak tamamlamaya çalıştık.Şu anda müzede 300’den fazla parça var ve sayı her geçen gün artıyor.

Bir kentin müzesi olması neden önemli?

İnsan anılarıyla yaşıyor. Kentler de. Kent biricik olmalı,diğerine benzememe ve bu durum kentin dokusuna sinmeli. İşin çıkış noktası bu. İnsanlara yaşadıkları yerin biraz öncesini anlatmak çok önemli. Farkındalık ve aitlik hissi oluşturmak…

Kent Müzesi Kavramı dünyada nasıl gelişti?

Fransız ihtilali sonrası ortaya çıkan; halk kültürlerine eğilmek,dil ve geleneklerin kökenine inmek gibi eğilimlerle başladı her şey. Avrupa’nın pek çok yerinde halk kültürü müzeleri peş peşe açıldı.

Peki Türkiye’de?

Bizde bu, Cumhuriyet’in ilk yıllarında başladı. Karanlıkta el yordamıyla…’İşin özü Anadolu’dur’ deyip Anadolu’daki kültürlere yönelmek Cumhuriyet’in felsefesine de uygundu.Yalnız ne yazık ki başarıyla süren saha çalışmalarının devamı gelmedi.Toplanan malzeme korunamadı. Bu yüzden Türkiye’de kent müzesi araştırmaları biraz geç başladı. Her şey kaybolup gittikten sonra…Mardin şanslı. Bir kere MAREV(İstanbul’daki Mardinliler Vakfı) müthiş bir hemşehrilik bilinciyle hareket ediyor.

Kent müzesinin olmazsa olmazları neler?

Kent müzeleri, halk kültürünü yansıtmak zorunda; tarım,ev yaşamı,yemek kültürü,yerel mimari,mutfak kültürü…Gümüş, maden ve taş işçiliği…Eksik kalan,arkeoloji ile günümüz arasındaki zaman.Yani yakın tarih.Yüz seneden geriye giderseniz o bir biçimde sanat tarihi alanına girer. Eksik halka,yakın tarih ve o da unutulmaya en müsait olanı. Kent müzesi mutlaka yakın tarih belleğini yakalamalı.”

*     *     *

Bu yazıyı okuduğumda ne hissetti isem iki yıl önce Helsinki Kent Müzesi ziyaretimde aynısını hissettim.Neden benim kentimde de böyle bir müze olmasın diye düşündüm.

Çorum Müzesi alt katında oluşturulan bölüm Çorum’u tam manasıyla ortaya koyan bir nitelikte değil. ” Kent müzesi mutlaka yakın tarih belleğini yakalamalı.”

Kent müzesi içinde toplananlarla kentin tüm geçmişine ışık tutulmalıdır.

Her konuda toplumun sorunlarına eğilen Sabancı vakıflarının desteği şehrimiz için de sağlanmalıdır. Çopikas’ı alarak şehrimizin ticari hayatında yer alan Sabancı Topluluğu’nun şehrimize bu ve diğer konularda katkısı istenmelidir.

İstanbul,18 Ekim 2010

Jülide Karahan ve Mehmet Kaçmaz,”Kentler Anılarıyla Yaşar” Skylife,Ekim 2009