MUKAYESELİ TÜRK-YUNAN EKONOMİSİ

Uluslararası Karadeniz Günü Panelleri ve Çevre Etkinlikleri için gittiğim Trabzon’da Sümela Manastırı’nda gerçekleştirilen ayinle ilgili olarak yaptığımız görüşmede, Vali Kızılcık’ın, ayin konusunda benim gibi düşünmediğini ve bizim büyük bir ülke olduğumuzu ifade ettiğini bir önceki yazımda sizlere duyurmuştum.

Bu konuşma, bana masamda uzun zamandan beri duran, Türk-Yunan ekonomisi hakkındaki bir yazıyı hatırlattı. Bu yazı Hürriyet gazetesinin Atina’da yaşayan muhabiri Yorgo Kırbaki tarafından kaleme alınmıştı. Bu yazıyı aşağıda sizlerin değerlendirmesine sunuyorum.

*     *     *

”Yunanistan keyif vermiyor bu dönem. Ekonomisiyle, siyasetiyle, sosyal yapısıyla çok zor günler yaşıyor komşunuz. Ekonomiyle yatıp kalkan bir ülkede biz de uzmanına danışalım dedik…

17. yüzyıldan günümüze Türkiye ekonomilerini konu alan “Sermaye Birikimi ve Türkiye’de Zaman İçinde Küreselleşme” kitabının yazarı ekonomist Yorgo Konstantinidis’e.

Türk ekonomisi için ilk kez bu kadar kapsamlı bir kitap yazdınız…

-Evet 10 yıllık bir çalışmanın ürünü.. Kitabın ana bölümü 1982 sonrasıyla ilgili. Türkiye’deki sermaye türlerini, büyük holdingleri ve yabancı sermayenin seyrini analiz etmeye çalıştım. Türkiye çok dinamik bir ülke. Son 10-15 yılı sürekli olumlu bir seyir izliyor. Güçlü bir sanayisi var. Üretim hem kaliteli hem de rekabet gücü yüksek. Pazarlaması da çok iyi. Türkiye “brand name”.

Yunanistan niye bu krizi yaşıyor?

-Onyıllarca süren bir durumun birikmesi diyebilirim. Yunanistan AB üyesi olmasına ve geçen yıllar içinde AB’den 3 ayrı destek projesi uygulanmasına rağmen gelen paralar gerektiği şekilde değerlendirilmedi. Zihniyet meselesi diyebilirim.

Günümüz Türkiyesi AB üyesi olsa hangi noktaya ulaşır?

-AB ülkeleriyle ekonomik ilişkiler o kadar güçlü ki ekonomik açıdan çok şey değişmeyecek. Bugün AB’nin en güçlü ülkelerinin Türkiye’de dev yatırımları var. Ticari ilişkiler o kadar büyük ki ekonomik açıdan Türkiye AB üyesi sayılabilir.

Peki Yunanistan AB üyesi olmasına rağmen bu noktaya nasıl geldi?

-Yunanistan’da para yarar sağlamayan alanlara harcandı. Türkiye parayı daha doğru yerlerde kullandı. Devletin ekonomide organizasyon zihniyetinin bizden farklı olduğunu anladım. Devlet aldığı ve uyguladığı tedbirlerle sermayeye gerçekten destek oluyor.

10 yıl sonrası için tahmininiz?

– ekonominin temelleri atıldı ve bu temeller sağlam. Gelecek için olumlu düşünüyorum.

Ya Yunanistan için?

-Çok şeyin değişmesi gerek. Yunanistan’da gelecek için karar verme zihniyeti gereğince gelişmedi.”

*     *     *

Yukarıdaki satırları okuduğumuzda ülkemizin bugünlerde durumunun daha iyi olmasından dolayı kıvanç duyabiliriz. 1950’li yıllarda Yunanistan ile Türkiye’nin kişi başına düşen milli geliri aynı ve 500 dolar seviyesinde iken bugün onlar 30 bin biz ise 10 bin dolar dolar seviyesinde bulunuyoruz.

Unutmamamız gereken Yunanistan’ın Avrupa Birliği üyesi olmasının kendisine çok farklı bir siyasi etkinlik sağlamış olmasıdır. İkinci Cihan Harbi’nden sonra Yunanistan ile aynı anda, birlikte dünya kuruluşlarında yer alma politikamız Birleşmiş Milletler, Avrupa Konseyi, Nato gibi kuruluşlara girerken ve Avrupa Ekonomik Topluluğuna müracaatta gerçekleştirilmiş olmasına rağmen Avrupa Birliği üyeliğinde ise tren kaçırılmıştır.

Yunanistan 1981 yılında Avrupa Birliği’ne üye olmuş olmasına rağmen, biz halen aday olarak 35 fasıldan 12 fasılı açtırabildik.

İstanbul, 8 Kasım 2010

Yorgo Kırbaki,”Uzmanından mukayeseli Türk-Yunan ekonomisi”,Hürriyet 9 Mayıs 2010