BENİ ÇOK İYİ TANIYAN KOMUTAN!

Bir müddet önce ,”Çorum Kurucu Meclis Üyeleri Nasıl Belirlendi?” başlıklı bir yazı yazmış ve bu yazımla tarihe bir ışık tuttuğuma inandığımı belirtmiştim. Bundan böyle aynı hislerle o döneme ait hatıralarımı zaman zaman sizlerin değerlendirmesine sunacağım.

*     *     *

Kurucu Meclis’in bir organı olan Danışma Meclisi 23 Ekim 1981 günü göreve başlamasından kısa bir müddet sonra 2-7 Kasım 1981 tarihleri arasında 2.Türkiye İktisat Kongresi yapıldı.

Bu noktada, Atatürk’ün direktifi ile Lozan Konferansı’na ara verildiği sırada, İzmir İktisat Kongresi 17 Şubat–4 Mart 1923 tarihleri arasında topladı ve 1.İzmir İktisat Kongresi’nde yeni Türkiye’nin ekonomik sorunları tartışıldı. Bu Kongre’nin açılışında Atatürk,” Bir milletin doğrudan doğruya hayatıyla alakadar olan, o milletin iktisadiyatıdır.” demiştir. Ayrıca Atatürk’ün,” Türk Tarihi incelenirse, gerileme ve çöküntü nedenlerinin iktisadi sorunlara bağlı olduğu görülür. Kazanılmış zaferlerin ve uğranılmış başarısızlıkların tümü iktisadi durumla ilgilidir.” şeklinde önemli bir açıklaması da vardır.

1.Kongre’den 58 yıl sonra toplanan 2. İzmir İktisat Kongresi’nde Devlet Başkanı Kenan Evren,  temel amacının Atatürk’ün belirttikleri şekilde ” Aziz Türkiye’mizin ekonomik yönden yükselmesi çarelerini aramak ve bulmak gibi hayati ve milli kutsal bir hizmeti gerçekleştirmektir” demiştir. Aynı toplantıda Başbakan Yardımcısı Turgut Özal,”Henüz Umumi Barış imzalanmadan Lozan anlaşması bile kesinleşmeden 1. İktisat Kongresi’nin toplanması, Devleti yönetenlerin iktisadi zaferlere dayanmayan siyasi ve askeri zaferlerinin bir mana ifade etmeyeceğine ve inançlarının kesin ifadesidir” vurgusunu yapmıştır.

Bu kongrelerin 3’üncüsü 1992, 4’üncüsü ise 2004 yılında yapılmıştır. Ben bu kongrelere katılamadım.

*     *     *

2.Türkiye İktisat Kongresi’ne ben de delege olarak katılmıştım. Bu Kongre esnasında karşılaştığım Milli Güvenlik Konseyi Üyesi, Jandarma Genel Komutanı Sedat Celasun’a kendimi tanıttığımda bana, ” ben sizi çok iyi tanıyorum” dedi. Ben kendisini ve Konsey üyelerini hiç tanımıyordum. Ordu mensupları arasında da akrabam ve yakınım yoktu. Etrafı çok kalabalık olduğu için kendisine bu hususta soru soramadım. Bir müddet sonra yalnız kaldığı bir anda yanına gittim ve beni nereden çok iyi tanıdığı sordum.

Bana ”160 üyeden oluşan Danışma Meclisi’nin, 120 üyesinin, valiler tarafından önerilen 360 aday arasından Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından seçilmesi esnasında bize sunulan değerlendirmede, yapılan tüm incelemelere göre hakkında hiç bir olumsuzluk olmayan tek adaydınız. Ve bu nedenle sizi çok iyi tanıyorum” dedi. Kendisinin beni gururlandıran bu açıklaması halen kulaklarımdadır.

İstanbul, 27 Aralık 2010