PORTEKİZ SEYAHATİM (7)

Portekiz’e geldiğimiz ilk dakikalardan itibaren işittiğimiz ve insanı etkileyen FADO müziğini (Fado Latince bir kelime olup “kader” anlamına gelmektedir) canlı olarak Porto’daki son akşamımızda dinleme imkânı bulduk.

Riberia bölgesinin balkonları çiçeklerle süslenmiş evlerin bulunduğu dar sokaklarından yukarı doğru tırmanarak Porto’nun en tanınmış “fado”nun icra edildiği lokantalarından “O FADO”ya gittik.

Her ne kadar FADO, Portekiz’in başşehri Lizbon ve Coimbra kentlerinden doğmuşsa da, Porto’da bu güzel restoranda da, özellikle yabancılara yönelik güzel bir gösteri olarak sunuluyor.

Bu melankolik ve hüzünlü müzik, fotoğrafta görüldüğü gibi, geleneksel  olarak bir kadın şarkıcı tarafından gitar eşliğinde mikrofonsuz (çıplak sesle) söyleniyor. Kökleri tarihin derinliklerine bu müziğin Moor’ların (Arap + Berber) ve Afrikalıların etkisiyle oluştuğu ve günümüze kadar geldiği bilinmektedir. Bu müzik aynı zamanda uzak denizlere açılan gemicilerin arkalarında bıraktıkları eşleri ve sevgililerinin ayrılık acılarını ve özlemlerini anlatmaktadır.

Bu restoranda, biri orijinal Portekiz gitarı olmak üzere iki gitar eşliğinde tanınmış bir bayan sanatçı tarafından sunulan FADO müziği bizi ve orada bulunan turistleri çok etkiledi. Her ne kadar, sözlerini anlamak imkanımız olmamasına rağmen biz de hüzünlendik. Bunu fark eden sanatçı, söylediği neşeli ve hareketli parçalarla bizleri bu hüzünlü ortamdan çıkarmayı başardı. Gecenin devamında biri erkek diğeri bayan iki genç şarkıcı, programın daha da zenginleşmesini sağladılar.

Ertesi sabah Lizbon’a dönmek üzere şehrin Doğu Yakasında yer alan merkez istasyonu Campanhana’ya gitmek için şehrin içinde bulunan “Sao Bento” istasyonuna yürüdük.

1900 yılında inşaatına başlanan bu istasyonda bizim en fazla dikkatimizi çeken, ana girişteki duvarlarda bulunan muhteşem mavi-beyaz renkli çini işlemeleri oldu. Bu istasyonda çekilmiş fotoğrafım görülmektedir.

Bu duvarlarda Porto ve Portekiz’in farklı dönemlere ait tasvirleri yer almaktadır. Bu tip mavi-beyaz renkli ve bünyesinde değişik konuları resmeden çinilere “Sao Pedro de Miragia Kilisesi”, “Do Cormo Kilisesi”, “Sao Lidefonso Kilisesi” ve “Sao Bento Kilisesi”nde rastladık.

Merkezi istasyonda bir saate yakın bekledik. Bu esnada bizi çok olumlu etkileyen ve buraya gelmekle doğru bir seçim yaptığımızı düşündüren, Porto’ya tekrar tepeden bakmamız oldu.

Bu kısa yazımızda, gezdiğimiz fakat sizlere anlatma imkanı bulamadığımız Porto Üniversitesi, Bolsa Sarayı, Casa de Musica (Kültür ve Konser Merkezi), Kristal Sarayı ve Parkı, Serralves Müzesi ve Parkı, Soares Dos Reis Müzesi’ni görülmeye değer yerler arasında sayabilirim.

Antalya, 21 Haziran 2011