YEŞİLLİKLER İÇİNDE ÇAĞLARCA DA BİR GÜN !

Ülkemiz de tatil denince ilk akla gelen deniz kenarı oluyor. Türkiye’de kim tatilini nerede geçiriyor diye internette arama yaptım. Ama bir bilgiye rastlamadım.

Genellikle tatil dönemlerinde Ege ve Akdeniz kıyılarına yoğun bir ilgi gösterilmektedir ve buralarda turizm gelişmiş bulunmaktadır. Buna karşılık ormanlık alanlarda ve doğa harikası yeşil alanlarda tatil yapanların sayısı çok düşüktür.

Avrupalıların ve Amerikalıların önemli bir kısmı deniz kıyısına gitmek yerine ormanlık alanlarda ve doğa harikası yeşil alanlarda tatil yapmayı tercih etmektedirler.Buralarda tatil yaparken yürüyüş ve tırmanma gibi sporlara ağırlık vermektedirler.

İki aya yakın Bodrum ve Antalya’da tatil yaptım. Bu sürede yüzme ve biraz da site içinde yürüme imkanını buldum. Sitelerimizde sonradan dikilen ağaçlardan başka ağaç ve yeşillikler dışında bir yerde dolaşma imkanım olmadı.Dağlarda ve ormanlarda yürüyemedim. Böyle yürüyüş yollarının olmaması kadar bunda tembelliğimin de rolü olduğu kadar güvenlik hususu da rol oynadı.

Antalya’da Eylül ayında geçirdiğim onbeş günlük tatil esnasında bir Cumartesi günümü baldızım, bacanağım ve torunları Doruk ile birlikte Çağlarca köyündeki bağ evinde geçirdim.

Çağlarca Antalya’ya 30 km mesafede olup dağlık bir bölgede yer almaktadır. Denizden yüksekliği 700-950 metre arasında yer almaktadır. Antalya’dan gelen yolun devamında kış ikliminin hüküm sürdüğü Saklıkent’e gidilmektedir.Dağlar genellikle ormanlarla kaplı olup bakıldığında İsviçre görünümündedir. Köy ormanın içinde yer almaktadır.

Her Antalya’ya gelişimde Çağlarca’ya gidelim davetini aldığımda çok seviniyorum. Antalya sıcaktan kavrulurken Çağlarca serinliği ve püfür püfür esen rüzgarı ile insanı dinlendiriyor. Buraya her gelişimde kendimi hem Alp dağlarında hem de Çorum Ilıca’daki bağımızda hissediyorum. Almanya’daki talebeliğim döneminde Bavyera’da bulunduğum zamanlarda bir kaç defa Alp Dağları’na gitmiştim. Bağ evinin balkonunda çektirdiğim fotoğrafta orman ve dağlar görülmektedir. Bu balkonda otururken nasıl huzur içinde olduğumu tahmin edemezsiniz.

Bağdaki zamanımızın çoğunu meyve toplamakla geçirdim.

Neler mi topladık?

Üzüm, nar ve kızılcık topladık.

Çorum’da kızılcık’a zuval denildiğini hatırlıyorum. Çocukluğumda daha sonra sattığımız İçeridere’deki bağımıza gider ve zuval toplardık. Tadını çok sevdiğim topladığım bu meyveden Antalya’da bulunduğun sürede bol bol yedim. Üzüm toplarken bacanağım ve torunu ile birlikte çekilen fotoğraf bana Çorum’daki bağlarımızı ve bağ bozumunu hatırlattı.

Bacanağım otları çapalarken Doruk ile ben de taşları topladık. Yeni oluşturulan çiçek bahçesinin etrafına bu taşlarla bir hudut yaptık. Ben yorulmama rağmen Doruk hiç yorulmadı. Doruk, sekiz yaşında olmasına rağmen çok akıllı ve ne istediğini bilen bir çocuk. Yaz tatillerimde onunla sık birlikte oluyoruz, yüzüyoruz ve yürüyoruz. Uzun konuşma fırsatımız oluyor. Benim ona anlattıklarımdan çok onun televizyonlarda izlediği bilim kurgu filmlerine dayanarak bana anlattıkları daha çekici ve enteresan.

Bizlerle birlikte meyve toplayan ve eşi ile bahçede çalışan baldızım, akşam karanlığında geri dönünceye kadar topladığı sebzelerle yaptığı ve  ismini şu anda hatırlamadığım iki yöresel yemeklerle bizleri çok güzel ağırladı.