BREZİLYA – ARJANTİN SEYAHATİM (1)

Bu yazı serisi ile, sizleri 15 gün sürecek Güney Amerika gezim hakkında bilgilendireceğim.

Bu gezi benim ve eşimin hiç aklımızda yoktu. Çünki, buralar bizim için çok, hem de çok uzak yerlerdi.  Daha önce buraları görmüş olan oğlumun geçen senenin son günlerinde; “Baba benim Türk Hava Yolları’ndaki fazla uçuşlarımdan dolayı sizi Brezilya’ya gönderebilecek bilet hakkım var” açıklaması, bu seyahatimizin gerçekleşmesine vesile oldu.

O zamanlar THY yalnız Brezilya’nın Sao-Paulo kentine uçuyordu. Oğlum, ¨ Eğer THY’nin Buenos Aires (Arjantin) hattı açılırsa, Sao Paulo’dan oraya mahalli bir hava yolu uçar, bu güzel sehri de görür ve oradan THY ile dönersiniz” dedi.Uzun bir süre bu hattın açılmasını bekledik. Ama açılmadı. Bunun üzerine yaz aylarında Sao-Paulo’dan sonra ziyaret edeceğimiz Rio de Janerio’dan Buenos Aires’e ve oradan THY ile Türkiye’ye geri dönmek üzere Sao-Paulo’ya, mahalli TAM Hava Yolları’ndan bilet aldık. Bu arada geçen hafta, 11 Aralık tarihinden itibaren THY Buenos Aires hattını da açtı.

Dün İstanbul’dan buraya 13 saat uçtuk. İstanbul ile Sao-Paulo’nun arası yaklaşık 11 bin kilometre. Uçağımız THY’nin en büyük uçaklarından Boing 737 tipi olup kapasitesi 330 kişilik idi.

İstanbul’dan başlayan yolculuğumuz, Akdeniz,Tunus, Cezayir, Mali ve Dakar üzerinden Atlantik Okyanusu’nu geçerek Güney Amerika’da tamamlandı. Okyanus üzerine geldiğimizde ve Okyanus’tan karaya geçerken oldukça şiddetli bir şekilde sallandık.

Bu uzun yolculuk anında neler düşünmedim… Bunların bir kısmını sizlerle paylaşmayı isterim;

– Bugün Portekizce konuşulan Brezilya’yı, Portekizler, İspanyolca konuşulan Arjantin’i ise İspanyollar 16’ncı yüzyılda almışlar ve buralardan 19’uncu yüzyılda ayrılmışlar. Bu sürede yerli halkı nerede ise yok etmişler. Aynı şekilde dinlerinin ve dillerinin izlerini silmişler. Osmanlılar da aynı süre Avrupa, Asya ve Afrika’da kalmışlar. Kimsenin dinine ve diline dokunmamışlar. Hal böyle iken, bugün Avrupalılar, geçmişte yaptıklarını unutarak ve dikkate almadan, bizi barbar diye tanımlıyorlar…Bu büyük haksızlığa isyan etmemek elde değil… Onların 20. ve 21. yüzyılda yaptıklarını, yakin tarih olduğu için sizler de benim kadar biliyorsunuz…

– Teknik bakımdan bir harika olduğu bilinen Boing 737’de uçarken, bir zamanlar (1926’dan itibaren) bizim de uçak yaptığımızı ve hatta Danimarka’ya sattığımızı düşündüm. Ve yazık ki daha da geliştirilebilecek uçak sanayimiz 1950’li yıllarda kapatılmış. Ne demeliyiz…

– Ben ilk defa 1973 yılında Avrupa’ya uçmuştum. O tarihlerde THY çok az yere uçuyordu… Bugün 100’den fazla ülkeye uçuyor ve Avrupa’nın üçüncü büyük havayolları oldu… Sevinmeliyiz ve gurur duymalıyız.

– Tunus’tan Dakar’a kadar birkaç saat uçtuk. Pencereden bakıldığında nerede ise hiçbir yeşillik görülmüyordu… Afrika’nın büyük bir kısmı çöl olmuş. Böyle devam ederse dünya daha ısınacak ve bundan Türkiye de etkilenecek. 2050’ye geldiğimizde Antalya’nın iklimi Kahire’ninkine; İstanbul’unki de Antalya’nınkine benzeyecek. Dünyayı bu arzulanmayan durumdan kim koruyacak? Bizlere düşen bir görev yok mu?

Evet, Güney Amerika’nın yeşil kıyıları görüldüğünde, sizlerle paylaşacağım gezimi düşünmeye başladım. Rahat bir şekilde Sao- Paulo Havaalanına indik. Dünden beri, bu maili bilgisayarlarından yazdığım Gran Corona otelinde kalıyoruz.

Sizleri Güney Amerika’dan selamlıyorum.

Zaman ve bilgisayar bulabilirsem yazılarıma devam edeceğim.

Sao-Paulo/ Brezilya, 26 Kasım 2012