BREZİLYA – ARJANTİN GEZİLERİM (10)

RİO DE JANERIO (Cinecilande meydanı- Cafe Colombo)

Burada ilk günümüzde yürüyerek şehir turumuza devam ettik ve çok ilginç mimarisi ile dikkat çeken dini bir yapı olan Catedral Metropolitana’ya geldik. Maya kültürüne ait yapıları andıran ve dıştan tepesi kesik bir koni gibi yapılmış, 1964’de açılmış,içi tepeye kadar binlerce renkli parçadan oluşan vitrayları ile bu kilise gerçekten çok görkemli idi. Bu kilisenin dıştan görünümü aşağıda fotoğrafta görülmektedir.

Papa Güney Amerika gezisinde burayı ziyaret etmiş, kapasitesi 20.000 kişilik olan bu kiliseyi gezdikten sonra çok sayıda kiliseyi dıştan izleyerek şehrin kalbi sayılan Cinecilande meydanına geldik.

Bu meydanın adı Praça Marechal Floriano Peixoto olmasına rağmen 1920 yıllarda burada çok sayıda sinema açılmış olduğu için sinema ülkesi anlamına gelen Cinecilande ismi halk arasında daha çok benimsenmiş.

Cinecilande meydanı, Teatro Municipal (şehir tiyatrosu), Museu National de Belles Artes (güzel sanatlar müzesi), Milli Kütüphane ,Kültür Sarayı, Hükümet binası gibi çok görkemli taş yapılarla süslenmiş. Bu bölge New York’taki Times Square gibi tanımlanıyor. Bu bölgeyi Belediye Başkanı Paris’e olan sevgisi nedeni ile Paris havasında geliştirmiş.1900’lerden biraz önce inşa edilmiş. Bölgede çok geniş ve ağaçlıklı, heykellerle süslü ağaçların bulunduğu dinlenme yerleri var.

Tiyatro binası yaldızlı süsleri ve kubbeleri ile çok dikkati çeken bir yapı. Tiyatro binası görünüm bakımından Paris’te bulunan Garnier Opera binasına benziyor. Tiyatro binasının dıştan bir fotoğrafını sizler için çektik.

Bu meydana bakan önemli bir diğer yapı da Palacio Pedro Ernesto (Hükümet binası) olup neo klasik tarzda 1923 yılında inşa edilmiştir. Bu beyaz binanın önünde eşimle birlikte bir fotoğraf çektirdik. Bu binanın yanında 1921 yılında kurulan nir klüp binası Amerelinho bulunmaktadır. Burası turistlerin de dinlenmek ve meydanı izlemek için tercih ettikleri bir yerdir.

Tüm gezilerimizde yaptığımız gibi bu bölgede bulunan şehrin en tanınmış  kahvesi Cafe Colombo’ya gittik. Her zaman kalabalık olan bu kahvede çok kısa bir süre sıra bekledikten sonra yer bulabildik.  Pek çok pasta kurabiye çeşidi yanında, iki katlı olan bu binanın üst katında lokantası olduğunu öğrendik. Oraya da çok eski metal kafesli bir asansör ile çıkılıyordu. Binanın içi çok büyük boyutlarda aynalar, kristal avizeler, tepede vantilatörler, ağaç işlemeli sütunlar ile geçmiş yüzyıldan kaldığını hissettiriyordu. Geçmişte kahve baronları, politikacılar, yazar çizerlerin buluşma yeri imiş. Şimdi  de yerli yabancı kalabalıklar ile dolup taşıyordu. Burada etrafı gözlemleyerek bir süre dinlendik.

İstanbul, 10 Mart 2013