TÜRKİYE’DE ÇEVRE KORUMA VE ÇEVRE MÜHENDİSLİĞİNİN TARİHSEL GELİŞİMİ – İSTANBUL ÖRNEĞİ

31 Ekim 2013 tarihinde yapılan Erzurum Çevre Konferansı için Ahmet Samsunlu tarafından yapılan sunumdur

Not: Figürlerin, Tabloların ve Formüllerin daha yüksek çözünürlüklü görüntüleri için görsele sağ tıklayıp “resmi yeni sekmede aç” seçeneğini seçiniz

•••••••••••••••••••••••••••••••••••••••   Yansı 1   •••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••

ATATÜRK BARAJI

2.400 MW gücü ile yıllık 8.900 GWh elektrik üretimi kapasitesine sahip.

•••••••••••••••••••••••••••••••••••••••   Yansı 2   •••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••

•••••••••••••••••••••••••••••••••••••••   Yansı 3   •••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••

TEZ KONULARIM

•Dolu Savakların Yüzeysel Suların Kirlenmesine Etkisi (Doktora Tezi)

•Tekstil Fabrikaları Sularının Biyolojik Olarak Arıtımı ve Kinetiği (Doçentlik Tezi)

•Endüstriyel Suların Arıtılabilirliğinin Bakterilerinin Solunum Aktivite Ölçümleri İle Belirlenmesi (Profesörlük Tezi)

•••••••••••••••••••••••••••••••••••••••   Yansı 4   •••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••

•••••••••••••••••••••••••••••••••••••••   Yansı 5   •••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••

•••••••••••••••••••••••••••••••••••••••   Yansı 6   •••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••

•••••••••••••••••••••••••••••••••••••••   Yansı 7   •••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••

ÇEVRE SORUNLARI

Kaynakları giderek azalan ve sürekli artan çevre kirliliği sonucu giderek yok olma sürecine giren dünyamızın ortak bir çevre anlayışı içinde ve sürdürülebilir yaşam çerçevesinde korunması gerekmektedir.

Bugün dünyamızda çevrenin korunabilmesi için Rio’da 1992 yılında kararlaştırılmış bulunan “Sürdürülebilir Kalkınma Prensibi”ne uyulmaya gayret edilmektedir.

Genel olarak sürdürülebilirlik; kaynakların uzun süreli kullanımına imkan sağlayan ve giderek artan dünya nüfusunun fazlalaşan ihtiyaçlarını sosyal, ekonomik, ekolojik, coğrafi ve kültürel açıdan  dikkate alan bir kavramdır.

Sürdürülebilir kalkınmayı etkileyen hatta engelleyen konuların başında hızlı nüfus artışı gelmektedir.

•••••••••••••••••••••••••••••••••••••••   Yansı 8   •••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••

Çevre, insan ve canlıların yaşam boyunca ilişkilerini sürdürdüğü dış ortam olarak tariflenebilir. Doğada canlıların kendi aralarında ve fiziksel çevreleriyle ilişkileri sağlıklı bir gelişmeye izin veriyorsa, doğal denge sağlanmış demektir. Aksine bir durum, dengenin bozulduğunu göstermektedir.

 Doğal denge pek çok unsurun uyumlu yaşamasıyla oluşan bir zincire benzetilebilir. Bu zinciri oluşturan canlı ve cansız varlıklardan bir halkanın bozulması, doğal(ekolojik) dengeyi olumsuz yönde etkiler. İşte içinde bulunduğumuz yüzyılda insan eliyle yapılan bu faaliyetler bu dengeyi bozmaya, halkaları koparmaya başlamıştır.

 20. yüzyılda hızla artan nüfus, göç ve kentleşme beraberinde ekolojini bozulmasına ve çevre sorunlarının ortaya çıkmasına neden olmuştur. Çevre sorunları, sürdürülebilir gelişiminin engellenmesine, çevrenin bozulmasına, yaşam kalitesinin düşmesine ve diğer birçok problemlerin doğmasına sebep olmaktadır.

•••••••••••••••••••••••••••••••••••••••   Yansı 9   •••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••

Genelde nüfus yığılmaları şeklinde meydana gelen kentleşme olayı aşağıda belirtilen bir çok sorunu da beraberinde getirmektedir. Sağlıklı bir kentleşmenin sağlanabilmesi için bir an önce çözümlenmesi gereken önemli sorunlar aşağıda verilmiştir;

Ø Nüfus artışı

Ø İstihdam sorunu

Ø Altyapı sorunu

Ø Ulaşım sorunu

Ø Konut sorunu

Ø İmar planlarının hazırlanması

Ø Arsa temini

Ø Teşkilatlanma sorunu

Ø Hukuki düzenlemeler ve

Ø Çevre sorunları

•••••••••••••••••••••••••••••••••••••••   Yansı 10   •••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••

 Dünyada çevre kirliliği ve tahribatı artan bir şekilde devam etmektedir. Bu kirlilik ve tahribatın boyutları aşağıda özetlenmiştir:

 Erozyon nedeniyle her saniye 1000 ton toprak kaybedilmektedir.

 Her saniye 3000 m2 orman kaybedilmektedir.

 Her saniye 1000 m2 çöl oluşmaktadır.

 Her saniye 1000 ton atık üretilmektedir.

 Dünya üzerindeki bitki ve hayvan türlerinden günde üç canlı türü yok olmaktadır.

 Yapılan araştırmalara göre yeryüzünde yaşayan her 3 kuş türünden 2’sinin nüfusu hızla azalmakta ve tüm kuş türlerinin yüzde 11’i de yok olma tehditi altındadır.

 Halen gelişmekte olan ülkelerde 1 milyar insan temiz içme suyuna sahip değildir. Özellikle hızla büyüyen kentlerde yaşayanlar dahil olmak üzere    1,7 milyar insanın atıksuları hiçbir işlem görmeden doğaya atılmaktadır.

•••••••••••••••••••••••••••••••••••••••   Yansı 11   •••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••

 Dünya üzerinde 1 milyarın üzerinde insan, sağlıklı ve güvenilir şartlarda su ihtiyacını karşılayamamaktadır. 2 milyardan fazla insanın da su yetersizliği sebebiyle asgari düzeyde bile olsa temizlik şartlarına sahip bulunmadığı Dünya Sağlık Teşkilatı tarafından belirtilmektedir.

 Su kirliliği, bulaşıcı hastalıkların görülmesi ve yayılması ile yakın bir bağlantı içindedir. Gelişmekte olan ülkelerde her gün 25 bin insan kirli içme sularındaki patojenler ve kirlilik yüzünden tifo, dizanteri, koleri gibi hastalıklardan ölmektedir.

 Yalnızca bebek bezleri için her yıl 1 milyon ağaç kesiliyor.Gelişmiş ülkelerde bir bebek iki yaşına gelene kadar 20 yetişkin ağacı tüketiyor.

 Senede 9 bin uçak, ya da helikopter yapacak kadar alüminyum kutu çöpe atılıyor. Ve her alüminyum kutuyu yapmak için harcanan enerji, bir televizyonu üç saat çalıştıracak kadar.

 Bir pilin yapımı için harcanan enerji, aynı pilin ürettiği enerjinin 50 katı.

•••••••••••••••••••••••••••••••••••••••   Yansı 12   •••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••

ÖNEMLİ ÇEVRE SORUNLARI

 Su

 Hava

 Toprak

 Katı atık

 Tehlikeli atık

 Gürültü

 Yeşil alan

 Enerji

 Tarihi miras  ve diğerleri

•••••••••••••••••••••••••••••••••••••••   Yansı 13   •••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••

•••••••••••••••••••••••••••••••••••••••   Yansı 14   •••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••

•••••••••••••••••••••••••••••••••••••••   Yansı 15   •••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••

 1952 yılında Londra’da 4.000 kişinin hava kirliliği nedeniyle ölmesi dünyanın çevre konusundaki en önemli olayı olarak değerlendirilebilir.

 Çevre sorunlarına çözüm bulmak için ilk defa Birleşmiş Milletlerce 1972 yılında Stockholm’de ve 1992 yılında Rio De Janerio’da Dünya Çevre Konferansları yapılmıştır.

•••••••••••••••••••••••••••••••••••••••   Yansı 16   •••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••

 Rio Konferansında ele alınan en önemli konulardan biriside  su kaynaklarının korunmasını içermektedir.

 Birleşmiş Milletlerin 2015 yılına kadar gerçekleştirmeyi planladığı Milenyum hedefleri arasında insanlara yeteri kadar su temini ve hıfzıssıhha (sanitasyon) hizmetlerinin sunumu bulunmaktadır.

 İstanbul’da Mart 2009 tarihinde gerçekleştirilen 5.Dünya Su Forumunda da açıklandığı gibi dünyada 1 milyar’ın üzerinde bir nüfus yeterli içmesuyuna, 2,7 milyar nüfus  ise yeterli hıfzıssıhha (sanitasyon) hizmetine sahip değildir.

•••••••••••••••••••••••••••••••••••••••   Yansı 17   •••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••

 1950 yılında su kıtlığı çeken ülke sayısı 12 iken 1990 yılında bu sayı 26 ya çıkmıştır. 2050 yılında bu sayının 65’e ve etkilenecek nüfusun 7 milyar civarında olacağı öngörülmektedir.

 BM 22 Mart Dünya Su Günü (2005) dolayısıyla yaptığı açıklamada kirli suya bağlı sebeplerden dolayı Dünya’da her gün 4 bin çocuğun (15 saniyede 1 çocuğun) öldüğü ve 400 milyon çocuğun da hayatta kalabilmek için ihtiyaç duydukları asgari temiz su imkanından yoksun oldukları belirtilmiştir.

•••••••••••••••••••••••••••••••••••••••   Yansı 18   •••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••

Avrasya’da da yanlış su yönetiminin yarattığı sorunlardan birkaç örneği dikkatinize sunmayı istiyorum

•••••••••••••••••••••••••••••••••••••••   Yansı 19   •••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••

NÜFUS ARTIŞI

•••••••••••••••••••••••••••••••••••••••   Yansı 20   •••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••

DÜNYA NÜFUSUNUN 1 MİLYAR ARTMASI İÇİN GEÇMESİ GEREKEN ZAMAN

Nüfus artışının hızlı olmadığı dönemde Dünya’da çevre sorunlarına ve göçe pek rastlanılmamaktadır. 20. yy’ın ortalarında artan nüfus dünyada çevre sorunlarının artan bir şekilde ortaya çıkmasına neden olmuştur. Buna örnek olarak Ren nehrinin kirlenmesi, Haliç’in ve Marmara’nın kirlenmesi,1952’de Londra’da ki hava kirliliği verilebilir.

•••••••••••••••••••••••••••••••••••••••   Yansı 21   •••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••

ÇEVRE MÜHENDİSLİĞİNİN GELİŞİMİ

Başlangıçta gelişmiş memleketlerde olduğu gibi ülkemizde de içme suyu temini ve kullanılmış suların uzaklaştırılmasına önem verildiğinden çevre mühendisliğinin bu konularına inşaat fakültelerinin su kürsüleri sahip çıkmış ve çözüm getirmiştir.

Amerika’da ise çevre mühendisliği konularına yaklaşım ise genelde inşaat mühendisliği nadiren kimya mühendisliği disiplini içinde olmuştur.Bu dönemde ABD’de sağlık mühendisliği (sanitary engineer) eğitimi veren çok az sayıda bölüm olduğu izlenmiştir.

Bugün ise ülkemizde,Almanya’da ve Amerika’da çevre mühendisliği bölümleri çoğunlukla müstakil bölümler halinde hizmet vermektedir.

•••••••••••••••••••••••••••••••••••••••   Yansı 22   •••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••

1970’li YILLARA KADAR DURUM

Türkiye’de Çevre mühendisliği bölümleri bulunmamaktadır.

İTÜ İnşaat Fakültesi bünyesinde  ve benzeri bölümlerde su ve kanalizasyon dersleri okutulmaktadır. ODTÜ’de aynı konulara ağırlık verildiği gibi bazı çevre konuları da ders programında yer almaktadır.

İller Bankası’nda belirtilen tüm görevlerin inşaat mühendislerince üstlenildiği görülmektedir.

Sağlık Bakanlığı bünyesinde ABD’de eğitim görmüş az sayıda sağlık mühendisi çalışmaktadır.

TÜBİTAK’ın yurtdışı kuruluşlarla işbirliği yaparak Ankara’nın hava kirliliği sorununa eğildiği görülmektedir.

İTÜ tarafından Haliç’in kirliliğinin etüt edilmesine başlanılmıştır.

•••••••••••••••••••••••••••••••••••••••   Yansı 23   •••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••

1970-1980 ARASINDAKİ DURUM

Stockholm Kongresi takiben ülkemizde de çevre konularına önem verilmeye başlanmıştır.

Türkiye ile UNEP arasında ‘Türkiye’de Çevre Mühendisliği Eğitiminin Geliştirilmesi Projesi’ imzalanmıştır.

Bu proje kapsamında ODTÜ ve İTÜ’de önemli gelişmeler olmuş,çevre mühendisliği alanında yüksek lisans eğitimine başlanılmış,mevcut laboratuarların geliştirilmesi ve donatılması için maddi imkanlar yanında öğretim elemanlarının yurtdışına bilgi ve görgülerini artırmak üzere gönderilmesi sağlanmıştır.

Bu projeden faydalanmak isteyen Ege ve Boğaziçi Üniversiteleri ,UNEP ve hükümetimiz nezdinde girişimde bulunmuşlar ve proje içine alınmışlardır.Böylece bu iki üniversitede de çevre yüksek lisans programları açılmıştır.

1975 yılında Ege Üniversitesi Mühendislik Fakültesi bünyesinde çevre mühendisliği bölümü kurulmuş ve lisans eğitimine başlanılmıştır. İTÜ ve ODTÜ bünyesinde de çevre mühendisliği bölümleri 1978 yılında kurulmuş ve lisans eğitimine başlanılmıştır.Boğaziçi Üniversitesi ise bölüm açmayı tercih etmeyerek yalnız yüksek lisans eğitimi veren Çevre Bilimleri Enstitüsü’nü 1980 yılında kurmuştur.

•••••••••••••••••••••••••••••••••••••••   Yansı 24   •••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••

ÇEVRE MÜHENDİSLİĞİ KONUSUNDA ÇALIŞANLAR

İTÜ Çevre Müh. Böl:

     Prof. Dr. Nevzat KOR,Prof. Dr. Yılmaz MUSLU,Doç. Dr. Hasan Zuhuri SARIKAYA, Doç .Dr. Derin ORHON, Doç. Dr. Halit GÖKNİL,      Doç. Dr. Mehmet KARPUZCU

ODTÜ Çevre Müh. Böl:

   Prof. Dr. S.ARCEIVELA,Dr. Erol ULUĞ, Dr. Adnan GÜR, Dr. Gülerman SÜRÜCÜ,Dr. Mete ENUYSAL,Dr. Semra SİBER

Ege Üniversitesi Çevre Müh. Böl:

    Doç. Dr. Ahmet SAMSUNLU, Doç. Dr. Orhan USLU, Doç. Dr. Turgut ARISOY

Boğaziçi Üniversitesi Çevre Müh. Böl:

    Doç. Dr.Kriton Curi

İller Bankası:

     Münir ALPSOYLU,Mehmet USLU, Emcet  ÖY, Reşit YALVAÇ

Sağlık Bakanlığı :

      Tokan ENGİN, Ali BAŞARAN

•••••••••••••••••••••••••••••••••••••••   Yansı 25   •••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••

İmar ve İskan Bakanlığı bünyesinde 1973 yılında Çevre Koordinasyon Kurulu kurulmuştur.

TÜBİTAK bünyesinde Çevre Araştırma Grubu kurulmuştur.

1978 yılında Başbakanlığa bağlı bir devlet bakanının sorumluluğunda Çevre Müsteşarlığı kurulmuştur.

1978 yılında Çevre Mühendisliği Bilimleri Derneği Ankara’da kurulmuştur.

Ocak 1979’da Ankara’da 1.Ulusal Çevre Mühendisliği Bilimleri Sempozyumu yapılmıştır.Bu toplantıya 43 tebliğ sunulmuş ve basılmıştır.Yurtdışında yaşayan Prof. Dr. Oktay TABASARAN ve

     Dr. Mesut SEZGİN de katılmışlardır.

Boğaziçi Üniversitesi tarafından Çevre Haberleri adında bir dergi çıkarılmaya başlanılmıştır.

Türk Su Milli Komitesi kurulmuş ve başkanlığına Prof. Dr. Nevzat KOR getirilmiştir.

Ege-Stuttgart Üniversiteleri arasında iki yılda bir değişimli olmak üzere Türk-Alman Çevre Mühendisliği Semineri başlatılmış ve ilki 1975 yılında İzmir’de yapılmıştır.

•••••••••••••••••••••••••••••••••••••••   Yansı 26   •••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••

1980-1990 ARASINDAKİ DURUM

Samsun’da Çevre Mühendisliği Bölümü 1980 yılında Fen-Edebiyat Fakültesi bünyesinde kurulmuştur .1982 yılında lisans eğitimine başlanmıştır.1993 yılında Mühendislik Fakültesi’nin kurulması ile Çevre Mühendisliği Bölümü Mühendislik Fakültesi’ne bağlanmıştır.

Cumhuriyet ve Yıldız Üniversitelerinde de çevre mühendisliği eğitimi başlatılmıştır.

1981 yılında özel bir kanunla İSKİ kurulmuştur.

1982 Anayasa’sında çevre ile ilgili 56.Madde yer almıştır.

1983 yılında Çevre Kanunu çıkartılmıştır.

1988 yılında iki yılda bir İTÜ tarafından yapılan Endüstriyel Kirlenme Sempozyumu başlatılmıştır.

1989’da Özel Çevre Koruma Başkanlığı kurulmuştur.

Türk Milli Komitelerinden Su Kirlenmesi Araştırmaları ve Kontrolü,İTÜ, Katı Atık Boğaziçi Üniversitesi,Hava Kirliliği Dokuz Eylül Üniversiteleri bünyesinde oluşturulmuştur.

Haliç Projesi,İzmir Büyük Kanal Projesi,İzmir Katı Atık Projesi gibi uygulama projeleri başlatılmıştır.

Su Kirliliği, Hava Kirliliği ve Gürültü Kontrolü Yönetmelikleri çıkarılmıştır.

•••••••••••••••••••••••••••••••••••••••   Yansı 27   •••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••

1990’DAN BUGÜNE KADAR

1991 yılında Çevre Bakanlığı kurulmuştur.

DPT bünyesinde Çevre Dairesi oluşturulmuştur.

1992 yılında Çevre Mühendisleri Odası kurulmuştur.

Rio Konferansı’na hükümeti temsilen Başbakan ve Çevre Bakanı katılmıştır.

Çevre Mühendisliği konusunda çalışan çok sayıda mühendislik bürosu kurulmuş ve bunlardan belli kapasite ve büyüklüğe sahip olanlar Çevre Teknolojileri Uygulayıcıları Derneği’ni kurmuşlardır.

Çevre Şuraları yapılmıştır.

Çeşitli üniversitelerde ve dışında dergiler yayın hayatına girmiştir.

Parti programlarında çevre konularına yer verilmeye başlanmıştır.

Ataköy arıtma tesisinin 1996’ da yeniden devreye alınması.

1998 Yılında Ulusal çevre eylem planı hazırlanmıştır.

•••••••••••••••••••••••••••••••••••••••   Yansı 28   •••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••

2000’DEN BUGÜNE KADAR

2002’de Çevre ve Orman Bakanlığı oluşturulmuştur.

Avrupa Birliği adaylık görüşmeleri çerçevesinde çevre faslı açılmıştır. Bu kapsamda çok sayıda kanun ve yönetmelik değişiklikleri yapılmıştır.

İçmesuyu, kanalizasyon, arıtma ve katı atık tesislerinin yapımına ağırlık verilmiştir.

Ülke çevre düzeni planının hazırlanması hızlandırılmıştır.

 Kyoto Protokolüne taraf olunmuştur.

2011 Yılında çevre konularında etkin olan iki Bakanlık oluşturulmuştur. Bunlar Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile Orman ve Su İşleri Bakanlığıdır.

İstanbul ve diğer Büyükşehirlerimizde yüksek kapasiteli atıksu arıtma (Ataköy ve Ambarlı gibi İleri Biyolojik Atıksu Arıtma Tesisleri), İçmesuyu Tesisleri (Melen Projesi)

•••••••••••••••••••••••••••••••••••••••   Yansı 29   •••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••

ÇEVRE MÜHENDİSLİĞİ İLE İLGİLİ BİLGİLER

1970’li yıllarda Çevre Mühendisliği eğitiminin başlamasında bölüm kurucularının ve mevcut öğretim üyelerinin çoğunun inşaat mühendisi olması yanında öğretim üyesi teminindeki güçlük nedeniyle ilgili eğitimin inşaat mühendisliğine bağlı olarak geliştiğini ve mezunlara iş bulunabilmesini temin nedeniyle hazırlanan programlarda derslerin inşaat ağırlıklı olduğu dikkati çekmektedir.

Bu nedenle çevre mühendisliği bölümü mezunları o dönemde İnşaat Mühendisleri Odası’na kaydedilmişler ve kendilerine inşaat mühendislerine tanınan haklar ve imza yetkisi verilmiştir.

Hızlı bir şekilde kurulan yeni üniversitelerde yeterli sayıda öğretim elemanı temin edilememesi nedeniyle inşaatla ilgili derslerin birçoğu kaldırılmış,çevre mühendisliği ile doğrudan ilişkisi olmayan bazı derslere yer verilmiştir.

Bu nedenle İnşaat Mühendisleri Odası ,1983 yılından itibaren çevre mühendislerine tanıdığı inşaat mühendisi gibi imza atma yetkisini kaldırılmıştır.

•••••••••••••••••••••••••••••••••••••••   Yansı 30   •••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••

ÇEVRE MÜHENDİSLERİNİN ÇALIŞMA ALANLARI

    İçme suyu temini,su kaynaklarının kirlenmeye karşı korunması,iletimi ve arıtma tesislerinin projelendirilmesi ve inşaatı

İçme suyu,kanalizasyon,yağmur suyu şebekesi projelendirilmesi ve inşaatı

Evsel ve endüstriyel atıksu arıtma tesislerinin sistem seçimi,projelendirilmesi,inşaatı ve işletilmesi

Arıtılmış atık suların alıcı ortamlara deşarj edilmesi,modelleme ve olası etkilerin araştırılması

Sanayi kullanım sularının hazırlanmasına yönelik projelendirme hizmetleri

Sanayi ve altyapı yatırımları için Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) raporunun hazırlanması

•••••••••••••••••••••••••••••••••••••••   Yansı 31   •••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••

Risk analizi ve değerlendirilmesi

Katı atıkların toplama, taşıma, depolama, yeniden-kazanım ve bertaraf işlemlerinin yapılmasına yönelik mühendislik hizmetleri

Tehlikeli ve zararlı atıkların uzaklaştırılması ve giderimine yönelik çalışmalar

Hava kirliliğinin kontrolüne yönelik, hava emisyonları ve kalitesine ait ölçümlerin değerlendirilmesi, hava kirleticilerin dağılım modellemesi ve değerlendirmesi

Çevre yönetimi ve planlaması

Çevre kimyası ve çevre mikrobiyolojisi analizlerinin değerlendirmesi

Toprak ve yer altı kaynaklarının kirliliğe karşı korunması ve modellemesi

Gürültü kontrolü

•••••••••••••••••••••••••••••••••••••••   Yansı 32   •••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••

Bugün ülkemizde 40’a yakın çevre mühendisliği bölümü bulunmakta ve ders programları bazı farklılıklar gösterse de genelde birbirine benzemektedir.

Almanya’da çevre mühendisliği eğitimine geçmiş üniversitelerden birisi olan Stuttgart Üniversitesi’nde yaklaşık on beş dalda eğitim verilmektedir.Öğrenciler mecburi dersler dışında istedikleri bu on beş ayrı daldan birinden dersler seçerek çevre mühendisliğinin o dalında lisans seviyesinde ihtisas sahibi olmaktadırlar.

Amerika’da ise çevre lisans eğitiminde farklı dallarda eğitim verilmektedir. Bunlar Çevre Bilimleri(Environmental Science), Çevre Teknolojisi (Environmental Technology), Çevre Mühendisliği( Environmental Engineering), Çevre Sağlığı(Environmental Health) Çevre Eğitimi (Environmental Education) dır.

Kanada’da Toronto Üniversitesi’nde Şehir Mühendisliği Bölümünü de bünyesinde bulunduran çok bölümlü bir Çevre Fakültesi uzun zamandan beri faaliyet içindedir.

•••••••••••••••••••••••••••••••••••••••   Yansı 33   •••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••

Çevre yüksek lisans eğitiminin de bugün olduğu gibi yalnız çevre mühendisliği programı şeklinde yürütülmemesi, ihtisaslaşmaya ve gelişmeye imkan sağlayacak olan Çevre Bilimleri,Kentsel Altyapı,Su,Hava,Atıklar ve Çevre Sağlığı programları şeklinde düzenlenmesi gereklidir.

İstanbul Teknik Üniversitesi, Yıldız Teknik Üniversitesi gibi bünyelerinde mühendislik dallarında ayrı ayrı fakülteler açılabilen üniversitelerde çevre fakültelerinin kurulması,önerilen dalların açılmasına eğitimin ve araştırmanın gelişmesine imkan verecektir.

Amerika’da mühendislik mesleğinde en az işsizlik oranı çevre mühendisliği dalındadır.

Ülkemizde ise çevre mühendisliği dalında işsizlik oranı pek düşük değildir.Bu nedenle çevre mühendislerinin çalışma sahalarının çoğaltılması için gayret gösterilmelidir.

•••••••••••••••••••••••••••••••••••••••   Yansı 34   •••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••

GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE KİRLENME ÖRNEKLERİ

•••••••••••••••••••••••••••••••••••••••   Yansı 35   •••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••

•••••••••••••••••••••••••••••••••••••••   Yansı 36   •••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••

İSTANBUL ÖRNEĞİ



İstanbul’da Nüfusun Değişimi

İSTANBUL’DA YERLEŞİM ALANLARININ TARİHSEL GELİŞİMİ



İstanbul’un nüfus ile yerleşim alanları arasındaki ilişki ve büyüme oranı

•••••••••••••••••••••••••••••••••••••••   Yansı 37   •••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••

İÇMESUYU ARITMA TESİSLERİNİN YERLERİ

•••••••••••••••••••••••••••••••••••••••   Yansı 38   •••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••

    YILLARA GÖRE İSTANBUL’A VERİLEN TEMİZ SU MİKTARI

•••••••••••••••••••••••••••••••••••••••   Yansı 39   •••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••

İKİTELLİ İÇMESUYU ARITMA TESİSİ

 1.Kademesi 1998 yılında (420.000 m3/gün) 2.kademesi ise 2004 yılında (420.000 m3/gün) hizmete alınan tesis toplam  840.000 m3/gün’lük arıtma kapasitesine sahiptir.

 Tesis, Terkos Gölü’nün sularının bir kısmı ile Sazlıdere Barajı’nın sularını arıtarak şehre vermektedir.

•••••••••••••••••••••••••••••••••••••••   Yansı 40   •••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••

ATIKSU ARITMA TESİSİNİN YERLERİ

•••••••••••••••••••••••••••••••••••••••   Yansı 50   •••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••

YILLARA GÖRE GÜNLÜK ARITILAN ATIKSU MİKTARI

•••••••••••••••••••••••••••••••••••••••   Yansı 51   •••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••

ATAKÖY İLERİ BİYOLOJİK ATIKSU ARITMA TESİSİ

2010 yılında hizmete alınan Ataköy İleri Biyolojik Atıksu Arıtma Tesisiyle;  Ataköy’ün içinden geçen Tavukçudere ve İstanbul’un giriş kapılarından birisi olan Atatürk Havalimanı’nın yanından akan Ayamama Deresi ve kolları vasıtasıyla Marmara Denizi’ne akan atıksular kontrol altına alınmış ve bu noktalardan sahillerin kirlenmesi önlenmiştir.

•••••••••••••••••••••••••••••••••••••••   Yansı 52   •••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••

ATIKSU ARITIMI

•••••••••••••••••••••••••••••••••••••••   Yansı 53   •••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••

•••••••••••••••••••••••••••••••••••••••   Yansı 54 •••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••

 AB’ye aday olan Türkiye çevre konusunda gerekli şartları sağlamak için 68 Milyar Euro (Avro) yatırım yapması gerekmektedir.

 İstanbul’da kirletilen Haliç (Golden Horn) 1980’den beri uygulanan ve başlangıç aşamasında İstanbul Koordinasyon Bakanı olarak görev aldığım “HALİÇ PROJESİ”  bilhassa 1994 yılından itibaren yapılan yatırımlarla tekrar  eski durumuna kavuşmuştur. Haliç’te bugün 30’un üzerinde balık türü yaşamaktadır.

 Bu projenin dünü ve bugünü ile ilgili yansıları (slayt) değerlendirmenize  sunuyorum.

•••••••••••••••••••••••••••••••••••••••   Yansı 55   •••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••



HALİÇ’İN ESKİ HALİ

•••••••••••••••••••••••••••••••••••••••   Yansı 56   •••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••

HALİÇ’İN KURTARILMASI İÇİN YAPILAN ÇALIŞMALAR

 Haliç’e gelen atıksuların arıtma tesislerine iletilmesi

 Haliç’te zaman içinde birikmiş olan çamurun taranarak uygun bir alana toplanması

 Haliç ve çevresinin yeniden düzenlenmesi

•••••••••••••••••••••••••••••••••••••••   Yansı 57   •••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••

HALİÇ’İ  TEMİZLEME ÇALIŞMALARI

•••••••••••••••••••••••••••••••••••••••   Yansı 58   •••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••

•••••••••••••••••••••••••••••••••••••••   Yansı 59   •••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••

•••••••••••••••••••••••••••••••••••••••   Yansı 60   •••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••

HALİÇ’İN ÇAMURUNUN AKTARILDIĞI TAŞ OCAĞI

Haliç Islah Projesi için tarama işlemine 10 Ocak 1997 tarihinde başlandı ve 18 ay gibi kısa bir zamanda tamamlandı.

•••••••••••••••••••••••••••••••••••••••   Yansı 61   •••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••

ESKİ TAŞ OCAĞI BÖLGESİNE YAPILAN SPOR ALANLARI

•••••••••••••••••••••••••••••••••••••••   Yansı 62   •••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••

HALİÇ’İN ÖNCEKİ VE SONRAKİ HALİ

•••••••••••••••••••••••••••••••••••••••   Yansı 63   •••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••

•••••••••••••••••••••••••••••••••••••••   Yansı 64   •••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••

•••••••••••••••••••••••••••••••••••••••   Yansı 65   •••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••

•••••••••••••••••••••••••••••••••••••••   Yansı 66   •••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••

Haliçte Çıkan Balık Türleri

•••••••••••••••••••••••••••••••••••••••   Yansı 67   •••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••

BOĞAZ’DAN HALİÇ’E DENİZ SUYU TAŞIMA TÜNELİ

•••••••••••••••••••••••••••••••••••••••   Yansı 68   •••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••

İstanbul Boğazından alınan (Sarıyer Çayırbaşı) deniz suyu 5 km’lik  tünel ile Kağıthane Deresine verilerek Haliç’e ulaştırılacak tünel tamamlanmıştır. 

İnşa edilen bu tünel ile Haliç’teki çözünmüş oksijen miktarını artırarak Haliç suyunun yenilenmesi ve biyolojik çeşitliliğin artması sağlanacaktır.

İSTANBUL’DA YAŞANAN TAŞKINLAR



Alibeyköy Meydanının Taşkın Öncesi ve Sonrası Hali

•••••••••••••••••••••••••••••••••••••••   Yansı 69   •••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••

KÜÇÜKKÖY DERESİ ISLAHI (I.KISIM)

Küçükköy Deresi’nin 811 m’lik I.kısım dere ıslahının bitirilmesiyle Alibeyköy sel baskınlarından kurtulmuştur. 

•••••••••••••••••••••••••••••••••••••••   Yansı 70   •••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••

ØKüçükköy Deresi II. Kısımda ise 872 m. kapalı kesit ve 175 m. açık kesit dere ıslahı ve 165 m. Kapalı dere ıslahı tamamlanmıştır. G.O.Paşa 50.Yıl Mah. Hoca Ahmet Yesevi Caddesindeki 710 m.’lik derenin 305 m.’si ıslah edilmiş olup çalışmalar devam etmektedir. 

•••••••••••••••••••••••••••••••••••••••   Yansı 71   •••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••

Küçükköy Deresi Eski Kesiti ve Yeni Islah Çalışmaları

Küçükköy Deresi Yeni Kesiti

•••••••••••••••••••••••••••••••••••••••   Yansı 72   •••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••

TAVUKÇU DERESİ ISLAHI (BAĞCILAR OTO CENTER BÖLGESİ)

•••••••••••••••••••••••••••••••••••••••   Yansı 73   •••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••

Ø “Avrupa Yakası 2.Kısım Atıksu Kanalı, Yağmursuyu Kanalı ve Dere Islahı İnşaatı” işi kapsamında Prefabrik yöntemle 13 m2 kesitinde (5 x 2,6 m) dere ıslahı yapımı uygulanarak kısa sürede Tavukçu Deresi Oto Center ve Matbaacılar Sitesi bölgelerinde 1.030 m. dere ıslahı  yapılarak bu bölgelerde yaşanan sel baskınlarına son verilmiştir.

•••••••••••••••••••••••••••••••••••••••   Yansı 74   •••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••

İSTANBUL İLE İLGİLİ DİĞER ÇEVRE SORUNLARINDAN ÖRNEKLER

HAVA KİRLİLİĞİ DEĞİŞİMİ

•••••••••••••••••••••••••••••••••••••••   Yansı 75   •••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••

•••••••••••••••••••••••••••••••••••••••   Yansı 76   •••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••

•••••••••••••••••••••••••••••••••••••••   Yansı 77   •••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••

•••••••••••••••••••••••••••••••••••••••   Yansı 78   •••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••

ÜSKÜDAR TOPTAŞI CEZAEVİ

•••••••••••••••••••••••••••••••••••••••   Yansı 79   •••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••

•••••••••••••••••••••••••••••••••••••••   Yansı 80   •••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••

GÜRÜLTÜ

•••••••••••••••••••••••••••••••••••••••   Yansı 81   •••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••

•••••••••••••••••••••••••••••••••••••••   Yansı 82   •••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••

İSTANBUL’DA YAŞAM KALİTESİ

Yurtdışında yapılan bir araştırmada “Dünya’da yaşam kalitesinin en yüksek olduğu kentler” belirlenmiş, 215 kent arasında yapılan sıralamada, geçen yıl 91. sırada bulunan İstanbul 105. sıraya gerilemiştir. İlk iki sırayı İsviçre’nin Zürih ve Cenevre şehirleri alırken  üçüncü ve dördüncüyü sıları Viyana ve Vancouver kentleri paylaşmıştır. Savaş yorgunu Bağdat ise 215 kent arasında yapılan sıralamada son sırada yer almıştır.

Bugün yaşam kalitesinin tartışıldığı İstanbul’u 1911 yılında ziyaret eden meşhur Fransız mimar ve şehirci Le Corbusier İstanbul’u bir “meyve bahçesi” olarak, Paris’i ve Avrupa’nın diğer şehirlerini “taş ocağı” olarak tariflemiştir. Günümüzde ise durum Le Corbusier’in anlattığının tam tersidir. Avrupa şehirleri “meyve bahçesi”, bizim şehirlerimiz ise “taş ocağı” olmuştur. Günümüzün tüm büyük Avrupa ve Amerika kentlerinde yaşam kalitesi her geçen gün yükselmektedir.

Leave a Comment.