BERLİN, DRESDEN ve LEİPZİG ZİYARETİM (7)

Kral ve Satın Alamadığı Değirmen !
Berlin’de bulunduğumuz günlerde burada yaşayan ve Hannover’de tahsil günlerimden buyana dostluğumu devam ettirdiğim Alman aile bizi hafta sonunda Almanya’nın en tanınmış tarihi şehri olan Berlin’e 40 dakikalık uzaklıkta ve Brandenburg Eyaletinin 1990’dan beri başşehri olan 150 bin nüfuslu Postdam şehrine götürdüler. Berlin’den Postdam’a gelirken Doğu Almanya ile Batı Almanya arasında casus değişiminin gerçekleştirildiği Glienicker köprüsünden geçtik.
Postdam’da tarihi saraylar, kiliseler, köşkler bulunmaktadır. Ayrıca burada bir de 1842 yılında inşa edilen dış görünümü bir camiyi andıran ve havuzlar ile fıskiyelere su sağlayan buharla çalışan pompa merkezi bulunmaktadır. Bunun nedeni kral II. Friedrich saray çevresinde fabrika görünümlü yapı istemediği için mimarı binbir gece masallarını çağrıştıran bu yapıyı planlamıştır. 1985 yılından beri Berlin’in içinden geçen Spree nehri burada Havel nehrine akmaktadır. Havel’in oluşturduğu 20 göl ve nehir ile çevresindeki yeşil alan burayı çok güzel gösterdiği gibi yaz aylarında Berlinlilerin doğayla bütünleştikleri bir bölgedir. Bu bölge altı saray ve 290 hektarlık park ve bahçeleri ile Avrupa’nın en ünlü ve büyük yeşil alanlarından biridir. Bölgede yer alan Kralın yazlık sarayı Sans-Souci’ye doğru yürüdüğümüz esnada Alman dostlarımız bize sarayın yanında bulunan değirmeni gösterdiler ve aşağıdaki hikayeyi anlattılar. Bizi etkileyen bu ilginç hikayeyi sizlerle paylaşmayı istiyorum.


* * *
Prusya Kralı II. Frederick, Potsdam ormanlarında gezinirken güzel ve yüksek bir tepeye rastlar. Bu tepeye görkemli bir saray yaptırmaya karar verir. Fakat tepede eski bir değirmen de bulunmaktadır. Kral değirmeni satın alarak saray hayalini gerçekleştirmek ister. Fakat değirmenin sahibi satışa razı değildir.
Kral Büyük Frederick ihtiyar değirmenciyi satışa ikna etmek için, önce değirmene değerinin kat kat üstünde bir bedel ödemeyi teklif eder.
Değirmenci, “Hayır, değirmenim satılık değil, bu benim tek geçim kaynağım. Burası bana büyük babamdan ve babamdan miras kaldı. Ben de bu değirmeni oğluma ve torunlarıma bırakacağım” der.
Kral bu cevaba kızar ve “Sen benim Prusya Kralı olduğumu bilmiyor musun ?” diye sorar.
“Biliyorum, biliyorum” der değirmenci ,
“Sen de benim bu değirmenin tapulu sahibi olduğumu biliyor musun ?” diye anlamlı bir cevap verir.
Kral çok öfkelenir..
”Senin tapulu mülkün de olsa, ben burayı zorla alacağım. Bakalım o zaman ne yapacaksın?” der.
Değirmenci başını kaldırır ve atının üzerinde bütün ihtişamı ile duran Kral’a, sükunet içinde “Sen kralsın ama Berlin’ de hakimler var” der. Ve kralın teklifini sert sözlerle reddeder.
Neticede, ihtiyar değirmenci değirmenini satmaz ve kral da değirmeni zorla alamaz. Değirmenin hemen yanına sarayını yaptırmak zorunda kalır. Günümüzde tepenin bulunduğu yerde büyük bir saray ve değirmen hala adaletin timsali olarak yan yana durmaktadırlar.
Kralın değirmene dokunmayarak hemen yanına sarayı yaptırması(Sans-Souci-Tasadan uzak) ile kral ve değirmenci dost olmuşlar ve kral her sabah güne sıcak ekmek kokularıyla uyanmıştır. .
Bu eski değirmen ve saray “koruma altında” adalet tarihindeki yerini alır. BERLİN’DE HAKİMLER var sözü buradan kaynaklanmaktadır. Bilinen bu hikaye ve olay günümüzde bütün gelişmiş ülkelerin hukuk fakültelerinde anlatılmaktadır.
İstanbul, 8 Ocak 2014
http://nuraysomerbozbey.blogspot.com/2013/05/berlind