BERLİN,DRESDEN ve LEİPZİG ZİYARETİM (13) DOĞU ALMANYADAN GERÇEK BİR KAÇIŞ HİKAYESİ

Bugün masamın üzerinde duran dünyaca tanınmış Der Spiegel (Ayna) isimli Alman dergisine tekrar göz gezdirdim. Bu dergide yer alan ve filmlere konu olabilecek bir kaçış hikâyesi bana çok ilgi çekici geldi.

Daha önceki yazılarımda belirttiğim gibi, Doğu Almanya hükümeti tarafından Batı ile Doğu Almanya  arasında dikenli tel ve benzeri şekilde uygulanarak sağlanan bölünme, sonra da Batı Berlin ve Doğu Berlin arasında duvar örülerek Alman milletini tamamen birbirinden ayırmıştır.

Batı Almanya ile Doğu Almanya’nın birleşmesi yönündeki gelişmeler üzerine 9 Kasım 1989’da Doğu Almanya’nın, isteyen vatandaşların Batı’ya gidebileceğini açıklamasının ardından bütün engeller  tüm tesisleriyle birlikte yıkıldı. Duvar yıkılıncaya kadar kaçanların sayısı 3 milyonu bulmuştu.

Aşağıda sizlerle paylaşacağım hikâye de Doğu Almanya’dan iki gencin, farklı coğrafyalar üzerinden bir kaçış öyküsünün hikayesidir.

*     *     *

Bu hikâyede adları geçen Jens ve Marion, Doğu Berlin’in Ryke sokağından 1400 metrelik bir mesafedeki caddeden, 10 dakikada Batı Berlin’e kaçabilecekken, tehlike yaşamamak için, 1987 Ağustos ayında, aşağıdaki haritada görüldüğü gibi 9000 kilometrelik bir yolu katederek, Rusya ve Moğolistan üzerinden Çin’e ulaşarak Pekin’e vardılar.

Jens bu hikayesini 1987 Ağustosundan 25 yıl sonra Batı Berlin’deki evinde Der Spiegel muhabirine anlattı.

Bir biyolog olan Jens, o günlerde üniversitede biyoloji ve Marion ise sahne sanatları konusunda tahsil yapıyorlardı. Birbirlerini tanımaları Jens’in Kafkasya’ya yaptığı bir gezinin karanlık odada fotoğraflarını basarken olmuş,  Jens muhtelif zamanlarda kaçak olarak Rusya ve Moğolistan’a gitmiş ve bir seferinde Marion’u da yanında götürmüştü.

Eğitimleri sırasında, 1986 yılında Jens Doğu Alman yönetiminin Stassi adlı gizli teşkilatı  tarafından, negatif  eğilimli bir insan olarak tanımlanmış ve okuldan atılmıştı. Jens’in Doğa Dernekleri ve Kilise çalışmaları bu teşkilatın hoşuna gitmiyordu. Hayatına getirilen bu kısıtlamalar ve okuldan atılması kendisini özgürlük arayışına itiyor ve kaçmaya kesin karar veriyordu.

Kaçışlarını kolaylaştırmak için bir yol arayan gençler, sosyalist dağcılık derneğine üye oluyorlar. Jens bitpazarından kendisine Kiril alfabesi kullanılan eski bir daktilo alıyor. Ve bu daktilo ile Rus dağcılarının Tacikistan’daki dağcılarla birlikte Pamir dağlarına yapacakları faaliyete, kendi daktilosu ile mektup yazarak bu dernek kanalı ile kendisini davet ettiriyor. İlgili Doğu Alman polisi kısıtlı Rusçaları ile bu davet mektubunu inceliyorlar ve kendilerini yeterli görmedikleri için Hohenschönhgüsen’deki spor merkezine gönderiyorlar. İki hafta sonra cevap geliyor ve Moğolistan vizesini de kapsayan pasaportlarına kavuşuyorlar. Sınır geçişlerinde pasaporttan başka evraklar da sorulduğu için, kapsamı ve görünümü bakımından  bir pasaporta benzeyen Doğu Alman sosyal sigorta belgesini de yanlarına alıyorlar.

Doğu Berlin’den bilet alarak trene binen Jens ve Marion, Polonya üzerinden Moskova’ya, oradan da Transsibirya demiryolu ile Jekaterinburg, Nowosibirsk üzerinden günlerce üçüncü mevkide yolculuk yapıp, trende ikram edilen çaylarla ısınıp seyahat ediyorlar. Devamlı olarak evrakları kontrol ediliyor. Ancak bir sorunla karşılaşmıyorlar. Baykal gölünü geçerek Moğolistan’a ve Ulan Bator’a ulaşıyorlar.

Burada geçirdikleri akşamda Doğu Berlin’deki yaşantılarını birbirlerine anlatıyorlar, karşılıklı tartışıyorlar ve bu uzun akşamın sonunda Marion, sanat tahsilini bitirmek üzere olduğunu, ayrıca Doğu Alman yetkilileri tarafından kendi hakkında olumsuz bir rapor olmadığını belirtiyor ve bu kaçışın yüksek tahsil yapmakta olan kız kardeşinin geleceğini karartabileceğini ve devlete ait bir film stüdyosunda yönetici olarak çalışan babasının istikbalinden de endişe ettiğini belirtiyor, uzun uzun tartışıyorlar.

Çin’e hareket edecek trenin kalkışına kadar bir tapınağa gidiyorlar. Bu tapınakta trenin kalkışını bekleyebileceklerini öğreniyorlar. Burada onlara yakınlık gösterilmesine rağmen, kısa bir müddet sonra tapınaktaki adamların haber verdiği polisler burayı basıp onları sorguluyorlar. Ellerindeki evrakları gösterince serbest kalıyorlar. Bunun üzerine tapınağı terk ederek doğaya gidiyorlar ve açık havada uyuyorlar

Çin’e seyahat için gerekli vizeyi kolaylıkla alıyor ve trenle Çin’e girip Sarı Nehir’e kadar gidiyorlar. Ceplerindeki para gemide  ancak beşinci sınıf iki bilet almaya yetiyor. Ve yüzlerce Çinli ile sıkışık bir şekilde yola devam ediyorlar. Gündüzleri, yabancıların seyahat ettiği ikinci sınıfa çıkıyorlar. Orada tanıştıkları bir İsviçreli, onlara biraz para ile Çince seyahat kitabı veriyor. Moğolistan’daki genel misafirperverliğin aksine, Çin’de sistemin getirdiği sert ve olumsuz tutumlarla karşılaşıyorlar. Bütün bu zorluklar Marion’da evine Doğu Berlin’e dönme arzusuna yol açıyor.

Batı Almanya Büyükelçiliği’nin binasına geldiklerinde Marion Doğu Almanya’ya, ailesine ve tahsiline dönme kararı veriyor. Bunun üzerine bir gece daha ucuz bir otelde kalarak geleceklerini konuşuyorlar. Ertesi sabah istasyonda Marion, çok sevdiği Jens’den ayrılarak aynı yollarla ülkesine geri dönüyor. Doğu Almanya’ya girmeden önce, ilgililer Çin vizesini görmesin diye, o zamanlar Çin’e girmek yasak olduğu için pasaportunu da yakıyor ve kaybettiğini söylüyor. Kendisine geçici evraklar tanzim edip seyahatinin devamını sağlıyorlar.

Jens ise bir müddet daha, kız arkadaşının salimen evine vardığı haberini alıncaya kadar  Çin’de  kalıyor. Pekin, Şanghay ve Çin’in diğer bazı bölgelerini geziyor. Bir müddet sonra Pekin’deki Batı Almanya Büyükelçiliği’ne sığınıyor. Ve kendisine verilen pasaport ile Hong-Kong, Dubai ve Londra üzerinden Batı Almanya’ya geliyor.

Bir süre Batı Almanya’da kaldıktan sonra, 1987 Aralık ayında, uçakla Köln’den Batı Berlin’e geliyor. Duvar yıkılmadan önce, Marion ile Çekoslovakya’da, Prag’da buluşuyorlar. O tarihlerde Prag’a seyahat Doğu Almanlara serbest idi.

Fakat bir müddet sonra yolları ayrılıyor ve her ikisi de yeni arkadaşlar buluyorlar. Evlenip çocuk sahibi oluyorlar. Bu olaydan 20 yıl sonra Jens’in Batı Berlin’deki evinde aileleri ve çocukları ile birlikte buluşup eski günleri anıyorlar. Bu buluşmada o zamanlar çektikleri eski fotoğraflar masaya yayılırken bilhassa Moğolistan’da doğada geçirdikleri akşamdan ve  doğadaki kuşlardan uzun uzun bahsediyorlar.

İstanbul, 20 Nisan 2014

Kaynak : Der Spiegel,’’Die Verbotene Reise’’15.10 2012