HAK ETMEDİĞİMİZ REFAHI YAŞIYORUZ !

Bundan önceki yazımın başlığı; ”YAMUK ÇİVİ DÜZELTİP TASARRUFU ÖĞRENEN BAKANIN BANA HATIRLATTIKLARI!” idi. Bu yazımın devamı niteliğinde olan bugünkü yazımın konusu ise’ “HAK ETMEDİĞİMİZ REFAHI YAŞIYORUZ !”

İstanbul Sanayi Odası(İSO) Başkanı Erdal Bahçıvan Hürriyet gazetesinde kendisi ile yapılan röportajda; Üretmeden ranta dayalı büyüme modelinde sona gelindiğini söylüyor ve ” Haksız bir refah yaşıyoruz ” diyen Bahçıvan kolay paraya alışan yeni neslin sanayicilik yapmak istemediğini belirtiyor.

Jale Özgentürk’ün bu röportajının tamamını sizlerle paylaşmadığım taktirde yazımın başlığında belirtmek istediğim ‘yeni nesil’ ile ilgili hususların tam anlaşılması mümkün değil. Bu nedenle tümünü aşağıda değerlendirmenize sunuyorum..

*     *     *

”SANAYİCİLİK yapmak artık bir fantezi. Üçüncü kuşakta sanayi kültüründen duygusal kopuş var. Yeni nesil Bodrum’da teknede üç ay tatil yapmak varken, riskli ve fedakârlık isteyen sanayiciliği yapmak istemiyor…” Bu sözlerin sahibi Erdal Bahçıvan, 50 yıllık geçmişi olan sanayici bir ailenin ikinci kuşak temsilcisi. Türkiye’nin üretiminde yüzde 60’a yakın payın sahibi sanayicileri bir araya getiren İstanbul Sanayi Odası’nın da başkanı.

İSO’nun ilk ve ikinci 500 şirketlerine ilişkin raporları kısa süre önce açıklayan Bahçıvan, Türk ekonomisinde çok ciddi bir tehlikeye dikkat çekmeye çalışıyor. Bahçıvan’la Türkiye ekonomisini bekleyen tehlikeleri konuştuk.

İSO 500 şirketleriyle ilgili rakamlar pek iç açıcı değildi. Ekonomide neler oluyor?

-Türkiye’de 2002-2012 arasında ciddi bir gelişme yaşadı. Milli gelir 10 yılda 250 milyar dolardan 850 milyara çıktı. Bu zenginlik toplumun her kesimine bir şekilde yansıdı. Aşırı bir refah artışı oldu ve büyük bir özgüven patlaması yaşandı. Tavizsiz uygulanan finansal istikrarla da Türkiye bir başarı hikayesi yazdı. Ancak artık yeni bir hikaye arama dönemine geldik.

Hikaye nerde aksadı?

-10 yılda finansal istikrarın üzerine oturmuş bir büyüme var. yaklaşık 5-5,5 oranında bir büyüme hikayesi. Ama bu büyümenin temelini, üretimden ziyade hizmet sektörü, devletin yaptığı yatırımlar, inşaatlar oluşturuyor. 2012’den beri ciddi bir duraksama, durağanlık söz konusu.

Yanlış bir büyüme modeli mi seçildi?

-Aslında çok yanlış değil. Toplumda birikmiş bir açığı vardı. Özellikle gayrimenkule ilişkin doymamış bir talep vardı. Teknolojik tüketimde, seyahat etmede, tüketim konusunda insanlar açtı. İster istemez bu ihtiyaçları gözetmek gerekiyordu. 10 yılda bu ihtiyaç giderildi. Ancak bu süreç bazı sorunlar da getirdi. Bu modelin vadesi doldu artık.

Belli kesimlerdeki aşırı refah artışı nasıl bir tahribat yarattı?

-Giderek üretmekten uzaklaşan, fedakarlıkları kaybeden, rant temelli kazanca dönük bir toplum olduk. Değerlerimiz erozyona uğradı. Üretmekten elde edilecek itibar yerine tüketmekten itibar kazanan bir toplum olmaya başladık. Herkes sabırsız! Kısa vadeli bakan, kısa yoldan bir hayat hedefi koyan, hep tüketim bazlı bir nesle dönüşüyoruz. 10 yıl az değil, normalleşti bu durum.

*     *     *

İSO Başkanın konuşmanın son kısmında yaptığı açıklamalar çok düşündürücü… Toplumun ilerlemesi için sanayicilik önemli… Sanayicilik ve genelde kalkınma fedakârlık istemektedir. Yeni kuşağın bu konularda isteksiz oluşu geleceğimiz açısından beni düşündürmektedir. Bu nedenle yetiştirdiğimiz gençleri tüketime değil üretime yönlendirmeliyiz…

Bodrum-Dörttepe, 12 Ağustos 2014

Jale Özgentürk,” İSO başkanı yeni neslin kolay paraya alıştığını söylüyor”, Hürriyet, 30 Temmuz 2014