Membran Biyoreaktörlerde Tıkanma (Kirlenme) Problemi ve Bakterilerin Rolü

Yorum

Bildiğiniz gibi Su ve Çevre Tekno- lojileri Dergisi’nin nisan, mayıs, haziran,  temmuz  ve  ağustos sayılarında membran biyoreaktörle ilgili benim girişimimle hazırlanan makaleler yer almıştı.

Bu yayınlarda vurgulandığı gibi dünyada su kaynakları giderek tükenmektedir. Bu su kaynaklarının korun- masında  da atıksuyun  geri  kazanımı çok önemlidir. Membran biyoreaktörler ise bunun en önemli aktörlerindendir. Anaerobik membran biyoreaktörler diğer teknolojilere göre daha az yer kaplamakta olup, sadece atıksu arıtma amaçlı değil, aynı zamanda besi madde içeriği yüksek su eldesi amacıyla da kullanılmaktadır.  Böylece evsel atıksuların tarımsal sulama amaçlı yeniden kullanımına olanak sağlanmaktadır (1).

Atıksu arıtımında anaerobik membran biyoreaktörler (MBR), membran filtrasyon prosesi sayesinde biyokütlenin (çamurun) fiziksel olarak reaktör içerisinde tutulmasını sağlamaktadır. Aerobik membran biyoreaktör (MBR) uygulamalarındaki  artışla birlikte özellikle enerji verimli atıksu arıtımı konusunda sağladığı avantajlar dikkate alındığında, membran ve anaerobik proseslerin bir arada kullanılması konsepti her geçen günü daha çok ilgi çekmekte ve fizibil hale gelmektedir (2).

Anaerobik membran biyoreaktörler (AnMBR) prosesesinin en önemli dezavantajı membran tıkanmasıdır. Membran tıkanması, zamanla membran porları ve membran üzerinde biriken maddelere bağlı olarak transmembran basıncının artması ya da akının azalması olarak tanımlanabilir. Membran tıkanmasının nedenleri ve azaltma yolları, bu zamana kadar birçok bilimsel araştırmanın konusu olmuştur. Ancak, bu konu oldukça karmaşık olması sebebiyle günümüzde de halen önemini korumaktadır (3).

MBR  prosesi  ticari  olarak  ilk defa 1960’ların sonunda kullanılmıştır. Arıtma teknolojisinin gelişimi incelediğinde, biyolojik arıtma sistemlerinde aktif çamur, damlatmalı filtre vb. tesislerin öncelikle kullanıldığı bilinmektedir. Bu tesislerden en çok kullanılanına örnek olarak aktif çamur tesisi verilebilir. Membran prosesi konvansiyonel aktif çamur tesislerinde son çökeltme havuzlarının   yerini   almakta  ve  bu şekilde çok daha az yer kaplayan ve daha yüksek çıkış suyu kalitesi sağlayan atıksu arıtma tesisleri inşa edilebilmektedir. Ayrıca membranlar sayesinde aktif çamur havuzlarında daha fazla biyokütle miktarı tutulabildiğinden, daha  kompakt  (daha  küçük hacimli) bir reaktör tasarımı yapılabilmektedir. Membran ünitesi batık veya harici olarak konvansiyonel  atıksu arıtma sistemine entegre edilebilir (4).

Membran kirlenmesi MBR prosesinin, kirleticileri etkili bir şekilde gidermesine ve yüksek veya şok yüklemelere karşı dirençli olmasına karşın, membranın kirlenmesi halen kaçınılmaz bir engeldir. Kirlenmenin meydana gelmesi, membran  performansını iki şekilde etkilemektedir. Bunlardan ilki, membran yüzeyi üzerinde bir tabakanın oluşması sonucu süzüntü akışına karşı ek bir direnç meydana gelmesidir.

İkincisi ise, membran gözeneklerinin tam veya kısmen tıkanması sonucu etkin gözenek boyutu dağılımının değişmesidir (5).

Tıkanma, membran proseslerin işletiminde karşılaşılan en önemli problemdir. Membran gözeneklerinin atıksu içerisinde bulunan katı maddelerin birikimi sonucuyla dolması ve/veya membran yüzeyinde organik ve/veya inorganik maddelerin birikmesi sonucunda kek tabakası oluşumu nedeniyle tıkanma olayı meydana  gelmektedir. Tıkanma sonucunda  membran  akısı düşmekte ya da işletme basıncı artmaktadır. Bu nedenle,  membran  temizleme sıklığı önemli hale gelmektedir. Membranın temizleme sıklığı da kullanılan temizleme kimyasalları ve enerji açısından işletme maliyetini etkileyen faktörlerden biridir. Bu bakımdan, membran tıkanmasını engellemek için kullanılacak yöntem, tasarımda belirleyici bir faktördür (4).

MBR’lerde tıkanmanın en önemli sorun olduğunu dikkate alarak, bir seyahatte  beraber  olduğum  Türkiye Su Enstitüsü (SUEN) Başkanı ve Mar- mara Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Ahmet Mete Saatçi ile görüştüm. Tıkanma ve kontrolü konusu ile ilgili görüşlerini bana bildirdi (6).

Benim bir önceki yorum yazımda belirttiğim, “Son yıllarda atıksu deşarj standartlarının sıkılaşması, su geri kazanımı ve yeniden kullanımına olan ilginin artması, membran maliyetlerinin düşmesi ve üretim teknolojilerinin gelişmesi nedeniyle membran teknolojilerinin atıksu arıtımında kullanımı yoğun bir araştırma ve uygulama alanı bulmuştur” ifadesini aynen benimsedi. Ve tıkanma ile görüşlerini fazla detaya inmeden aşağıdaki şekilde ortaya koydu:

MBR’lerde tıkanma sebepleri

1-  Membran yüzeyinde uzaklaştırılmak istenen maddelerin konsantrasyonu artar. Artan bu maddeler, membran gözeneklerinin dolmasına ve memb- ranın tıkanmasına sebep olur.

2- Membran yüzeylerinin organik ve/ veya inorganik maddelerle kaplan- ması nedeniyle kek oluşur ve bu kek oluşumu da tıkanmaya sebep olabilir.

3- Membran yüzeyinin polimerik mak- romoleküllerle kaplanması memb- ran yüzeyinde jel oluşumuna sebep olur ve bu jel oluşumu da tıkanmaya sebep olur.

4- Membran üzerinde bakteriler vb. maddeler de zamanla kek oluştur- masına sebep olabilir.

Membranları  tıkayan  maddeler membranı fiziksel olarak tıkayabilir veya membran yüzeyine kimyasal ola- rak adsorbe olabilir. Demir, mangan ve metal oksitler, tuzlar ve kil, membran üzerinde inorganik tıkanmaya sebep olabilir. Organik tıkanma, yağlar, sur- fektanlar, polisakkaritler, humik asitler, proteinler tarafından meydana gelebilir.

Membranların üzerinde bakteriler üreyip, tıkanmaya sebep olabilir. Tıkan- maların çoğu biyokütlenin membran yüzeyinde tutunarak birikmesinden kaynaklanır.

Biyolojik çamurdaki bakterilerin salgıladığı polimerik maddeler (EPS- Extracellular Polimeric Substances) ve çözünmüş mikrobiyal ürünler (SMP- Soluble Microbial Products) biyolojik membran tıkanmasına sebep olabilir.

Membran tıkanmasının kontrolü

1-  Havayla membranların yıkanması: Hava artırılarak temizleme artırılabi- lir. Fakat bu MBR’lerde işletme mas- raflarını artırır. Hava ile temizleme kaba hava kabarcıkları ile yapıldığı için suya oksijen verme verimi çok düşüktür.

2- Membranlar çıkarılıp fiziksel olarak temizlenebilir. Az basınçlı su ile yıka- nabilir.

3- Kimyasal temizleme yapılabilir.

NaOCl (ağırlık yüzdesi 0.2-0.3) Sitrik Asit (ağırlık yüzdesi 0.2-0.3) Oksalik Asit (ağırlık yüzdesi 0.5-1)

4- MBR’ye giren suyun ön arıtımı için (bilhassa saçların tutulması) 0.5-1.0 mm’lik elekler kullanılır. Bu elekler sudaki organik partikülleri tutacağı için elek atığının arıtılması gerekir.

5- Membran akısı azaltılabilir (flux).

6- Gelişmiş membranlar kullanılabilir.

7- Biyolojik reaktör içine toz aktif kar- bon eklenerek EPS ve SMP’ler azal- tılabilir.

Prof.  Saatçi’nin  bu  açıklamalarını dinlerken benim de katıldığım, 10 Mayıs 2016 tarihinde Prof. Dr. Dinçer Topacık Ulusal Membran Teknolojileri Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından ter- tiplenen “MBR for the Next Genera- tion  2016”  çalıştayında  Güney  Koreli araştırmacıların sundukları tebliğleri hatırladım. MEM-TEK Müdürü Prof. Dr. İsmail Koyuncu bana, “Sunulan bildiriler arasında özellikle en dikkat çekici çalışmalar, membran üzerinde oluşan biyotıkanmayı azaltıcı çalışmalar olmuştur. Güney Kore’den gelen araştırmacıların da katılımıyla membran üzerinde biyofilm oluşturan bakteriler arasındaki iletişimin biyoteknolojik yöntemlerle kesilerek, Membran Biyoreaktör membranları üzerindeki biyofilm oluşumunun önlenmesi konusunda yapılan sunuşlar çok ilgi görmüştür” bilgisini vermişti (7).

Konu ile ilgili sunumlar şunlardı:

–    Isolation of Cellulolytic Bacteria and Their Potential to Mitigate Biofou- ling in MBR  (Chang Hyun Nahm, Kibaek Lee, Sang Hyun Lee, Seonki Lee, Pyung-Kyu Park ve Chung-Hak Lee – School of Chemical and Bio- logical Engineering, Seoul National University) (8)

–    Strategy for Designing More E ici- ent Quorum Quenching Media for Enhanced Biofouling Control in MBR (Seonki Lee, Kibaek Lee, Chang H. Nahm, Hyeokpil Kwon, Hyun-Suk Oh, Young-June Won, Kwang-Ho Choo, Pyung-Kyu Park ve Chung- Hak Lee – School of Chemical and Biological Engineering, Seoul Nati- onal University) (9)

–   Various Media Shapes for Quorum Quenching MBR Applications (Sang Hyun Lee, Seonki Lee, Chang Hyun Nahm, Sojin Min, Hyoeun Kwak, Chung-Hak Lee ve Pyung-Kyu Park

–    Seoul National University ve Yonsei University) (10)

–    Evaluation of QQ Bacteria Isolated from Marine Pond Saltern and Leachate and Biofouling Control With Bacillus sp. T5 in MBR (Bahar Y. Gül, Börte Köse Mutlu, Tülay E. Can ve İsmail  Koyuncu  – İstanbul  Teknik Üniversitesi – MEMTEK) (11).

Bu yorum yazımı kaleme alırken Prof. Koyuncu’dan, bakteriler arasında iletişimin nasıl engellendiği konusunu bana açıklamasını rica ettim. Kendisinin konuyla  ilgili yazılı olarak  gönderdiği bilgileri  aşağıda  sizlerle  paylaşmayı istiyorum:

Membran Biyoreaktörlerde Quorum Quenching Uygulamaları

Membran yüzeyinde oluşan biyofilm büyümesi sebebiyle geçirgenlik kaybı olarak tanımlanabilen membran biyo- tıkanması, atıksuların ileri arıtımında kullanılan Membran Biyoreaktörler (MBR) ile ilgili en önemli sorunlardan- dır. Son yıllarda moleküler biyoloji alanında yapılan çalışmalar, MBR’lerdeki biyotıkanmanın biyofilmin porosite ve biyohacim gibi karakteristikleri ile doğrudan alakalı olduğunu göstermiştir. Biyofilm oluşumu doğası gereği doğal bir biyolojik olaydır ve Quorum Sensing (QS/Yetersayı Etkisi) denilen bir olay ile oluşur. Bu kavram ilk olarak bir deniz canlısı olan mürekkep balığının düşmanlarından korunmak ve avlanmak için yaydığı ışığın araştırılması ile ortaya çıkmıştır (Şekil 1). Işık kaynağının sanılanın aksine mürekkep balığı olmayışı ve balık içinde yaşayan bakteriler (Vibrio Fischeri) oluşu oldukça ilginçtir. Bu bakteriler laboratuvar ortamında incelendiğinde tek başlarına ışık yaymadıkları ancak belli bir sayıya ulaştıklarında ışıdıkları sonucu ortaya çıkmıştır. Balık ışıma yapmak için Vibrio Fischeri denilen bakteriden faydalanırken, bakteri ise uygun besin ve yaşam alanı olarak mürekkep balığını kullanmaktadır. Bakteriler QS kavramı ile bir araya gelip haberleşirler ve ortamdaki sayılarını artırabilirler. Haberleşme için AHL (N-acil homo-serin lakton) gibi sinyal moleküllerini kullanırlar. Sinyal molekülü gidip ilgili reseptöre bağlandığında, gen düze-inde bir regülasyonla hücre sayısı artmaya başlar. QS kavramını ortaya çıkaran bu araştırma akıllara bakterilerin bir araya gelerek “ışıma” dışında oluşturabilecekleri diğer davranışları getirmektedir. Bu davranışlar arasında biyofilm oluşturma, antibiyotik üretimi, spor oluşturma ve virülens sayılabilir. Şekil 2 ve 3’te QS mekanizması ile biyofilm oluşumu simule edilmiştir.

Şekil 1: Kısa kuyruklu mürekkep balığı

Şekil 2: Quorum Sensing (QS/Yetersayı Etkisi) mekanizması

Şekil 3: Quorum Sensing (QS/Yetersayı Etkisi) mekanizması

MBR sistemler için yapılan biyofilm oluşumu ile ilgili çalışmalar sonucunda, işletime bağlı olarak membran yüzeyinde oluşan basınçla paralel olarak membran üstünde oluşan biyokekte saptanan AHL sinyal molekülleri arasında bir korelasyon olduğu ortaya çıkmıştır. Biyofilm oluşumu, yapısı gereği doğal bir süreç olduğundan, çözüm olarak ortaya atılan mühendislik ve malzeme bilimi yaklaşımları yetersiz kalmaktadır. MBR’lerdeki biyofilme bağlı tıkanma problemi için biyolojik bir soruna biyolojik bir yaklaşımla çözüm getirmek son yılların araştırma konusu olmuştur. Eğer bakterilerin bir- birleri ile haberleştikleri sinyal moleküllerini (AHL) etkisiz hale getirebilirsek biyofilm gibi önemli problemleri ortadan kaldırabiliriz. Bu  sav  diğer önemli biyolojik fenomen olan Quorum Quenching (QQ/Yetersayı Etkisi Azaltımı) kavramını ortaya çıkarmıştır. Çünkü QQ mekanizması, birçok değişik mekanizma ile AHL sinyal moleküllerini ortadan kaldırılmakta veya etkisiz hale getirilebilmektedir. QQ uygulamalarının MBR sistemlere adapte oluşu bu şekilde başlayıp AHL parçalayan bir enzimin (AHL-acylase) reaktöre eklenmesi ile devam etmiştir. Enzimin, sarfiyatı ve atıksu içerisinde kararsızlığı gibi problemler dolayısıyla enzimler immobilize halde reaktöre ilave edilmeye baş- lanmıştır. İmmobilizasyon için seçilen materyal MET (Manyetik enzim taşıyıcı) olarak adlandırılmıştır ve oldukça yenilikçidir. Çünkü enzim sarfiyatını tekrar tekrar kullanılabilmesi sebebiyle azaltmıştır. Bu materyal bir mıknatıs mantığı ile manyetik yapısı sayesinde ortamdan kolaylıkla çekilebilmektedir. Fakat enzimden kaynaklanan kararsızlık sorunları bu çalışmaları enzimi içerisinde taşıyan organizmalara, yani QQ bakterilerine yönlendirmiştir. Bu aşamadan itibaren önemli bir ivme kazanılmıştır. Çünkü bakteriler içlerinde taşıdıkları QQ enzimleri için oldukça kararlı ortamlar oluştururlar ve zorlu çevresel şartlara dayanımları yüksektir. QQ bakterilerin bu avantajını perçinle- yen diğer bir husus ise immobilizasyon medyasıdır. İmmobilizasyon medyaları bakterilere tutunacakları ortam oluştu- rur ve beslenme, solunum gibi faaliyetler açısından elverişli ortamlar sağlarlar. QQ mekanizması ile biyofilmi tetikleyen bakteri haberleşmesi etkili bir şekilde kesilebilmektedir.

Şekil 4: Quorum Quenching (QQ/Yetersayı Etkisi Azaltımı) mekanizması

Bu bilgiler çerçevesinde QQ bakterilerin kullanıldığı MBR çalışmaları için yapılan araştırmaların ikiye ayrıldığından söz edebiliriz. Bu araştırmalardan birinci kol, doğada var olan QQ etkisine sahip bakterilerin keşfi için çalışmalar sürdürmektedir. Keşfedilmiş ve etkileri MBR sistemlerde denenmiş iki tür oldukça başarılı sonuçlar ortaya koymuştur. Rhodococcus sp. BH4 ve Pseu- domonas sp. 1A1 olarak izole edilmiş ve adlandırılmış türler uygun şekilde MBR sistemlerde reaktör içerisine yerleşti- rildiğinde, membran üzerinde oluşan transmembran basıncında önemli fark- lar doğurmuştur. Bu türler sahip oldukları QQ etkisi ile reaktörde bulunan atıksu içerisindeki bakteriyel iletişimi kesmekte ve membran üzerinde oluşan biyofilm sürecini minimize etmektedir. Dolayısıyla membran süzme işini zor- lanmadan yapmaktadır. Bu bağlamda MEMTEK bünyesinde sürdürülen pro- jeler kapsamında yeni ve etkili birçok QQ bakterisi izole edilerek literatüre kazandırılmıştır. Bunlar arasında Bordetella Hinzii ve Bacillus sp. T5 türleri vardır ve %90 verimlilikte MBR işletimleri gerçekleştirilmiştir. B. Hinzii’nin ile işletilen bir MBR sisteminde membran basıncının zamana göre artışı Şekil5’te verilmiştir. QQ bakterisinin olduğu reaktördeki membrandaki basınç artışı, QQ bakterisinin olmadığı reaktördekine göre oldukça düşük olduğu çalışmanın etkinliğini ortaya koymaktadır (11).

Şekil 5: QQ bakterisi uygulanan ve uygulanmayan MBR işletiminde transmembran basınç farkları (11)

Araştırmaların ikinci kolu ise keşfedilen bakterileri bir nevi yuva olarak tanımlayabileceğimiz immobilizasyon medyalarına tutturmaktır. Öncelikle hollow fiber membranlar arıtma dışında bir amaçla kullanılmıştır (mikrobiyovesel). İçlerine QQ bakterilerin doldurulduğu mikrobiyovesseller (Şekil 6) reaktöre sarkıtılmış ve bakterilerin QQ etkilerini göstermeleri beklenmiştir. Hareketsizlik sorunu bu yöntemin bir dezavantajı olmuştur. Bu soruna çözüm arayışı yeni medya boncuğu gündeme getirmiştir (hücre tutuklanmış boncuk). Boncuğun yapısı aljinat ve çeşitli polimerler olabilmektedir. Boncuk üretim aşamasında kimyasal faz geçişleri esnasında QQ bakterisi boncuğa yerleştirilir ve bu şekilde reaktöre atılır (Şekil 7). Boncuğun hareketli oluşu mikrobiyovessel çalışmasının handikapını çözmüş olsa bile dayanımdan kaynaklanan bir sınırlamaya sahiptir.

Şekil 6:  İçerisine bakteri immobilize edilmiş mikrobiyovessel (10)

Şekil 7: QQ bakterisi tutuklanmış aljinat boncuklar (10)

Bir diğer 3. nesil medya MEMTEK bünyesinde tasarlanmıştır (Şekil 8) (12). Dr. Börte Köse’nin doktora tezi kapsamında hazırlanan bu medya hareketli olduğu için mikrobiyovesselden daha efektiftir. Ayrıca boncuk gibi zamanla parçalanma gibi dayanım sorunları oluşturmayacak inert bir medyadan yapılmıştır. Dönel bakteri taşıyıcı olarak adlandırılan yöntemin patent başvurusu yapılmıştır. Bu değerlendirmeler çerçevesinde MBR sistemlerde QQ olayının oldukça etkili olarak kullanıldığından söz edilebilir. Ayrıca çalışmaları daha ileriye taşıyacak yeni QQ bakterisi keşiflerine ve immobilizasyon medyalarına ihtiyaç olduğu aşikardır.

Şekil 8: QQ bakterisi için tasarlanmış yeni bir medya (12)

Ayrıca kendisinin yaptırdığı doktora tezi özet kısmında açıklananlar konuya daha açıklık getirmektedir. “Mikroorganizmaların bulundukları ortamlar içerisinde birbirleri ile iletişime geçerek yeterli sayıya ulaştıklarında topluluk davranışlarına yöneldikleri tıp bilim dalının son yıllarda ortaya çıkardığı bilimsel bir gerçektir. Biyofilm oluşturmak da mikroorganizmaların en başta gelen topluluk psikolojisi davranışlarıdır. Bir araya gelerek dış etkilere karşı korunmalarını artırmak ve yaşamsal döngülerini sağlayabilmek amacı ile Yetersayı Etkisi (Quorum sensing) mekanizmasını kullanırlar. Ekolojik ortamlar içerisinde iletişim sinyallerini üretebilen türler olduğu gibi, iletişim sinyallerini besin kaynağı olarak kullanabilen türler de bulunmaktadır. Bu türler kendi döngüleri için sinyal moleküllerini besin olarak kullanırken aslında bir araya gelmeye çabalayan türlerin birbirleri ve türler arasındaki iletişimlerini sekteye uğratmaktadırlar. Bu bakterilerin mekanizmalarının amaç doğrultusunda kullanılması da yeni keş- fedilen Yetersayı Etkisi Azaltımı (Quoum quenching) olarak isimlendirilir. Bu mekanizmanın membran biyorektör işletimine adapte edildiği bu çalışma kapsamında etkili bakteri immobilizasyon konfigürasyonları denenerek MBR sistemlerinde biyokirlenmenin engellenmesi ve kontrolü için yenilikçi bir yaklaşım ortaya konulmuş ve araştırılmıştır (12).

Kaynaklar

(1) Özgün,H., (2016), “Evsel Atıksuların Anaerobik Membran Biyoreaktörler ile Maliyet Etkin Olarak Yeniden Kullanımı”, Su ve Çevre Teknolojisi Dergisi, Haziran sayısı.

(2)    Erşahin, M. E., (2016), “Anaerobik Memb- ran Biyoreaktör Sistemlerinde Dinamik Membranların   Uygulanması”,   Su  ve

Çevre Teknolojisi Dergisi, Mayıs sayısı. (3)    Dereli, R.K., (2016), “Endüstriyel Atıksu-

ların Anaerobik Membran Biyoreaktörler ile Arıtımı: Substrat Özelliklerinin Etkisi”, Su ve Çevre Teknolojisi Dergisi, Mayıs sayısı.

(4)    Samsunlu. A.,(2016), “Atıksu Arıtımında Giderek Önem Kazanan Membran Tek- nolojisi Konusu ve Üç Araştırma”, Su ve

Çevre Teknolojisi Dergisi, Nisan sayısı.

(5) Gürel, L., Büyükgüngör, H., (2011) “Atıksu

Arıtımında  Membran  Biyoreaktörler”,

İTÜ Dergisi/E Su Kirlenmesi Kontrolü,

21: 1

(6)    Saatçi, A. M., (2016), kişisel notları

(7)    Koyuncu, İ., (2016), kişisel notları

(8)    Nahm, CH, Lee, K, Lee, SH, Lee, S, Park, P ve Lee, CH (2016) Isolation of Cellulolytic Bacteria and Their Potential to Mitigate

Üniversitesi – MEMTEK.

(9)    Lee, S, Lee, K, Nahm, CH, Kwon, H, Oh, HS, Won, YJ, Choo, KH, Park, PK ve Lee, CH (2016) Strategy for Designing More E icient Quorum Quenching Media for Enhanced Biofouling Control in MBR, MBR for the Next Generation, 10 May

2016, İstanbul Teknik Üniversitesi-MEM- TEK.

(10)  Lee, SH, Lee, S, Nahm, CH, Min, S,

Kwak, H, Lee, CH ve Park, PK (2016) Vari- ous media shapes for quorum quenc- hing MBR Applications, MBR for the Next Generation, 10 May 2016, İstanbul Teknik

Üniversitesi-MEMTEK.

(11)   Gül, BY, Mutlu, BK, Can, TE ve Koyuncu,

İ (2016) Evaluation of QQ Bacteria Iso- lated from Marine Pond Saltern and Leachate and Biofouling Control With Bacillus sp. T5 in MBR, MBR for the Next Generation, 10 May 2016, İstanbul Teknik

Üniversitesi-MEMTEK.

(12)  Köse, B., (2015), “Applications of Bacterial Quorum Quenching with Rhodococcus sp. bh4 for E ective Biofouling Control in MBR” Doktora Tezi, İstanbul Teknik Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, Maslak, İstanbul.