Antalya ve Çevre

Yorum


Bu ve bundan sonraki yorum yazımda, şimdiye kadar olduğu gibi teorik konular üzerine değil, 15 günlük tatilimi geçirdiğim Antalya’daki çevre ile ilgili gözlemlerimi ve dünyanın farklı ülkelerinde 4 yılda bir gerçekleştirilen “Gelecek Nesiller için Yeşil bir Dünya-Geleceği Yeşertmek” sloganını esas alan EXPO 2016 ile ilgili izlenimlerimi sizlerle paylaşacağım.

Bodrum’dan, havaların ve deniz suyunun soğuması nedeniyle uzun yaz tatilimi bitirerek İstanbul’a döndüm. Yazmakta olduğum kitabımın mizanpaj düzenlemeleri için on gün İstanbul’da kaldıktan sonra, halen yaz mevsiminin devam ettiği Antalya’ya geldim. Antalya’da hava sıcaklığı bugünlerde 28 derecenin üzerinde ve deniz suyu sıcaklığı ise 25 derece civarında. Doğanın sağladığı bu imkândan faydalanarak hemen her gün oldukça kalabalık olan evimize yürüme mesafesindeki Konyaaltı plajında deniz ve güneşten istifade ediyorum. Antalya, kent sakinlerinin kolaylıkla denize ulaşabildikleri dünyadaki çok az şehirden birisidir.

Denizin ne kadar temiz ve berrak olduğunu görünce Antalya’nın geçmişteki kanalizasyon durumunu hatırladım. Bir zamanlar Antalya nüfusunun az olduğu dönemde, Antalya’da kanalizasyon şebekesi bulunmuyordu. O dönemlerde Antalya’nın kendine özgü zemin yapısı (zerzemin), atıksuların zemine sızdırılmasına imkân veriyordu. Zerzeminin bulunduğu yerleşim birimlerinde atıksular doğal şekilde süzülerek yeraltına gidiyordu. Özellikle Antalya ve çevresinde eskiden kanalizasyonun olmadığı devirlerde, tuvaletlerin ve atıksuların gider olarak bağlandığı ucu bucağı görünmeyen karstik yapıdaki yer altı boşluklarından ve fay kırıklarından faydalanılmıştı. Bu sızan sular zemin özellikleri nedeniyle süzülerek temiz olarak kısmen denize ulaşıyordu.
Nüfusun artması ve Antalya’nın dünyanın en önde gelen turistik beldelerinden biri olması nedeniyle kanalizasyon şebekesinin inşa edilmesi kaçınılmaz oldu. 1993 yılında Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin ve bu Belediyeye bağlı Antalya Su ve Atıksu Genel Müdürlüğü’nün (ASAT) kurulmasından sonra Antalya’da ayrık sistem kanalizasyon şebekesinin pis su borularının inşaatının tamamlanmasına ağırlık verildi. Bugüne kadar 1250 km pis su borusu ve 140 km yağmur suyu şebekesi inşa edildi. Bu sistemle toplanan suların arıtılarak bertarafı için iki arıtma tesisi öngörüldü.

Üzerinde daha detaylı bir şekilde durmak istediğim Hurma Atıksu Arıtma ve Deniz Deşarjı tesisi 1999 yılında ilk defa işletmeye açılmıştır.  Ön arıtma sisteminde organik madde arıtımı yapılmadığı için denize verilen çıkış suyunun kirlilik yaratma tehlikesine karşın biyolojik atıksu arıtma ünitesi yapılması kararlaştırılmıştır. Hurma, ilk kademesi  250.000 kişiye hizmet edecek kapasitede planlanmış, temeli 17 Nisan 2001 tarihinde atılmıştır ve inşaatı tamamlandıktan sonra 29 Aralık 2001 tarihinde hizmete açılmıştır. Tesisin II. kademesinin  12.07.2004 tarihinde temeli atılmış kapasite artırımı tamamlandıktan sonra  2005 yılı Ocak ayında işletmeye alınmıştır. II. kademe inşaatı sonunda tesis 500.000 nüfusa hizmet edecek kapasiteye ulaşmıştır.

Antalya kenti batı bölgesinin kanalizasyon sisteminden gelen atıksuların arıtıldığı Hurma Atıksu Arıtma Tesisi’nde III. kademe inşaatı 2009 yılında başlamış ve 2011 yılı Nisan ayında işletmeye alınmıştır. III. kademe inşaat kapsamında kapasite artırımı ve rehabilitasyon çalışmaları yapılmış olup tesis, mevcut 210.000 m3/gün kapasiteye sahip ve 1.400.000 Eşdeğer Nüfusa ileri arıtma tesisi olarak hizmet vermektedir.

Yerleşim planı aşağıda görülen Hurma Atıksu Arıtma Tesisi’nde atıksudan Karbon (C), Azot (N), Fosfor (P) giderimi uzun havalandırmalı aktif çamur sistemine (Bardenpho Prosesi) göre yapılmaktadır. Yüzde 98 verimle arıtılmış su, 2472 metresi karada, 2600 metresi ise denizde olan toplam 5 km uzunluğundaki 1600 mm. çaplı HDPE polietilen borudan oluşan derin deniz deşarj hattı ile 50 metre derinliğinde denize verilmektedir.

Hurma Atıksu Arıtma Tesisi aşağıdaki ünitelerden oluşmaktadır;

I.    Ön  Arıtma Üniteleri
a.    Halatlı Kaba Izgara
b.     Giriş Terfi Pompa İstasyonu
c.     İnce Izgaralar
d.    Havalandırmalı Kum ve Yağ Tutucu Havuzları
e.     Ön Çökeltme Havuzları

II.     Biyolojik Arıtma Üniteleri
a.     Bio-fosfor (Anaerobik) Havuzları
b.     Havalandırma Havuzları
c.     Son Çökeltme Havuzları
d.     Geri Devir ve Fazla Çamur Pompa İstasyonları

III.    Çamur Üniteleri
a.     Mekanik Yoğunlaştırma
(Thickener)
b.     Çamur Çürütme (Digester)
c.     Çamur Susuzlaştırma (Dekantör)

IV.    Arıtma Çamuru Termal Kurutma ve  Ko-Jenerasyon  Tesisi

V.    UV  Dezenfeksiyon  ve Filtrasyon Ünitesi

VI.    Deşarj Pompa İstasyonu

VII.    Koku Giderme Sistemi

Hurma Atıksu Arıtma Tesisi

Lara İleri Atıksu Arıtma ve Deniz Deşarjı tesisi ise 2005 yılında işletmeye alınmıştır. Lara İleri Atıksu Arıtma Tesisi, arıtma teknolojisinde dünyaca kabul görmüş Alman ATV-131 standartlarına göre işletilmektedir. Tesiste arıtılan yüksek kalitedeki çıkış suyu atıksu deşarj pompa istasyonundan başlayarak 1200 mm çapındaki boru hattından oluşan derin deniz deşarj sistemi ile karadan 950 metre, Antalya Lara sahilinden 2250 metre uzaklıkta ve 22 metre derinlikte deşarj edilmektedir.

Antalya merkez ilçelerinin kış aylarında 1.250.000 olan nüfusunun yaz aylarında 2.500.000’e ulaşmasına rağmen bu arıtma tesisleri sayesinde Konyaaltı’nda girdiğimiz denizin ve diğer plajların temiz olması sağlanmaktadır.

Denize girdiğimiz Konyaltı 3 nolu Halk Plajı, Mavi Bayrak belgesine sahip bulunmaktadır. Türkiye’de 441 plaj TÜRÇEV tarafından verilen mavi bayrak sahibidir. Bu plajlardan 201’i Antalya ili hudutlarında bulunmaktadır.
Türkiye Çevre Eğitim Vakfı (TÜRÇEV) 1993 yılında, Turizm Bakanlığı önderliğinde, Mavi Bayrak Programı’nın ülkemizde de başlatılabilmesi amacıyla kurulmuştur. Akdeniz çanağında turizmde gelişmiş olan ülkelerde yaygınlaşmaya başlayan, sağlıklı yüzme suyu, donanımlı plaj ve iyi bir çevre yönetimi ile çevre bilinçlendirme etkinliklerini içeren Mavi Bayrak’ın turizm ve çevre açısından da önemli olduğu yaklaşımı ile çalışmalarına başlamıştır.

Yüzme Suyu Kalitesi Yönetmeliği’ne göre yüzme ve rekreasyon amacıyla kullanılan  suların sağlaması gereken mikrobiyolojik kalite kriterlerinden önemli olanları şunlardır:
Fekal Koliform (F.K) <100 EMS (En Muhtemel Sayı) /100 ml.
Fekal Streptekok (F.S) < 100 EMS/100 ml.
Toplam Koliform (T.K)< 500 EMS/100 ml.
Mavi Bayrak kuruluşu ölçümlerine göre 2016 yılında ölçülen ortalama değerler aşağıda verilmiştir:
F.K= 7 EMS/100 ml.
F.S= 6 EMS/100 ml.
T.K= 33 EMS/100 ml.

Bu değerler Yüzme Suyu Kalitesi Yönetmeliği’nde istenilenlerin çok altında bulunmaktadır. Antalya’da da 2015 yılından beri uygulanan il sınırlarının büyükşehir sınırları olarak değiştirilmesi sonucu, Antalya Büyükşehir Belediyesi hudutları içindeki yerleşimlerde bulunan 30 atıksu arıtma tesisinin ASAT tarafından işletildiğini ve kendileri tarafından yapılan bir açıklamada bir damla atıksuyun denize karışmadığının ifade edildiğini de bilginize sunmayı isterim.

Ülkemizde İller Bankası’nın da önerdiği gibi genelde belediyeler tarafından kanalizasyon sistemleri ayrık sistem olarak yapılmaktadır. Ayrık sistemin tercih edilmesinin ana nedeni, tüm sistemin bir defada inşa edilme zorunluluğu olmamasıdır. Pis su şebekelerinin yapımını takiben belediyeler ekonomik durumlarının elverişliliğine göre yağmur suyu şebekelerini zaman içinde kademe kademe inşa etmektedirler. Bu nedenle İstanbul’da olduğu gibi Antalya’da da şehrin bazı semtleri şiddetli yağmur esnasında su altında kalmaktadır. Antalya’da dikkatimi çeken şekilde bu sorunu çözmek için yoğun bir inşaat faaliyeti sürdürülmektedir. Bugün Antalya’nın merkezinde birçok caddede yağmur suyu şebekesi inşa edilmektedir. 130 mm çapında olan yağmur suyu şebekesinin şehrin alışveriş merkezi olan Güllük Caddesi ve Tonguç Caddesi’nden geçerken 4×4 m kutu kesit olarak inşa edilmekte olduğunu gördüm. Bu inşaatlar halen hızla sürdürülmektedir.

Kutu kesit kanalizasyon

Dairesel kesit kanalizasyon

Bu noktada büyükşehir belediyeleri hudutlarında yağmur sularının uzaklaştırılması 2560 sayı ve 20/11/1981 günlü İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü, Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun’un 25. maddesine göre sağlanmaktadır. Bu madde, “Yağmur sularının uzaklaştırılması ile ilgili tesislerin yapılması veya bu tip tesislerin işletilmesi, gerekli harcamalar ilgili belediyelerce karşılanmak şartıyla İSKİ tarafından yerine getirilir” şeklindedir. Bilindiği gibi tüm büyükşehir belediyeleri su ve kanal idareleri İSKİ kanununa göre idare edilmektedir. Büyükşehir belediyelerinin birçoğu ve Antalya’da da ilçe belediyeleri yapılan harcamaları karşılamadıklarından, buralarda büyükşehirlere bağlı ana caddelerin yağmur suyunun şebekelerinin dışında kalan sokak yağmur şebekeleri inşa edilmesinde büyük sorunlar yaşanmakta ve genellikle inşa edilmemektedir. Bu nedenle yağmur suyunun uzaklaştırılmasında önemli sorunlar yaşanmaktadır.

Bu sene Konyaaltı’ndaki dairemizde trafik gürültüsünün kısmen azaldığı sakin bir yaşama ortamına kavuştuk. Bizi geçmişte çok rahatsız eden gürültünün ana nedeni, Kemer bölgesinden gelen otomobillerin yanında, inşaat kamyonları, ağır vasıtalar ve tankerlerin önümüzdeki dört yol ağzında (Türkay Otel Kavşağı) ani fren yaparak durmaları ve kalkmaları anında yarattıkları gürültü ve egzoz sesi idi. Yıllardan beri inşaatı süren Batı Çevre Yolu’nun nihayet tamamlanarak açılması ile bu gürültü kirliliği bir ölçüde azaldı.  Kavşakta gürültünün azaldığını hissetmemin diğer bir nedeninin, bir kısmı çift camlı olan dairemizin pencere ve kapılarının bu yıl başında tamamının çift cam olarak yaptırılmasının olduğunu da belirtmeyi isterim.

Bu yazımı hazırlarken Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin gürültü ölçümleri yapmadığını ve bu görevin Çevre ve Şehircilik Bakanlığı İl Müdürlüğü tarafından yürütüldüğünü öğrendim. Yaptığım temaslar sonucunda İl Müdürlüğü’nün ise trafik ölçümü yapmadığını tespit ettim. Bu arada Büyükşehir Belediyesi’nin 2012 yılında bir model çalışması yaptırdığını öğrendim. Bu kapsamda trafik sayımı yapılarak geçen vasıta sayısının ve buna bağlı olarak gürültü seviyesinin belirlendiğini öğrendim. Matematiksel olarak hesaplanan gürültü seviyesi belirttiğim kavşakta 75 dBA olarak hesaplanmış.

Şahsi değerlendirmeme göre çevre yolu açılmadan buradaki gürültü seviyesinin 80-90 dbA iken bugün ise bu değerin 65-75 dBA arasına indiğini tahmin ediyorum. Bilindiği gibi yerleşim yerlerinde gürültü seviyesinin 45 dBA olması istenmektedir. Gürültü Yönetmeliğine göre bu değerin 25dBA ‘ya kadar artmasına müsaade edilmektedir. Yaz aylarında trafiğin yoğun olduğu bu bölgede Çevre yolu açılmasına rağmen gürültü seviyesinin yine de yaz aylarında 70-80 dBA arasında olduğunu tahmin ediyorum.

Gürültü, insan sağlığını etkileyen en önemli çevre kirliliklerinden birisi olup, kalp hastalıkları, uyku bozukluğu ve ruhsal gerilimler de yaratmaktadır. Bugün ülkemizde çevre yollarının inşa edilmemesi nedeniyle birçok yerleşim yeri yoğun gürültü problemiyle karşı karşıyadır.

Kaynaklar
–     ASAT Genel Müdürlüğü – Hurma Arıtma Tesisi. www.asat.gov.tr/?page=pages&PID=301
–     ASAT Genel Müdürlüğü – Lara Arıtma Tesisi. www.asat.gov.tr/?page=pages&PID=302
–     http://www.suvecevre.com/?pid=28734#.V_4mNNSLSt8
–     http://www.mavibayrak.org.tr/tr/plajListesi.aspx?il_refno=7
–     http://www.mavibayrak.org.tr/tr/plajDetay.aspx?plaj_refno=1153
–     http://antalyahsm.gov.tr/dokuman/upload/MAV%C4%B0_BAYRAK.pdf
–     http://hsl.thsk.saglik.gov.tr/2013-08-28-13-18-43/mevzuat/802-y%C3%BCzme-suyu-kalitesi-y%C3%B6netmeli%C4%9Fi.html
–     http://docplayer.biz.tr/4200621-T-c-antalya-buyuksehirbelediyesi-su-ve-atiksu-idaresi-genel-antalya-su-ve-atiksu-projesi-ek-finansman-projesi-cevre-yonetim-plani-nihayi-rapor.html
–     Antalya Büyükşehir Belediyesi Portakal Gazetesi, Yıl: 2016, Sayı 17, Sayfa 18.
–     Samsunlu.A., (2017), “Genel Mikrobiyoloji ve Çevre Mühendisliği Mikrobiyolojisi”, Birsen Yayınevi. İstanbul.
–     Yüzme Suyu Kalitesi Yönetmeliği, Resmi Gazete Tarihi: 09.01.2006 Resmi Gazete Sayısı: 26048.