Antalya Expo 2016 ve Çevre Boyutu (2)

Yorum

Hatırlarsanız geçen yazımda Çin Bahçesi ve Almanya Pavyonu ile ilgili izlenim ve değerlendirmemi sizlerle paylaşacağımı bildirmiştim.

Çin Bahçesi
Fuarda yer alan çok sayıda standı gezince çok yorulmuş ve Çin Bahçesi’nde kamelyada oturup dinlenmiştim. Bu güzel bahçeyi gezince çok etkilendim. Çin Bahçesi, EXPO’nun konu olarak seçilen çiçek ve çocuk tanımına uygun en güzel bahçelerinin başında gelmekteydi. Burada uzun bir süre kaldım ve bozulmamış bir doğanın veya insan eliyle yaratılmış güzel bir bahçenin bana ne kadar huzur verdiğini hissettim.
Geniş bir alanda kurulu olan Çin Bahçesi’nde bir tapınak, gölet ve çok çeşitli çiçekler yer alıyordu. Diğer bölümünde de Çin kültürünü tanıtan etkinlikler vardı.
Çok geniş bir alanda yer alan bahçenin peyzajı ve peyzajı zenginleştiren bitki ve çiçekler, bana çocukluğumu geçirdiğim Çorum’daki evimizin huzur veren bahçesini hatırlattı. Çok sayıda bitki ve çiçek bulunduğu ve devamlı akan suyumuzun da etkisiyle yemyeşil ve rengârenkti. Edindiğim bilgiye göre bu bahçe EXPO kapandıktan sonra da sökülmeyecek ve rekreasyon alanı olarak varlığını devam ettirecekmiş.
İstanbul’da ve Anadolu’da geçmişte evlerin geniş bahçeleri vardı. Bu bahçeler içinde yer alan evlerde yaşayan insanlar, benim kendimi Çin Bahçesi’nde hissettiğim gibi muhakkak huzur içindeydiler.

İstanbul Boğaz Kıyısında Yeşil Alanların Konut Alanına Dönüşümü 
1946-2008 yılları arasında İstanbul Boğazı’nın iki yakasında yer alan konut alanlarının, toplam arsaların ne kadarını teşkil ettiği konusunda yapılan bir bilimsel araştırma sonuçları ve ilgili haritaları sizlerle paylaşmayı istiyorum.

.

a) 1946’daki arazi kullanımı

b) 1982’deki arazi kullanımı

c) 2008’deki arazi kullanımı

Araştırılan alanda insana huzur veren bahçeler bilhassa 1980’li yıllardan itibaren artan bir şekilde konut alanına dönüştürülmüştür. Bu nedenle artık buralar “huzur veren yerler” değil. İnsanların sağlıklı olabilmesi için huzur içinde yaşamasının önemli olduğu bilinmektedir. Şehirlerimizin aşırı büyümesi devamlı olarak yeşil alanların azalmasına neden olmaktadır. Bugün Türkiye’de şehirlerde kişi başına düşen aktif yeşil alan 1 metrekaredir. Halbuki kalkınmış ülkelerde kişi başına düşen aktif yeşil alan 20 ile 80 metrekaredir. İstanbul’da ise bu değer yaklaşık 3 metrekaredir. Halkımızın huzurlu olabilmesi için şehirlerimizde yüksek binalar yapılması yerine daha az katlı geniş bahçeli evler yapılmalıdır.
Dünya nüfusu giderek hızla artmaktadır. Nüfus artışına daha çok gelişmekte olan ülkelerde rastlanılmaktadır. 1950 yılında kalkınmış ülkelerden iki şehrin nüfusu 8 milyonu geçerken, kalkınmakta olan ülkelerde nüfusu 8 milyonu geçen hiçbir şehir yoktu. 2000 yılına gelindiğinde ise kalkınmış ülkelerde 8 milyonu geçen şehir sayısı 6’ya yükselirken, kalkınmakta olan ülkelerde 22 şehrin nüfusu 8 milyonu geçiyordu. Bunlar arasında Kahire ve Kalküta gibi bugün nüfusları yirmi milyonu aşan şehirler bulunmaktadır. İstanbul da bu şehirler arasında yer almaktadır. Bugün İstanbul’un nüfusu resmen 14 milyon olsa da, resmi görevliler tarafından 17 milyon olduğu belirtilmektedir.

Osmanlı dönemi de dahil İstanbul’un nüfusu 1950’ye kadar 1 milyonu geçmemiştir. Yolların yapılması ve sanayileşmenin başlaması, İstanbul’a göçü artırmış ve İstanbul’daki yeşil alanların büyük bir kısmı yasal veya yasal olmayan yollarla konut alanlarına çevrilmiştir. Hava haritaları da dahil bütün ölçümleri değerlendirerek 1946, 1982 ve 2008 yıllarında İstanbul Boğazı’nın iki yakasındaki yeşil alan ve konut alanlarının dağılımını ve değişimi bu araştırmada belirlenmiştir. Burada dikkate alınması gereken önemli bir husus, 1946’da İstanbul’un nüfusunun 800 bin, 1982’de 6 milyon ve 2008’de 12 milyon olduğudur. Yukarıda görülen haritalarda 1946, 1986 ve 2008 yıllarına ait yeşil alan (yeşil renk) ve konut alanları (kahve renk) dağılımı görülmektedir.
Sanayi, tüm ülke yüzeyine yayılmamış olduğu için İstanbul büyük göç almakta ve almaya devam etmektedir. Eğer bu durum önlenmezse İstanbul’un nüfusu yakında 20 milyonu ve 21. yüzyılın sonunda ise 35 milyonu geçecektir. Yeşil alanları korumak için bir an önce kalkınma çabaları Türkiye’nin her tarafına yayılmalı ve İstanbul’a göç önlenmelidir.

Almanya Pavyonunda Sürdürülebilirlik 
Almanya pavyonunda sergilenenler özellikle sürdürülebilir biyolojik tabanlı bio-ekonominin nasıl başarılı bir şekilde uygulanabileceğini ortaya koyuyordu. Bio-ekonominin yaratıcılık ve çok yönlü özelliklerini olduğu gibi gerek uygulama, gerekse ekoloji alanlarında sunduğu avantajları ön plana çıkarıyordu. “Geleceği Ekmek-Yenilenebilir Kaynakların Yenilikçilik Potansiyeli” başlıklı Alman EXPO yapısında sergilenenler 4 ana başlık halinde toplanabilir. Bunlar;
1-     Baharatlar ve özler
2-     Yenilenebilir büro
3-     Çevre düzenlemede biyolojik olarak hızlı yok olan ürünler
4-     Doğal yapı malzemeleri ile inşaat.

Alman pavyonundan bana anlatılanların ve verilenlerin bilgilerin ışığında bu dört konuyu açıklamak istiyorum.

1-Baharatlar ve Özler: Şifalı bitkilerin tarihi 1000 yıllara kadar uzanır. Modern tıp, bakteri ve mikroplara karşı savaşta şifalı bitki bilimini yüzyıllar boyunca dışlamışken, bitkisel ilaçlar günümüzde tekrar önemli bir yere sahip olmaktadır. Bitkisel maddelerin kullanımı, ilaç üretiminden kadife çiçeği içeren kremler gibi kozmetiklere ve yüzey, zemin ve özel temizleyicisi olarak kullanılan temizlik malzemelerine kadar uzanır. Buna karşılık bunların dışında günlük hayatta kullanılan ve özel bitkisel maddeler içeren daha birçok ürünün olduğunu pek fark etmeyiz. Patatesteki bakterileri önlemek için nane yağı olsun, böcek istilasına karşı veya bolca kullanılan modern hijyen ürünlerinde koku maddesi olarak kasımpatı konsantresi olsun, biz farkında olmasak da günlük hayatımıza etkisi büyüktür. Bugün tanıdığımız ve sevdiğimiz, sayıları yetmiş bini bulan bitki türü, bu ürün çeşitliliğinin temelini oluşturmaktadır. Avrupa’nın en önemli bitkisel madde üreticilerinden biri olarak Almanya’da gelecek nesiller için sürdürülebilir bir geleceğin geliştirilmesi için çalışılmaktadır.

2- Yenilenebilir Büro: Yenilenebilir ham maddelerin, sürdürülebilirlik ilkesine göre üretilen ürünlerde yenilenebilirlik potansiyeli, insanların geleceğine önemli bir katkı sunar. Bugün sadece Almanya’da sürdürülebilirlik ilkesine göre üretilen ürünlerle donatılabilecek 17 milyon iş alanı gizlidir. Bu potansiyel, bugün bile çeşitli yenilikçi ve çevre dostu ürünlerle karşılanmaktadır. Bambudan yapılmış klavyelerden ekrana veya biyolojik plastikten yapılmış bilgisayar faresi, hatta sağlıklı bir oda kliması sağlayan ağaçtan büro mobilyasına kadar gerçekleştirilebilmektedir.

3- Çevre Düzenlemede Biyolojik Olarak Hızlı Yok Olan Ürünler: Çevreye verilen önem ve yeşile özlem, insanları kendi evinin bahçesinde veya balkonunda küçük bir vaha yaratmaya yönlendirmektedir. 14 yaş üzeri tüm Almanların yaklaşık yüzde 66’sında bu özlem görülmektedir. Bu arada Almanlar bahçe bitkileri için yıllık yaklaşık 3.9 milyar avro harcamaktadırlar. Çevre düzenleme sektörü sadece bitki saksıları, ot örtüsü olarak kullanılan folyolar veya bitki klipsi gibi geleneksel petrol bazlı ürünleri biyolojik bazlı ürünlerle ikame etme bağlamında çok büyük potansiyele sahip değildir. Biyolojik bazlı ürünler çevre dostu olma özellikleri yanında biyolojik olarak hızlı yok olmaları, çevreye zararın önemli ölçüde azaltılmasını sağlamaktadır.

Doğal yapı malzemeleri

4- Doğal Yapı Malzemeleri ile İnşaat: Alman yapı kültürünün sembolü, yılların eskitemediği ahşap-karkas evdir. Yedi yüz yıla varan bir süreden beri, tipik kirişlerde ahşap kullanımı ve birbirine geçmiş dalların ve boşlukların kapatılması için balçık kullanımı tüm evlerde aynıdır. Buna göre yenilenebilir hammaddelerle inşaat, Alman kültürünün ve yapı tarihinin ayrılmaz bir unsurudur. Yenilenebilir hammaddelerde sürdürülebilir inşaat ve ikamet tekrar rağbet görmektedir. Sadece ekolojik tarafta değil, aynı zamanda ekonomiklik ve tasarım yönleri de buna destek olmaktadır.

Yenilenebilir hammaddelerin bu modern ahşap evlerde uygulama alanları ve diğer sürdürülebilir ev ya da yapı konseptlerinin yelpazesi geniştir. Bu yelpaze, tasarım malzemeleri, zemin kaplamaları, renkler, boyalar ve mobilyaları içermektedir. Ekoloji ve sürdürülebilirlik bağlamında bu yapı malzemeleri büyük bir avantajdır.
Halkımızın huzur içinde yaşayabileceği yeşil alanlar ve parklar sağlanmasının ne kadar önemli olduğunu Çin Bahçesi’ni gezerken düşündüm. Ayrıca ülkemizde 12 bini bulan ve 3 bini endemik olan bitkileri Alman Pavyonu’nda olduğu gibi ileri seviyede değerlendirmemiz gerektiğini sizlerle paylaşmayı ve tüm Avrupa da 8 bin bitki türü bulunduğu bilginize sunmayı isterim.

EXPO alanına ulaşımı sağlayan ve EXPO için özel olarak inşa edilen raylı sistemle Antalya’ya dönerken, bu alanın Antalya ve Antalyalılar için sonsuza kadar kullanılacak büyük bir yeşil alan ve çevre yatırımı olduğunu düşündüm.

KAYNAK 
–     Ahmet Samsunlu, Bilsen Beler Baykal, Yıldız Aksoy, Ayşe Dudu Allar, “Population Agglomerations and its Implication in Developing Countries: A Survey of Green Areas in Turkish Megacity İstanbul”, IEMME Dergisi, 2015.