6. MERSİN ÇEVRE KONGRESİ – İklim Değişikliği ve Çevre

Not: Figürlerin, Tabloların ve Formüllerin daha yüksek çözünürlüklü görüntüleri için görsele sağ tıklayıp “resmi yeni sekmede aç” seçeneğini seçiniz

Prof. Dr.-Ing. Ahmet SAMSUNLU , İstanbul Teknik Üniversitesi, İnşaat Fakültesi-Çevre Mühendisliği Bölümü

2-3 Mart 2018 Tarihinden 6. Düzenlenen Mersin Çevre Kongresinde Prof. Dr. Ahmet Samsunlu tarafından yapılan sunumdur.

•••••••••••••••••••••••••••••••••••••••   Yansı 1   •••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••

•••••••••••••••••••••••••••••••••••••••   Yansı 2  •••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••

•••••••••••••••••••••••••••••••••••••••   Yansı 3   •••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••

•••••••••••••••••••••••••••••••••••••••   Yansı 4   •••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••

•••••••••••••••••••••••••••••••••••••••   Yansı 5   •••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••

•••••••••••••••••••••••••••••••••••••••   Yansı 6   •••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••

KÜRESEL ISINMANIN OLUŞTURDUĞU İKLİM DEĞİŞİKLİKLERİ

  • Buzulların erimesiyle su seviyelerindeki artış
  • Sel
  • Göç
  • Bulaşıcı hastalıklar ve psikiyatrik bozukluklar
  • Canlıların yaşam alanlarının azalması
  • Suyun termal yapısı ve kalitesinde bozulma
  • Kirlilik artışı
  • Yangınlar
  • Akut güneş yanıkları

•••••••••••••••••••••••••••••••••••••••   Yansı 7   •••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••

•••••••••••••••••••••••••••••••••••••••   Yansı 8   •••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••

•••••••••••••••••••••••••••••••••••••••   Yansı 9   •••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••

İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNİN ETKİLERİ

•••••••••••••••••••••••••••••••••••••••   Yansı 10   •••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••

İklim değişikliği, karşılaştırılabilir bir zaman diliminde iklimin doğal değişkenliğine ek olarak, doğrudan ya da dolaylı bir şekilde atmosferin bileşimini değiştiren insan faaliyetleri sonucu iklimde görülen değişimlerdir.

•••••••••••••••••••••••••••••••••••••••   Yansı 11   •••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••

DÜNYANIN ISINMASI

  • 19. yüzyılın sonlarında sanayi devrimi ile birlikte enerji üretimi için kömür gibi fosil yakıtların kullanımı önemli ölçüde arttı.
  • Bunun neticesinde yanma ürünü olarak çıkan CO2, SO2 ve partikül gibi kirleticilerin atmosferdeki konsantrasyonları da ormanların yok edilmesi nedeniyle giderek artış gösterdi.
  • 1950-2010 yılları arasındaki küresel CO2 değişimi aşağıdaki şekilde görülmektedir. Bu süre içinde CO2 miktarı 320 ppm’den 400 ppm’e yükselmiştir (ppm, parts per million/milyonda bir birimine verilen isimdir).

•••••••••••••••••••••••••••••••••••••••   Yansı 12   •••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••

KÜRESEL CO2 DEĞİŞİMİ, (1950-2010), (IPCC-Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli, 2013)

•••••••••••••••••••••••••••••••••••••••   Yansı 13   •••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••

  • Bu durum dünyanın ısınmasına neden olmuştur. Sera gazları atmosferde doğal olarak bulunuyorsa da, bu gazların oranının artması sera etkisine yol açmakta ve küresel ısınmaya sebep olmaktadır. Sera gazları olarak tanımlanan ve en önemlisi olan karbondioksit (CO2), metan (CH4), kloroflorokarbonlar (CFC) ve azotoksit (N2O)’teki bu artışa paralel olarak dünyanın ortalama sıcaklığı aşağıdaki şekilde görüldüğü gibi 1950 yılından günümüze kadar 0.9˚C artmıştır.
  • Dünya Meteoroloji Örgütü son 70 yılda atmosferde görülen karbondioksit artışının Buzul Çağı’nın bitimindeki orandan 100 kat fazla olduğunu belirtiyor ve insanlığı acilen fosil yakıt kullanımını bırakmaya ve Paris Anlaşması’nda yer alan hükümleri uygulamaya çağırıyor.

•••••••••••••••••••••••••••••••••••••••   Yansı 14   •••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••

Dünyadaki Yüzey Sıcaklığı Değişimi

•••••••••••••••••••••••••••••••••••••••   Yansı 15   •••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••

DÜNYAYI KURTARACAK ANLAŞMA

İklim değişikliği ile ilgili uluslar arası düzeyde kilometre taşları:

– 1992 yılında düzenlenen Birleşmiş Milletler Çevre ve Kalkınma Konferansı’nda(Rio Dünya Zirvesi), Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi imzaya açılmıştır. Ve bu Sözleşme 1994 yılında yürürlüğe girmiştir.

– 1997 yılında Kyoto Protokolü imzalanmıştır. Gelişmiş ülkelere sera gazı salınımlarının sınırlanması ve azaltılması şartını getiren  Protokol 2005 yılında yürürlüğe girmiştir.

– Süresi 2020 yılında dolacak olan bu Protokol yerini 2015 yılının Kasım  ayında Paris’te 195 ülke tarafından imzalanan Paris Anlaşması’na bırakmıştır.

•••••••••••••••••••••••••••••••••••••••   Yansı 16   •••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••

Bu Anlaşmaya göre;

– Küresel ortalama sıcaklıktaki artışın 2°C’nin aşağısında tutulması ve mümkün olduğunca sıcaklık artışının 1.5°C ile sınırlandırılması yönünde çaba gösterilmesi gerekmektedir.

Tüm ülkelerin karbon salınımlarını azaltması öngörülüyor. Sera gazları emisyonunun düşürülmesi ile ilgili ulusal düzeydeki planlar, beş yılda bir gözden geçirilecek.

Gelişmekte olan ülkeler, bu alandaki mücadele için yılda en az 100 milyon dolar fon aktarılacak. Bu rakam 2025 yılında yeniden güncellenecek.

– Gelişmiş ülke Taraflarının Sözleşme kapsamındaki mevcut yükümlülüklerinin bir uzantısı olarak gelişmekte olan ülke Taraflarına, azaltım ve uyum yönünden destek amaçlı mali kaynak temin etmesi gerekmektedir.

•••••••••••••••••••••••••••••••••••••••   Yansı 17   •••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••

  • Paris Anlaşması 4 Kasım 2016 tarihi itibariyle yürürlüğe girmiştir. Mevcut durumda 171 ülke anlaşmayı meclis onayından geçirmiş durumdadır.
  • Anlaşmayı meclis onayından geçirmeyen 26 ülkenin 24’ünü gelişmekte olan EK-I dışı ülkeler oluşturmaktadır.
  • Geri kalan 2 ülke ise EK-II listesinde yer alan Türkiye ve Rusya’dır.

•••••••••••••••••••••••••••••••••••••••   Yansı 18   •••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••

  • Ülkemiz OECD( İktisadi İşbirliği ve Gelişme Teşkilatı) ülkesi olduğundan EK-I listesinde yer almaktadır. Türkiye özel konumunun kabul edilmesi ve gelişmekte olan ülkeler kategorisini alınmasını talep etmektedir.
  • Türkiye, mevcut durumda Sözleşme’nin EK-I listesinde yer alması sebebiyle EK-II listesinde yer alan ülkeler tarafından sağlanan kapasite geliştirme, finansman ve teknoloji geliştirme ve transferi olanaklarından yararlanamamaktadır.

•••••••••••••••••••••••••••••••••••••••   Yansı 19   •••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••

  • Ülkemizin talep ettiği bu konuyla ilgili Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki, 25 yıllık uluslararası iklim politikası sürecinde Türkiye’nin durumunu aşağıdaki şekilde özetledi

-“Türkiye OECD ülkesi olduğu için gelişen ülkeler kategorisi olan Ek-1 ülkeleri arasına konuldu. O dönem toplantıya katılan Dış İşleri Bakanlığı yetkilileri buna itiraz etmedi.

-Gelişmiş ülkeler kategorisinde olduğunuzda 2 türlü yükümlülükle karşı karşıya kalıyorsunuz.

-Birincisi, 100 milyar dolarlık Yeşil İklim Fonu’na para aktarmak ve teknoloji yardımında bulunmak zorundasınız.

-İkincisi de mutlak karbon emisyonu azaltımı ile karşı karşıyayız. Bu olursa pek çok tesis maliyetten dolayı kurulamayacak, termik santrallerin de havayı zehirleme bahanesiyle önü kapanacak.

-Paris Sözleşmesi’ne göre bu iki yükümlülüğü 2020’ye kadar yerine getirmemiz gerekiyor”.

•••••••••••••••••••••••••••••••••••••••   Yansı 20   •••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••

  • Paris İklim Anlaşması’nın bir başka büyük ekonomik etkisi ise enerji yatırımları üzerinde olacaktır. Fosil yakıtlara dayalı yatırımlar ve bilhassa kömüre dayalı yatırımlar çok daha riskli durumdadır.
  • Zira katılan ülkeler, fosil yakıtların döneminin sona ermesi ve su, güneş, termal, rüzgar kaynaklı temiz enerji kullanılması gerektiği konusunda fikir birliğine varmışlardır.
  • Ayrıca Paris’te karbon gazı salımını düşürecek ve karbon ayak izini azaltacak yeni üretim teknolojileri ve uygulamaları ile çeşitli kotalara kadar birçok tedbir tartışılmıştır.
  • AB, 1990 seviyesine göre 2030 itibariyle % 40’lık azaltım, ABD 2025 itibariyle 2005 seviyesine göre % 28’lik azaltım taahhüt ettiler. Bu noktada Almanya’nın 2035 yılına kadar enerji ihtiyacının yüzde 60’ını temiz (yeşil) enerjiden temin etmeyi planladığını da bilginize sunmak isterim.

•••••••••••••••••••••••••••••••••••••••   Yansı 21   •••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••

FOSİL YAKITLARDAN UZAKLAŞMA

  • Bilindiği gibi fosil yakıtların terk edilerek rüzgar, güneş ve diğer temiz enerjilere geçilmesini amaçlayan Paris Anlaşması, küresel sıcaklık artışının sanayi devri öncesine kıyasla 2°C’nin altında tutulmasını öngörmektedir.
  • İngiltere’nin aşağıdaki şekilde görüldüğü gibi kömür kullanımının azalması, ülkede 2015 yılı sera gazı üretimindeki yüzde 4’lük azalmanın esas nedenidir. Ayrıca İngiltere’nin, enerji sektörü için oluşturduğu yeni politika planları kapsamında kömür ve fosil yakıtların kullanımını azaltmayı ve 2025 yılına kadar kömür üretimini tamamen sıfıra indirmeyi hedeflemiştir.

•••••••••••••••••••••••••••••••••••••••   Yansı 22   •••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••

YENİLENEBİLİR ENERJİ

  • Yenilenebilir kaynakların gelişimi, teşviklere, düşen maliyetlere, artan fosil yakıt fiyatlarına ve bazı durumlarda karbonun fiyatlandırılmasına bağlıdır.
  • Ancak elektrik üretiminde yenilenebilir enerji kaynaklarının payının 2012 yılındaki %20 düzeyinden 2035 yılında %31’e çıkması beklenmektedir.

•••••••••••••••••••••••••••••••••••••••   Yansı 23   •••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••

2010-2035 Yılları Arasında Kaynaklara Göre Elektrik Üretimindeki Olası Dağılımlar (IEA, 2012a,b)

•••••••••••••••••••••••••••••••••••••••   Yansı 24   •••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••

YENİLENEBİLİR ENERJİ POLİTİKASI

AB-27

  • 2015 Hedef %16,7 (Gerçekleşen %14)
  • 2020 Hedef %20
  • 2030 Hedef %27<

TÜRKİYE

  • 2023 Hedef %8

2012 Yenilenebilir Enerji Kaynakları Dağılımı

2013 Elektrik Üretiminde Kaynaklar

•••••••••••••••••••••••••••••••••••••••   Yansı 24   •••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••

İngiltere’deki Kömür Kullanımı

•••••••••••••••••••••••••••••••••••••••   Yansı 25   •••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••

Türkiye’de Termik Santrallerin Dağılımı (2015)

•••••••••••••••••••••••••••••••••••••••   Yansı 26   •••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••

TÜRKİYE’NİN ANLAŞMAYA KATKI HEDEFİ

  • Birleşmiş Milletler Teşkilatına, Türkiye tarafından sunulan Ulusal Katkı Niyet Belgesine göre Türkiye, 2030 yılına kadar sera gazı emisyonunu %21 azaltmayı taahhüt etmiştir. Bununla ilgili değerler aşağıdaki şekilde görülmektedir. TUİK verilerine göre 2013 toplam sera gazı emisyonu 459 milyon ton olup, 2030 yılında 1 milyon 175 bin tona ulaşacak. Türkiye bunu 929 milyon tonla sınırlandıracak.
  • Türkiye’nin Paris  için verdiği taahhüt, emisyon miktarını 929 milyon tonda sınırlamak.
  • Ancak bu senaryoda, kişi başına düşen emisyonda Japonya, Almanya ve İngiltere gibi ülkelerin, bugünkü AB ortalamasının bile üstüne çıkacak.

•••••••••••••••••••••••••••••••••••••••   Yansı 27   •••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••

Türkiye’nin Toplam Sera Gazı Emisyonu Projeksiyonu

•••••••••••••••••••••••••••••••••••••••   Yansı 28   •••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••

PARİS ANLAŞMASI – SERA GAZI AZALTIMI

  • Paris İklim Anlaşması’nın 4. Maddesi’nde, taraf olan her ülkenin iklim değişikliği ile mücadelede ulusal katkı hedefini hazırlayacağı ve ilan edeceği belirtilmiştir. Türkiye de ulusal katkı hedefini 30 Eylül 2015 tarihinde Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (BMİDÇS-UNFCCC) sekretaryasına sunmuştur. Buna göre Türkiye, her şeyin şu andaki gibi seyrettiği olağan senaryoya kıyasla 2030 yılında sera gazı emisyonlarını toplamda % 21 azaltmayı hedeflemektedir. Bu hedefe ulaşmak için kullanılacak araçlardan bazıları şu şekildedir:

-Güneş enerjisinden elektrik üretimi kapasitesini 2030 yılına  kadar 10 GW’a çıkartmak

-Rüzgâr enerjisinden elektrik üretimi kapasitesini 2030 yılına kadar 16 GW’a çıkartmak

-Hidroelektrik potansiyelinin tamamını kullanmak

-2030 yılına kadar bir nükleer santrali devreye almak

•••••••••••••••••••••••••••••••••••••••   Yansı 29   •••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••

-2030 yılına kadar elektrik iletimi ve dağıtımındaki kayıpları %15’e indirmek

-Elektrik üretiminde mikro-üretim, birlikte-üretim ve yerinde üretimi tesis etmek

-Endüstriyel kurulumlarda enerji verimliliğini artırmak ve enerji verimliliği projelerine finansal destek sağlamak

-Karayolu taşımacılığının payı azaltılırken, deniz ve demiryolu taşımacılığının paylarının artırmak

-Yüksek hızlı demiryolu projelerini gerçekleştirmek

-Şehir içi raylı sistemleri artırmak

-Tünel projeleri ile yakıt tasarrufu sağlamak

-Eski araçları trafikten çekmek

-Yeni konutları ve servis binalarını mümkün olduğunca enerji verimli inşa etmek.

  • Bunlara ilaveten ulaştırma, tarım, ormancılık, atık, binalar ve kentsel dönüşüm alanlarında daha birçok tedbir alınması öngörülmüştür.

•••••••••••••••••••••••••••••••••••••••   Yansı 30   •••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••

TÜRKİYE’NİN EMİSYON ARTIŞ HIZI

  • European Climate Foundation’ın (Avrupa İklim Derneği) Global Carbon Budget Project (Küresel Karbon Bütçesi Projesi) 2015 raporunda, ülkelerin küresel emisyonları analiz edildi. Ülkeler, halen hedeflerini yakalamaktan uzak, ama çaba olunca sonuç da alınıyor: Küresel emisyon artışı, 2000’li yıllara göre azaldı.
  • Emisyon azaltmada en başarılı AB. ABD bile son 10 yılda emisyon seviyesini azalttı.
  • Türkiye ise dünyanın en fazla sera gazı salımı yapan 14’üncü ülkesi çıktı. Kömüre rekor yatırım yapan Türkiye’nin emisyon artış hızı, 2005-2014 arasında ortalama yüzde 4 iken, 2014’te yüzde 7.4’e yükseldi.

•••••••••••••••••••••••••••••••••••••••   Yansı 31   •••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••

İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ PERFORMANSI

  • Germanwatch’ın geleneksel İklim Değişikliği Performans Endeksi de açıklandı. Salımların yüzde 90’ından sorumlu 58 ülkenin arasında Türkiye, 50’inci sıraya, yani ‘iklim değişikliği performansında en kötü ülkeler’arasına yerleşti.
  • İlk üç sıra boş, çünkü en kararlı ülkenin aldığı önlemler bile yetersiz. Ancak ‘en iyi’lerin başında Danimarka, İngiltere, İsveç yer alıyor. Gelişmemiş ülkelerin arasında atak yapan Fas, geçen yılki gibi 10’uncu sırada, yani gayet iyi. Sonuncu, yine Suudi Arabistan.

•••••••••••••••••••••••••••••••••••••••   Yansı 32   •••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••

•••••••••••••••••••••••••••••••••••••••   Yansı 33   •••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••

2070 YILINDA ANTALYA KAHİRE, İSTANBUL ANTALYA OLACAK

  • Türkiye, içinde bulunduğumuz yüzyılın sonlarına doğru Avrupa ve Orta Asya Bölgesi’nde aşırı hava olaylarına en çok maruz kalacak ülkeler listesinde üçüncü sırada gösteriliyor.
  • Aşırı sıcaklıklar, kısa süreli şiddetli yağışlarla birlikte ani sellere neden olan gök gürültülü sağanak yağışları artırıyor. Böylece Türkiye’de 100 yılda bir görülebilecek şiddetteki yağışların neden olduğu seller ve kuraklıklar, 2070 yılına kadar her 10-50 yılda bir tekrarlanabilir.
  • Türkiye’de, 1963 yılında 140 civarında sel yaşanmışken, 2010 yılında 160’dan fazla sel meydana geldi.
  • Ülkemizde şiddetli rüzgârlara bağlı olarak oluşan fırtınaların sayısında da ciddi bir artış var. Bu fırtınaların sayısı uzun yıllardan beri yılda 50’nin altında seyrederken, 2010›da bu rakam 250’ye yaklaştı.

•••••••••••••••••••••••••••••••••••••••   Yansı 34   •••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••

  • Ülkemizde şiddetli rüzgârlara bağlı olarak oluşan fırtınaların sayısında da ciddi bir artış var. Bu fırtınaların sayısı uzun yıllardan beri yılda 50’nin altında seyrederken, 2010›da bu rakam 250’ye yaklaştı.
  • Küresel iklim değişikliği nedeniyle Türkiye’de üst tropiklerdeki çöl iklimine benzer sıcak ve kuru bir iklim hâkim olmaya başladı. Bunun en önemli nedenlerinden biri, Sahra Çölü gibi bölgelerdeki yüksek basınç kuşağının kuzeye Türkiye’ye doğru kayması.

•••••••••••••••••••••••••••••••••••••••   Yansı 35   •••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••

  • 1990’lı yıllardaki iklim şartlarına göre Türkiye’de bir yılda kişi başına düşen su miktarı 3.070 metreküptü. Artan nüfusla birlikte, küresel iklim değişiminin de etkisiyle daha kurak bir iklime sahip olacağımız göz önüne alındığında, 2050’de Türkiye’de bir yılda kişi başına düşen su miktarının 0,700 metreküpe kadar düşeceği tahmin ediliyor. Diğer bir deyişle, değişen iklimimiz ve artan nüfusumuzla 2050 yılında ülkemiz su fakiri ülkelerden biri olabilir.
  • Kuraklık gibi nedenler, kırsal alanda yerel ekonomiyi olumsuz etkileyip geçim sıkıntısını da artırıyor. Bu nedenle dünyada milyonlarca insan “iklim göçmeni” olmuş durumdadır. Bu göçmenlerin sayısının 2050 yılına kadar 150 milyonu aşması beklenmekte.

•••••••••••••••••••••••••••••••••••••••   Yansı 36   •••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••

  • İklim değişikliği, tarih boyunca sürüp giden doğal bir olgu olmasına rağmen, hiçbir dönem bugünkü kadar hızlı gerçekleşmemiş ve insanın tespit edilen etkisi de bu kadar büyük olmamıştır.
  • Hükümetler Arası İklim Değişikliği Paneli’nin IPCC’nin 2001 yılında yayınlanan “İklim Değişikliği Üçüncü Değerlendirme Raporu”nda (AR3) aşağıda yer alan tespitlere yer verilmiştir:
  •      -“Aşırı yağış olaylarının görülme sıklığı arttı;-Aşırı düşük sıcaklıkların görülme sıklığı azaldı;- Aşırı yüksek sıcaklıkların görülme sıklığında artış oldu; -Kuraklık frekans ve yoğunluğu (bazı bölgelerde) arttı;

•••••••••••••••••••••••••••••••••••••••   Yansı 37   •••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••

İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNİN TÜRKİYE’DE YARATACAĞI ETKİLER

  • İTÜ Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu 2013 yılında yaptığı bir açıklamada, yakın bir zamanda iklim değişikliği nedeniyle “Antalya Kahire, Trabzon ise Antalya gibi olacak!” dediğinde, ülkemin geleceği açısında çok endişelenmiş ve etkilenmiştim… Bu konuşmasında, “Bilimsel tahminlere göre Samsun’dan Adana’ya bir hat çizildiğinde, 2071-2100 yılları arasında bu hattın batısında kalan bölüm 3-4 derece, doğusunda kalan bölüm 4-5 derece ısınacak.
  • IPCC tarafından yapılan bir araştırmaya göre Türkiye, iklimin yaratacağı etkiler bakımından dünyadaki en riskli 5 bölge arasında yer almaktadır. IPCC’nin küresel ölçekteki bulgularına paralel olarak Türkiye’de de ortalama yüzey sıcaklıklarında artış eğilimleri gözlenmektedir.

•••••••••••••••••••••••••••••••••••••••   Yansı 38   •••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••

•••••••••••••••••••••••••••••••••••••••   Yansı 39   •••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••

•••••••••••••••••••••••••••••••••••••••   Yansı 40   •••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••

•••••••••••••••••••••••••••••••••••••••   Yansı 41   •••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••

  • Sıcak hava endeksindeki değişiklikler ilk dönemde (yani 2011-2040) nispeten küçük olmakla birlikte, 21. yüzyılın sonuna doğru Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde ve Akdeniz Bölgesi’nin kıyı alanlarında (10 güne kadar) önemli ölçüde artmaktadır. Yıllık bazda kuvvetli yağmurlu günlerdeki değişiklikler kış yağışlarındakine benzerdir. İlk 30 yıllık dönemde, şiddetli yağışlı günlerin sayısının tüm Türkiye’de artması beklenmektedir. En büyük artışlar (10 güne kadar) Anadolu Yarımadası’nın kuzeybatı bölgelerinde oluşacaktır. İkinci ve üçüncü dönemlerde, şiddetli yağışlı gün sayısının Karadeniz, Orta ve Doğu Anadolu bölgelerinde artması beklenmekteyse de; Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde (10 güne kadar) azalacağı görülmektedir.

•••••••••••••••••••••••••••••••••••••••   Yansı 42   •••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••

  • Bilindiği gibi sanayileşme ile beraber insanın doğayı kapasitesinin ötesinde tahrip etmesiyle dünya atmosferi ve ikliminde büyük değişiklikler olmuştur. İklim değişikliği tarih boyunca sürüp giden doğal bir olgu olmasına rağmen, bugünkü kadar hızlı gerçekleşmemiş ve insanın tespit edilen etkisi de bu kadar büyük olmamıştır. Son yıllarda dünyanın birçok bölgesi şiddet, etki, süre ve oluştuğu yer bakımından eşi ve benzeri olmayan çok sayıda hava ve iklim olayına sahne olmaktadır. Bu değişimler, dünya üzerindeki tüm canlı yaşam ve toplumların sosyo-ekonomik gelişimi için büyük tehlikeler oluşturmaktadır.
  • Türkiye, iklim değişikliğinin etkilerinin yoğun olarak hissedileceği Akdeniz havzasında yer almaktadır. İklim değişikliğinin tetiklediği hidro-meteorolojik olayların etkileri hissedilmeye başlanmıştır.

•••••••••••••••••••••••••••••••••••••••   Yansı 43   •••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••

  • 2010’da dünyamızda toplam sera gazı emisyonu yıllık 42.9 milyar ton idi. Tablo ’da görüldüğü gibi bunun % 61’ini beş ülke (bölge) gerçekleştiriyor. Çin, ABD, AB ülkeleri (28 ülke), Hindistan ve Rusya. Fert başına sera gazı emisyonunun dünya ortalaması 6.2 ton olarak hesaplanmakta. Burada ABD açık farkla birinci sırada; kişi başına 22 ton. Türkiye’nin toplam emisyonlar içindeki payı %0.8, fert başına emisyonumuz da dünya ortalamasını yakalamış durumda

Sera Gazı Emisyonları – En Kirletici Beş Ülkenin Payı

•••••••••••••••••••••••••••••••••••••••   Yansı 44   •••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••

İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ İLE İLGİLİ DİĞER BAZI KONULAR

•••••••••••••••••••••••••••••••••••••••   Yansı 45   •••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••

ŞEHRİN BÜYÜMESİ VE ISI ADALARI

•••••••••••••••••••••••••••••••••••••••   Yansı 46   •••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••

İSTANBUL’UN SU SORUNU

•••••••••••••••••••••••••••••••••••••••   Yansı 47   •••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••

  • Dünyada günde yaklaşık 680 – 960 milyon m³ evsel atıksu oluşmaktadır. İleri arıtmada(3. Kademe) günde yaklaşık olarak 32 milyon m³ arıtılmakta olup bu ise oluşan atıksuyun % 4’ü civarındadır. 3. kademede arıtılan atıksu hacmi güvenli bir şekilde tekrar kullanılmak üzere 2000 yılından beri her yıl ortalama 2 milyon ortalama artmaktadır.
  • Üstteki şekilde coğrafi olarak kapsamı kesin olarak belirlenmiş olmamasına rağmen arıtılmamış atıksu ile sulanan arazi alanı arıtılmış su ile sulanandan 10 kat kadar daha fazla olduğu görülmektedir. Kaba tahminler, yaklaşık 20 milyon hektar tarım arazisinin arıtılmamış atık ile sulanmakta olduğunu düşündürmektedir.

•••••••••••••••••••••••••••••••••••••••   Yansı 48   •••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••

NE KADAR ATIKSU DEĞERLENDİRİLİYOR ?

Arıtılmış ve Arıtılmamış Atıksuyun Kullanıldığı Ülkeler ve Sulama Alanları (ha)

•••••••••••••••••••••••••••••••••••••••   Yansı 49   •••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••

•••••••••••••••••••••••••••••••••••••••   Yansı 50   •••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••

•••••••••••••••••••••••••••••••••••••••   Yansı 51   •••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••

SINIR AŞAN SULAR

ULUSLARARASI HUKUK VE SINIR AŞAN SU KAVRAMI

  • Sınır aşan sular (transboundary watercourses) “iki yada daha fazla ülkenin topraklarını katederek akan sular olup, suyun çıktığı ülke ile aktığı ülke/ülkeler arasında kullanımının eşitolması söz konusu olmayan sulardır.”

•••••••••••••••••••••••••••••••••••••••   Yansı 52   •••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••

DÜNYADA SINIR AŞAN SULAR

  • Dünyada uluslararası su olarak kabul edilen 214 nehir havzası vardır. Bunlardan 155’i iki, 36’sı üç, kalanı ise dört ve daha fazla ülke arasında paylaşılmaktadır.
  • Az gelişmiş ve dünyanın en fakir ülkelerinden olan Etiyopya, Uganda, Kenya, Tanzanya, Zaire, Raunda ve Burundi; Nil Nehri’nden mevcut anlaşma hükümlerine göre şu anda yararlanamamaktadırlar. Yararlananlar ise Mısır ve Sudan’dır.

•••••••••••••••••••••••••••••••••••••••   Yansı 53   •••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••

•••••••••••••••••••••••••••••••••••••••   Yansı 54   •••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••

FIRAT VE DİCLE HAVZASI

  • Türkiye ile Irak arasında 23 Mart 1946 tarihli “Dostluk ve İyi Komşuluk Antlaşmasına Ek Dicle, Fırat ve Kolları Sularının Düzene Konması Protokolü” hala geçerlidir. Protokolde suların akışının düzenlenmesi ve taşkınların önlenebilmesi için gereken düzenlemelerin yapılabileceği ve böyle bir durumda Türkiye’nin mümkün olduğu şekilde iki ülke yararına düzenlemeler yapması ve Irak’a önceden haber vermesi kabul edilmiştir.
  • Türkiye ile Fransa arasında imzalanmış olan 20 Ekim 1921 tarihli Ankara Antlaşması’nın 12. maddesinde, Kuveik Suyu’nun Halep ile Türk bölgesi arasında kalan kısmının hakça kullanılması ve Halep şehri için Fırat’tan su alınmasına dair düzenlemeler yapılmıştır. Aynı düzenlemeler Fransa ile 1926 yılında imzalanan antlaşma ile teyit edilmiştir. Suriye’nin bağımsızlığını kazanmasından sonra bu düzenlemeler üzerinde yeni bir antlaşma yapılmamıştır. Suriye ile ilk sorunlar 1954 yılında Keban Barajı projesinin gündeme gelmesiyle ortaya çıkmış ve Suriye 1960 yılında Fırat sularının yeniden düzenlemesini istemiştir. Bu konuda kesin bir antlaşma yapılmamasına rağmen 1987 tarihli ekonomik işbirliği protokolü ile geçici bir düzenleme yapılmış ve Türkiye’nin Suriye’ye yıllık ortalama 500 m³/sn su bırakılması kabul edilmiştir.

•••••••••••••••••••••••••••••••••••••••   Yansı 55   •••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••

•••••••••••••••••••••••••••••••••••••••   Yansı 56   •••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••

  • Fırat’ın ortalama debisi 1000 m³/sn’ dir. (35 km³’ lük su akışı) olduğuna göre Türkiye’nin suyun yarısını kullanarak yarısını bıraktığı 1987 anlaşması tüm taraflar için hala uygunluğunu korumaktadır. 1987’den önce 400 m³/sn idi.
  • Dicle Nehri ortalama 360 m³/sn dir. Türkiye’nin kullandığı su 5 km³ ve sınırından bıraktığı su 14,7 km³’dür.
  • Türkiye’nin coğrafi engeller sebebiyle sulama amaçlı olarak Dicle’yi kullanımı sınırlı kalmaktadır.

•••••••••••••••••••••••••••••••••••••••   Yansı 57   •••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••

TÜRKİYE’NİN CARİ AÇIĞININ ENERJİ İLE İLİŞKİSİ

  • Türkiye’nin bütçesi genelde aşağıda görüldüğü gibi hep açık vermektedir.

– 2015 Cari açık miktarı 32,19 milyar dolar (%3,8)

– 2016 Cari açık miktarı 32,60 milyar dolar (%3,8)

– 2017 Cari açık miktarı 47,10 milyar dolar (%4,6)

  • Türkiye’de cari açığın doğmasına neden olan faktörlerin başında aşağıdaki şekilde görüldüğü gibi enerji üretiminde etkin olarak kullanılan doğalgaz, fuel-oil, kömür gibi kaynakların yurtdışından ithal edilmesidir.

•••••••••••••••••••••••••••••••••••••••   Yansı 58   •••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••

•••••••••••••••••••••••••••••••••••••••   Yansı 59   •••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••

  • Şekilde görüldüğü gibi ülkemizde rüzgar, güneş ve jeotermal kaynaklardan enerji üretimi oldukça düşüktür.
  • Diğer önemli bir kaynak ise hidrolik kaynaklar (Baraj vb.) olup halen tüm imkanlar değerlendirilememiştir.
  • Yukarıda açıklanan kaynakların artan bir şekilde kullanımı CO2 salınımını düşürecek ve ülkemizin Paris Anlaşması’nda vadettiği değerlere ulaşmasına katkıda bulunacaktır.

•••••••••••••••••••••••••••••••••••••••   Yansı 60   •••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••

ENERJİ KAYNAKLARININ CO2 BAKIMINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ

  • Hidroelektrik, dünyanın yenilenebilir enerji kaynakları arasında önemli bir yere sahiptir ve elektrik üretiminin %16’sını karşılar.
  • Rüzgar (12 gr CO2eq/kWh), nükleer (16 gr CO2eq/kWh), güneş (48 gr CO2eq/kWh) ve kömür (1,001 gr CO2eq/kWh) gibi kaynaklarla kıyaslandığında 4 gr CO2eq/kWh ile son derece düşük emisyon değerine sahiptir.
  • Petrol, doğalgaz, kömür ithalatımız neticesinde Türkiye’nin enerji faturası, cari açık içerisinde çok önemli bir yer tutuyor. 2017 yılında enerji ithalatımız 37.2 milyar dolar olmuştur.

•••••••••••••••••••••••••••••••••••••••   Yansı 61   •••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••

  • Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) Başekonomisti Fatih Birol, Türkiye’nin enerji ithalat faturası ve cari açığının düşürülmesinde nükleer enerji ve yenilenebilir enerji kaynaklarının önemli rol oynayacağını söyledi.
  • IEA Başekonomisti Birol, nükleer enerjinin Türkiye’nin enerji gündemine girmesinin, özellikle doğalgaz ve kömür ithalatına bağlılığı azaltacağını ve iklim değişikliği konusunda da katkı sağlayacağını ifade ederek, “Nükleer enerji ve yenilenebilir enerji, cari açığın azalması için atabileceğimiz adımlardan önemlileridir” diye konuştu.

•••••••••••••••••••••••••••••••••••••••   Yansı 62   •••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••

İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNİN DÜNYA EKOLOJİSİ ÜZERİNDEKİ ETKİSİ İLE İLGİLİ BAZI ÖRNEKLER

•••••••••••••••••••••••••••••••••••••••   Yansı 63   •••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••

•••••••••••••••••••••••••••••••••••••••   Yansı 64   •••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••

•••••••••••••••••••••••••••••••••••••••   Yansı 65   •••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••

  • İklim değişikliği konusundaki anlatacaklarıma son vererek gelecek nesillerin daha iyi koşullar içinde yaşaması ve gezegenimizin korunması temenni ediyorum.
  • Son olarak bazı tavsiyelerde bulunmayı istiyorum.
  • ••••••••••••••••••••••••••••••••••••••   Yansı 66   ••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••

•••••••••••••••••••••••••••••••••••••••   Yansı 67   •••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••

Leave a Comment.