ELAZIĞ DEPREMİ

Yüzde 98’i deprem kuşağı üzerinde olan ülkemiz devamlı olarak muhtelif şiddette depreme maruz kalmaktadır. Bunlardan sonuncusu 6.8 büyüklüğünde Doğu Anadolu Fayı üzerinde meydana gelen Elazığ Depremi olup bölgede can ve mal kaybına sebep olmuştur. Şu ana kadar depremde 35 kişinin hayatını kaybettiği,1607 kişinin yaralı olduğu ve 46 kişinin kurtarıldığı haberlerde yer almaktadır. Depremin merkez üssü Sivrice ve Elazığ’da 31 binanın yıkıldığı, 239 binanın ağır ve 56 binanın orta hasarlı olduğu tespit edilmiştir. Deprem Malatya, Diyarbakır, Tunceli ve Mardin gibi çevre illerde ve hatta komşu ülkelerde de hissedilmiştir.

Ülkemiz iki önemli fay hattı üzerinde bulunmaktadır. Bunlar “Kuzey Anadolu” ve “Doğu Anadolu” fay hatlarıdır. Ege Bölgesini etkileyen Batı Anadolu Fay hattı da bulunmaktadır. Bu haritadan görüldüğü gibi Çorum Kuzey Anadolu Fay hattının tesiri altında olup I,II ve III. derece deprem bölgesidir.

1999 yılında meydana gelen Gölcük ve Düzce depremleri Kuzey Anadolu ve 2011 yılında meydana gelen Van depremi Doğu Anadolu Fay hattı üzerinde büyük zararlara sebep olmuş önemli depremlerdir. 1999 Depremi ülkemizde depreme dayanaklı yapıların sağlıklı inşa edilmesini sağlayacak “Deprem Yönetmeliği”nin hazırlanmasını ve yayınlanmasını sağlamıştır.  Ayrıca Yapı Denetimi Kanunu çıkarılarak 81 ilimizde Yapı Denetimi bürolarının faaliyete geçmesi sağlanmıştır. Bu önlemler bile ülkemizde depreme karşı dayanıklı yapıların yapılmasını tam manasıyla sağlayamamıştır. Bunun nedeni bilhassa kırsal alanda yapılan yapıların kontrolunun zor olması ve belediye hudutları içinde ise yapılan binaların  inşaat aşamasında kontrol edilememesidir.

Köylerin büyük bir çoğunluğunda yıllarca önce yapılmış eski kerpiç ve yığma evlerde oturan vatandaşlarımız depremlerde büyük kayıplara uğramakta ve can vermektedirler. Nitekim, Bakanlığım döneminde Kuzey Anadolu ve Doğu Anadolu fay hatlarının kesiştiği bölgede 30 Ekim 1983 tarihinde meydana gelen 6.9 büyüklüğündeki Erzurum-Kars depremi kırsal alanda meydana geldiği için 1155 ölü, 537 yaralı olmasına sebep olmuştur. 30 bin hayvanın da telef olması depremin yarattığı hasarın büyüklüğünü göstermektedir. Bu depremin gece yarısı olması ölü sayısının artmasının bir sebebi idi. Diğer sebebi işe mevcut evlerin duvarları üzerine toprak düz çatıyı oluşturmak üzere konulan yuvarlak ağaçların depremde duvarların yıkılması ile üzerindeki toprakla uyumakta olan insanların üzerine çökmesi ve nefes alamayarak boğulmaları idi. Bu depremde 3241 konut ağır, 3000 konut orta ve 4000 konut hafif hasar görmüştü. Ben de şahsen o bölgede 9 gün kalarak diğer tüm görevlilerle birlikte yaraların sarılması için büyük bir gayret göstermiştim.

O günlerden farklı olarak devletimiz bünyesinde oluşturduğu AFAD (afet ve acil durum yönetimi), UMKE (Ulusal Medikal Kurtarma Ekibi), Türk Kızılayı, Türk Ordusu, İtfaiye Teşkilatı ve Sağlık Kuruluşları önemli görevler üstlendiler ve hızlı bir şekilde çöken binaların altında kalanları kurtardılar. Ayrıca üç bakanın deprem bölgesinde bulunmaları ve tüm faaliyetleri yönlendirmeleri çok yerinde bir karar olmuştur.

Bu depremde hayatlarını kaybedenlere Allah’tan rahmet dilerken yaralılara acil şifalar diliyorum. Yakınlarını kaybedenlerin ailelerine, yakınlarına ve Türk halkına başsağlığı diliyorum. Bu vesile ile ülkemizin benzeri afetlerden korunması sağlamak için depreme dayanıklı olmayan yapıların biran önce yıkılarak yerlerine yenilerinin yapılmasını yetkililerin değerlendirmesine sunmayı istiyorum. Ayrıca Çorum’da görev yapanların ve bilhassa halkımızın, şehrimizin Kuzey Anadolu Fay Hattı üzerinde olduğunu unutmayarak bina yapımında dikkatli olmalarını öneriyorum.

İstanbul, 26 Ocak 2020