YUNANİSTAN İLE İLGİLİ SORUNLARIMIZ – (I) Karasuları

Bundan önceki yazımda Yunanistan ile yaşadığımız sorunlarımızın ana nedenlerinin Ege Denizi ve Akdeniz’de komşu olmamızdan kaynaklandığını belirtmiştim. Bu komşuluk nedeniyle Ege’de Karasuları, Kıta Sahanlığı ve Akdeniz’de Ekonomik Münhasır Bölge sorunu gibi derin anlaşmazlık konuları bulunmaktadır.

19 yüzyılın başlarında Yunanistan devleti kurulurken bazı Batı Ege adaları bu devlete bağlanmıştı. Yunanistan diğer Ege adalarını da ele geçirmek için çalışmalar yapmış, Lozan Antlaşması’yla Ege Denizi’ndeki Türkiye’ye bırakılan Bozcaada, Gökçeada ve İtalya’nın sahip olduğu Meis ve 12 ada dışında kalan diğer adalar Yunanistan’a bırakılmıştı. II. Dünya Savaşı sonunda galip gelen devletlerin İtalya’yla imzaladıkları Paris Antlaşması’yla Meis ve 12 ada Yunanistan’a verildi (1947). Böylece Ege Denizi’nde bulunan Bozcaada ve Gökçeada dışındaki adalar Yunanistan’a bağlandı. Yunanistan, Ege Denizi’nin doğusuna da yerleştikten sonra Türkiye’nin Ege Denizi’ndeki mevcut haklarını ortadan kaldırarak bu denizin tümüne egemen olmak istemiştir. 1974’ten itibaren bu amaçla yaptığı girişimler Türkiye-Yunanistan ilişkilerinde gerginliğin artmasına ve Ege Denizi sorunun ortaya çıkmasına sebep olmuştur. Bu yazımla birlikte adım adım Yunanistan ile ilgili tüm denizel sorunlar hakkında sizleri bilgilendirmeye çalışacağım.

Ege Denizi’ndeki başlıca sorunlar esas olarak 5 kategori altında toplanmaktadır. Bugünkü yazımda bunlardan birisi olan karasuları ile bu alanların sınırlandırmalarını da kapsayan deniz yetki alanlarıyla ilişkili konular üzerinde duracağım.

Türkiye ve Yunanistan arasındaki deniz sınırı henüz bir anlaşmayla belirlenmemiştir. Bu nedenle karasuları konusunda devamlı problemler yaşanmaktadır. Türkiye’nin ve Yunanistan’ın Ege Denizi’ndeki sahillerinin coğrafi konumu birbirine yan yana ve aynı zamanda karşı karşıyadır, bu da bir sınırlandırmayı gerekli kılmaktadır

Yunanistan, 1936 yılında almış olduğu bir kararla ulusal karasuları 3 mil olan sınırını 6 mil olarak belirlemiştir. Yunanistan’ın bu kararı, Türkiye ve Yunanistan arasındaki yakınlaşmanın dorukta olduğu ve İtalya’nın Akdeniz’de bir tehlike olarak belirdiği dönemde, pek fazla önemsenmemiştir.  1964 yılından itibaren, hem Yunanistan’ın hem de Türkiye’nin ulusal karasuları sınırlarını 6 mil olarak belirtmelerinden sonra Ege Denizi’nde paylaşım şu şekilde gerçekleşmiştir; Yunanistan, Ege’deki 3000 dolayındaki ada ve adacıklara sahip olmasından kaynaklanan bir avantajla yaklaşık % 35, Türkiye ise % 8,8 oranında bir paya sahip olmuşlardır. Bunun dışında kalan Ege Denizi’nin  51’i açık deniz olup hiçbir ülke tarafından kontrol edilmemektedir. Şu anda, hem Türkiye hem de Yunanistan karasularının Ege Denizi’ndeki genişliği halen 6 deniz milidir.

1982 BM III. Deniz Hukuku Sözleşmesi ile Türkiye ve Yunanistan arasında Ege Denizi karasuları ve kıta sahanlığı sorunu yeniden gündeme gelmiş ve Yunanistan, bu sözleşmeye dayanarak, ulusal karasuları sınırını 12 mil olarak belirleme hakkına sahip olduğunu ve bu hakkı zamanı geldiğinde kullanacağını açıklamıştır. Ancak Türkiye, Yunanistan’ın bu açıklamalarına oldukça sert tepki göstererek, bu yönde alınacak bir kararın savaş nedeni, “casus belli” sayılacağını belirtmiştir.

Yunanistan tarafında karasularının 12 deniz miline çıkarılması, Ege Denizi’ndeki çıkar dengelerini Türkiye’nin aleyhine orantısız bir şekilde değiştirecektir. Şu anda, sahip olduğu birçok ada sebebiyle, Yunanistan’ın karasuları Ege Denizi’nin %40’ını oluşturmaktadır. Karasularının 12 deniz miline çıkarılması durumunda bu oran %70’e yükselmektedir. Bu durumda açık deniz büyüklüğü %51’den %19’a düşerken, Türkiye’nin karasuları da Ege Denizi’nin %10’undan daha az kalmaktadır. Böyle bir durumda Ege Yunan denizi olacak ve Türk gemilerinin açık denizi kullanarak Akdeniz’e çıkması mümkün olmayacaktır. İstanbul’dan İzmir’e ancak Türk sahillerini takip ederek gidilebilecektir.

6 mil olması halinde karasularının durumu (beyaz yerler açık deniz)

12 mil olması halinde karasularının durumu (beyaz yerler açık deniz)

Yunanistan’ın Ege Denizi’nde ulusal karasuları sınırını 12 mile çıkarması durumunda Türkiye, uluslararası hukuka dayanarak bu uygulamayı tanımama hakkına sahiptir. Türkiye’nin 12 mil iddialarına karşı izlemiş olduğu yaklaşım bu konuda teamül oluşturmaktadır, dolayısıyla, Yunanistan’ın bu yönde alacağı bir kararı Türkiye’nin kabullenmesi beklenemez zaten böyle bir kararın savaş nedeni olacağını hükümetimiz defalarca açıklamıştır.

Deniz alanlarının kesiştiği ya da bir noktada birleştiği yerlerdeki yakın ya da karşıt konumlar arasında bulunan deniz alanları sınırlarının anlaşmayla belirlenmesi gerekliliği uluslararası hukukun temel bir kuralıdır. Bizlerin bu kuralı da dikkate alarak Ege Denizi’nin bir Yunan Gölü’ne dönüşmemesi için her bakımdan hazırlıklı olmamız gerekir.

İstanbul, 15 Mart 2020

Kaynaklar:

http://www.mfa.gov.tr/baslica-ege-denizi-sorunlari.tr.mfa

http://www.turkishgreek.org/iki-uelke-arasindaki-temel-sorunlar-ve-taraflarin-yaklasimlari/ege-denizi-ne-iliskin-sorunlar/karasular-n-n-genisletilmesi-sorunu

https://www.google.com/search?q=yunanistan+ile+karasuları+6+mil+ve+12+mil+olduğu+ile+ilgili+harita&rlz=1C1AOHY_trTR769TR769&oq=yunanistan+ile+karasuları+6+mil+ve+12+mil+olduğu+ile+ilgili+harita&aqs=chrome..69i57.4749

Leave a Comment.