TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ’NİN YÜZÜNCÜ YILI !

I. Cihan Harbi sonunda 20 milyon kilometre kare olan Osmanlı İmparatorluğu toprağından kalan en son parçalar da Müttefik devletler tarafından Sevr Antlaşmasına dayanılarak işgal edilmiş ve Anadolu’nun çok küçük bir kısmı Türklere bırakılmıştı. Asırlardan beri hür yaşayan milletimizin bunu kabul etmesi mümkün değildi.

Millet bir arayış içinde iken 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkan Mustafa Kemal Paşa Amasya tamimini yayınlayarak başlattığı bağımsızlık hareketinin çığ gibi büyümesini sağladı. Erzurum ve Sivas kongreleri ile filizlenen bağımsızlık hareketi Ankara’da 23 Nisan 1920’de Büyük Millet Meclisi’nin toplanması ile taçlandı. 24 Nisan 1920’de ikinci oturumunda, “TBMM, yasama ve yürütme yetkilerini kendinde toplar. Meclisten seçilecek bir heyet hükümet işlerini yürütür. Meclis başkanı hükümetin de başkanıdır.” maddesinin de içinde yer aldığı önergeyi kabul etti. Böylece İstiklal harbi mücadelesi için önemli bir adım atılmış oldu.

Tarihi açıdan ülkemiz için büyük önem arz eden 23 Nisan 1920, Türk milletinin iradesini eden Birinci Büyük Millet Meclisi’nin açıldığı ve Türk halkının egemenliğini ilan ettiği tarihtir. Mustafa Kemal’in; “Bütün cihan bilmelidir ki artık bu devletin ve bu milletin başında hiçbir kuvvet yoktur, hiçbir makam yoktur. Yalnız bir kuvvet vardır. O da milli egemenliktir. Yalnız bir makam vardır. O da milletin kalbi, vicdanı ve mevcudiyetidir.” sözleri yeni bir dönemin başlangıcının da bir habercisidir. Kendisinin 1938 yılında vefatına kadar süren bu dönemde öncelikle yapılanlar sayesinde okuma yazma bilmeyen bir ananın ve ilkokul üçten ayrılan bir babanın evladı olarak ülkemizin eğitim ordusu içinde bir akademisyen olarak yer almam mümkün oldu.

Mustafa Kemal’in Başkanlığında çalışan bu kurucu Meclis ile kendisinin Başkomutanlığını yaptığı ordu birlikte İstiklal Harbini galibiyetle tamamladı. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılış gününün bayram olarak kutlanması sağlandı. Bu bayram, TBMM’nin açılışının birinci yılında kutlanmaya başlanan 23 Nisan Milli Bayramı ve 1 Kasım 1922’de saltanatın kaldırılmasıyla, önce 1 Kasım olarak kabul edilen, sonra 1935’te 23 Nisan Milli Bayramı’yla birleştirilen Hakimiyet-i Milliye Bayramı ile Himaye-i Etfal Cemiyeti’nin 1927’de ilan ettiği ve ilki Atatürk’ün himayesinde düzenlenen 23 Nisan Çocuk Bayramı’nın kendiliğinden birleşmesiyle oluştu. 1980 yılında Milli Güvenlik Konseyi, bu bayrama resmi olarak “23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı” adını verdi. 23 Nisan, Türkiye Cumhuriyeti’nde 23 Nisan 1921’de resmi bayram olarak kabul edilmesinden bu yana, değişik adlarla da olsa resmi törenlerle coşkuyla kutlanmıştır.

Tüm millet olarak temennimiz bu yüce Meclis’in kurulduğu 1920’de olduğu gibi, ülkemizin bağımsızlığını koruyarak, milletimizin birlik ve beraberliğine hizmet ederek, Cumhuriyetimizin ilelebet payidar olmasını sağlayarak çalışmalarını sürdürmesidir. Bu çalışmalarını sürdürürken Atatürk’ün Nutku’nda belirttiği gibi, yüce Meclis ülke bütünlüğü ile Cumhuriyetin temel ilke ve inkılaplarının, demokrasi ve özgürlüklerin korunması ve yüceltilmesini esas almalıdır.

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılışının 100. Yılını, ülkemizde ve dünyada yaşanan Corona salgını nedeniyle meydanlarda ve her yerde coşkuyla kutlayamayacağız. Kendilerine adanan bu bayramda çocukların seslerini de duyamayacağız. Ayrıca Türkiye Radyo Televizyon Kurumu’nun, UNESCO’nun 1979’u Çocuk Yılı olarak duyurmasının ardından, TRT tarafından başlatılan ve uluslararası düzeye taşınan ve yaklaşık 50 ülkenin çocuklarının katılımıyla düzenlenen TRT Uluslararası 23 Nisan Çocuk şenliği de bu yıl yapılamayacak.

Milletçe balkonlardan İstiklal Marşımızı hep birlikte söyleyerek 100. Yılı kutlayacağımız bu günde Mustafa Kemal Atatürk’ü, silah arkadaşlarını, tüm askerlerimizi, şehitlerimizi ve gazilerimizi saygı ve minnet ile anarken Ülkemize tüm hizmet edenlerle ve 1920’den beri bu yüce Meclis’te halkın temsilcisi olarak vatanı ve milleti için çalışanlara da teşekkürlerimi sunarım.

İstanbul, 22 Nisan 2020