YUNANİSTAN İLE İLGİLİ SORUNLARIMIZ – (IV) MÜNHASIR EKONOMİK BÖLGE İLANI İLE İLGİLİ TÜRKİYE KARŞITI AÇIKLAMALAR VE GİRİŞİMLER (2)

Bundan önceki yazılarımda Yunanistan ile yaşadığımız sorunlarımızın ana nedenlerinin Ege Denizi ve Akdeniz’de komşu olmamızdan kaynaklandığını belirtmiştim. Bu komşuluk nedeniyle Ege’de Karasuları,Kıta Sahanlığı ve Münhasır Ekonomik Bölge sorunlarının neler olduğunu bundan önceki yazılarımda sizlerle paylaşmıştım. Bu yazımda ise Türkiye’nin Münhasır Ekonomik Bölge ilanını üzerine Yunanistan, Güney Kıbrıs (GKRY)Avrupa Birliği ve Dünyanın bazı ülkelerinin yaptığı açıklamaları ve girişimleri ve Libya’nın MEB Anlaşmasının sürekliliği açısından önemi üzerinde duracağım.

Türkiye’nin Libya ile imzaladığı Deniz Yetki Alanları Mutabakatı’nın Doğu Akdeniz’de zaten yüksek olan gerilimi daha da tırmandırmasından endişe duyulduğu ve bu mutabakatın, bir yandan Türkiye ile Yunanistan arasındaki kıta sahanlığı tartışmalarını körükleyeceği diğer yandan Doğu Akdeniz’den çıkarılacak doğal gazın Avrupa ülkelerine taşınmasını öngören büyük EastMed projesini de etkileyebileceği belirtilmektedir. Bu proje ile Yunanistan, “enerji iş birliği” adı altında Güney Kıbrıs, İsrail ve Mısır’la ayrı ayrı üçlü ittifaklar kurarak Doğu Akdenizden çıkarılacak gazı Türkiye’nin Akdeniz’deki varlığı görmezden gelinerek Kıbrıs ve Girit adaları üzernden Yunanistan’ın Mora yarımadasına ve oradan Avrupa’ya iletilmesi öngörülmüştür. Türkiye’nin Libya ile belirlediği deniz yetki alanı ile Eastmed boru hattının geçeceği alanlar birbirleri ile çakışmaktadır. Türkiye’yi bir anlamda “bypass” eden EastMed projesini hayata geçirecek anlaşmanın, 2 Ocak 2020’de İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu, Yunanistan Başbakanı Kiryakos Mitsotakis ve Güney Kıbrıs Yönetimi Cumhurbaşkanı Nikos Anastasiades arasında Atina’da imzalanmıştır(1).

Akdenizde bir anlaşma sağlanabilse idi en ekonomik olanı bu iletim hattının halihazırda çok sayıda boru hattı mevcut olan Türkiye üzerinden inşa edilmesi olacaktı. Türkiye’nin Libya’nın meşru Serrac hükümeti ile deniz yetki alanlarını öngören bir mutabakat imzalaması, yeni bir anlaşma sağlanmadığı taktirde Eastmed boru hattı projesinin gerçekleşmesini imkansız hale getirmiş ve EastMed projesinin önünü de kesmiştir.

Şekil 1. Kıbrıs, Girit ve Mora Yarımadası üzerinden Avrupa’ya gidecek EastMed projesi

MEB anlaşması ile ilgili Yunanistan tarafından yapılan açıklamalar:

Yunanistan Cumhurbaşkanı Prokopis Pavlopulos ise yaptığı bir konuşmada “Türkiye kendisini uluslararası arenada yalnızlaştıracak ve değersizleştirecek kaygan bir yolda yürüyor” ifadelerini kullandı. Pavlopulos, “Türkiye gibi uluslararası ve Avrupa kanunlarını hiçe sayarak insanları ve insanlık prensiplerini zalimce hedef alanlara gerekli cevabı vereceğiz” dedi.

Türkiye’nin Libya ile imzaladığı anlaşmayla hayalleri suya düşen Yunanistan, Meis Adası’nı doğu sınırı olarak kabul ederek Mısır ile münhasır ekonomik bölge anlaşmasını çözüm olarak gördüğü ve bunun için Yunanistan’ın Sisi’ye mektup yazdığı açıklanmıştır.

Yunanistan’ın en önemli deniz hukukçularından kabul edilen Theodoros Kariotis, Yunan Başbakanı Kiriakos Miçotakis ile Mısır’ın Cumhurbaşkanı Sisi’ye yazdığı mektupta,”Yunanistan olarak çok kritik anlar yaşıyoruz. 2004’te Kıbrıs’ın gösterdiği cesareti gösterip münhasır ekonomik bölge ilan etseydik bu günler yaşanmayacaktı” diyen Kariotis, Meis güneyinde çok zengin yataklar bulunduğunu ileri sürerek, “Meis Adası bizim için stratejik önemdedir. Çünkü bu ada sayesinde Kıbrıs’la deniz yetki anlaşması yapabiliriz. Çok geç olmadan bir an önce Yunan hükümeti bu konuda adım atmalıdır. Çünkü Türkler beklemiyor” demiştir(1).

Yunanistan, Türkiye’nin Libya ile belirlediği deniz sınırına yakın Girit adasının karasularını ihlal etmesi ve Türk donanması eşliğinde sondaj çalışmaları yapma olasılığına karşı Yunan donanmasının bir bölümünü, Atina yakınlarındaki Salamis deniz üssünden Girit adasının açıklarına göndermeye karar verdi.

Yunanistan Deniz Kuvvetleri Komutanı Koramiral Nikolaos Tsounis, “Silahlı kuvvetlerimiz ülkemizin her köşesindeki egemenlik haklarını korumakta kararlıdır. Buna, Yunanistan’a ait ada, adacık ve kayalıklarının kara suları da dahildir. Bu amaçla donanmamızın bir bölümü güneyde konuşlanacaktır” diyor.

Tüm bu gerginliklerin tırmanışa geçmesiyle gerek Türkiye’de gerekse Yunanistan’daki bazı siyasetçi, akademisyen ya da siyaset bilimciler tarafların -ayrı ayrı nedenlerle başvurmaktan kaçındıkları- Uluslararası Lahey Adalet Divanına başvurmaktan başka çareleri kalmayacağına inanıyor. Yarım asırlık Kıbrıs sorununa bulunacak adil bir çözümün ise, Doğu Akdeniz ve Akdeniz’deki sorunları otomatikman çözeceğine inananların da sayısı da oldukça fazla (2).

AB’den skandal çağrı

AB, Türkiye ile Libya arasında imzalanan deniz yetki alanı sınırlandırma mutabakatına ilişkin, Türkiye’ye “iyi komşuluk ilişkilerine uyma” çağrısında bulundu.Türkiye’nin tüm iyi niyetli çağrılarına karşın, Avrupa Birliği, Doğu Akdeniz’deki krizde Yunanistan lehine tavrını terk etmiyor. AB sözcüsü Stano, günlük basın brifinginde yaptığı açıklamada, “Anlaşmazlık ne olursa olsun, uluslararası hukuk ve iyi komşuluk ilişkileri çerçevesinde ele alınmalı” diye konuştu (1).

Diğer Ülkelerin açıklamaları

“Mutabakatı geçersiz kılma seferberliği” başlatan Yunanistan Dışişleri Bakanı Nikos Dendias bu amaçla Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Ürdün ve Güney Kıbrıs’tan başka Halife Hafter’i de Bingazi’de ziyaret etti ve “General Hafter dahil, ziyaret ettiği tüm ülkelerin mutabakatın tam anlamıyla geçersiz olduğu görüşünde olduklarını” açıkladı.

Mısır ve İsrail’in de bu mutabakata karşı çıkan açıklamaları oldu.

İsrail Dışişleri Bakanı İsrael Katz, “Türkiye-Libya mutabakatına karşıyız” açıklamasını yaparken “Ancak bu, İsrail ile Türkiye’nin çatışacağı anlamına gelmez” ifadesini de eklemekten kaçınmadı.

Libya’daki gelişmeler ve Libya’nın parçalanmış durumu

Petrol rezervleri sebebiyle dünya kamuoyunun dikkatini çeken Libya’da Muammer Kaddafi’nin 2011’de, Orta Doğu’nun dört bir yanında ‘Arap Baharı’ devam ederken devrilmesi ve ardından linç edilmesi Libya’da güç boşluğu yaratmıştır. Libya, bugün iç savaşla yıpranmış ve üç parçaya bölünmüş durumdadır.

(SÜRECEK)