YUNANİSTAN İLE İLGİLİ SORUNLARIMIZ – (IV) MÜNHASIR EKONOMİK BÖLGE İLANI İLE İLGİLİ TÜRKİYE KARŞITI AÇIKLAMALAR VE GİRİŞİMLER (3)

İç savaş başladıktan bir yıl sonra, 2015’te, Birleşmiş Milletler Trablus’ta Fayez Al-Sarraj liderliğinde bir hükümet kurulmasına destek vermiştir. Bu vesileyle bugün Batı ülkelerinin çoğunun desteklediği Ulusal Mutabakat Hükümeti kurulmuştur.

Libya uzun yıllardan beri bir iç savaş ortamında bulunmaktadır ve Libya’nın üçte ikisi Hafter liderliğindeki Libya Ulusal Ordusu destekli Tobruk Yönetimi’nin kontrolünde bulunmaktadır. Hafter iseTürkiye’nin Serrac hükümeti ile yaptığı bu mutabakatı tanımamakta ve Yunanistan, Güney Kıbrıs Yönetimi, İsrail, Mısır ve Lübnan arasındaki anlaşmaları kabul etmektedir. Bu nedenle Libya’da barışın sağlanması ve Serrac hükümetinin ülke siyasetine hakim olması ülkemiz politikası açısından önemli ve gereklidir. Bu nedenle Türkiye 2020 yılı başından beri askeri konularda Serrac hükümetine destek vermektedir.

Mısır yakınlarındaki Tobruk kentinde merkezlenen General Halife Hafter’in liderlik ettiği Libya Ulusal Ordusu’nun kontrolündeki Temsilciler Meclisi ise Türkiye ile Serrac hükümeti imzalanan kararı tanımamıştır. Hafter, başına getirildiği Libya Ulusal Ordusu’nu 2014 yılındaki güç boşluğundan faydalanarak, ardından da bazı milis gruplarla ittifak kurarak güçlendirmiştir. Libya’nın büyük bir kısmına hakim olan Hafter, başkent Trablus’u da ele geçirmek için amansız bir mücadele yürütmektedir. Halen kanlı bir iç savaş devam etmektedir (3).

Şekil 2. Parçalanmış Libya’nin Haritası

*Libya’nın güney bölgeleri genel olarak farklı aşiretlerin (milis) kontrolü altında(yeşil renkli bölge) bulunmaktadır.

**Ülkenin çok büyük bir bölümü, neredeyse üçte ikisi Tobruk merkezli güçlerin komutanı Hafter liderliğindeki Libya Ulusal Ordusu destekli Tobruk Yönetimi’nin kontrolünde olup bu topraklar Bingazi’yi de kapsıyor (pempe renkli bölge). Hafter destekli Temsilciler Meclisi’ne destek verenler arasında ise Rusya, Mısır, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Fransa bulunmaktadır. ABD’nin Hafter tarafına yakınlık duyduğu belirtilse de hangi tarafta bulunacağı ile ilgili kesin bir açıklama henüz yapılmamıştır.

***Birleşmiş Milletler’in ve Türkiye’nin desteklediği Ulusal Mutabakat Hükümeti ise ülkenin kuzeybatısında küçük bir bölümü kontrol edebilmektedir. Bu bölgeler arasında güneyden kuşatma altındaki başkent Trablus, Homs ve Misrata (mavi renkli bölge) bulunmaktadır. Trablus’taki hükümet Türkiye başta olmak üzere Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği tarafından destek görmekte ve tanınmaktadır.

2019 Nisan ayında Hafter güçleri Trablus’a doğru ilerlemeye başladılar. Bu durum, iç savaşta yeni bir dönem başlattı ve Libya’da yaklaşık 8 yıldır süren çatışmalar dünya ve Türkiye basınında geniş yer buldu. Uzun süre boyunca birbirine karşı savaşmış milis gruplar BM destekli Ulusal Mutabakat Hükümeti’nin bayrağı altında birleşerek bu kez Hafter liderliğindeki ‘Libya Ulusal Ordusu’ ile savaşmaya başladılar. Bu çatışmalarda BM destekli hükümet için savaşan kuvvetler 2020 yılında Türkiye’nin de desteğini alarak Hafter’in başkente yürüyüşünü yavaşlatmayı başardı. Libya Ulusal Ordusu aradan geçen 9 aya rağmen başkent Trablus’u ele geçirmeyi başaramadı ve hatta son günlerde elinde bulunan bazı yerleşim yerlerini kaybederek önemli yenilgiler almaya başladı..

Libya’nın imzalanan Deniz Yetki Alanları Mutabakatı’nın devamlılığının Türkiye açısından önemi:

Türkiye, Libya mutabakatının hukuki dayanakları olduğunu; Yunanistan ise hiçbir hukuki zemine dayanmadığı görüşünde.

Türkiye’de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın söz konusu Libya mutabakatı ile şekillenen Türkiye-Libya deniz sınırı bölgesinde de sondaj çalışmaları yapılacağını açıklaması bu nedenle Yunanistan’da tedirginlik yaratıyor (1).

Yunan Deniz Hukukçusu Kariotis’in adaların MEB alanlarını kıta sahanlıklarıyla sınırlayan uluslararası hukuk kuralları ve yargı kararlarını göz ardı ederek yaptığı bu çağrının ise karşılığı bulunmamaktadır. Türkiye ve Libya’nın anlaşmayla MEB ilan ettikleri bölge, Meis’in doğusundan geçmek suretiyle Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki MEB’inin batı sınırlarını belirliyor. Anlaşmanın koordinatları, uluslararası hukuk uyarınca Meis doğusunda 6 kilometrelik ada kıta sahanlığının doğusundan ilerliyor. Bu doğrultuda da uzmanlara göre, Türkiye’nin batı sınırına karşı sözde Yunanistan’ın doğu sınırı misillemesi olarak Meis’ten Mısır’a bir hat çekmek ancak uluslararası hukuka aykırı ve meşru zemini olmayan kışkırtıcı bir adım olarak değerlendirilebilir (2).

Türkiye’nin tezini savunan Prof.Dr. Mesut Hakkı Caşın’in Libya anlaşması ile ilgili kaleme aldığı görüşleri ise Prof. Filis’in görüşlerinin aksi istikametinde bulunuyor: “Türkiye-Libya anlaşmasıyla, bölgede yeni bir hukuki ve ekonomik inisiyatif almıştır. Bu anlaşma sayesinde, Türkiye’nin bölge ülkeleriyle anlaşma yapamadığı konusundaki hipotez de yıkılmış ve Mısır-Lübnan-Suriye-İsrail sektörlerinde de yeni uzlaşı zeminlerine basamak teşkil edilmiştir. Böylece, Türkiye’nin hukuki ve siyasi açıdan Doğu Akdeniz’de dışlanmasının hukuken ve fiilen mümkün olmayacağı gerçeği açıkça ortaya konulmuştur” (1).

Libya’da Hafter güçlerinin iktidara gelme olasılığında bu mutabakatın geçerliliği Türkiye için de sorunlu olacağa benziyor.

(SÜRECEK)

Kaynaklar:

(1)- https://tr.euronews.com/2019/12/25/turkiye-nin-libya-ile-imzalad-g-mutabakat-turk-yunan-iliskilerini-nas-ıl-etkiler

(2)- https://www.aksam.com.tr/guncel/turkiyenin-hamlesi-yunani-cildirtti-misilleme-pesindeler/haber-1026980

(3)- https://t24.com.tr/haber/10-soruda-libya-hakkinda-her-sey-bugune-nasil-gelindi-dunya-neden-ilgili-turkiye-nin-plani-ne,854962