YUNANİSTAN İLE İLGİLİ SORUNLARIMIZ – (IV) MÜNHASIR EKONOMİK BÖLGE İLE İLGİLİ TÜRKİYE’NİN GİRİŞİMLERİ VE ELDE ETTİKLERİ (1)

Bundan önceki yazılarımda Yunanistan ile yaşadığımız sorunlarımızın ana nedenlerinin Ege Denizi ve Akdeniz’de komşu olmamızdan kaynaklandığını belirtmiştim. Bu komşuluk nedeniyle Ege’de Karasuları ve Kıta Sahanlığı sorunlarının neler olduğunu daha önceki yazılarımda sizlerle paylaşmıştım. Bir önceki yazımda Akdeniz’de yaşanan ’’ Münhasır Ekonomik Bölge’’ (MEB)sorunları ve yarattığı gerilimler üzerinde durmuştum. Bu yazımda

MEB ile ilgili Türkiye’nin girişimlerini, aldığı önlemleri ve elde ettiklerini anlatacağım.

Yunanistan ise Türkiye’ye en yakın adaları esas alarak Türkiye ile herhangi bir anlaşma yapmadan Münhasır Ekonomik Bölgesini (kıta sahanlığını) ilan etmiştir. Yunanistan bunu yaparken Antalya’nın karşısındakı Meis adasını esas almıştır. 500 yıla yakın Osmanlı İmparatorluğu’nun elinde bulunan Meis Adası I. Cihan Harbi sonunda 1918 yılında İtalya’nın eline geçmiştir. Bu ada, II. Cihan Harbi sonunda bu harbin mağluplarından olan İtalya’dan alınıp Yunanistan’a verilen On İki Ada’dan birisidir. Antalya’nın Kaş ilçesine 6 kilometre yakınlıkta olan 11 km2 yüzölçümüne sahip Meis Adası, Yunanistan’ın kendisine en yakın On İki Ada’dan birisi olan Rodos Adasından 125 km uzaklıktadır.

Yunanistan-GKRY ikilisinin uluslararası hukuka aykırı olarak Avrupa Birliğini arkasına alarak Sevr niteliğindeki AB tarafından Sevilla Üniversitesi’ne hazırlattırılan Avrupa deniz yetki alanları haritası sınırları Türkiye’yi dışlayan ve KKTC’yi yok sayan diğer kıyıdaşların hakkını da aşındıran, denizleri sahiplenme girişimi olup bunun sınırları Şekil 1 a’da görüldüğü gibi Türkiye’yi 41 bin kilometrekarelik bir deniz alanına hapsetme gayesiyle hazırlanmıştır. Bu haritanın Doğu Akdeniz paftası tamamen Yunanistan’ın hesap ve varsayımlarına uygun olarak çizildiği belirtilmektedir (1). Buna karşılık Şekil 1b’de Türkiye’nin belirlediği Münhasır Ekonomik Bölge sınırları görülmektedir. Bu iki harita dikkatle incelendiğinde Yunanistan ve GKRY’nin Türkiye’yi nasıl dar bir deniz alanına hapsetmek istediği ve Akdeniz’de 148 bin kilometrekarelik yani Kıbrıs Adası’nın 11 katı kadar bir alanda Türkiye’nin hükümranlık haklarını gasp ettiği görülmektedir.

GKRY’nin, Mısır, Lübnan, İsrail ve Yunanistan’ın birlikte hareket etmesiyle ortaya çıkan bu durum karşısında Türkiye hareketsiz kalmamış Libya ile karşılıklı kıyılarımız olduğunu dikkate alarak dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan Kasım 2010’da bir başka maksatla Libya’ya gittiğinde, o zamanki Libya Devlet Başkanı Kaddafi ile hazırlanan haritalar üzerinden görüşmüşler ve mutabık kalmışlardır. Ancak bu görüşmeden kısa bir süre sonra Kaddafi’ye karşı Arap Baharı ayaklanması yapılmış ve hayatını kaybetmiş, süreç de akamete uğramıştır.

27 Kasım 2019’da “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Birleşmiş Milletler Cemiyeti’nin tanıdığı meşru Libya Devleti Hükümeti (UMH)arasında Akdeniz’de Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakat Muhtırası” İstanbul’da imzalanmıştır. Türkiye ve Libya tarafından onaylanan Deniz Yetki Alanları Sınırlandırılmasına Dair Mutabakat Muhtırası’nın BM’ye bildirilmesiyle birlikte anlaşma dünyaya ilan edilmiştir. Bu anlaşma sayesinde Libya ile Türkiye artık denizden komşu olmuşlardır (2).

Şekil 2. Türkiye- Libya  Mutabakatı ile tamamlanan Akdeniz’deki Türk yetki alanı (3)
(* A-B: 2011 Türkiye Cumhuriyeti -KKTC Anlaşması * C-D-E: Türkiye-Mısır ana karalar arası ortay hat * E-F: 2019 Türkiye-Libya Anlaşması
* G-H: Yunan karasuları dış sınırı) 

Türkiye ile Libya arasında imzalanan Deniz Yetki Alanları Sınırlandırılmasına Dair Mutabakat Muhtırası Sonucunda Kazanımlar(2);

Bu mutabakat muhtırası ile;

-İlk defa Türkiye bir kıyıdaş devlet ile Münhasır Ekonomik Bölge sınırlandırma anlaşması imzalamış,

-Hukuki ve meşru zemin elde edilmiş,

-Müktesep hak sağlanmış,

-Siyasi üstünlük ele geçirilmiş,

-Deniz yetki alanlarımızın batı sınırı uluslararası hukuka uygun bir şekilde belirlenmiş

-Böylece meşru haklarımızın hukuki alt yapısı oluşturulmuş,

-Uluslararası kamuoyuna hukuk ve diplomasi araçlarını kullandığımız mesajı verilmiş,

-Türkiye ile Libya arasında sınırlandırılan deniz yetki alanı şeridi, Yunanistan ile GKRY-Mısır arasında bir kalkan şeklinde yer almış,

-GKRY ve Yunanistan ikilisinin savunduğu, AB tarafından desteklenen ve Sevr niteliğindeki sözde Sevilla Haritası ile Türkiye’yi 41 bin kilometrekarelik bir deniz alanına hapsetmek gayesi ile yapılan siyasi oyunlar ve hesaplar bozulmuş,

-Türkiye için Doğu Akdeniz’de en kötü senaryo olan Yunanistan-Mısır ve Yunanistan-GKRY arasında sınırlandırma anlaşması yapma olanağı ortadan kaldırılmıştır.

Libya’nın kazandıkları(2);

– Libya, Türkiye ile yapmış olduğu bu anlaşma ile 16 bin 700 kilometrekare deniz alanı kazanmıştır.

– Libya, bu anlaşmada uyguladığı prensipler ile Yunanistan ve İtalya ile anlaşma yapması durumunda asgari 39 bin kilometrekare deniz alanını daha kazanacaktır (4).

Şekil 3. Libya ile Yunanistan Münhasır Ekonomik Bölge (Kıta Sahanlığı) sorunu

Türkiye ile Libya arasında yapılan bu anlaşma sonucunda Türkiye Doğu Akdeniz’deki varlığını bir defa daha göstererek bölgedeki oyunun önemli aktörlerinden biri olduğunu ortaya koymuştur.

İstanbul, 12 Nisan 2020

Kaynaklar:

(1)- https://www.sozcu.com.tr/2019/yazarlar/ugur-dundar/turkiyenin-dogu-akdenize-yonelik-milli-stratejisi-yok-5295635/

(2)- Cihat Yaycı, (2019), https://kriterdergi.com/dosya/turkiye-ve-libya-arasindaki-anlasmanin-sonuc-ve-etkileri

(3)- https://21yyte.org/tr/fikir-tanki/turkiye-ve-libya-arasinda-imzalanan-mutabakat-turk-yunan-iliskilerini-nasil-etkiler

(4)- https://www.yenisafak.com/gundem/libyada-bu-harita-acildi-3408025

Leave a Comment.