İSTANBUL’DA MEVCUT YAĞMUR SUYU KANALİZASYON HATTI DURUMU VE SORUNLAR

Geçen ayki “Yorum” yazımda “İstanbul’da Yağmur Suyu Yönetimi” hakkında ulaşabildiğim bilgileri sizlerle paylaşmıştım (1). İstanbul’da mevcut kanal sistemi içinde yer alan yağmur suyu kanallarının inşaası, işletilmesi ve sorunları hakkındaki bu yazımı, Covid 19 önlemleri nedeniyle kısıtlı imkanlar içinde hazırladım. Sizlere sağlıklı, mutlu ve başarılı günler diliyorum.

İstanbul’da yağmur suyu kanalizasyon hattı planlama ve inşaa çalışmaları:

İlk defa 1970-1971 yıllarında SCANDIACONSULT firması tarafından DSİ için “İstanbul Yağmur Suyu Drenajı Master Planı” hazırlanmıştır. Yağmursuyu drenajı ile ilgili bu çalışmadan sonar, 1976 yılında Camp-Tekser tarafından bir çalışma daha yapılmıştır. Bu projede de Prof. Kehr Projesi (1959-1966) ve Damoc Projesi (1966-1972) ön görüldüğü gibi ayrık sistem kanalizasyon sistemi esas alınmıştır. SCANDIACONSULT tarafından hazırlanan raporda mevcut yağmur suyunun genellikle birleşik sistem kanalları ile bertaraf edildiği belirtilmekte olup, Damoc Projesi’nde belirlenen ve Şekil 1’de
görülen İstanbul’un alt bölgelerinde mevcut ve gelecekte kullanılabilecek yağmur suyu kanalizasyon hatlarının uzunlukları Tablo 1’de verilmiştir.

SCANDİACONSULT tarafından 1971 yılında hazırlanan atıksu ve yağmursuyu Master Plan’ı ve DAMOC Projesi de şebekenin bütün kademelerinde ayrık olarak döşenen bir atıksu ve yağmursuyu sisteminin geliştirilmesini savunmaktadır. Camp-Tekser tarafından 1976 yılında yürütülen diğer bir çalışmada ise bu anlayış tüm yeni kanalizasyon sistemleri için kabul edilmiştir; ancak, tali atıksu ve yağmur suyu kanallarının ayrı ayrı tekrar döşenmesi suretiyle mevcut şebekenin ayrılmasının yapılabilirlik açısından pek kolay olmadığı belirtilmiştir.

Şekil 1. SCANDIACONSULT’unda kullandığı DAMOC Projesi alt bölgeleri (2)

Tablo 1. İstanbul’un alt bölgelerinde 1971 yılında mevcut ve gelecekte kullanılabilecek yağmur suyu kanalizasyon hatlarının boyut, uzunluk ve kullanılabilirlik süresi (3).

Tablo 1’de görüldüğü gibi 1970-1971 yıllarında İstanbul’da kullanılabilecek yağmur suyu kanalisazyon hattı uzunluğu toplam 3984 metredir (3). Bu değer İstanbul’da yağmur suyunun bertafında tarihi bölgelerde birleşik sistem olarak çalışan kara kanalların kullanılmaya devam edildiğinin ve yağmur sularının da buraya verildiğinin bir göstergesi olarak değerlendirilebilir. Şekil 1’de görüldüğü gibi kullanılabilecek yağmur suyu kanalizasyon hatları yoğunlukla Avrupa Bölgesi Merkez Kısmı bölgesinde bulunmaktadır. Boğaz civarında yeni gelişen bölgelerde evlerden gelen pis sular ve yağmur suları derelere verildiği, kıyılarda ise kıyıya dik olarak atıksu ve yağmur suyu sistemleri inşa edildiği dikkati çekmektedir. Asya bölgesinde ise genel olarak kanalizasyon sistemin yokluğu fosseptik çukurları (kör kuyular) kullanılarak karşılanmıştır.

1993 yılında başlatılan ve 1997 yılında tamamlanan İstanbul Master Plan (IMC) ve Fizibilite Raporu Revizyon çalışmaları, İstanbul’un daha çok kentleşmiş bölgelerinin sadece küçük bir kısmında yağmur suyu sistemi yapıldığını belirtmektedir. Bu ise tüm şehirde uzun vadede ayrık yağmur suyu ve atıksu kanalizasyon sisteminin oluşturulması hedefinin bir aşamasını teşkil etmektedir. Proje’de yağmur suyu sistemleri yağmur sularını genellikle derelere verecek şekilde, sadece tali düzeyde inşa edildiği de vurgulanmaktadır(4).

Bu proje yapılırken, eldeki harita ve diğer bilgi kaynaklarına dayanılarak yapılan değerlendirmede, atıksu kanallarının toplam uzunluğunun yaklaşık 6.894 km olduğu, yağmur suyu kanalları hakkında ise kesin bilgi elde edilememesine rağmen, bunların toplam uzunluğunun 1.500 km olduğu tahmin edilmiştir. Proje çalışmalarının yürütüldüğü 1993 ve 1997 yıllarında arasında 348 km atıksu şebekesi ilave inşaatı yapıldığına dikkat çekilmiştir. 1993 yılında nüfusun %75’inin evsel atıksu kanalizasyon hizmetlerinden faydalandığı tahmin edilmektedir; ancak bu alanlarda gerçek anlamda komple tali yağmursuyu drenaj sistemi bulunmamaktadır. Bununla beraber, ayrık sistemlerin sağlanmış olduğu nadir istisnalar da olduğu ve bunların yeni gelişme bölgeleri olan Küçükçekmece ve Tuzla’nın bir kısmında yer aldığı belirtilmektedir(4).

IMC Master Planı Raporu’ndan bazı önemli başlıklar:

  • Mevcut kanalizasyonlu alanlarda atıksu ve yağmur suyu sisteminin ayrılması,
  • Kanalizasyonsuz veya henüz kanalizasyona kavuşmuş alanlarda ayrık drenaj sistemlerinin yapılması
  • Ayrık atıksu ve yağmur suyu sistemlerine sahip alanlardaki tali yağmur suyu sistemleri inşası
  • Dere yan kollektörlerinden ve dere ıslah yapılarından gelen birleşik sistem (atıksu/yağmur suyu) akımlarının kuşaklanarak toplanması ve arıtılması

İstanbul’da Yağmur Suyu Kanalizasyon Hatlarının Durumu

IMC, Yağmursuyu Drenaj Sistemlerinin Geliştirilmesi Nihai Raporu hazırlanması aşamasında yerel müşavirler tarafından İSKİ için hazırlanan daha önceki proje çalışmalarından elde edilen veriler esas alınarak, dere ıslahları haricindeki tali yağmursuyu drenaj sistemi için gerekli kanal uzunluğu hektar başına 90 m veya atıksu kanallarının yaklaşık %40’ı olarak tahmin edilmiş olmasına rağmen bu proje çalışmalarında gelişmiş alanlarda hektar başına 225 m’lik atık su kanalı ihtiyacı ve buna karşılık, yağmursuyu drenaj kanalı ihtiyacı ise hektar başına 60 m olarak tahmin edilmiştir(4). Bu yazımı hazırlarken kişisel olarak İSKİ tarafından İstanbul’da yağmur suyu kanalizasyon hattı uzunluğunun atıksu kanalizasyon hattı uzunluğunun % 50-60’ı civarında olması gerektiği belirtilmiştir (5).

2019 yılı sonunda İstanbul’da atıksu kanalizasyon hattı uzunluğu 16.860 km olduğuna göre bu kabulle 9.273 km yağmur suyu kanalizasyon hattı olması gerekmektedir. Tablo 2’de görüldüğü gibi İstanbul’da 4.671 km yağmur suyu kanalizasyon hattı daha inşa edilmesi gerekmektedir. Diğer bir ifade ile mevcut yağmur suyu kanalizasyon hattının iki misline çıkarılması gerekmektedir. Son yıllarda şiddetli yağmurlarda İstanbul’da “yağmur suyu şebekesi”nin yetersiz olduğu görülmekte ve bu ise taşkınlara ve ciddi sorunlara sebep olmaktadır. Burada taşkınların hepsinin kesit kaynaklı olmadığı havza büyüklüğünün ve projelendirme kriterlerinin de önemli rol oynadığı belirtilmelidir. Geçmişte 3-5-10-25 yıllık gibi taşkın debisine göre belirlenen kesitler 100-500 yıllık taşkın debisini taşıyamamaktadır. İklim değişikliği nedeniyle yağış rejimleri değiştiğinden İSKİ tarafından uygun yağmur şiddeti dikkate alınarak hazırlanan projelerde kesit hesapları güncellenmektedir.

Mevcut ve İnşa Edilmesi Gerekli Yağmur Suyu Kanalizasyon Hattı Uzunlukları

Tablo 2’de ilçelere göre mevcut atıksu ve mevcut yağmur suyu kanalizasyon hatlarının uzunlukları verilmiştir (İSKİ). Yazımın başlangıç kısmında belirtildiği gibi yağmur suyu kanalizasyon hattı uzunluğunun atıksu kanalizasyon hattı uzunluğunun % 50-60’ı civarında olması gerekmektedir.

Tablo 2’de 2019 yılı sonu itibari ile mevcut atıksu kanalizasyon hattının % 0.55 olarak kabulü ile yağmur suyu kanalizasyon hattı iki ilçe hariç tüm ilçelerde yeterli seviyede inşa edilmediği görülmektedir. Tabloda her ilçede inşa edilmesi gereken yağmursuyu kanalizasyon hattı uzunluğu hesaplanmıştır. Buna göre 4.649,00 km ilave yağmursuyu kanalizasyon hattı inşa edilmesi gereklidir.

Tablo 2. İlçelere Göre Mevcut Atıksu, Mevcut Yağmur Suyu ve İnşa Edilmesi Gerekli Yağmur Suyu Kanal Hattı Uzunlukları (km) (İSKİ)

Son yıllarda İSKİ’nin hazırladığı proje bilgilerinin yıllara göre dağılımı Tablo 3’de görülmektedir. Burada görüldüğü gibi 14 yıl içinde 4.332,41 km yağmur suyu kanalizasyon hattı planlanmıştır. Buna göre ortalama planlanan uzunluk yılda 310.00 km’dir. Tablo 4’te ise son 5 yıl içinde inşa edilen ortalama yağmur suyu kanalizasyon hattı inşaatı 60 km olduğuna göre yağmur suyu kanalizasyon hattı uzunluğu atıksu kanalizasyon hattı uzunluğunun 1/6’sı mertebesinde olup % 17 seviyesindedir. Bu değer ise yukarıda bahsedilen %50-60 değerinin çok altındadır. İstanbul’un nüfus artışı olmadığı ve yeni yerleşim alanlarına yayılmadığını kabulü ile yağmur suyu kanalizasyon hattının tamamlanması bu hızla yaklaşık 78 yıl sürecektir.

Tablo 3. İSKİ Proje Bilgilerinin Yıllara Göre Dağılımı (İSKİ)

Tablo 4. Yıllara Göre Yapılan Atıksu ve Yağmur Suyu Kanal İmalatı*/**(6)

* 5 yıl içinde inşa edilen atık su kanalizasyon hattı 1899 km olduğuna göre yılda inşa edilen 380 kilometre’dir.

** 2014-2019 yılları arasında inşa edilen yağmur suyu kanalizasyon hattı uzunluğu her yıl yaklaşık 60 kilometre uzunluğunda olduğu İSKİ yetkililerinden öğrenilmiştir.

Bu nokta da ilçe belediyeleri ve İBB tarafından yağmur suyu kanalları inşa edildiği ve bunların İSKİ değerlerini gösteren Tablo 2’de yer almadığı ifade edilmiştir. Mümkün olduğu taktirde İstanbul’da inşa edilmiş yağmur suyu hatlarının toplam uzunluğunu belirleyecek bir çalışma yapılmalıdır.

Mevcut Kanalizasyon Hattı Sistemleri

İstanbul’un ilçelerinde mevcut kanalizasyon hatlarının hangi sistemle inşa edildiği Tablo 4a ve Tablo 4b’de görülmektedir. Bu bilgiler İstanbul Büyükşehir Belediyesi Yol Bakım ve Onarım Müdürlükleri kanalıyla elde edilmiştir.

Tablo 4a. Avrupa Yakası Kanalizasyon Sistemleri

Tablo 4b. Anadolu Yakası Kanalizasyon Sistemleri

İstanbul’da proje uygulamalarından bazı örnekler:

1972-1990 yılları arasında DAMOC Projesinde CAMP-TEKSER firmasının 1975 yılında yaptığı revisionlara ve tavsiyelere göre İSKİ, atıksuların Marmara Denizi, Haliç ve Boğaz’a verilmesinin engellenmesi amacıyla birçok proje başlatmıştır. Bu projeler, Avrupa ve Asya yakalarında, ön arıtmaya tabi tutulmuş çıkış suları Boğaz’ın alt tabakasına verilecek şekilde yapılmıştır. Sahil kuşaklama kollektörleri ve tüneller; Avrupa Yakası’nda atıksuyu Güney Haliç’ten Yenikapı arıtma tesisine. Kuzey Haliç’ten Baltalimanı arıtma tesisine taşıyacak şekilde inşa edilmiştir. Asya yakasında da, Marmara Denizi kıyısı boyunca Caddebostan’dan Kadıköy’e kadar tüneller ve kuşaklama kollektörlerinin büyük bir kısmı inşa edilmiştir. Bu bölgeden toplanan atıksuların bölgenin kuzeyinde Riva’da ihalesi yapılan arıtma tesisine taşınması amaçlanmış ise de 1994 yılında yeni seçilen yönetim bu arıtma tesisinin inşasını uygun görmemiştir(4).

Hazırlanmasına 1993 yılında başlanan IMC Proje’si İSKİ üst yönetiminde yaşanan bazı sorunlar nedeniyle öngörülen sürede bitirilememiştir. 1994 yılında yeni yönetim tarafından bazı prensip değişiklikleri yapılarak devam ettirilmiş ve 1997 yılında tamamlanmıştır(4).

Bu projelerden tümünü burada tek tek anlatmam mümkün olmadığından sizin de ilginizi çekebilecek iki uygulama aşağıda verilmiştir.

Güney Haliç Projesi

İstanbul’da yapılanlara bir örnek olmak üzere, Şekil 2’de görülen Haliç’e gelen kirleticilerin önlenmesi amacıyla başlatılan Güney Haliç Projesi hakkında sizleri özet olarak bilgilendirmeyi istiyorum. Bu proje, Bakırköy, Güngören, Esenler, Bayrampaşa, Küçükköy, Gaziosmanpaşa, Eyüp, Alibeyköy, Zeytinburnu, Fatih, Eminönü gibi Haliç’in güneyinde ve batısında kalan 10 bin hektarlık alanda yaşayan yaklaşık üç milyon kişiye kanalizasyon hizmeti götürmek amacıyla gerçekleştirilmiştir. İnşa edilen kolektörlerle toplanan atıksular, Eyüp, Fatih ve Haliç tünelleri ve kuşaklama kollektörleri vasıtasıyla, İstanbul’da ilk defa inşa edilen ve 1988 yılında işletmeye alınan Yenikapı Atıksu Ön Arıtma Tesisi’nden geçirildikten sonra Marmara Denizi’nin 65 m. derinliğinde boğazın dip akıntısına verilmiştir. Güney Haliç havzası tünelleri Sultangazi Cebeci taşocakları bölgesinde başlayıp Yenikapı Atıksu Arıtma Tesisi’nde son bulmaktadır.

Şekil 2. Güney Haliç Projesi (7)

Güney Haliç Projesi’nde kuşaklama kollektörlerinde yağmurlu havalarda toplanan atıksu ve yağmur suyunun dolu savaklar yardımıyla yüzeysel sulara verilmesi kararlaştırılmıştır. Haliç gibi hassas bir bölgede alıcı ortamı koruyabilmek için dolu savakların atıksu kurak hava debisinin (KHD) 4 katından fazla olduğunda çalışması öngörülmüştür. İnşa edilen tüneller, kollektörler ve kuşaklama kollektörleri arasında tam bağlantı sağlanamadığı için toplanan sular Yenikapı Atıksu Ön Arıtma Tesisi’ne beklenen debide ulaştırılamadığından tıkanmalar oluşmuş ve yağmurlu havalarda dolu savaklardan Haliç’e deşarjlar meydana gelmiştir. Bunun neticesinde kirlenme arttığı ve bilhassa ortaya aşırı derecede koku yayıldığı için 1990’lı yıllarda dolu savaklar tamamen kapatılarak Haliç korunmaya çalışılmıştır.

Daha sonraki yıllarda hatlar çalışır hale getirilmiş ve açık bir kanal gibi akan ve her yağışta taşkınlara ve evlerin sular altında kalmasına sebep olan Kağıthane, Alibeyköy ile Küçükköy dereleri islah çalışmaları yürütülmüş ve bu kapsamda atık su kanalları ve yağmur suyu kanalları inşaatları başlatılmıştır. Kağıthane Deresi’nin ıslahı Sadabat ile Vadi İstanbul arasına kadarki yerleşim yeri içindeki bölümleri İSKİ ve DSİ tarafından tamamlanmıştır. Kağıthane Deresi havzası 3. havaalanı bölgesinden başlayan geniş bir alandır. Güzergahta kamulaştırma çalışmaları doğrultusunda ıslah çalışmaları halen devam etmektedir. Alibeyköy Deresi, barajla Haliç arasında yer almakta olup Küçükköy Deresi ile baraj çıkışı arası DSİ sorumluluğunda bulunmaktadır. Kamulaştırma doğrultusunda ıslahı büyük ölçüde tamamlanmıştır. Küçükköy Deresi ile Haliç arasıda ıslahı tamamlanmış bulunmaktadır. Haliç Havzası birleşik sistemi artık genelde çalışmamakta olup, sistemi ayırmaya dönük yağmur suyu imalatları büyük ölçüde tamamlanmıştır. Böylelikle kapatılmış bulunan dolu savakların açılmasına da ihtiyaç kalmamıştır.

Bu proje kapsamda aşağıda diğer bir örnek olarak seçtiğim İslambey Mahallesi içinde yer aldığı Eyüp ilçesinde doğrudan Haliç’e akmakta olan atık sular fenni atıksu kanalları vasıtasıyla Güney Haliç sistemine bağlanmış ve çapları 2000-3000mm arasında bulunan 30.000 metre uzunluğunda olan kanal hattı 2007-2013 yılları arasında döşenmiştir.

İslambey Mahallesinde Yağmur Sularının Kontrolü

Şimdi yatağında ve yakın havzasında devasa binaların yükseldiği Eyüp-İslambey Caddesi altında iki kilometre uzunluğunda İslambey Deresi mecrası bulunuyordu. Şekil 3’te görülen İslambey deresi, Eyüp sırtlarında, Taşlıtarla (GOP) civarından geliyordu. İslambey Deresi’ne bağlanan bazı dereler vardı. Bunlardan biriside içinden küçük bir debi akan Eğridere idi. Eyüp içinden geçip Tabakhane (Zalpaşa-Defterdar arası) kıyısından Haliç’e döküldüğü bilinen bir kaç derenin ana gövdesini İslambey Deresi (15) oluşturuyordu. Yörede her yer iskan edildiği için tüm dereler çok kirlenmiş ve lağıma dönüşmüş olduğundan İslambey Deresi ve diğer derelerin üstü zaman içinde kapatıldı.

Şekil 3. Alibey Havzası, İslambey Deresi ve Haliç (1) (Ayvalı Dere bitmiş olup tünel devam etmektedir)

Osmanlı döneminde kanalizasyon olmayan bölgelerde evlerden gelen pis sular ve oluşan yağmur suları derelere verilmişti. Ihlamurdere’de olduğu gibi bazı derelerin üstü tonozlar ile kaplanarak buralar ulaşım yolu olarak kullanılmıştı. Böylelikle kirlenen bu derelerden civarında yaşayanların olumsuz etkilenmelerinin de önüne geçilmişti. 1918-20 yılları arasında Osmanlı döneminde Fransız firmasına hazırlattırılan kanalizasyon projelerinin I. Dünya Savaşı nedeniyle küçük bir kısmının uygulama fırsatı olmuştu. Fransız kanalları olarak adlandırılan bu kanallar, Fatih, Laleli ve Beyazıt’ın bazı sokaklarında bulunmaktadır (1).

İslambey Mahallesinde Şekil 4a’da görülen ağız kesitli (arch crooss section) kanalın o dönemde inşa edildiği ve burada görülen küçük çaplı atık su beton kanallarının sonradan döşendiği ve böylece ağız kesitli kanala atıksu bağlanmasının engellendiği ve bu hattın yağmur suyu kanalı olarak kullanıldığı düşünülmektedir.

Şekil 4a. Ağız kesitli (arch crooss section) kanal ve küçük çaplı beton kanallar(İSKİ)

Güney Haliç Projesi kapsamında yenilenen ayrık kanalizasyon hatları Şekil 4b’de görülmektedir.

Şekil 4b. Güney Haliç Projesi kapsamında yenilenen ayrık kanalizasyon hatları (İSKİ)

İslambey Mahallesinin yağmur sularını kontrol altına almak ve sel baskınlarını önlemek için İSKİ tarafından 2013 yılında Ø3000 mm iç çapında bir yağmur suyu tüneli inşa edilmeye başlanmış ve 2017 yılında tamamlanmıştır. Bu proje kapsamında İslambey Mahallesine 4 kilometre uzunluğunda atık su ve yağmur suyu hattı döşenmiş ve 700 metre uzunluğunda İslambey Deresi’nin islahı da bu kapsamda gerçekleştirilmiştir. Tamamen kazısız yöntemle inşa edilen proje kapsamında TBM tekniğiyle, içerisinden bir kamyonun geçebileceği çapta (4.5 m) dev tüneller inşa edilmiştir. Tünel inşası hem maliyet açısından hem de açık kazıya gerek duyulmadığından, çalışmalarda trafik engellenmemekte, yollar kapatılmamakta ve zaman kazandırmaktadır. 413 metre uzunluğunda olan İslambey Tüneli tamamlanarak, mevcutta birleşik sistem çalışan tarihi tonozdan ayrıştırılmıştır. İslambey’de yağmursuyu tonozunu Eyüp mezarlık altından Haliç’e ulaştırmayı amaçlayan tünel, Eyüp Sultan ve çevresinin atıksu ve yağmur suyu problemlerini çözerek su baskınlarını önlemek için yapılmıştır (İSKİ).

Şekil 5’de görülen İslambey Tüneli’nin tamamlanması ile bölgede yaşanan su baskınlarının önüne geçilmiş ve ayrıca Haliç’e akan atıksuyun ayrıştırılması ile denizin kirlenmesi engellenmiştir. Şekil 5’te görülen kesikli çizgili olan yağmur suyu tüneli olup havzanın yağmursularını Haliç’e akıtmaktadır. Atıksular ise yine Haliç atıksu tüneli vasıtası ile Yenikapı Arıtma Tesisine ulaştırılmaktadır (İSKİ). İleride yapılcak projelerde her yağmurda yağmur suyunun Haliç’e akmaması için yağmur suyu tünelinin başlangıç bölgesine, yağmur suyu biriktirme haznesi yapılmalı ve yağmur kesildikten sonra burada biriken suyun yakındaki atıksu kanalına verilmelidir (8).

Şekil 5. Eyüp İslambey yağmur suyu tüneli ve atık su ayırımı (İSKİ)

Şekil 6. İslambey Mahallesindeki inşaat şaftı ve tünel yapısı başlangıçı (İSKİ)

Şekil 7. İslambey Tünelinden bir görünüm (İSKİ)

Yağmur Suyu Kanalizasyon Hatları Ile Ilgili Sorumluluk, İşletme ve Bakım Sorunları

İstanbul’da atıksu kanalizasyonunun inşaat ve bakım sorumluluğu İSKİ’ye ait olup kuruluş tarafından çok başarılı bir şekilde yerine getirilmektedir.Buna karşılık, yağmursuyu inşaat ve bakımı ile ilgili sorumluluklar ise açıkça belirlenmemiştir. Teorik olarak, İstanbul Büyükşehir Belediyesi ana yolların yağmur suyu drenajından, ilçe belediyeleri de tali yolların yağmur suyu drenajından sorumludur. Karayolları Genel Müdürlüğü ise belirli birkaç önemli karayolunun drenajından sorumludur. Pratikte, birçok belediyenin yağmursuyu drenaj tesislerinin projelendirilmesi veya inşa edilmesi için ne kaynakları ne de deneyimli elemanları vardır. Tasarım ve inşaat için gerekli normal işlemler müşavir ve müteahhitlerle yapılan sözleşmeler vasıtasıyla, İSKİ tarafından yürütülmektedir. Projelendirme ve inşaat için gerekli ödemeler ise ilçe belediyelerince yapılmaktadır. Bu düzenleme İSKİ ve belediyeler arasındaki bir protokol kapsamında yer almakta, ancak bakım ve onarımla ilgili sorumluluklar açıkça belirlenmemiş olup, İSKİ bu konudaki maliyetleri karşılamakta ve tahsil etmekte genellikle güçlükle karşılaşmaktadır. Bu durum, inşaat işlerinin başlaması için yeterli olmakta fakat bakım ve onarım konusunda eksiklikler ve problemlerle karşılaşılmaktadır. Son zamanlarda, bazı durumlarda geniş kapsamlı olmasa da yağmur suyu inşaatları belediyeler tarafından da gerçekleştirilmektedir (4).

İlçe belediyelerinde yağmursuyu kanalların İSKİ tarafından yapılmasını istemeleri durumunda tüm giderler İSKİ tarafından kendilerinden tahsil edilmektedir. Son yıllarda bu tahsilat genellikle 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu’nda belirlenen esaslara göre çevre ve temizlik vergisinden yapılmaktadır. Konut, iş yeri ve diğer binaları kullananları ilgilendiren bu vergi miktarı, binaların su tüketim masrafları esas alınarak belirlenmekte ve konut sahiplerden su faturasına yansıtılarak tahsil edilmektedir. Su faturalarına yansıtılan miktar birim tüketilen m³ başına belediyenin nüfus büyüklüğüne bağlı olarak 47 kuruş ile 17 kuruş arasında değişmektedir (1).

Yıllardan beri kanalizasyon dersi okutan ve bu konularda İSKİ ile işbirliği yapan bir bilim adamı olarak IMC Projesi’nde yukarıdaki açıklanan hususlar aşağıda daha açık bir şekilde özetlenmiştir.

  • İSKİ Kanunu’nun 2. maddesinin b bentinde; “Kullanılmış sular ile yağış sularının toplanması, yerleşim yerlerinden uzaklaştırılması ve zararsız bir biçimde boşaltma yerine ulaştırılması veya bu sulardan yeniden yararlanılması için abonelerden başlanarak bu suların toplanacakları veya bırakılacakları noktaya kadar her türlü tesisin etüt ve projesini yapmak veya yaptırmak; gerektiğinde bu projelere göre tesisleri kurmak ya da kurdurmak; kurulu olanları devralıp işletmek ve bunların bakım ve onarımını yapmak, yaptırmak ve gerekli yenilemelere girişmek” şeklinde açıklanmış ise de İSKİ’nin 2006 Faaliyet Raporu’nda İSKİ’nin Görevleri; 1- İçmesuyu temin etmek 2- Atıksuları toplamak, arıtmak ve uzaklaştırmak, 3- Su havzalarını korumak, 4- Dereleri ıslah etmek. (2004 Meclis Kararı) şeklinde özetlenmektedir. Buradan görüldüğü gibi yağmur suyu uzaklaştırma bu açıklamada yer almamaktadır.
  • Bu yazı serilerimi hazırlarken yaptığım görüşmelerden edindiğim bilgilere göre;

— İSKİ kendi adına yağmur suyu kanalizasyon hattı inşa etmemektedir.

— İSKİ tüm giderleri İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından ödenmek üzere İBB’nin sorumluluğunda olan alanların yağmur suyu kanalizasyon hatlarını inşa etmektedir.

— İSKİ 2018 yılında İBB ve İSKİ arasında yapılan protokol gereğince İBB’nin sorumluluğunda olan alanlarda yağmur suyu kanalizasyon hatlarının inşaatını yapmakta ve bakım ile onarımını yapmamaktadır.

— İSKİ istenildiği takdirde ve tüm giderler ilçe belediyeleri tarafından karşılanmak şartıyla ilçe belediyelerinin sorumluluğunda olan alanların yağmur suyu kanalizasyon hatlarını projesini yapmakta ve inşa etmektedir.

— İSKİ ilçe belediyelerin sorumluluğunda olan alanlarda bulunan yağmur suyu kanalizasyon hatlarının inşaatını yapmakta ve bakım ile onarımını yapmamaktadır.

— İSKİ istenildiği ve tüm giderleri karşılandığı taktirde 2018 yılında İBB ve İSKİ arasında yapılan protokol gereğince dere ıslahlarını yapmaktadır.

— İBB kendi sorumluluğunda olan alanların yağmur suyu kanalizasyon hatlarının bakım ve onarımını bünyesine yer alan Yol Bakım ve Onarım Müdürlüğü kanalıyla yapmaktadır. Bu bakımın hatların çalışmasını sağlama ve arızaları gidermesinin çok üst seviyede olduğu tartışmalıdır.

— İlçe belediyeleri istedikleri taktirde kendi sorumluluğunda olan alanların yağmur suyu kanalizasyon hatlarının inşaasını yapabilmektedirler.

— İlçe belediyeleri kendi sorumluluğunda olan alanlarda bulunan yağmur suyu kanalizasyon hatlarının bakım ve onarımını yapmaktadırlar. Bu bakımın hatların çalışmasını sağlama ve arızaları gidermesinin çok üst seviyede olduğu tartışmalıdır.

IMC Projesi’nde konuya getirilen çözüm önerisi şudur; “Atıksu ve yağmur suyu drenajı için etkili bir inşaat ve bakım programının geliştirilmesi, ilgili sorumlulukların ve protokollerin gözden geçirilerek düzenlenmesini gerektirmektedir. En uygunu ise tüm yağmur suyu ve atıksu kanalizasyon sistemlerinin tek bir idarenin sorumluluğu altında toplanmasıdır. Ancak, bu idarenin de yollardan sorumlu kurum ile daima ilişki içinde bulunması gereklidir.”

Kentin eski ve yoğun gelişme gösteren kesimlerinin bir bölümünde; ancak son yıllarda, düzenli bir yağmursuyu toplama sistemi inşa edilebilmiştir. Eski tali atıksu kanalları meskun bölgelerdeki caddelerin büyük bir kısmına kanalizasyon hizmeti vermektedir. Bu tür kanallar sadece atıksu akımları için projelendirilmiş olmakla beraber, çoğu gerçekte normalden daha küçük boyutlu, bir kısmi birleşik sistem olarak görev yapmaktadır. Camp-Tekser’in 100 bina üzerinde yaptığı araştırma sonucunda, 20 binanın çatı oluklarının atıksu kanallarına bağlandığı, 80 binanın yağmur sularının ise caddelere verildiği anlaşılmıştır. Çoğu durumda, caddeler üzerindeki yol ızgaralarının da atıksu kanallarına bağlandığı görülmüştür.

Bu diğer önemli husus ise İstanbul’a günlük verilen ortalama içme suyu 2.851.960 m³ iken günlük ortalama arıtılan su miktari 3.927.030 m³’dür. Kayıpları, sızma gibi hususları dikkate almadan yapılacak bir değerlendirmede arıtma tesislerinde günde 1.075.070 m³ daha fazla su arıtılmaktadır. Bu farkın büyük bir oranda yağmur suyu kaynaklı olduğu ve yağmur suyunun önemli bir kısmının arıtma tesislerine geldiğini düşündürmektedir. Bunun nedenlerinden biri ise İstanbul’da birleşik kanal sistemlerinde dolu savak yapılarının ve yağmur suyu biriktirme haznelerinin olmayışıdır. Ayrıca IMC Projesi’nde öngörüldüğü gibi kanalizasyon hatların ayrıştırılarak yalnız atıksuların arıtma tesislerine ulaştırılması sağlanmalıdır.

Yağmur suyu kanalizasyon hatlarını sorumluluğunun farklı kuruluşlar arasında dağıtılmış olmasının ortaya çıkardığı bazı sorunlar(6);

  • Ayrık sistemin mevcut olduğu yerlerde gerçekte tam bir ayırım tam olarak sağlanamamaktadır. Yol yağmur suyu drenaj kanalları ve çatı oluklarından gelen bağlantıların pek çoğu atıksu kanallarına bağlanabilmektedir.
  • Yüzeysel suların drenajının etkili olması için uygun bir yol profili oluşturulması gerekmektedir. Yolların yeniden inşa edilmesi veya kaplanması sırasında kuruluşlar arasında yakın bir koordinasyon pek sağlanamamaktadır. Yeniden asfaltlanma sırasında atık su kanal bacaları yeni yol yüzey kotuna kadar yükseltilmediği için bu bacaların bir çoğu kaybolabilmektedir. Röleve çalışmalarında projelerde gösterilen muayene bacaları bulunamamış olmasının nedeni bacaların 1 m’ye yakın dolgu ile kaplanmış ve üstünün asfaltlanmış olmasıdır. Bu problemlerin yaşanmaması için yol inşaatı ile birlikte kanalizasyon hatlarının aynı anda döşenmesi gerekmektedir.
  • Genellikle yol profilleri gelen akımın ızgaralara düzenli bir şekilde girmesine sağlayacak uygun bir şekilde değildir. Yol ızgaraları düzenli aralıklarla yerleştirilmemiştir.
  • Özellikle yağışlı havalarda yüzeysel suların ızgaralara girememesinden dolayı yağmursuyu sisteminin etkili olmadığı görülmektedir. Izgaraların bulunmaması veya tıkalı olmaları nedeniyle özellikle alçak bölgelerde taşkınlar meydana gelmektedir.
  • Bu ızgaraların temizlenmesi veya enine ızgaraların yeniden döşenmesi için zaman zaman çalışmalar yapılmakla birlikte, bu konuda iyi planlanmış ve bütçelendirilmiş bir program henüz mevcut değildir.
  • İstanbul’da havalandırma, işletme ve bakım amacıyla kullanılan üzeri delikli muayene bacalarının kapakları yağmur sularının atıksu kanallarına girmesini sağlamaktadır. Bu atıksu bacalarının normal olarak, yağmur suyu girişini sınırlayacak şekilde yol aksı boyunca yerleştirilmesine rağmen, yine de önemli oranda giriş olmaktadır.
  • Birçok yol arkı ve ızgara oldukça kötü durumdadır. Yol ızgaraları ve yağmursuyu giriş yapıları ise genellikle tıkanmıştır. Bu ızgaraların temizlenmesi veya ızgaraların yeniden döşenmesi için zaman zaman çalışmalar yapılmakla birlikte, bu konuda iyi planlanmış ve bütçelendirilmiş bir program henüz mevcut değildir.
  • Yağmur suyu bacaları sık sık temizlenmemekte ve tekniğin gerektiği şekilde inşa edilmemektedir. Ayrıca bu bacaların içinde toplanan katı maddeler (teressubat) sık temizlenmemektedir. Bu bacalar içinde gelen katı maddeleri tutabilecek ve sık sık boşaltılması gereken kovalar bulunmamaktadır.

Sonuç:

İstanbul’da yağmur suyu sorunu atıksu sorunu gibi başarılı bir şekilde çözülememiştir. Bunun ana nedeni yağmur suyu kanalizasyon hatlarının yapımından bakımına kadar sorumlulukların İBB, İSKİ ve ilçe belediyeleri arasında dağıtılmış olmasıdır. Bu konuda başarılı olunabilmesi için yağmur suyu uzaklaştırma konusunun da tamamen İSKİ sorumluluğuna verilmesi ve İSKİ’nin bu kuruluşlarla ve bilhassa Yol Bakım ve Onarım Müdürlüğü ile atık su uzaklaştırılması konusunda olduğu gibi kordinasyon içinde çalışmasıdır. İSKİ Kanunu’nda yapılacak bir değişiklikle işbirliği ve finans konuları düzenlenmeli ve yetkili kuruluşun kim olduğu açıklığa kavuşturulmalıdır.

Not:

*Bu yazımı hazırlamama katkı sağlayan İSKİ ve İBB Yol Bakım ve Onarım Müdürlükleri mensuplarına teşekkür ediyorum.

** İstanbul’da dere islah çalışmaları konusu ile ilgili hususları gelecek yazımda sizlerle paylaşacağım.

Kaynaklar:

(1) Ahmet Samsunlu (2020),’’ İstanbul’un Tarihsel Gelişimi İçinde Yağmur Suyu Yönetimi’’, Su & Çevre Teknolojileri dergisi Mart sayısı.

(2) Hasan Z. Sarıkaya, Veysel Eroğlu, Attila Altay,(2000), “The History of Sewarage Services in Istanbul, Symposium Beitraege zur Geschichte der Wasserversorgung und Abwasserreinigung in Berlin und Istanbul’’, Technische Üniversitaet Berlin (Herausgeber Noyan Dinçkal und Shahroz Mohojeri)

(3) Scandiaconsult, (1971,) “Preliminary Engineering and Feasibility Report Volume II, Storm Water Drainage for the Istanbul Region”

(4) IMC İstanbul Master Plan Konsorsiyumu, (1999), ‘’İstanbul Su Temini, Kanalizasyon ve Drenaj, Atıksu Arıtma ve Uzaklaştırma Master Planı’’, İSKİ, Nihai Rapor, Cilt 4 ve Cilt 5

(5) İzzet Öztürk, (2020), İSKİ Yönetim Kurulu Üyesi, kişisel görüşme

(6)http://www.iski.gov.tr/web/assets/SayfalarDocs/faaliyetraporlari/faaliyetraporu/pdf/2018

(7) Ahmet Samsunlu, (2017), “Atıksu Arıtma Yapılarının Projelendirilmesi’’, Birsen Yayınevi, İstanbul

(8) Ahmet Samsunlu (2020),’’ Almanya Baden Wüttenberg Eyaleti Yağmur Suyu Yönetimi’’, Su & Çevre Teknolojileri dergisi Ocak sayısı.