İSTANBUL DERELERİ VE SORUNLARI*

GİRİŞ

Dünya Araştırma Enstitüsü, 2030 yılında dünya nüfusunun yarısının su sıkıntısı yaşayacağını; sellerin etki-sinin 3 kat artacağını, 54 milyon insanın etkileneceğini

vurgulamaktadır. Fiziki çevreyi kontrolde tutan en önemli faktör dere sistemleri ve havzalarıdır (1).

Tüm dünyada olduğu gibi taşkınlara; küresel iklim değişikliği sebebiyle yağış rejimindeki düzensizlik ve aşırı yağışlar sebep olmaktadır. Bilhassa son günlerde İstanbul ve Bursa’da etkili olan ve hayatı olumsuz yönde etkileyen yağışların, “Süper hücre” denilen bulutlardan kaynaklandığı açıklanmıştır (2).

Ülkemizde 50, 100, 500 yıllık şiddetli sağanak yağışlar bilhassa büyükşehirlerdeki derelerde taşkın oluşturmakta ve meydana gelen seller hayatı olumsuz etkilemektedir. Bunun ana nedeni plansız ve çarpık kentleşme sonucunda şehirlerde bulunan dere yataklarında yerleşim yerleri içinden geçen dere yataklarında yapılaşma, dere kesitinin daraltılması, dere yatağına fen ve sanat kaidelerine aykırı ve izinsiz menfez veya köprü inşa edilmesi, tekniğine aykırı bent ve dolgu yapımı, moloz, sanayi ve evsel atıkların atılması, kanalizasyon şebe-kesi döşenmesi gibi nedenler sebep olmakta ve ayrıca dere yataklarının veya hemen kenarlarının yol olarak kullanılması ile üzerilerinin kapatılması nedeniyle derelerin doğal kesitlerinin bozulmasıdır (3).

Şehir taşkınları; şehir içindeki her türlü düz-yayvan dere güzergâhlarında meydana gelebilir. Özellikle binalar, yollar,

otoparklar uygun olmayan güzergâhlara inşa edilmesi ve bitki örtüsünün de yok edilmesi ile bu alanlarda yağışın toprağa sızması önlenmiştir. Bu sebeple ani taşkınlar sık sık meydana gelebilir. Şehirleşme, yüzeysel akışı doğal zeminlere göre 2-6 kat daha artırır. Caddeler nehirlere dönüşebilir ve binaların bodrum katları da sel suları ile dolabilir (4).

Halbuki bir kentin dere ve vadileri, o kentin doğal ve kültürel mirasıdır. Doğaya öncelik vermeyen arazi kullanım kararları ve uygulamalar, Şekil 1a’da görüldüğü gibi derelerin doğal yapısını değiştirerek kaybolmasına, yaşam kalitesinin düşmesine neden olmakta; kent sağlığını tehdit etmektedir (5).

1. İSTANBUL DERELERİ

1.1.İstanbul Derelerinin Fiziki Değişimi ve Arazi Kullanım ilişkisi

Çağdaş dünya kentlerinde dereler, doğal yapısı korunarak ya da bozulanlar yeniden doğasına uygun hale getirilerek şiddetli yağışlarda esnasında taşkınları önleyerek kenti korumakta ve diğer taraftan kentlinin kullanımı ile entegre edilmekte; doğa merkezli ekoloji-ekonomi ilişkisinin kurulması sağlanmaktadır (3).


Şekil 1a. Derelerin fiziki yapılarının farklı en kesitleri (5)

Buna karşılık uzun yıllar İstanbul’da ise derelere hiç bir kuruluş sahip çıkmamış ve 1950 yılından sonra, dere yataklarında başlayan sanayi üretimi, değişen ulaşım modelleri ve çağırdığı göçün etkisinde hızla şekillenirken derelere de çeşitli müdahalelere başlanmıştır. 50’li yıllardan itibaren şehre yönelen aşırı göç sonucu konut ihtiyacını karşılamak için gecekonducular tarafından dere yataklarının işgali veya ucuz arsa olarak kullanılması, resmi kurumların doğaya öncelik vermeyen arazi kullanım kararları ve uygulamaları; derelerin bir çoğunun evsel atıksuların ve yağmur suların verildiği yerler olarak değerlendirilmesi derelerin doğal yapısını değiştirmiş ve ortaya çıkan koku problemlerini engellemek için buraların kapatılması tamamen derelerin doğadan kaybolmasına neden olmuştur. Bu değişim; havzada suyun hidrolojik özelliklerini olumsuz etkileyerek; doğal drenaj havza özelliğini kaybettirmiş; yağışlarda sel, taşkın, heyelan, sedimantasyonların oluşması ile maddi manevi zararları meydana getirerek yaşamı tehdit eden çevre problemlerine, afetlere dönüşmektedir (3).

DSİ’nin sorumluluğunda bulunan içme suyu havza alanı dışında kalan alanlarda 2007 halihazır haritalarında yapılan analizlere göre 168 adet akar dere havzası ve derelerin 3344 kilometre olduğu tespit edildi. Dere havzalarının 33 adeti yerleşim yeri dışında yer alırken %80’lik bir kısmı yerleşim yeri içerisinde kalmıştır. 3344 adet derenin ise %73’ü doğal yapısını koruyan derelerken “ıslah edilmiş” dereler %27’lik bir orana sahip.

Şekil 1. İstanbul derelerinin dağılımı ve fiziki durumu (1) (5)
(a) İstanbul Avrupa ve Asya yakası derelerin dağılımı.
(b) İstanbul Avrupa ve Asya yakası derelerin fiziki yapılarının dağılımı.
Kaynak: İBB, İSKİ (2008), 2009 Onaylı İstanbul halihazırlarından tespit edilerek hazırlanmıştır.

Bir derenin “ıslah edilmesi” demek mühendislik uygulaması görmüş, kapalı ya da açık kesit sistemli dereler olduğu anlamına geliyor. Yapılan araştırmada içme suyu havza alanı dışındaki havzalardaki derelerin %64’ü doğal vasfını kaybetmiş durumda. Yani 107 dere havzasında muhakkak bir kayboluş var ve bu halen daha devam etmekte. Bu derelerin doğal vasfını yitirmesi o alanların sel ve taşkın riski taşıması; havzalarda kuraklık ve sağlık problemlerinin yaşanması anlamına geliyor. Derenin fiziki yapısı ve arazi kullanım ilişkisini değerlendirdiğimizde doğal dereler kırsal alanda yer alırken fiziksel değişime uğramış derelerin kentsel alanlarda olduğu tespit edildi. Bu durum arazi kullanım politikalarının derelerin fiziki yapısı üzerindeki etkisini açıkça ortaya koyuyor (6).

Şekil 1c. İstanbul Avrupa ve Asya yakası derelerin fiziki yapılarının dağılımı.
Kaynak: İBB, İSKİ (2008), 2009 Onaylı İstanbul halihazırlarından tespit edilerek hazırlanmıştır (1) (5)

Eski fotoğraflar ve yazılı kaynaklara göre; derelerin doğal yapısına yapılan çeşitli müdahaleler kent ve kentliyle ilişkisini de belirlediğini göstermektedir. 19.yy ortalarından 20.yy sonlarına kadar iç içe olan her dere, doğal yapısıyla; kentler için rekreasyon, mesire, su alma, su yolu ulaşımı, balıkçılık, bahçecilik gibi amaçlarla kullanılan; kentlinin bir araya geldiği, toplumsal gelişmenin sağlandığı çok yönlü kamusal alanlardır. Günümüzde ise bu ilişki kaybolmuş (Kurbağalıdere, Kağıthane dereleri gibi) ya da kaybolmak üzeredir.( Kağıthane, Göksu, Küçüksu, Riva gibi) (Bakınız Şekil 2.1 Şekil 2.2). Derelerin denize açıldığı yerlerde oluşturduğu mansap bölgesi doğası gereği denize girilen kumsal alan ve küçük balıkçı teknelerinin sığındığı koydur. Geçmişte bu alanlar kentin plaj alanlarıdır (Turşucu deresi Suadiye plajını; İdealtepe deresi Süreyyapaşa plajı, Çamaşırcı deresi Bostancı Plajı, Florya deresi Florya plajı, Kurbağalı dere Kalamış plajı, Ayamama, Tavukçu dereleri Ataköy plajı gibi (3).

Şekil 2.1a. İstanbul Göksu Deresi, Şekil 2.1b. İstanbul Göksu Deresi,
1890 2014.
Şekil 2.2a. İstanbul Kağıthane Deresi Şekil 2.2b. İstanbul Kağıthane Deresi,
1900 2014.

Bu süreçler, derelerin doğal yapısını etkilemiş fiziki yapısını değiştirerek zaman içerisinde kaybetmesine neden olmuştur. Örneğin; 1950’li yıllardaki imar hareketleriyle Vatan Caddesinin olduğu yerden geçerek Yenikapı’dan denize dökülen tarihi Lycos (Bayrampaşa) deresi, zaman içerisinde Ortaköy, Ihlamur, Bebek dereleri, gibi dereler kapalı sistem kanallar içerisine alınarak günümüzde yayaaraç yolu olarak kullanılmaktadır (3).

Kent içerisinde kalan derelerin çoğu denize, göle, Haliç’e, taş ve betonarme malzeme ile açık ya da kapalı kanal kesit olarak bağlanmaktadır. Bu uygulanan ıslah tekniği derelerin doğal yapısını doğrudan etkilemektedir (Şekil 8). Membaları ise geçmişte açık alan, orman alanı, tarım alanı, su havza alanında yer alırken günümüzde çoğu yerleşim dokusu içerisinde kalmıştır (Hülya Dinç, Fülin Bölen). İstanbul derelerinin yaklaşık %85’i doğal vasfını işgaller, sanayi-evsel atık gibi nedenlerle kaybetmiş ya da kaybetmek üzeredir (5).

Benim uzun yıllar oturduğum Beşiktaş’ta bugün Ihlamur Deresi ve Ortaköy Deresi olmak üzere Karabali (Dolmabahçe), Beşiktaş, Muradiye, Fulya, Hasanpaşa, Yahyaefendi, Ekmekçioğlu ve Arnavutköy dereleri yok olmuştur. Bugün bazıları sokak adlarında yaşayan bu Beşiktaş derelerinden hiç birisinden bölge de yaşayanlar tarafından artık görülememektedir. Ihlamurdere Caddesi’nin altında Osmanlı döneminden kalma, asırlık bir tonoz yer almaktadır (7).

Şekil 3. Bugünkü Ortaköy Dereboyu Caddesi, 1944 yılında Ortaköy Deresi iken (7)

1.2. İstanbul Derelerinin uzunluğu

İstanbul Çevre Düzeni Planı (ÇDP2009) Raporu’na göre yüzölçümü 5700 km² alan olan İstanbul’un içme suyu havza alanı dışında tespit edilen 168 adet derenin tespitlere göre; toplam uzunluğu yaklaşık 3.344.417 m. (3344 km.)’dir. Bu derelerin yaklaşık % 52’si 1.737.887 metre 78 adet Asya yakasında; %48’i 1.606.530 metre uzunluğunda 90 adet dere Avrupa yakasında yer almaktadır.

İstanbul’da mevcut tüm dereler hakkında bu kısa yazımda tek tek bahsedemeyeceğim için İstanbul dereleri içinde; en uzun ana dereler olan, Asya yakası Riva Havzasında bulunan Riva Deresi ile Avrupa yakası Güney Haliç derelerinin durumu Tablo 1’de verilmiştir.

Tablo 1. İstanbul’da Asya ve Avrupa Bölgelerinde enUzun İki Dere (3), (5)

Bu tablodan görüldüğü gibi Riva Deresi Bölgesi yoğun bir iskan bölgesi olmdığı için derenin halen yüzde 85’i doğal halindedir. Buna karşılık Güney Haliç Dereleri Bölgesi nerede ise tamamen kentleştiği için derelerinin yüzde 15’i doğal haldedir.

2. İSTANBUL’DAKİ DERELERİN FİZİKİ YAPISINDAN ÖRNEKLER

2.1 Olumlu Örnekler

Şekil 1’de görülen muhtelif en kesitlere İstanbul’da da rastlanmaktadır. İSKİ çalışmalarında planlanan Şekil 3’te görülen Hacet Dere Peyzaj Projesi kalkınmış batı ülkelerinde rastlanan ideal dere planlamalarına büyük bir benzerlik göstermektedir.

Şekil 3. Hacet Dere Peyzaj Projesi (8)

1970’li yıllardan beri geliştirilen Haliç projeleri kapsamında düzenlemesi yapılan ve Şekil 4’de görülen Kağıthane Deresi düzenlemesi İstanbul’da benim gördüğüm mevcut tüm dere ıslahı projeleri arasında peyzaj şartlarını en üst seviyede sağlayan bir çalışmadır (8)

Şekil 4. Kağıthane Deresi mevcut hali (8)

2.2 Olumsuz Örnekler

Bu anlatılanlara karşılık bugün İstanbul’un meskün bölgelerinin birçoğunda dereler doğal özeliklerini kayıp etmiş olup kapalı kesit ile tonöz ve açık kanalet kesit şeklindedirler. Bu yapılar çoğunlukla betonarme olarak inşa edilmiştir. Geçmişte; doğal yapısıyla kent ve kentliyle bağı güçlü olan dere ve vadileri, zamanla çevresindeki yapı yoğunluğunun, ezici baskısıyla artan beton yüzey alanları nedeniyle kentle bağını koparmıştır (3). Genellikle dere yatakları işgale uğradığı için dere ıslah yapıları şekil 5a ve Şekil 3b’de görüldüğü bulunabilen yerlere göre ayarlanarak dere ıslahı gerçekleştirilmiştir. Bu iki örnekten görüldüğü gibi ıslah edilen dereler Şekil 4’te olduğu gibi doğal sistemlerini koruyamamışlardır.

Şekil 5c’de ise yapılan ıslah çalışması ile sorun çözülmüş olmasına rağmen dere tamamen kaybolmuş ve derenin yeni yol almıştır.

Şekil 5a. Dere yakınındaki gecekondular nedeniyle uyarlanan kesit (8)
Şekil 5b. Dere yakınında taşkın koruma alanı dikkate alınmadan inşa edilen yapılar nedeniyle uyarlanan kesit (8).
Şekil 5c. Başakşehir’de sanayi bölgesinde Masko Deresi kenarınakadar inşa edilen tesisler ve kapalı kesit (8)

Şekil 5d’de Ayamama Deresi’nin ıslahı görülmektedir. Burada dere ıslahında hâkim olan beton kesittir. Burada da ıslah edilen dere Şekil 4’te olduğu gibi doğal sistem yaratamamıştır.

3. İSTANBUL’DA ÖNEMLI TAŞKINLAR VE SELLERDEN BAZI ÖRNEKLER

Basında yer aldığı gibi; “Derelerin işlevi yağmurda yaşanacak sorunları asgari düzeye indirmektir. İstanbul’da irili ufaklı 400’ün üzerinde dere vardı. Şu anda bu dereler kurudular ve yok oldular. Dere yataklarının üzerinden yol geçti, bina ile dolduruldu. Yağmur toprakla buluşamıyor. İstanbul’da derelerin nerede olduğunu görmek istiyorsanız her yağmurda sel felaketlerinin yaşandığı noktalara bakın işte dereler orada…”(9)

Şekil 5d. Ayamama Deresi ıslahı (8)

3.1. İstanbul taşkınlar ilgili değerlendirmeler

İstanbul’da her yıl yağış şiddetine bağlı çok sayıda taşkın ve sele rastlanmaktadır. İstanbul’da Kasımpaşa, Alibeyköy, Küçükköy, Maltepe, Kartal, Bağcılar (Otocenter Bölgesi), Esenler Çinçin Deresi, Bayrampaşa, Zeytinburnu, Sarıyer Tarabya, Beşiktaş Ihlamur bölgeleri ve Bahçelievler (Tavukçu Deresi) bölgeleri sağanak yağışlardan en çok etkilenen ve taşkın oluşan bölgelerinden bazılarıdır (8).

Bunların her birini bu yazımda değerlendirmem mümkün olmadığından burada üç taşkını örnek olarak inceleceğim.

3.1.1. Alibeyköy taşkını

1950’lere kadar dere etrafında tarım ve hayvancılık faaliyeti sürdürülmüştür. 1950’den sonra iç göçlerin yöneldiği İstanbul’da Alibeyköy’ün şehre, Haliç’e ve etrafındaki gelişen sanayiye yakın olması burada gecekondulaşmaya ve kaçak yapılaşmaya yol açmıştır. Dere yatağında da gerçekleşen bu yapılaşma dere yatağını daraltmıştır. Bu daralma ve şiddetli yağmurlar neticesinde, sık sık dere suları taşarak sel baskınlarına dönüşmüştür (10). Bunlardan bazıları şunlardır:

  • 11 Ağustos 1997 tarihinde başlayan sağanak yağışlarla, Alibeyköy ve Küçükköy Derelerinin taşması sonucu Alibeyköy semti sel baskınına uğramış, kesin olmamakla birlikte 150 ev sular altında kalmıştır. Alibeyköy Deresine bağlı derelerde bulunan dört sanayi kuruluşunda mahsur kalanlar Devlet Su İşleri’nin makineleriyle ve botlarıyla kurtarılmıştır.
  • 21 Ağustos 2001 tarihinde Alibeyköy Deresi yağan şiddetli yağmur neticesinde taşmış çevresinde bulunan birçok işyeri ve konutlar sular altında kalmıştır. Yollarda meydana gelen çökmeler neticesinde trafik kazaları olmuştur.
  • 18 Ağustos 2002 tarihinde Alibeyköy Deresi’nin taşması neticesinde dere kenarındaki evlerin birinci katlarına kadar yükselen yağmur suları nedeniyle vatandaşlar mahsur kalmış ve itfaiyenin yardımlarıyla kurtarılmışlardır.
  • 10 Ağustos 2004 tarihinde Alibeyköy Deresi’nde görülen sel baskını neticesinde, yol ve binaların bodrum ve zemin katlarının tabanlarının çamurla kaplandiği bölgede, itfaiye ekipleri suları tahliye etmeye çalışmışlar ve bölgede büyük çapta maddi hasar meydana gelmiştir.
  • 1718 Ağustos 2004 tarihlerinde meydana gelen Alibeyköy Deresi’nde görülen sel baskınlarının en şiddetlisi olmuştur. Alibeyköy Deresi ile Küçükköy Deresi’nin birleşim yeri olan ve üzerinden yol geçen kapalı tonoz, dereye atılan çeşitli atıklar ve çöpler nedeniyle tıkanmış ve daralmış olan iki yerden patlamıştır. Bu patlama neticesinde kanal içindeki su dışarı taşmış ve sel baskınına neden olmuştur. Yer yer 2 metreye ulaşan su seviyesi nedeniyle binalarda mahsur kalan vatandaşlar çatılara çıkmıştır.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve İSKİ’nin gerçekleştir

diği Küçükköy ve Alibeyköy Dereleri Islah Projesi neticelerini vermeye başlamıştır. Bu çalışmanın diğer ıslah çalışmalarına örnek teşkil etmesi gerekmektedir. 17 Ağustos 2004 tarihinde yaşanan sel baskınından sonra bölgede aynı şiddet ve daha şiddetli yağışların görülmesine rağmen alınan tedbirler sonucu sel baskını görülmemiştir (11).

40 yıl önce Gaziosmanpaşa, Küçükköy ve Eyüp bölgeleri’nin yağmur sularını toplamak için inşa edilen 5,4 m taban genişliğinde ve 2,6 m yüksekliğindeki tonoz, yıllardır her yağmurda taşarak sel baskınlarına sebep olmasının nedeni sular altında kalan dere yatağına planlı veya plansız inşa edilen yapılardı (12).

Kağıthane Deresi’nin kalan kısmının uzunluğu 3.620 m olup AyazağaKemerburgaz arasıdır. Alibeyköy Deresi’nin eksik olan kısmı 5.050 m olup Gaziosmanpaşa Validesuyu koludur.

Şekil 6 Alibeyköy’de Sel Baskını (12)

3.1.2.Ayamama Deresi

Ayamama Deresi Başakşehir toplu konut alanının kuzey bölgesinden doğmakta ve Ataköy civarından Marmara Denizine dökülmektedir. Ayamama Deresi İstanbul’un giriş kapılarından birisi olan Atatürk Havalimanı’nın hemen yanında İstanbul metropolünün taşkın riski taşıyan derelerinden biridir. Toplam drenaj alanı,6676 hektar ve dere uzunluğu ise 21 km’dir Esenler, Bağcılar, Başakşehir, Bahçelievler, Küçükçekmece ve Bakırköy ilçelerinden geçerek Marmara Denizi’ne dökülmektedir (8).

2009 yılında İstanbul’da Ayamama Deresi’nde yaşanan taşkında 24 vatandaşımızın kaybına neden olan afetin bu kadar etkili olmasında, İstanbul’daki plansız şehirleşme ve dere yataklarındaki yapılaşma ya dikkat çekmiştir (13).

Ayamama Deresi taşkının önemli nedenlerinden biriside şekil 7a, şekil 7b ve şekil 7c’de görüldüğü gibi dere yatağının birçok noktada daraltılması ve buraların ticari alan olarak kullanılmasıdır.

Şekil 7a. Daratılmış dere kesiti (12)
Şekil 7b. Daratılmış dere kesiti(12)
Şekil 7c. Daratılmış dere kesiti(12)

9 Eylül 2009 tarihinde meydana gelen bu taşkında Ayamama Deresi’nde m 2’ye düşen yağış miktarı 500 yıllık ortalamanın üzerinde olduğundan can ve mal güvenliğini tehlikeye düşüren sonuçlarla karşılaşmıştır (1).

Marmara Denizi ile E5 karayolu arasında 3,8 km’lik dere ıslahı İSKİ tarafından yapılmaktadır. E5 ile TEM Otoyolu arası 8,2 km’lik kısım Olimpiyat Köy Yolu projesi ile paralel yürütülen proje kapsamında ıslah edilecektir. TEM Otoyolu ile Başakşehir arası ıslah edilmiştir. Kalan 2.650 m’lik bölüm için çalışma devam etmektedir. Memba ile TEM Otoyolu arası 9 km’lik kısım yerleşimin olmadığı askeri bölgeden geçmektedir.

İSKİ tarafından Ayamama Deresi’nde 500 yıllık yağış debisi dikkate alınarak projelendirilen ve yürütülen toplam 8.3 kilometrelik ıslah çalışmalarına 28 Ağustos 2008 tarihinde başlanmıştır. Islah çalışmalarının taşkınları etkileyecek 6,8 kilometrelik bölümü bitirilmiştir. Geriye kalan ve taşkın olması durumunda önem arz etmeyen 1,5 kilometrelik kısmı, kamulaştırma sorunları nedeniyle halen bitirilememiştir. Buradaki dere ıslahında, sorunlu olan yol ve kavşak geçişlerindeki kesitlerin genişletilmesi, yetersiz ve düzensiz olan dere güzergâhının düzeltilerek sel riskinin ortadan kaldırılması amaçlanmıştır. Yapılan çalışmalarla dere yatağı 4 kat genişletilmiş, dere güzergahında yer alan kaçak ve dere alanına girmiş 119 yapının da yıkımı gerçekleştirilmiştir. Bu derenin muhtelif yerlerinde önemli taşkınlar oluşmuştur. Bunlardan en önemlisi, İSTOÇ’un batısında İkitelli bağlantı yolu ve Basınekspres (havaalanı yolu) yolu civarında önemli can ve mal kayıpları olmuştur. Başakşehir 4. ve 5. etap bölgesinden güneye doğru akışı olan ayamama deresine, doğudaki askeri alan içinden adı belirlenemeyen bir dere daha katılmaktadır. Katılım noktasından 1.5 km doğuda askeri alan içinde bu dere üzerinde bir gölet bulunmaktadır. Ayamama deresinin, tır parkı civarında katlı kavşak altından bir menfezle geçişi bulunmaktadır. Bu menfezin su akış açıklığının yeterli olmaması nedeniyle göllenme başlamıştır. Çukur bir çanağı andıran bu alan içinde kontrolsüz yapay dolgu ile tır parkının bulunması, bu unsurların suyun kaldırma kuvveti etkisiyle sürüklenerek orada bulunan karayolu köprü geçişini (İkitelli bağlantı yolu köprü geçişi) tıkaması sonucunda su birikimi daha da artmış ve bu esnada önemli can ve mal kayıpları oluşmuştur. TIR parkının devamında Basınekspres yolu İkitelli köprüsü civarında da yine yer yer yol altından menfezlerle geçişi sağlanan dere bu kesimlerde aşırı su miktarlarının gelimi sonucunda şişmiş ve sellenme gerçekleşmiştir (Şekil 8). Bu bölgede de yine önemli can ve mal kayıpları yaşanmıştır. “gelmesi” yerine “besleme” ve “sellenme”yerine “baskın” daha uygun olur?

Şekil 8. Aşırı su beslenmesi sonucunda E5’de meydana gelen sellenme (12)

3.1.3. Bağcılar ve Esenyurt Seli

İstanbul’da son günlerde şiddetli sağanaklar oluşmuştur. Ülkemizde yaz aylarında artan ve taşkınların bir sebebi olarak “Süper hücre” denilen bulutlardan kaynaklandığını belirtilmektedir.

3.1.3.1. Bağcılar Seli

Bu yazımı hazırladığım 18 Haziran 2020 günü İstanbul’un Bağcılar ve birçok ilçesinde sağanak yağış etkili oldu. Bazı ilçelerde ise dolu yağışları görüldü. Bağcılar’da etkili olan yağış nedeniyle seller oluştu ve yollar göle döndü. Vatandaşlar etkili yağış nedeniyle zor anlar yaşadı ve bazı evleri ise su bastı (14).

Şekil 9. Küçükçekmece Tem yan yolunda mahsur kalan araçlar (14)
Şekil 10. Esenyurt sel baskını (15)

3.1.3.2. Haramidere Taşkını ve Esenyurt Seli

23.6.2020 tarihinde ise akşam saatlerinde etkili olan sağanak yağış sonunda Haramidere’nin yükselmesi, Kıraç, Esenyurt, Avcılar, Çatalca ve Beylikdüzü’nde su baskınına neden oldu. Esenyurt’ta meydana gelen selde bir kişi öldü ve 4 kişinin yaralandı.

İstanbul’un Esenyurt ilçesine dere yatağında bulunan bölgeye imar izni verildiği, sığınak olması gereken yerlerin dairelere çevrilerek kiraya verildiği, dere istinat duvarlarının delindiği gibi iddialarla ilgili soruşturma açıldı. Ayrıca Pınar Mahallesi’nde geçmişte de buna benzer su baskınları olduğu öğrenildi (15). Bu su baskını ile DSİ’nin bir görev üstlenmediği de dikkatimi çekti. Belki de bunun nedeni daha önce kararlaştırıldığı gibi meskün bölgelerin İBB sorumluluğuna bırakılmış olması idi.(**)

NOT:

* Bu yazımı hazırlarken COVİD19 nedeniyle kuruluşlara ve bilhassa DSİ’ye ulaşmakta zorluk çektim. Bu nedenle DSİ ile ilgili bilgiler yalnız internet kaynaklarından temin edebildiğim bilgilere dayanmaktadır. İBB ve İSKİ ile ilgili bilgilerin büyük çoğunluğunu bundan önceki üç yazımı hazırlarken kendilerinden edinmiştim. Bu yazıma da İSKİ tarafından imkanlar nispetinde destek sağlanmıştır. Bu kuruluşlar tarafından çok geçmişe dair bilgiler elde olmadığı için İBB ve İSKİ ile ilgili bilgileri de tamamlayabilmek içinde internet kaynaklarına başvurdum.

** Bu yazımı hazırlarken COVİD19 nedeniyle kuruluşlara ve bilhassa DSİ’ye ulaşmakta zorluk çektim. Bu nedenle DSİ ile ilgili bilgiler yalnız internet kaynaklarından temin edebildiğim bilgilere dayanmaktadır. İBB ve İSKİ ile ilgili bilgilerin büyük çoğunluğunu bundan önceki üç yazımı hazırlarken kendilerinden edinmiştim. Bu yazıma da İSKİ tarafından imkanlar nispetinde destek sağlanmıştır. Bu kuruluşlar tarafından çok geçmişe dair bilgiler elde olmadığı için İBB ve İSKİ ile ilgili bilgileri de tamamlayabilmek içinde internet kaynaklarına başvurdum.

*** Bu yazımı hazırlarken COVİD19 nedeniyle kuruluşlara ve bilhassa DSİ’ye ulaşmakta zorluk çektim. Bu nedenle DSİ ile ilgili bilgiler yalnız internet kaynaklarından temin edebildiğim bilgilere dayanmaktadır. İBB ve İSKİ ile ilgili bilgilerin büyük çoğunluğunu bundan önceki üç yazımı hazırlarken kendilerinden edinmiştim. Bu yazıma da İSKİ tarafından imkanlar nispetinde destek sağlanmıştır. Bu kuruluşlar tarafından çok geçmişe dair bilgiler elde olmadığı için İBB ve İSKİ ile ilgili bilgileri de tamamlayabilmek içinde internet kaynaklarına başvurdum.

Leave a Comment.