İSTANBUL DERELERİ VE SORUNLARI* 2. Bölüm

2. Bölüm

4. İSTANBUL DERELERİ İLE İLGİLİ HUSUSLAR

İstanbul’da derelerin sahibinin kim olduğu kesin olarak belli değildir. Derelerin etrafında koruma bantları ve rekreasyon alanları oluşturulmamıştır. Bu belirsizliğin yanında dereler birer atık deposu olarak görülmekte ve dereler genellikle çöplük olarak kullanılmaktadır.

4.1. Dere Koruma Bantları ve Alanları

Çevre Kanuna bağlı olarak çıkarılan Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği’nde “Dere Koruma Alanları” ile ilgili kesin bir madde bulunmamaktadır. Büyükşehir Su ve Kanalizasyon İdareleri tarafından 2560 sayılı İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü Kuruluş ve Görevleri Hakkındaki Kanun’un verdiği yetkilere göre çıkarılan yönetmeliklerinde içme suyu temin edilen ve içme suyu havzalarından geçen dereler dışında kalan dereler için kimin sorumlu olduğu belirtilmemiştir ve bir koruma bandı ile koruma alanı öngörülmemiştir. Bu nedenlerle İstanbul’a göçün arttığı 1950’li yılından beri dere yataklarında kaçak yapılaşma gerçekleşmiştir. İstanbul Büyükşehir Belediyesi İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi tarafından 2011 yılında çıkarılan İSKİ İçme Suyu Havzaları Yönetmeliği ile ilk defa dere koruma alanı sınırı ile ilgili olarak şu madde yer almıştır (Madde 6): “İmar Planları hazırlanırken, EK1’de isimleri verilen derelerin her iki tarafında, kadastral sınırlarından itibaren 100 metrelik yapı yaklaşma mesafesi bırakılır. Bu madde, 16.01.2013 tarihli değişiklikle, “İçme suyu havzalarında EK1’de isimleri verilen derelerin, orman alanları ve tarımsal niteliği korunacak alanlar dışında kalan kısımlarında; ıslah projesine uygun olarak bu derelerin ıslah kesitinin her iki yanında; temizlik, bakım ve onarımlarının yapılabilmesi maksadıyla imar planlarında en az 10 metrelik dere işletme bandı ayrılır. Dere ıslah alanı ile dere işletme bantları idarece kamulaştırılır” şekline dönüşmüştür. Bu Yönetmeliğe göre İSKİ içme suyu havzalarında isimleri belirtilen derelerin yapı yaklaşma mesafeleri içerisinde yapı yapılamayacağı da ifade edilmektedir. 5216 no’lu kanuna bağlı olarak kurulmuş 30 büyükşehir belediyesinde içme suyu havzaları içinde bulunan dereler için koruma bandı genişlikleri belirlenmiş olduğu görülmektedir. Belirlenen bu derelerin dışında kalanlar hakkında bir karar bulunmamaktadır ve bu nedenle buralarda kaçak yapılaşma devam etmektedir (3).

Devlet Su İşleri Umum Müdürlüğünün vazife ve salahiyetleri arasında ilk maddede taşkın sular ve sellere karşı koruyucu tesisler meydana getirmek yer almaktadır; 4373 sayılı Taşkın Sulara ve Su Baskınlarına Karşı Korunma Kanunu çerçevesinde taşkına uğrayan ve uğraması muhtemel sahaların tespiti ve busahaların iskana kapatılarak, taşkına neden olacak mevcut yapılar var ise kaldırılması görevi Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü yetkisindedir. Belirlenen bu derelerin dışında kalanlar hakkında bir karar bulunmamaktadır ve bu nedenle buralarda da kaçak yapılaşma olmaktadır. Bu bilgilere ve bugüne kadarki izlenimlerime göre ülkemiz genelinde ve şehirlerde dere kenarlarında taşkınların etkisini en aza indirmek tüm dereler için koruma bandı öngörülmemekte ve bu konu genelde şehirlerimizde acil bir husus olarak ele alınmamaktadır (24).

Ülkemizde uzun yıllar derelerle ilgilenen DSİ tarafından içme suyu havzaları içinde bulunan dereler için koruma bandı genişlikleri belirlenmiş olduğu halde diğer derelerin koruma bandı konusunda bir kısıtlama getirilmemiştir.

Ülkemizde uzun yıllar derelerle ilgilenen DSİ tarafından içme suyu havzaları içinde bulunan dereler için koruma bandı genişlikleri belirlenmiş olduğu halde diğer derelerin koruma bandı konusunda bir kısıtlama getirilmemiş olup 6200 numaralı DSİ kanununda ise bu hususla ilgili bir madde bulunmamaktadır. Buna karşılık İstanbul ile ilgili olarak Marmara, Haliç, Karadeniz ve göllere dökülen derelerin koruma bantları ise DSİ tarafından belirlenir ve 35 metredir şeklinde bir kayıt bulunmaktadır (25).

Derelerde İşletme ve Bakım İSKİ yetkilileri dere ıslahlarında çok yüksek olan kamulaştırma masraflarının azaltılabilmesi için kamulaştırmalarda minimuma gidildiğini, bununda işletmede sorunlara neden olduğunu belirtmekteler. Islah edilen derelerde emniyet bantları teşkil edilemediği için ıslah yapıları zarar görmektedir (16).

4.2 İstanbul derelerin temizliği, bakımı ve sorunları

Yıllar boyunca altyapısı olmayan bölgelerde şehirleşmeden kaynaklanan sorunlar yaşanmıştır. Gelişigüzel yerlerde devlet arazisi üzerine yapılan gecekondular zamanla büyümüş kalabalık mahalleler oluşturmuşlardır. Nüfusun artmasıyla altyapı sorunları ciddi boyutlar ulaşmıştır. İstanbul’un birçok yerinde dereler hastalık saçar duruma gelmiştir. Derelere her türlü katı atık ve çöp atılmakta buda kesitlerin katı madde ile dolmasına neden olmaktadır. Hatta derelerin şehir dışlarında kalan kısımlarında kamyonlarla hafriyat artığı, toprak ve kül döküldüğü ilçe belediyelerince tespit edilmiştir. Derelerde temizlik ve işletme çalışmaları en az ıslah çalışmaları kadar zor ve masraflıdır. Tamamen atıksudan arındırılmış yağmursuyu olarak akan derelerde başka sorunlarda yaşanmaktadır. İSKİ yetkilileri yaz aylarında yağışın olmadığı dönemlerde tamamen kuruyan derelerin çöplük olarak kullanıldığını belirtmekteler. Evsel çöpler, inşaat molozları ve kül yaz aylarında kuruyan dere kesitlerine atılmaktadır. Yetkililer konuyla ilgili olarak bir araştırma gerçekleştirmişler. Vatandaşın bu kadar büyük ve boş olan kesitleri gereksiz gördüğü öğrenilmiştir(17). Aşağıda Şekil 11 ve Şekil 12’de görüldüğü gibi derelere her türlü atık atılmaktadır.

Bunların İBB ve İSKİ tarafından temizlenmesi büyük emek ve harcama gerektirmektedir. Tablo 2a ve Tablo 2b’de İstanbul’da yapılan temizlik ile ilgili bilgiler verilmiştir. Temizlik yüksek maliyete mal olduğu gibi her yıl yüksek miktarda malzeme çıkarılması ve uzaklaştırılmasını gerektirmektedir. Dere kesitlerini daraltan atıkların ve çöplerin bertarafına yönelik olarak vatandaşların bilinçsiz bir şekilde dereleri kirletmelerinin önüne geçilmelidir. Bu kadar emeğin ve masrafın düşürülmesi ve hatta engellenmesi için halk eğitilmeli ve başta belediyeler olmak üzere tüm kamu ve sivil toplum kuruluşları katı atıkların ve çöplerin derelere atılmasına mani olunmalıdır.

Şekil 11. Çamaşırcı Deresi’ne atılanlar (12)


Şekil 12. Pendik Deresi’nde atılan toprak ve kum (12)

Tablo 2a: 20042009 yıllarında derelerde gerçekleştirilen temizlik (12)

YapılanTemizlik YapılanÇıkarılanMaliyet
İşUzunluk (Metre)Malzeme (m3)(Milyon TL)
200423.725210.3759,6
200536.167260.40811,9
200670.984610.25527,9
200797.034333.83015,3
2008143.7861.730.62479,2
2009226.6561.094.49244,9
Toplam598.3254.239.984188,8

Tablo 2a: 20042009 yıllarında derelerde gerçekleştirilen temizlik (12)

YıllarTemizlenen Dere SayısıAsya Yakası (m3)Avrupa Yakası(m3)Toplam (m3)
200423147.293.0063.082.00210.375.00
200542169.286.0091.122.00260.408.00
200641165.371.00444.884.00610.255.00
20077648.360.00285.470.00333.830.00
200859140.880.001.589.744.001.730.624.00
2009144355.107.00733.620.001.088.727.00
2010135385.814.00382.872.00768.686.00
2011119 dere342 defa489.316.00666.555.801.155.871.00
2012121 dere 403 defa156.817.00705.981.00862.797.00
2013122 dere 401 defa286.958.00559.060.00846.018.00
2014113 dere358 defa337.107.00418.649.00755.756.00
201595 dere356 defa57.024.00475.497.00532.521.00
2016117 dere321 defa68.500.00729.995.00798.495.00
2017127 dere 339 defa32.595.00822.691.50855.286.50
2018132 dere319 defa101.762.00625.525.00727.287.00
2019135 dere355 defa70.231.00425.036.00495.267.00
202081 dere177 defa9669156223165892
   TOPLAM12.198.095.50

5.            İstanbul’da Yağmur Suyu Uzaklaştırma ve Dere Islah Çalışmaları

Yağmur Suyu Drenajı, İstanbul’un en büyük problemlerinden biridir. Bu büyük metropolün yağmur suyu drenaj sistemi yoktur. Her yağmurda dereler taşmakta mal ve can kaybı olmaktadır. Türkiye’nin en büyük şehri İstanbul, sık sık sele teslim oluyor” (18).

Aşırı yağışlar, seller, su baskınları, ne yazık ki, artık hemen her mevsim yaşadığımız olaylar haline geldi. Türkiye’nin en büyük şehri İstanbul, sık sık sele teslim oluyor. Zaten hemen her yağmurda, hemen her büyük şehrimizde yaşanan trafik sıkıntısı bir yana, su baskınlarının, sellerin sebep olduğu maddi kayıplar çok büyük, yaşanan üzüntüler de içler acısı (19).

Bu taşkınların ana nedeni derelerin açıklanan nedenlerle şiddetli yağmurlarda boşaltım görevini yerine getirememesidir. Bunun yanında ülkemizde tercih edilen ayrık sistem kanalizasyon sistemi nedeniyle belediyeler öncelikle atıksu kanallarını inşa etmesi ve yağmur suyu kanallarını inşa etmemesi veya geciktirmesidir. Bu durum oluşan sellerin nedenlerinden birisi olup çeşitli sorunların oluşmasına neden olmaktadır.

İSKİ tarafından İstanbul’da yağmur suyu kanalizasyon hattı uzunluğunun atıksu kanalizasyon hattı uzunluğunun % 5060’ı civarında olması gerektiği belirtilmektedir. 2019 yılı sonunda İstanbul’da atıksu kanalizasyon hattı uzunluğu 16.860 km olduğuna göre bu kabulle 9.273 km yağmur suyu kanalizasyon hattı olması gerekmektedir. İstanbul’da mevcut yağmur suyu kanalizasyon hattı 4602 km olduğuna göre 4.671 km yağmur suyu kanalizasyon hattı daha inşa edilmesi gerekmektedir. 2019 yılında 192.409 metre yağmursuyu projesi İSKİ tarafından hazırlanmıştır. Diğer bir ifade ile mevcut yağmur suyu kanalizasyon hattının iki misline çıkarılması gerekmektedir. Son yıllarda şiddetli yağmurlarda İstanbul’da “yağmur suyu şebekesinin yetersiz olduğu görülmekte ve bu ise taşkınlara ve ciddi sorunlara sebep olmaktadır (20).

Bu konuda internette daha çok İSKİ dere çalışmaları hakkında bilgiye rastladım. İSKİ tarafından 2019 sonu itibari ile ıslahlı dere 536 km olup ham (ıslahsız) dere uzunluğu ise 3063 km olduğu belirtilmektedir (8). 2019 yılında 30.992 metre dere ıslah projesi İSKİ tarafından hazırlanmıştır. Bir doktora çalışmasında örnekleme alanı olarak İstanbul İçme Suyu Havza Alanı dışında kalan dereler ve bu dereler içerisinde Boğaziçi, Marmara, Haliç ve göllere dökülen; yerleşimin etkisinde kalan dere yatakları analiz edilmiştir. Karadeniz’e dökülen dereler, kentin gelişiminde orman alanlarında kalmaları ve yerleşim baskısından korunmuş olmaları nedeniyle analiz dışında tutulmuştur. İstanbul’da içme suyu havzaları dışında 106 dere bu çalışmada incelenmiştir (Tablo3a ve Tablo 3b). Derelerin boy kesitine göre fiziksel yapısını incelediğimizde; toplam boy kesitinin % 65’i (1.544.770 m.) doğal yapısını korumakta; % 35’i (841.970 m.) açık ya da kapalı kesit olarak ıslah edilmiştir Tablo3c). Islah edilen derelerin% 52’si (433.341 m.) açık kesit sistem, %48’i (408.529 m.) kapalı kesit sistemdir (3).

İSKİ Kanal Proje Şube Müdürlüğü tarafından hazırlanan İstanbul dere ıslah çalışmaları genel değerlendirmesi bundan önceki yazımda detaylı olarak açıklanmıştır, Dere ıslah çalışmaları giderek artan bir şekilde İBB Altyapı Müdürlüğü yerine İSKİ tarafından yürütülmektedir (20).

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Altyapı Koordinasyon Müdürlüğü’nün 15’i Anadolu Yakası’nda, 10’u da Avrupa Yakası’nda olmak üzere ıslah çalışmasını sürdürdüğü derelerin 2019 yılı sonu itibariyle uzunlukları ve bugüne kadar bu derelerde yapılan ıslah uzunlukları Tablo 4’te verilmiştir.

Tablo 3a: İstanbul içme suyu havza alanı dışında kalan dereleri üst dere havzasına (ÜDH) göre derelerin fiziki yapısı Avrupa (3)

Tablo 3b: İstanbul içme suyu havza alanı dışında kalan dereleri üst dere havzasına (ÜDH) göre derelerin fiziki yapısı  Asya (3)

Tablo 3c: İstanbul içme suyu havza alanı dışında kalan dereleri üst dere havzası’na (ÜDH) göre derelerin fiziki yapısı  Genel Toplamlar (3)

Tablo 4: İBB Altyapı Koordinasyon Müdürlüğü Islah Çalışması sürdürülen Dereler Raporu (21) (8)

*             Kağıthane Deresi(Cendere)

**          Kocasinan Deresi, Tavukçu deresi olarak sistemden bilgisi alınmıştır.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Altyapı Koordinasyon Müdürlüğü’nün acilen ıslah çalışmalarının yapılması gereken kirlilik oranı yüksek derelerin 2019 yılı sonu itibariyle uzunlukları ve yerleri Tablo 5’te verilmiştir.

Tablo 5: İBB Altyapı Koordinasyon Müdürlüğü acil yapılması gereken hiçbir çalışma yapılmamış kirlilik oranı yüksek dereler Islah Çalışma Raporu (21)

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Altyapı Koordinasyon Müdürlüğü ve İSKİ Genel Müdürlüğü tarafından ıslah çalışmaları tamamlanmış derelerin adları ve uzunlukları Tablo 6’da verilmiştir.

Tablo 6: Bugüne kadar İBB Altyapı Koordinasyon Müdürlüğü ve İSKİ tarafından ıslah edilmiş ve tamamlanmış dereler (21) (8)

DSİ’nin de İstanbul’da dere ıslahı konusunda önemli yatırımları olduğuna inanıyorum ama DSİ kaynaklarından bilgi edinemedim. Ayrıca internette fazla bir bilgiye rastlayamadım. Bu nedenle DSİ’nin İstanbul’da yaptığı dere ıslah çalışmalarını tablo halinde sizlerin değerlendirmesine sunma imkânını bulamadım.

İSKİ’nin kurulduğu 1981 yılına kadar tün Türkiye’de olduğu gibi dere ıslah çalışmalarından DSİ sorumlu idi. Bu dönemde DSİ’nin muhakkak İstanbul’da dere ıslah faaliyeti olmuştur. Bu dönemde ülkemizde geçerli olan 1580 sayılı Belediyeler Kanunu da dikkate alındığında tüm Türkiye’de derelerden sorumlu olan kuruluşun DSİ olduğu görülmektedir.

19821983 yıllarında İmar ve İskân Bakanı olduğum dönemde resmen ilan edilmemiş olmasına rağmen “İstanbul Koordinatör Bakanı” olarak görevlendirilmiştim. Bu dönemde iki haftada bir İstanbul’a geliyor ve İstanbul’un sorunlarını çözmek için vali ve belediye başkanı ile buluşuyor ve yapılacak işlerle ilgili raporu Bakanlığım bünyesinde kurmuş olduğumuz “İstanbul Bürosu’nda hazırlayarak Başbakanlığa arz ediyorduk. Genellikle bu yazılar gereği yapılmak üzere Başbakanlık Genelgesi olarak diğer bakanlıklara gönderiliyordu. Bu dönem de derelerle ilgili bir sorunun gündeme gelmediğini hatırlıyorum.

Dere ıslahı 1984 yılından 2004 yılına kadar ağırlıklı olarak İSKİ’den ziyade İstanbul Büyükşehir Belediyesi Bakım ve Altyapı Koordinasyon Dairesi Başkanlığı sorumluluğunda yürütülmüş olup DSİ’de o zamanki İBB sınırları dışında kalan İstanbul’un derelerin ıslahını üstlenmiş olması muhtemeldir.

Bu dönemde derelerin ıslahından kimin sorumlu olduğu kesin olarak belli değildir. Büyükşehirlerde DSİ’nin görevinin ne olduğu tam olarak tarif edilmemiştir. 19891994 arasında Maltepe Deresi projesi İstanbul Büyükşehir Belediyesi adına İSKİ tarafından ihale edilmiştir.

1997 yılında meydana gelen Alibeyköy, Küçükköy ve Kağıthane derelerinin taşması sonucu Alibeyköy su baskınına uğramıştır. Derelerde bulunan dört sanayi kuruluşunda mahsur kalanlar Devlet Su İşleri’nin makineleriyle ve botlarıyla kurtarılmıştır. Taşkın sonrası valilik(özel idare) tarafından Kağıthane Deresi’nin ıslahı DSİ’ye verilmiş ise de bu proje de beklenen başarı elde edilememiştir.

2005 yılında yürürlüğe giren 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi kanunu ile İSKİ Genel Müdürlüğü’nün hizmet alanı başlangıçtaki 1800 km2’den tüm İstanbul’un il alanlarını kapsayacak şekilde 5700 km2’ye genişlemiş ve hizmet verilen ilçe sayısı 27’den 39’a çıkmıştır. Derelerin ıslahını yapmak görevi de büyükşehir belediyelerine verilmiştir

İBB sınırlarının il sınırlarını kapsayacak şekilde genişletilmesinden sonra koordinasyonu sağlamak için DSİ ile resmi olmayan bir anlaşma yapılmıştır. Bu anlaşmadan sonra DSİ yoğun yerleşim yerlerinin diğer bir ifade ile şehir içindeki işlere girmemiştir. Bu nedenle 2004 yılından itibaren dere ıslahı işi İBB’nin isteği üzerine artan bir şekilde İSKİ tarafından yürütülmüştür.

9 Eylül 2006 tarihli ‘Taşkın Genelgesi’ ile DSİ’nin yetkileri artırılırken, taşkın ve zararları konusunda ulusal bilincin oluşturulması için 2007 yılı ‘Derelerimize Sahip Çıkalım Yılı’ ilan edilmiştir (22).

İBB sınırlarının il sınırlarını kapsayacak şekilde genişletilmesinden beş yıl sonra 2009 Taşkını sonrası 10 Ekim 2009 AKOM toplantı tutanağına göre:

                Karadeniz’e ve İçmesuyu Havzalarına akan derelerin sorumluluğu DSİ’ye verilmiştir.

                Marmara Deniz’i ve Boğaz’a akan sorumluluğu İBB’ye aittir (Dere Islah çalışmalarında projelendirme, kamulaştırma ve imalat İSKİ tarafından gerçekleştirilecek olup, bu iş kalemlerine ilişkin masraflar İBB tarafından İSKİ’ye ödenecektir (23).

İnternette bulduğum dere ıslahı ile ilgili haberleri:

•             1 Temmuz 2010 tarihinde yürürlüğe giren Taşkın Kontrol Tesisleri’ne Ait Güncelleştirilmiş İşletme Tebliği ile kurulun oluşturulmuş ve bu kurula İstanbul Valiliği, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı, İSKİ ve DSİ katılmıştır (22).

•             DSİ 14. Bölge Müdürü 25 Nisan 2013 tarihinde Çatalca Karasu Deresinde yapılan yatak temizliği ve yatak düzenlemesi çalışmalarını yerinde incelemelerde bulunmuştur (24).

•             27.11.2013 tarihinde yapılan toplantıda Devlet Su İşleri’nce ıslah edilecek olan dereler 13 ana başlık altına sıralanmış ve önceliğin acil programa alınan derelerde olduğu ve 1187 km’lik dere ıslah çalışmalarının %13’ünün bittiğini, %29’unun bu yıl ihale edildiğini, %13’ünün 2014 yılında ihale edileceğini ve %45’inin tamamen ormanlık alan içinde kaldığından doğal konumda tutulacağı belirtilmiştir. Ayrıca taşkın risk haritalarının Asya ve Avrupa yakasındaki toplam 44 dere için hazırlandığı ve İSKİ İçme suyu Havzaları Yönetmeliği’ndeki değişiklikle İSKİ’nin DSİ ile ortak kamulaştırma yapabileceğini ifade edilmiştir. Dere yatakları üzerindeki yetersiz sanat yapıları ile ilgili de DSİ’ye görev verildiğini ve konunun DSİ tarafından takip edildiği de açıklanmıştır (24).

•             14.10.2016 tarihinde DSİ 14. Bölge Müdürlüğü’nde gerçekleştirilen toplantıda ilgili mühendislik firması tarafından İstanbul’un Beykoz ve Şile ilçelerinde yer alan 12 adet dere ile ilgili (Doğan Deresi, Karaağaç Deresi, Uğur Deresi, Bıçkı Deresi, Mahmut Deresi, Meşe Deresi, Yunuslu Deresi, İmrenli Deresi, Kurfallı Deresi, Mansur Deresi, BağlarYankol Deresi ve BağlarDedepınar Deresi) proje karakteristikleri, dere taşkın alanları, kamulaştırma faaliyetleri ve alternatif maliyetleri içeren proje ön raporu sunumu yapıldı (24).

•             DSİ 14. (İstanbul) Bölge Müdürlüğü’nce yürütülen dere ıslah çalışmaları kapsamında ilgili yüklenici mühendislik firmasının katılımı ile “İstanbul Avrupa Yakası Muhtelif

Dere Islahı Üçüncü Kısım Planlama Raporu Hazırlanması, Proje ve Kamulaştırma Planları Projesi Yapımı Toplantısı” 30.10.2017 tarihinde gerçekleştirildi. Yüklenici mühendislik firması tarafından Silivri Kınıklı, Esetçe, Büyükbağlar, Istakoz Dereleri ile Çatalca Mezarlık Dere ve Küçükçekmece Azaklı Deresine ait proje ön sunumlarının gerçekleştirildiği toplantıda, faaliyetlerle ilgili teknik detaylar ele alındı (24).

•             Akarsu ve Dere Yataklarının Islahı ile İlgili 2010/5 Sayılı Başbakanlık Genelgesi’ne göre, “Büyükşehir Belediyesinin görev, yetki ve sorumluluğunda yürütülmesi gereken akarsu ve dere ıslahı işleri ile ilgili olarak, bunların planlama safhasında DSİ’nin uygun görüşü alınacaktır” denmekte olmasına rağmen kamulaştırma konusunda Büyükşehirlere herhangi bir sorumluluk vermemektedir. Buna karşılık,” DSİ tarafından yapılacak akarsu ve dere yatağı ıslahlarının projesine göre yapılabilmesi için; bu alanlardan belediye ve mücavir alan sınırları içinde bulunanlar, ilgili belediyelerce DSİ’ye ihtilafsız olarak teslim edilecek, bu alanların dışında kalan yerlerin ise DSİ’ye tesliminin sağlanması hususunda gerekli çalışmalar valilerin koordinasyonunda yürütülecektir” ifadeleri ise yalnız 5393 sayılı Belediye Kanunu kapsamında olanları kapsamaktadır (26).

Bu dönemde yağmur suyu tesislerinin yapılmasına ilişkin 06.03.2018 tarihli ortak hizmet protokolü (İBBİSKİ) ile İstanbul Büyükşehir Belediyesi sınırları içerisindeki yağmursuyu tesislerinin ve dere ıslahlarının, giderleri İBB tarafından karşılanmak üzere İSKİ tarafından yapılması amaçlanmıştır. Dere Islah çalışmalarında projelendirme, kamulaştırma ve imalat İSKİ tarafından gerçekleştirilecek olup, bu iş kalemlerine ilişkin masraflar İBB tarafından İSKİ’ye ödeneceği kararlaştırılmıştır (8).

İSKİ 2018 Yılı Faaliyet raporunda 100.840 metre uzunluğunda toplam dere ıslah projesi hazırlandığı yer almaktadır

(8).14.09.2019 İstanbul’da mevsim normallerinin üzerinde yağış alınan dönemlerde zaman zaman bazı bölgelerde yaşanan su baskınlarının önüne geçmek için İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve İSKİ çalışmalarını aralıksız sürdürdüğü açıklanmıştır (8).

Son günlerde önemli bir tartışma konusu Riva Deresi ıslahı projesidir. Bu proje hakkında İBB ve DSİ arasında yaşanan anlaşmazlık basında aksetmiş bulunmaktadır.

DSİ, Riva Deresi’nin ıslahının kendi sorumluluklarında olduğu kabul ederek projenin yapım aşamasına geçilmemesinden İBB sorumlu olduğunu vurgulayarak dere ıslah güzergâhlarının, İBB tarafından kamulaştırılarak ihtilafsız bir şekilde DSİ’ye teslim edilmediği için projenin inşaatının başlayamadığı ileri sürüldü.

 İBB ise 2009 yılında gerçekleşen ilk toplantıda Riva Deresi’nin tümün ıslahı DSİ’ye bırakılmıştır. 2013 yılında karara bağlanan kamulaştırma davasında “Riva Deresi ıslah projesi” kapsamında DSİ’nin sorumlu bulunduğu ve İBB sorumlu bulunmadığı karara bağlandığını belirten İBB bu nedenle 2015 yılında İstanbul Valiliği’nin Riva Deresi projesi ile ilgili İBB’ye yüklenen kamulaştırmaları iptal ettiğine dikkat çekti.

Eylül 2018’de yayınlanan DSİ 2017 Yılı Sayıştay Denetim Raporu’nda dere ıslahı konusunda büyükşehir belediyeleri ile DSİ’nin sorumlukları hakkında aşağıdaki açıklama yer almaktadır (27)

“5216 sayılı Kanun ile büyükşehir belediyesi sınırları içindeki derelerin ıslahı konusunda büyükşehir belediyelerinin görevli ve yetkili oldukları belirtilmiş, ancak DSİ’ye verilen görev ve yetkiler yürürlükten kaldırılmamıştır. Bu durumda büyükşehir belediyesi içinde kalan akarsu ve derelerin taşkına neden olmasını engelleyecek tedbirlerin alınması hem DSİ’nin hem de büyükşehir belediyelerinin görev, yetki ve sorumlulukları arasındadır. Öte yandan akarsu ve dere ıslahları konusunda çalışacak kurum ve kuruluşlar için görev, yetki ve sorumluluğun paylaşımının ne şekilde olacağı 2010/5 sayılı Akarsu ve Dere Yataklarının Islahına İlişkin Başbakanlık Genelgesinde açıklığa kavuşturulmuştur. Buna göre; DSİ tarafından yapılacak akarsu ve dere yatağı ıslah işlerinin projesine göre yapılabilmesi için, belediye ve mücavir sınırları içinde bulunan alanlar, ilgili belediyelerce DSİ’ye ihtilafsız olarak teslim edilecek.”

Bu tartışmaları ve Sayıştay Raporu’nu incelediğimizde İstanbul’da derelerinin sorunlarının nasıl çözüleceği tam açıklığa kavuşmamıştır.

SONUÇ

Taşkınlar, ülkemiz de dahil olmak üzere dünyanın pek çok yöresinde halen daha etkili olmakta, önemli ölçüde can ve mal kaybına neden olmaktadırlar. Son yıllarda ise, yerkürenin bazı bölgelerinde kuraklık ağır basarken, diğer bazı bölgelerinde de önemli iklimsel değişkenliklerin yaşandığı; bunların sonucunda da taşkın olaylarının daha sık ve daha etkin biçimde oluştuğu izlenmektedir. Taşkın esas itibariyle doğal bir olaydır. Bu olayı, can ve mal kaybına neden olacak nitelikte afet haline dönüştüren neden ise çoğunlukla insan müdahalesidir (28).

İstanbul dereleri ile ilgili İstanbul İlinin çok ciddi altyapı sorunları vardır. Bunlar sırasıyla; dere yataklarının işgal edilmesi, dere yataklarının kenarlarına yapılan kontrolsüz dolgular, dere yatakları yakınlarında kanal ve menfezleri tıkayıcı malzemelerin istiflenmesi, köprü ve menfez açıklıklarının yeterli gelmemesi, yatak ve kanalların periyodik bakım ve temizliğinin yapılmamasıdır (29).

Bugüne kadar yapılan tüm çalışmalar ve harcanan onca paraya rağmen halen sağlıklı çözümler bulunamamıştır. Altyapı da yaşanan sorunlar birebir derelere yansımaktadır. Derelerde ki sorunlar çok acil olarak kalıcı çözümler gerektirmektedir. Tüm İstanbul İlinin öncelikli olarak bir altyapı haritası oluşturulmalıdır. Derelere gereken çözümün ivedilikle yapılması için İstanbul Derelerinin afet kapsamına alınmasını önerilmektedirler. Böylece afet kapsamına ayrılmış bütçeler ile kamulaştırmalar yapılarak, projelerinin bürokratik engellere takılmadan hızlı bir şekilde hayata geçirilebileceğini belirtilmektedirler (16).

Meskûn ve kırsal alanların topografik özellikleri sebebiyle dere taşkınlarına sık sık sahne olmaktadır. Geçmişte inşa edilen dere kesitleri ve menfezler, günümüzde bulundukları bölgenin artan nüfusu, betonlama ve asfaltlama faaliyetleri sebebiyle ihtiyaçları karşılayamaz duruma gelmişlerdir. Sağanak yağışlar aşırı betonlaşma nedeniyle dere yatakları ve vadi tabanlarında debinin çok kısa sürede pik değerlere ulaşmasına sebep olmakta, özellikle düzensiz yapılaşma ve yetersiz ıslah kesitleri bulunan bölgelerde oluşan taşkınlar önemli kayıp ve zararlara yol açmaktadır. Özellikle düzensiz yerleşme ve yapılaşmanın olduğu bölgelerde sağanak yağışlar nedeniyle kuru ve yan dere yataklarında görülen debinin kısa sürede artarak, deredeki debinin normale göre az rastlanan pik değerlere erişmesi sonucu civarda bulunan barınma amaçlı yapıların zarar görmesi büyük maddi kayıplara neden olurken, beraberinde can kayıplarına da neden olabilmektedir (17).

Özellikle sel riski taşıyan alan ve çevresinde yaşayan insanların sel öncesi, sel anı ve sel sonrası yapması veya yapmaması gerekenler hakkında eğitilerek bilgilendirilmelidir. Bunun için; dere yatak kenarları korunmalı ve ağaçlandırılmalı, dere içleri düzenlenmeli ve her yıl yağışlı mevsim başlangıçlarında rutin bakım ve temizlikleri yapılmalı, dere kenarlarına kontrolsüz ve bilinçsiz dolgulara müsaade edilmemeli, nehir veya dereler üzerinde inşa edilen köprülerin taşkınlarda sorun yaratmaması için mimari tasarımı yeniden değerlendirilmelidir (29).

2007 yılında yapılan çalışmalarla tespit edilen %64 oranında doğal vasfını yitirmiş derelerin oranının bugün itibari ile (2018) artan nüfusla oranlandığında %76’ya çıktığı tahmin edilmektedir. Bu duruma karşı acil önlem planları yapılması gerekmektedir. Dere sistemlerini su ekosisteminden ayırmadan ulusal ve uluslararası su hukuku yasasında havza ölçeğinde bir eylem programına ihtiyaç var (6).

Derelerin ıslahın mühendislik tekniği; çeşitli nedenlerden dolayı derelerin taş, beton açık kesit sistem, kutu, yuvarlak kapalı kesit sistem içerisine almaktır. Derenin restorasyonu olan bu uygulama teknikleri derenin doğal yapısının değişimini doğrudan etkilemektedir. Derelerin fiziki yapısının değiştiği bölgelerde su kıyısı yaşam alanları da yok edilmiştir. Derelerin fiziki yapısının değişmesi; kıyı ekosistemini, ekolojik koridorları, biyolojik zincirin; habitat yaşam alanlarının, suyun kalitesinin ve diğer doğal özelliklerin yok edilmesidir. Dere boy kesitinin ıslah uygulaması yapılan 841.970 metre (%35) uzunluğundaki derenin fiziki yapısının değiştirilmesiyle dere ve dere kıyısı doğal özelliğini kaybederek su kıyısı ekosistemini, biyolojik zincirini kaybetmiştir. Biyolojik zincirin kopması, ekolojik koridorun bu bölgelerde işlememesi; sistemin bütün çalışması nedeniyle korunmakta olan doğal derelerin ekolojisi de etkilenmektedir (3).

Çarpık kentleşmelere maruz kalmış dere yatakları ve akarsu havzaları ile ilgili imar yasalarının yürütülmesinde görülen denetim eksiklikleri giderilmelidir. Uygulamalar dere havza sistemini parçalayan özel amaca yönelik çıkarılmış yasa, yönetmeliklerden göndermeler şeklinde yapılmaktadır. Dereler, yerleşim alanlarından uzaklaştıkça doğal varlığını korumakta; kendi doğal fiziksel işlevindedir. Kentliyle ilişkisi; yerleşimin yoğun olduğu bölgelerde kaybolmuş ve hatta derenin varlığı bir probleme dönüşmüş durumdadır. İstanbul genelinde derelerin %15’i halen çeşitli müdahalelerden uzak kalmayı başarmış; doğal dere yapısını koruyabilmiştir (3).

Türkiye’de yasal uygulama araçları değerlendirildiğinde dereleri koruma içerisine alan, planlayan, işletilmesini sağlayan, yetki ve içerik ayırmaksızın bir bütünü içeren bir yasası bulunmamaktadır. Ülkemizde mevcut durumda, her bir kurum taşkınlarla ilgili olarak kendi görev alanı içerisindeki faaliyetleri ayrı ayrı sürdürmektedir.

İstanbul’da meydana gelen taşkınlar nedeniyle büyük sorunlar yaratmaktadır. Derelerin korunması ve ıslahı konusu sorumluluğunun DSİ, İBB ve İSKİ arasında dağıtılmış olması ve bu kuruluşlar arasında verimli bir işbirliğinin sağlanamaması nedeniyle iyi niyetle gösterilen gayretlere rağmen çözülememiştir. Bu nedenle benim önerim İstanbul’da dere ıslahları ile ilgili olarak yasal değişikliklere gitmek ve kesin olarak kuruluşların yeniden sorumlulukları ve görev tanımın yapılmasıdır.

KAYNAKLAR:

(1)          Hülya Dinç., (2019) http://planlamadergisi.org/jvi.aspx?pdir=planlama&plng=tur&un=PLAN05706

(2)          Orhan Şen. (2020), https://www.hurriyet.com.tr/gundem/sondakikaistanbulicinyeniuyarigeldiasiriyagisbitiyoryukseksicaklikgeliyor41549169

(3)          Hülya Dinç.,(2015), “ İstanbul Derelerinin Fiziki Değişimi ve Arazi kullanım İlişkisi”, İstanbul Teknik Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü, Doktora tezi, https://polen.itu.edu.tr/xmlui/handle/11527/16620

(4)          Dünya Su Forumu Türkiye Bölgesel Toplantıları Taşkın, Heyelan ve Dere Yataklarının Korunması Konferansı, 2008, Trabzonhttp://www.dsi.gov.tr/docs/sempozyumlar/ta%C5%9Fk%C4%B1nheyelanvedereyataklar%C4%B1n%C4%B1nkorunmas%C4%B1. pdf?sfvrsn=2

(5)          (Hülya Dinç.,Fulin Bölen, (2014),” İstanbul Derelerinin Fiziki Yapısı” , http://www.journalagent.com/ planlama/pdfs/plan97269opinion_letterdinc.pdf

(6)          Hülya Dinç., (2018), http://politeknik.org.tr/peyzajmimaridincderelerinyokedilmesiistanbuldasutaskinlariniarttiracak/

(7)          http://www.bjksokagi.com/bs/semtimiz/cografiolusumuyla.htm

(8)          İSKİ kaynaklı fotoğraflar ve bilgiler

(9)          https://www.sozcu.com.tr/2017/gundem/istanbulun400deresiakiyordukurutuldu1951294/

(10)        https://www.haber7.com/guncel/haber/8872alibeykoysularaltindakaldi

(11)        Yasemen Özdemir, (2007) http://nek.istanbul.edu. tr:4444/ekos/TEZ/42401.pdf

(12)        Ahmet Demir, http://www.dsi.gov.tr/docs/ sempozyumlar/11sehirtaskinlariademir. pdf?sfvrsn=6

(13)        Veysel Eroğlu, (2010), açılış konuşması, II. Ulusal Taşkın Sempozyumu, Afyonkarahisar,

(14)        https://www.hurriyet.com.tr/gundem/sondakikaistanbuldasiddetlisaganak41544841

(15) https://birdakikahaber.com/index.php/2020/06/24/istanbuldaselcanaldivalilikfelaketinbilancosunuacikladi/

(16)        YunusBingöl.,(), “İstanbul Derelerinin Mevcut Durumu ve Taşkın Debilerinin Hesabı”, İstanbul Teknik Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü, Yüksek Lisans tezi,https://polen.itu.edu.tr/bitstream/11527/7919/1/4328.pdf

(17)        Feridun Bahçeçi., (2014),” Kırsal ve Kentsel Yerleşim Alanlarındaki Dere Yataklarının Islahında Öne Çıkan İdari, Teknik ve Çevresel Sorunlar “ İstanbul Teknik Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü, Yüksek Lisans tezi, file:///C:/Users/USER/ Downloads/10038919%20 (6).pdf

(18)        İzel İ., (1994),” İstanbul’un Su ve Kanalizasyon Sorunları”, www.imo.org.tr/resimler/ekutuphane/ pdf/891.pdf

(19)        Anonim, (2004) “Sular, Seller”,Çevre Haber Bülteni, Türkiye Çevre Vakfı, Sayı 97, Eylül sayısı

(20)        Ahmet Samsunlu, (2020), “İstanbul’da Mevcut Yağmur Suyu Kanalizasyon Hattı Durumu ve Sorunlar”, Su&Çevre Teknolojileri dergisi Mayıs sayısı

(21)        İstanbul dereleri S.O.S veriyor,28 Ara 2019, http://arsiv. ntv.com.tr/news/53570.asp)

(22)        2008 2007 Yılı DSİ Genel Müdürlüğü Faaliyet Raporu, www.dsi.gov.tr

(23)        http://www.silivrimiz.com/haberarsiv6183.html

(24)        DSİ kaynaklı internet bilgileri

(25)        https://www.journalagent.com/planlama/pdfs/PLAN05706RESEARCH_ARTICLEDINC.pdf

(26)        Başbakanlıktan 20 Şubat 2010 Akarsu ve Dere Yataklarının Islahı

(27)        DSİ Sayıştay Raporu, (2017),

(28)        Günay Oloşluel, Nilgün B. Harmancıoğlu, http://www.imo.org.tr/resimler/ekutuphane/pdf/326.pdf

(29)        https://depremzemin.ibb.istanbul/wpcontent/uploads/2020/04/SelFelaketi

*Bu yazımı hazırlarken COVİD19 nedeniyle kuruluşlara ve bilhassa DSİ’ye ulaşmakta zorluk çektim. Bu nedenle DSİ ile ilgili bilgiler yalnız internet kaynaklarından temin edebildiğim bilgilere dayanmaktadır. İBB ve İSKİ ile ilgili bilgilerin büyük çoğunluğunu bundan önceki üç yazımı hazırlarken kendilerinden edinmiştim. Bu yazıma da İSKİ tarafından imkanlar nispetinde destek sağlanmıştır. Bu kuruluşlar tarafından çok geçmişe dair bilgiler elde olmadığı için İBB ve İSKİ ile ilgili bilgileri de tamamlayabilmek içinde internet kaynaklarına başvurdum.

Leave a Comment.