61. ÖLÜM YILDÖNÜMÜ

Bu sabah, İstanbul Teknik Üniversitesi’nde  “Ulu Önder Atatürk’ün 61. Ölüm yıldönümü” nedeniyle düzenlenen anma törenine katıldım. Öğretim üye ve yardımcılarının büyük bir çoğunlukla, öğrencilerin az sayı ile temsil edildiği bu törende saygı duruşundan sonra İstiklal Marşı söylendi ve Atatürk’ün 10. Yıl Nutku dinlendi.

Öğrenciler adına konuşan Bülent Tutkun, bugünün geçmişi anma günü değil bir bilanço çıkarma zamanı olduğunu vurguladı. “Borçluyuz, çünkü Türkiye’yi Atatürk’ün istediği gibi muasır medeniyetler seviyesine çıkaramadık” dedi ve sözlerini, “Çalışmalıyız, çalışmalıyız” ifadesi ile sürdürdü. Atatürk’ün “gerçek üretim”e değer verdiğine dikkat çekti ve “21. Yüzyıla geçerken bilimde üretimin ve ülkede üretimin şart olduğunu, ayrıca bilgi üretilemediği taktirde, başkalarının müsaade ettiği kadarına sahip olacağını” ortaya koydu. “Bilgi üretiminde üniversitelerin kapılarını halka açmasını ve toplumun bütün kesimlerine açık bir eğitim verilmesini” istedi. “Atatürk’ün çizdiği hedeflere ulaştığımız söylenemez” diyerek konuşmasını bitirdi.

Davetli konuşmacı olan gazeteci-yazar Ali Sirmen, “Türkiye’yi sarsan 19 yıl 1919-1938” başlıklı konuşmasında, “Mustafa Kemal tarihimizden gelen yenileşme olayının ürünüdür ve onun kararlarında toplumumuzun yenileşme arzusunu görürsünüz” dedi ve “1600’lerde Katip Çelebi ile başlayan Mithat Paşa ve Tevfik Fikret’le devam eden çizgi Atatürk’ün habercisidir. Atatürk 200 yıllık yenileşme hareketinin ürünüdür.  Mustafa Kemal’in yaptığı mevcut potansiyeli enerjiye çevirmesidir.” Şeklinde konuşmasını sürdürdü ve “Toplanan 28 kongrenin (Meclis dahil, Sivas ve Erzurum) üyelerinin halk tarafından seçildi ve Kurtuluş Savaşı’nın temelinde halk iradesi yatmaktadır” tespiti yaptı ve “Atatürk, içine düşülen sorunun ‘ulus devlet’le çözüleceğine inanmış ve hareketi yalnız Yunanlılara karşı değil, tüm dünyaya karşı yürütmüştür. Lozan toplantısına katılan davetliler bunun bir göstergesidir. Cumhuriyet Batı’ya rağmen kurulmuştur. Batı’nın güdümünde değildir” dedi. Yapılan devrimlerin halkı kulluktan vatandaşlığa kavuşturduğunu vurgulayarak “10. Yıl Marşını ülkemizde herkes söyler, çünkü o marş, 10 yıllık devrimin ürünlerinin ifade edildiği bir marştır” şeklinde konuşmasını bitirdi.

Salonda hep birlikte söylenen 10. Yıl marşımızdaki,

“TÜRK’E DURMAK YARAŞMAZ

TÜRK ÖNDE, TÜRK İLERİ

TARİHTEN ÖNCE VARDIK

TARİHTEN SONRA VARIZ”

Satırları o dönemin çoşkusunu bugünlere ve yarınlara taşıyan, çok önemli hedefler gösteren ifadeler…

Toplantının son kısmında İstanbul Teknik Üniversitesi Türk Musikisi konservatuarı elemanlarınca Atatürk’ün sevdiği,

-Ben seni sevdim seveli

-Şahane gözler

-Havada bulutlar

-Vardar Ovası

Şarkıları güzel bir şekilde çalındı ve söylendi. Atatürk ve arkadaşlarına şükran, rahmet dileklerimle yazıma son verirken, Atatürk’ün ölüm gününü bir yas günü olarak değil, O’nun bize bıraktığı Türkiye Cumhuriyeti’ni sonsuza kadar yaşatmak için neler yapmamız gerekti bir defa daha düşündüğümüz ve gözden geçirdiğimiz bir gün olarak kabul etmemiz yerinde olur diyorum. Ayrıca bir bilim adamı olarak Atatürk’ün “Benim manevi mirasım bilim ve akıldır” sözüne dikkate çekmeyi istiyorum.

İstanbul, 10 Kasım 1999