BALKAN ÜLKELERİ TOPLANTISI

Şu anda Selanik şehrini ve körfezini tepeden gören odamda bizim müziğimizle büyük benzerliği olan Yunan şarkılarını dinleyerek bu satırlarımı yazıyorum.

NATO’nun bilimsel desteğini sağlayan Selanik Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Jacques Ganoulis tarafından tertiplenen “Balkanlardaki ülkeler arası suların kullanımı ve yönetimi” konusundaki toplantıya, bizimle birlikte Arnavutluk, Bosna, Bulgaristan, Hırvatistan, Makedonya,  Yunanistan, Romanya, Slovenya, ve Yugoslavya katıldı. Bu toplantının bilimsel konuları ile sizleri meşgul etmeyi ve sıkmayı istemiyorum. Üzerinde durmak istediğim husus, Türklerin Balkanlardaki dünü, bugünü ve yarınıdır.

On dördüncü Yüzyılın başlangıcından itibaren Balkanları ele geçiren atalarımız halkları dil ve dinlerini değiştirmeye zorlamadan huzur içinde yaşamalarını sağlamış, bu birliktelik Balkanları da etkisi altına alan Batılılaşma akımlarının sonucu bozulmaya başlamış, 19. Yüzyılın başında doruk noktasında ulaşmıştır. Balkan Harbi’nin kaybı ile bu toplantıya katılan ülkelerin Osmanlı İmparatorluğundan kopma süreci tamamlanmıştır. Osmanlıdan ayrılan yerlerin bir kısmı (Bosna, Hersek, Slovenya gibi) Avusturya-Macaristan Krallığı alanına katılmış. Yugoslavya örneğinde olduğu gibi bir kısmı da o günden bugüne kadar huzura kavuşamamıştır. Bosna ve Kosova’da yaşanan dramın Balkanlarda Osmanlı’nın çekilmesinden sonra ortaya çıkan çatışmaların bir sonucu olduğunu düşünüyorum.

Katılan bilim adamları ile yaptığım sohbetler de atalarımızın oralara taşıdığı geleneklerimizin halen Balkanlarda yaşadığını, yüzlerce Türkçe deyim ve kelimenin kendilerince kullanıldığını tespit ettim. Müslüman olan Arnavutluk’tan gelen İskender, Veli, Mithat ile Bosna’dan gelen Tarık kadar Bulgaristan’dan gelen Rouman, Ilka yanında Makedonya’dan gelen Igor, Zoran ile Yugoslavya’dan gelen Dejan birer Türk dostu olarak dikkatimi çekti. Manastırdan gelen Igor buna fırsat buldukça orada askeri okula devam eden Mustafa Kemal’den Makedonya’da yaşayan 50.000 kadar Türk’ten, Üsküp’teki Türk Tiyatrosundan bahsetti ve Osmanlı döneminde huzur ve zenginlik içinde bulunduklarını dedesinden dinlediklerini anlatarak ortaya koydu.

Atatürk’ün 1930’lu yıllardaki girişimleri sonucu Balkan ülkelerinin dostluğuna bağlı kalarak gelişen Balkan Paktı, İkinci Cihan Harbi nedeniyle uzun ömürlü olamamış ve ne yazık ki bu ülkelerin büyük bir çoğunluğu Rusya’nı ve onun ekonomik sistemi olan Kominizm’in boyunduruğuna girmiştir. 1991 yılında Rusya’nın dağılması ve Yugoslavya’da gelişen olaylar ile yaşadığı dramı ve olayları hepiniz adım adım takip ettik.

500 yıla yakın kendileri ile iç içe yaşadığımız bu insanlara ve yeni kurulmuş devletlerine yakın ilgi göstermek zorundayız. Her ne kadar siyasetçilerimiz sık sık “Adriyatik’ten Çin Seddi’ne kadar” olan “Türk Dünyasından” bahsediyorlarsa da ben şahsen gereken desteğin, gereken seviyede sağlandığından şüpheliyim. Bu toplantıda da bir defa tespit ettiğim gibi Yunanistan Avrupa Birliği üyesi olmasının getirdiği avantaj ile bu kuruluşun “Partner” adayı olan ülkeleri (Bulgaristan, Romanya) diğer taraftan Ortodoks olmaları nedeniyle (Yugoslavya, Bulgaristan, Romanya) gibi ülkeleri kolaylıkla kendi tarafına çekebiliyor. İsmin nedeniyle sorunu olan Makedonya, Yunan azınlığı nedeniyle sorunu bulunan Arnavutluk, yaşanan iç harpte Sırplara sağladığı destek nedeniyle pek dost olmadığı Bosna ve Hırvatistan ile ilişkilerini hızlı bir şekilde düzenliyor. Avrupa birliğine zamanında girmediği için etkinliğini kaybeden Türkiye’nin, Balkanlarda Yunanistan ile Avrupa Birliği ülkelerinin gerisinde kalmasından, yalnızlığa itilmesinden ve hatta bir Orta Doğu ülkesi konumuna düşmesinden korkuyorum.

Balkanları 21. Yüzyılda yanımızda bulmayı istiyorsak, bu ülkelerde öncelikle ekonomik konularda aktif olmalıyız, yatırımlar yapmalıyız. Bunu sağlayabilmek için Türkiye’nin sorunlarını çözmesi, enflasyonu düşürmesi, kalkınmasını hızlandırması ve her şeyden önce iç barışını sağlaması gerekir.

Balkanlar konusuna dikkatinizi çekmek istiyor ve atalarımızın 482 yıl kaldığı, Atatürk’ün doğduğu Selanik’ten sizleri selamlıyorum.

Selanik, 15 Ekim 1999