AGİT’İN ARDINDAN (III)

Yüzyıllar Balkanlar’da kalmış ovayı etkilemiş Osmanlı İmparatorluğu’nun torunları olarak bu bölgenin bizim için önemini yazılarımda devamlı vurguluyor… Oradakilerle insancıl ilişkilerimizi geliştirmemizi ve köprü kurmamızı çok gerekli görüyorum. Balkanların her köşesinde binlerce Türk yaşadığı gibi öncelikle Arnavutluk, Kosova ve Bosna’da olmak üzere din kardeşlerimiz bulunuyor.

Tito’nun ölümünden sonra özerk bölge olma hakkı elinden alınan Kosovalı Arnavutlar, daha sonra Sırpların bilinen soykırım uygulaması ile karşı karşıya kaldılar. Amerika’nın önderliğinde içinde Türk Hava Kuvvetlerinin bulunduğu NATO’nun müdahalesi ile ülkelerinden uzaklaştırılmış bulunan Kosovalılar tekrar yurtlarına döndüler. Bu kuvvetler sayesinde Kosova’da belirli bir düzen sağlanmış bulunuyor.

AGİT toplantısında Kosova’daki durum ele alındı ve aşağıdaki şekilde bir değerlendirme İstanbul Deklarasyonunda yer aldı;

“Kosova’daki durum özellikle insani durum AGİT için önemli bir unsuru oluşturmaktadır. Yapılması gereken, Yugoslavya Federasyonu’nun egemenlik ve toprak bütünlüğüne saygı göstererek kapsamlı otonomi ve çok etnikli yapıya dayalı toplum yaratmaktır. Yugoslav Federal Cumhuriyeti’ndeki demokrasi sorunları bölgedeki en temel kaygı unsurlarından birini oluşturmaktadır.”

Kardeş Kosova halkının mutlu olması yolunda başlatılan müdahalenin barışçık çalışmaların başarılı olmasına bu toplantının katkısı olacağına inanıyorum. İstanbul deklarasyonu, Kosova, Bosna, Çeçenistan ve Gürcistan’da ortak AGİT’e üye ülkelerin başkalarının sorunları ile ilgilenebileceği mesajını verdiği gibi toprak bütünlüğüne saygı, terörizmle mücadeleye evet ama sorunların sırf kuvvet yoluyla halline hayır demiştir.

Bu zirve esnasında ülkemiz için çok önemli olan konular ele alınmış, tartışılmıştır. Bunlardan en önemlileri Avrupa Birliğine giriş, Kıbrıs sorununun çözüme kavuşturulması ve Türk-Yunan ilişkileri olup önümüzdeki günlerin tartışma konuları olacağı şimdiden bellidir.

Bu toplantıda Türkiye’nin Balkanlar, Ortadoğu, Kafkaslar ve Orta Asya Türk Cumhuriyetleri arasında bağı oluşturabilecek bir konum ve yapıya sahipliği durumu ile başta ABD olmak üzere Batı’nın ve NATO’nun Avrasya’ya açılan kapısının Türkiye olduğunu bir defa daha ortaya çıkardığı gibi ülkemizin bölge barış ve istikrarına daha etkin katkıda bulunabileceği vurgulanmıştır.

Sivil toplum örgütlerini (NGO) daha öne çıktığı bu toplantıda “İnsan hakları”, “Demokrasi” ve “Hukukun üstünlüğü” daha özgür ve huzurlu bir yaşam için vazgeçilmez şartlar olarak ortaya konulmuştur.

İstanbul, 24 Kasım 1999

NOT: Öğretmenler Günü’nü kutluyor ve kendilerine teşekkür ediyor, saygılarımı sunuyorum.