ANKARA İHALEYİ SEVER…

Bugün size siyaset sahnesinde ancak bir dönem kalabilmiş bir diğer siyasetçiyi ve onun siyasette edindiği izlenimleri aktarmaya çalışacağım…

İzmir’de bulunduğum süre içinde kendisini İzmir Sanayi Odası Başkanı olarak tanıdım. Her zaman olumlu tutumu, efendiliği ve kibarlığı ile dikkatimi çeken Ersin Faralyalı, 1991 seçimlerinde Süleyman Demirel’in Doğru Yol Partisi’nin vitrini zenginleştirmek ve değiştirmek düşüncesi ile Tansu Çiller, Yalım Erez gibi aday gösterdiği kişilerden birisidir. Bu tercihinde sayın Demirel yanılmamıştır. Yukarıda belirttiğim sayın Faralyalı İzmirlilerin sevdiği ve saydığı bir kimse olduğu için seçimlerde başarılı olmuştur.

1991 seçimlerinde DYP birinci parti olarak çıkınca SHP ile ortak olarak hükümeti kurmuştur. Ersin Faralyalı da kurulan hükümette Enerji Bakanlığına getirilmiştir. Süleyman Demirel’in Cumhurbaşkanlığına seçilmesini takiben Doğru Yol Partisi Genel Başkanlığı mücadelesinde Tansu Çiller karşısında yer aldığından, yeni kurulan kabinede bakanlık görevine getirilmemiş ve küstürülmüştür.

Yavuz Donat köşesinde, Amerika’da kendisi ile Ersin Faralyalı ve dünyaca tanınmış Berkeley Üniversitesinde okuyan oğlu Serdar Faralyalı arasında geçen konuşmayı aktarmış ve değerlendirmiştir. Bu uzun yazının önemli gördüğüm belirli kısımlarını Türkiye’nin içinde bulunduğu hırsızlık, vurgun düzenini ortaya koyduğu için bilgilerinize sunacağım.

Serdar Faralyalı’nın sorduğu sorular arasında en önemlisi “Türkiye’de devleti soymak neden kolay?” sorusudur.

Soru sorulan Yavuz Donat, yanlarına eski milletvekili ve eski bakan Ersin Faralyalı’yı görünce soruyu cevaplandırmasını ister.

Faralyalı, “Bak oğlum, Ankara’yı Washington ile karıştırma… Ankara, ihaleyi sever… Siyasetçisi de bürokratı da ihaleden hoşlanır. Mesela bütün dünyada ‘yap-işlet-devre’ moda… Ankara ise bu modadan hoşlanmaz… Ankara ister ki, ‘ihale yapayım… iş uzasın… yıllarca sürsün…’ Yüz liraya ihale edilen bir iş devlete ortalama 256 liraya mal oluyor… bu maliyet 380 liraya kadar çıkabiliyor” şeklince açıklama getiriyor.

Faralyalı’nın anlattığı bir diğer olayı da bu yazıdan aynen alarak aktarıyorum.

“Bakan’ın bir gün burnuna ‘yanık kokusu’ gelmiş.

Bir iş adamı…

Ve onun ‘siyasetteki… bürokrasideki uzantıları’

‘Tezgah’ kurulmuş.

Devlet kazıklanacak

Bakan Faralyalı ‘o iş öyle olmayacak… Böyle olacak’ demiş.

“Oyunu” bozmuş.

Ve “iş adamı” bakanın odasına girmiş.

-Yakarım… Hakkında gensoru bile verdiririm… Yüce divana gönderirim… Vatana ihanetle yargılanırsın.”

Önceki gün yazmış olduğum yazıda ülkemizin içinde bulunduğu bu düzenle ilgili görüşlerimi çok açık bir şekilde ortaya koyduğum için Yavuz Donat’ın görüşlerini kapanışta vermeyi istiyorum.

“20 ay Bakanlık yapan Faralyalı’nın anlattıkları “geçen yüzyılda” yaşandı.

Bu yüzyıl “bunlar” olmamalı.

Bu yüzyıl “oğul Faralyalılar’ın” yüzyılı.

Ve oğullar… Genç adamlar “farklı sorular” soruyorlar.

“Tokat gibi” sorular.

Onları “geçen yüzyıldaki yanıtlarla” uyutmak isteyenler öyle bir tokat yerler ki…

Yerlerinde duramazlar.

İstanbul 28 Eylül 2000

Yavuz Donat “Genç adam soruyor…” Sabah 11.1.2000