ANNEM VE ANNELER GÜNÜ

Dün gece yurtdışından döndüm. Bu sabah yorgun bir şekilde katıldım. Gazetedeki başlık hiç iç açıcı değil… Göz göre göre ülke bölünmek isteniyor ve hatta bir iç harbe doğru götürülüyor, gidiyor…

Avrupa, kalkınmanın sınırlarını zorlarken, sağladığı imkanlarla insanlarının mutluluğunu her şeyin üzerinde tutuyor. Buluşlarla birbirleriyle uğraşmaktan başka bir şey yapmayan toplumlarla arasındaki mesafeyi daha da açıyor.

Yurtdışı seyahatlerimden dönüşte gördüklerim, tespitlerim ve mukayeselerim beni karamsarlığa götürür. İşte bu sabah da karamsar bir havada elimdeki gazetelerin sayfalarını çeviriyorum. Tam sayfa “Anneler Günü” ile ilgili ilanlar var. Ne güzel ifadeler, ne güzel sözler evlatları tarafından kendilerine sunuluyor.

İşte karamsarlığımı artıran bir neden daha… Bu “Anneler Günü”’nde de anneme seslenemeyeceğim. Onun sesini duyamayacağım. Evet, onun ölümünün üzerinden 21 yıl geçtiğini biliyorum. Ama kabul etmek kolay olmuyor. Babamın 1958 yılında çok genç bir yaşta kaybından sonra, annem ailenin temel direği, sevgi kaynağı ve dayanağımız oldu. Onun varlığı, Bahçelievler’de tüten baba ocağının bacası, beni çok sık Çorum’a çekti. Onu görebilmek, elini öpebilmek için yüzlerce kilometre seyahat ederek iki veya üç haftada bir Çorum’a uğrardım.

Bu anneler gününde genç okurlarımla annemle ilgili bir hatıramı paylaşmak istiyor ve ömrümde farkında olmadan bir defa kırdığım değerli varlığımdan özür diliyorum. Yazılarımda, okuyucularımla yakın olmak istediğimden ve kendilerinin de samimiyetlerine inanarak özel konularımı paylaşmaktan çekinmiyorum.

On altı yaşımda, Bahçelievler’de bulunan evimizde odamda uyurken, gece yarısı yorganımı düzelten ve üşümemem için üzerime örten anneme, o yaşta her gençte rastlanılan asi bir tutumla “Yeter, hiç olmazsa yatağımda beni rahat bırakın” diye yüksek sesle bağırdığımı ve ertesi gün okuldan işyerimiz olan hamama gittiğimde babamın. “Annen nedense bu gece sabaha kadar uyumadı ve pencerenin önünde oturdu” dediğini hatırlıyorum. Bu olayı hatırladıkça hep üzülürüm. Gençliğin ateşi ve delikanlılığın dikkatsizliğinin buna sebep olduğunu düşünürüm.

Anneleri ile bu güzel günü beraber yaşayan gençlere önerim, birlikte olduğunuz günleri tadarak geçiriniz. Ailenizi seviniz, üzmeyiniz. Annenizle ve ailenizle geçirdiğiniz güzel günler, sizler için ileride unutamayacağınız anılar olarak kalacaktır. Annenizi öpünüz, kucaklayınız ve ona ailenin temel dineği olarak ne kadar ihtiyaç duyduğunuzu söyleyiniz. Sağladığı güzel ortam için teşekkür ediniz.

Rahmetli annem için dualar okuyor, Tanrı’nın cennetinde olmasını temenni ediyorum.

İstanbul, 9 Mayıs 1999