AVRUPA YOLU AÇILDI

Çocukluğum döneminde Ankara’ya Çerikli tren istasyonu üzerinden ulaşırdık. Kış aylarında Çerikli yolu sık sık karlarla kapandığı için yolun açılmasının beklerdik. Velipaşa Oteli’nin garajında otobüsün saatlerce bekleyişi “yollar açıldı” haberi ile sona erer, motorlar çalışırdı…

Dün Helsinki’den gelen haber Türkiye’ye Avrupa yolunun açıldığını müjdeliyordu. 1959 yılında o zamanki adıyla Avrupa Ortak Pazarı’na üye olmak için yaptığımız başvuru, bugüne kadar bizim bazı hatalarımız ve Avrupalıların önyargılı tutumları nedeniyle gecikti ve yıllarca bekledik. Şu anda aday ülke olarak Avrupa Birliği’ne tam üye sıfatıyla girebilme yolumuz açıldı. Tam üyeliğe varabilmemiz, tüm politikacıların söylediği gibi “uzun ince bir yol” olduğu gibi, benim tahminimce en az 10 veya 15 yıl gibi bir zamanı gerektirecektir. Bu sürecin daha da uzaması ve ya kısalması, “Kopenhag Kriterleri”nin sağlamamıza ve aşağıdaki konulardaki tutumumuza bağlı olacaktır:

  • Demokrasinin geliştirilmesine
  • İnsan haklarına saygılı olunmasına
  • Hukukun üstünlüğünü kabulümüze
  • Kıbrıs sorunun çözümüne
  • Ege sorunlarının çözümüne

1839 Tanzimat Fermanı ile başlayan Avrupalılaşma hareketimizin bu neticeyi almasına Türkiye’nin jeostratejik önemini Avrupalılardan daha önce kavrayan Amerika Birleşik Devletleri ve Başkanı Clinton’ın büyük katkısı olmuştur. Katı tutumu ile tanınan Alman Başbakanı Kohl’ün yerine daha yumuşak bir şekilde sorunun çözümüne yaklaşan Schöder’in gelmesi Türkiye ile buzların çözülmesini sağlamıştır. Son depremlerde Türk ve Yunan halklarının ortaya koyduğu dostluk ve kardeşlik ilişkileri, her iki ülkenin politikacılarını etkilemiş ve ülkemize Avrupa yolunu açmıştır.

Bu açılan yolun ülkemize ve insanlarına parlak bir gelecek sağlamasını, muasır medeniyet seviyesine ulaşmasına vesile olmasını temenni ederken, bundan böyle ülkemizde her konuda epeyce değişiklikler yapmamız gerekecek. Anayasamız değişecek. Değişecek maddelerin başında 6. Madde geliyor: “Egemenlik kayıtsız, şartsız milletindir.” Cümlesi, herhalde eskisi gibi kalamaz, çünkü Avrupa Birliği’nin aldığı kararlara uymamız lazım. Hukukumuz AB prensiplerine göre gözden geçirilecek. Burada tek tek yazmaya yerim yetmeyeceği için, her şeyin değiştirilmesinin gerekli olduğunu belirtmekle yetiniyorum.

Avrupa Birliği’ne girmemiz inşallah ülkemiz için hayırlı olur ve ülkemizin birliğine hizmet eder. Atatürk’ün kurmuş olduğu “Ulus devletimiz” bu birliktelikten olumsuz etkilenmez ve bütünlüğünü korur.

İstanbul, 11 Aralık 1999