BARIŞ HAREKÂTI’NIN 25.YILI

Bugün 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı’nın 25. Yıldönümünü milletçe kutluyoruz. 1950’li yıllardan beri, diğer bir ifade ile gençlik çağlarımdan beri, Kıbrıs’ın geçirdiği her evreyi yakinen yaşadık ve yaşıyoruz.

Önemlileri arasında;

  • Kıbrıs’ı Yunanistan’a mal etmeye çalışan Grivas’ın EOKA hareketleri,
  • 1960’da bağımsız Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kurulmasını sağlayan “Londra Antlaşması”
  • Rumlar tarafından bağımsızlığa karşı başlatılan girişimler,
  • Aralık 1963’te EOKa’cıların gerçekleştirdiği “Noel Katliamı”,
  • 15 Temmuz 1974’te Nikos Sampson’un Makarios’u devirerek iktidarı ele geçirmesi,
  • 20 Temmuz 1974 Türk Ordusu’nun Kıbrıs’a çıkışı,
  • Kasım 1983’te bağımsız Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin kuruluşu ve Türkiye tarafından hemen tanınması,
  • G-8’lerin ve Birleşmiş Milletler Teşkilatı’nın iki toplumlu iki bölgeli bir federasyon istemesi ve görüşmelere başlanmasını önermesi
  • Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyet’inin ve Türkiye Cumhuriyeti’nin iki ayrı devletin varlığı kabul edilmeden herhangi bir çözümün söz konusu olmadığını, ancak konfederasyonun kabulü halinde görüşmelere başlanılabileceğini açıklaması sayılabilir.

Kıbrıs adası hiçbir zaman Yunanlılara ait olmadı, 1571 yılında Osmanlılar tarafından alınan ada, 1878’de siyasi ve askeri nedenlerle geçici olarak İngilizlere bırakıldı. 1821 Mora isyanı ile başlayan Elenizm harekâtı her zaman Avrupa’nın desteği ile gelişti ve büyüdü.

Bugün, Ege Denizi’nde 3000 adayı işgaline alan Yunanistan, 900 kayalığa da “Kardak Olayında” olduğu gibi emrivakilerle kendi egemenliğine almayı istemektedir.

Yunanistan’la aramızdaki çok sayıda ve kapsamlı sorunlar nedeniyle devamlı gerilimler yaşıyoruz. Bunlar, Kıbrıs dışında;

  • Ege adaları ve kayalıkları sorunları,
  • Kıta sahanlığı sorunu,
  • FIR hattı sorunu,
  • Adaların etrafında 12 mil deniz sınırı sorunu,
  • Adaların üstünde 10 mil hava sınırı sorunu,
  • PKK’ya destek verme sorunu,
  • Suriye, Ermenistan, İran gibi ülkelerle askeri işbirliği yaparak, Türkiye’yi kuşatma sorunu,

önemli olanlarıdır.

Yunanistan bugüne kadar Avrupa’dan, şu anda oldukça iyi ilişkiler içinde bulunduğumuz Amerika’dan ve Rusya’dan hep destek görmüştür. Yunanistan Avrupa Birliği’ne üye yapılırken, Türkiye’ye de tam üyelik teklifi getirilmesine rağmen o zamanki siyasiler en büyük hatayı yaparak, hazır olmadığımızı beyan ederek bu teklifi geri çevirdiler. Bugün Yunanistan, o zamanki Başbakanları Karamanlis’in dediği gibi Avrupa Birliği’ni “Elenizm” için kullanmaktadır.

1992’de “İki toplumlu, iki kesimli federasyon” kabul edilebilir olarak tartışılırken, Kıbrıs’ın veya Güney Kıbrıs’ın Avrupa Birliği’ne üyeliği söz konusu olunca, federasyon bizim için geçerliliğini kaybetti. Avrupa Birliği’ne üye olarak alınacak Kıbrıs’ta, herkese tanınacak serbest yerleşim, ticaret ve benzeri imkânlarla gizli bir enonis gerçekleşmesi kaçınılmaz olacağı düşüncesi, Kuzey Kıbrıs’ta ve Türkiye’de oldukça fazla taraftar bulmakta ve konfederasyon istenmektedir.

Kimi yetkililerini ortak ve merkezi iktidara devreden bağımsız devletler birliğine “konfederasyon” denilmektedir. Birleşmiş Milletlerin G-8’lerin, Avrupa Birliği’nin, Amerika’nın, Rusya’nın federasyon fikrine daha yakın olduğu bir ortamda kararlılıkla istediğimiz federasyon kurulması şeklinde oluşan Kıbrıs milli davamızın gerçekleşmesi için yedi düvelle boğuşmamız gerekecek. 25 yıllık mücadelemiz boşa gitmeyecektir.

Şehitlerimize ve gazilerimize bu yıldönümünde şükranlar…

20 Temmuz 1999