BERLİN DUVARI’NIN YIKILIŞI

Bundan 10 yıl önce Batı Berlin’le Doğu Berlin’i ayıran Berlin Duvarı yıkıldı. Bu yıkılışın aynı zamanda 2. Cihan Harbi’nden beri Avrupa’yı Doğu ve Batı olarak ikiye ayıran Komünizm’in ve bu noktada Sovyetler Birliğinin çöküşü idi.

Harbin sonunda Berlin dört bölgeye ayrılmıştı. Bir tarafta Rusya’nın kontrolünde “Doğu Berlin”’i, diğer tarafta Amerika, İngiltere ve Fransa’nın denetiminde “Batı Berlin” oluştu. Komünist rejimden memnun olmayan 3 milyona yakın Doğu Alman’ın “Utanç Duvarını” hızlı bir şekilde inşa etmeye götürdü. Bu duvar demokratik Batı Avrupa ile Komünist Doğu Avrupa arasında bir sınır oluşturdu ve iki politik dünya görüşünün bir sembolü oldu. Batı ve Doğu Almanya sınırı da dikenli tellerle ve muhtelif barikatlarla ayrıldı. Berlin Duvarı’ndan ve sınırlardan batıya kaçmak isteyen yüzlerce Alman, Doğu Almanya’nın sınır bekçileri tarafından vurularak öldürüldü.

1989 yazında binlerce Doğu Alman’ın Çekoslovakya’nın başşehri Prag’daki Batı Alman Büyükelçiliğine sığınması bir başlangıç oldu bunu Macaristan’a büyük sayıda geçiş takip etti. Doğu Berlin’de yarım milyona yakın Alman’ın katıldığı miting Doğu Alman hükümetini istifaya götürdü. Bu arada ayrılan hükümet tarafından taviz olarak halka tanınan sosyalist serbestliği 9 Kasım 1989 akşamı insanların “Duvar”ı dikkate almadan ve yok farz ederek bir sel halinde Batı Berlin’e geçmelerin ön ayak oldu. Ve böylece, Doğu ve Batı’yı ayıran “Utanç Duvarı” etkisiz hale geldi. Kısa bir müddet sonra da yıkılmaya başladı ve iki Almanya birleşti.

Bu olay Avrupa’da ve Dünya’da büyük değişimlere sebep oldu. Yıllarca komünist rejim altında zor günler geçiren ülkeler Sovyetler Birliğinin yıkılması ile hürriyetlerine kavuştular. İdeolojik ayrım ortadan kalkınca bu ülkelerin siyasetlerinde demokrasi, ekonomilerinde liberalizm etkili oldu. Bu ülkelerin hepsi “Avrupa Konseyi”ne girdiler. Bir kısmı “Avrupa Birliği”ne aday ülkeler olarak belirlendi (Polonya, Macaristan, Çek Cumhuriyeti, Slovenya, Estonya). Bunlardan üçü de NATO üyeliğine kabul edildi (Polonya, Macaristan, Çek). Bu ülkelerin bir kısmı hızla özelleştirmelerini tamamladılar ve ekonomik durumlarını düzelttiler (Polonya, Macaristan, Çek Cumhuriyeti) diğer kısmı ise ekonomik zorluklarla boğuşuyorlar (Romanya, Bulgaristan, Slovakya). Avrupa’nın bir parçası olan Yugoslavya sancılı bir şekilde etnik çarpışmalarla parçalandı. Rusya iç barışa kavuşamadı ve ekonomik zorluklar içinde yüzüyor. Sovyetler Birliği’nin çöküşü Orta Asya’daki Türk Cumhuriyetlerinin hürriyetlerine kavuşmasını sağladı.

Böyle önemli bir yıldönümünde, Dünya’da ve Avrupa’da demokrasinin, barışın hakim olmasını ve insanların hürriyet içinde kalkınmalarını istemek yerinde olur diye düşünüyorum.

İstanbul, 9 Kasım 1999