BODRUM’DA BİR AKŞAM

Kızımla birlikte sakin ve doğa içerisinde geçirdiğimiz günler, bize birazcık Robinson Cruso gibi olduğumuz hissini verince sitemize 25 km mesafede bulunan ve oldukça hareketli olan Bodrum’a inmeye karar verdik.

İki yıl önce Bodrum’dan İstanbul’a dönerken Balıkesir civarında geçirdiğim ve yalnız otomobilimde hasar meydana gelen kaza nedeniyle artık buraya otobüs veya uçakla gelmeyi tercih ediyorum.

Siteler geliştikçe civar yerleşimlere ait minibüs işletmeleri buralara hizmet veriyorlar. Dolayısıyla vasıta getirmeden de dağ başındaki sitelerde yaşamı sürdürmek sorun olmuyor. Akşamüstü Bodrum’a indik. Kendi ülkemizde turist gibi dolaşmaya başladık. İlk dikkatimizi çeken bu sene yabancı turistin az oluşuydu. Buna karşılık yerli ziyaretçilerin olduğu izlenimini veriyordu. Bodrum Kalesi’ni ve civarını gezdik. Mendirek üzerinden yürüyerek limanı ve yatların yanaştığı marinayı tepeden izledik. Daha sonra Bodrum’un dar sokaklarının bulunduğu eğlence ve alışveriş merkezi olan eski yerleşim bölgesine girdik. Yorulunca Rizeli firmadan aldıklarımızı bir çay bahçesinde sanki “Beş Çayı” havasında yerken, akşamın serinliğini hissettik ve körfezde güneşin batışını seyrettik.

Yavaş yavaş canlanan Bodrum sokaklarında dolaşırken, Bodrum Kalesi’nin yanında kurulu Açıkhava Konser Salonu’ndan gelen Latin Amerika müziği bizi etkiledi ve o tarafa doğru yürüdük. Bu müzik türünü Avrupa’daki talebelik yıllarımda tanımıştım. Kısaca ateşli, hareketli ve güzel olarak değerlendirilebilecek samba, rumba, çaça gibi dansların dayanağı olan coşkulu müzik bizi çekti ve “Bacardi Summer Fest 99” gecesine girdik. Girişte seyircilerle Küba’da 1862 yılında Don Facundo Bacardi Maso tarafından romun biraz yumuşatılması sonucu bulunan ve kâşifinin adıyla anılan ve Türkiye’de pazarlanmaya başlayan Bacardi içkileri tanıtılıyor ve ikram ediliyordu. İçerde Avrupa’nın tanınmış salsa gruplarından “Cuba Libre Arena Salsa Brand” in çaldığı parçaları Brezilya’dan Latin-house tarzının öncülerinden “Sısı” seslendiriyor ve “SambaGirls” dans grubunun ateşli dansları süslüyordu. Müziğin ritmine ve insanı coşturan havasına kendini kaptıran seyircilerin bir kısmı, sahnenin önünde çılgınca dans ediyorlardı. Sonuna kadar kalamadığımız ve ışık gösterilerini izleyemediğimiz bu güzel akşamdan sonra acıktığımızı fark ettik.

Yemekten sonra Barlar Sokağı’na doğru yürüdük. Burada sayısız kahve, lokanta ve müzik lokalleri yer alıyor. Yavaş yavaş bu bölgede bulunan meşhur Halikarnas Bar’dan gelen müziği dinleyerek dolaştık. Bodrum’u bilhassa eğlence dünyası ve gençler için cazip kılan “Şaziye”, “Dedikodulu”, “Hadigari” gibi birçok isim yapmış bar ve eğlence merkezi buradaki gece hayatının odak noktaları olduğu sık sık basında, televizyonda ve magazin dünyasında yer almaktadır.

Yorulunca denizin kenarında oturduk ve birbirine karışan müziği ve denizdeki dalgaların sesini dinleyerek sitemize gece bir de hareket edecek minibüsümüzün hareket saatini bekledik.

Tanınmış ve renkli basında devamlı yer alan Bodrum’un gece hayatına dalmadan bu meşhur sahil kentinde geçirdiğimiz bir akşamı sizlerle paylaşmayı istedim.

Bodrum, 26 Temmuz 1999