BÖYLE REKLAM OLMAZ!

Televizyon yayınlarını izlemek günlük yaşantımızın bir parçası oldu. Günümüzün birkaç saatinin bu renkli kutuyu seyir ile geçiriyoruz. Bilhassa sayıları artan özel televizyonların yaşamlarını sürdürebilmeleri bol bol reklam almalarına bağlı. Reklamları hazırlayanlar bunları çekici kılabilmek için büyük gayret içindeler. Seyrettiğim bazı reklamları çok çekici bulduğum kadar bazılarını da çok itici buluyorum.

Son sıralarda yayınlanan iki reklam beni çok olumsuz etkiledi ve bu yazıyı yazmama neden oldu.

Bunlardan birisi, dershanede İngilizce öğreten öğretmenin “What is this?” şeklindeki “Bu nedir?” diye öğrencisine telefonu gösterip sorması ile ilgili olanıdır. Bu reklamda çok bilmiş öğrenci öğretmeni ile alay edercesine ‘bu telefon değil bankadır’ şeklinde işgüzarlık taslar. Öğretmen bu reklamda çağ dışı kalmış bir kimse olarak takdim edilir. Bu reklamı gördüğümde ben birçoğunuz gibi “yazıklar olsun” dedim ve öğretmenlerimize karşı takınılan bu tavra üzüldüm. Her halde tepkiler çok yoğun oldu ki, ilgili banka bu reklamı göstermekten vazgeçtir ve yayından kaldırdı.

İkincisi ise son günlerde gösterilen bir reklam. Burada birbirini yitiren, karşılıklı sevgilerini ve saygılarını yitirmiş bir aileyi izliyoruz. Bu reklamla ilgili olarak Duygu Asena’nın yaptığı çok güzel değerlendirmeyi sizlere sunmayı istiyorum. Bu yazı “Bu çift boşanmalı” başlığı ile başlıyor ve aşağıdaki şekilde devam ediyor.

Telefon faturalarını ödedin mi?” diye başlıyor… ifadesiz, sevgisiz bir surat ifadesi… Aynı ifadeyle ödemediğini söylüyor adam… İki kişinin gazete okuduğu bir kahvaltı sofrası… Neden birlikte oturmuşlar ki o masaya? Konuşmalar alaylı, nefret ve hakaret olarak saygısız sürüp gidiyor. Bağırmalar başlıyor, eldekiler masaya fırlıyor, kapı çarpılıp gidiliyor… Her izleyişimde benim de içime bir sıkıntı giriyor. Çünkü bu herhangi bir tartışma değil, bu iflah olmaz, nefret dolu bir beraberlik… Çok iyi biliyorum, böyle sevgisiz, saygısız birlikteliklerin çok fazla olduğunu, karı kocanın işte hep böyle birbirlerine bağırıp durduklarını ama çift olmanın inanılmaz mecburiyetiyle sağa sola muşlu eş taklidi yaptıklarını…

Ve merak ediyorum, bu durumda olan çiftler, seyrederken ne denli iğrenç ve sevimsiz olduklarını görüp, bir nebze utanmıyorlar mı?

Bu durumdaki beraberlikleri koruyup, aileyi kollamak meselesi, zararlı boyutlarda artık. Bu çift boşanmalı… Aileler mutlu olursa, ülke de mutlu olur.”

Bu reklamın da yakın zamanda yayından kaldırılmasını temenni ediyorum ve bekliyorum.

İki reklam da örf ve adetlerimize, diğer taraftan değer yargılarımıza ters düşen nitelikte. Reklamları hazırlayanlar bu reklamları Avrupa ve Amerika’da gösterselerdi belki bu kadar tepki almazlardı. Ne yazık ki oralarda aileye ve öğretmene bizdeki kadar önem verilmez ve saygı gösterilmez. Batılılaşmak derken değer yargılarımızı yıkmamamız gerektiğine inanıyorum.

İstanbul, 16 Aralık 1999

Milliyet, 11 Aralık 1999

Not: Elime gecikerek geçen “ÇORUM HABER” Gazetesi’nden değerli Tayyar Kerman hocanın vefatını büyük bir üzüntü ile okudum. Kendisine Tanrı’dan rahmet, ailesine, dostlarına ve Çorum haber mensuplarına başsağlığı diliyorum.