ÇORUM’UN KÜLTÜR DEĞERLERİ

Son yazılarımda sanat ve kültür konuları üzerinde durdu. Bu konu ile ilgili olarak şu an için son verirken değerli hemşehrilerimiz Salim Koçak’ın Çorum’un Kültür Değerlerini derlediği ve yayınladığı için, önemli gayretlerini huzurunuzda takdir ettiğimi belirtmek istiyorum. Kendisine gelecek nesiller adına teşekkür ediyorum.

Hepimizin belleklerinde yer etmiş her biri birbirinden güzel şarkılarımızı, türkülerimizi, oyun havalarını ve yöremize ait diğer tüm güzellikleri bir araya getirmek az bir iş değildir. Bilimsel bir çalışma niteliğinde titizlikle hazırlandığına inanıyorum.

Devam etmekte olan bu yayınlar beni Çorum’da geçirdiğim çocukluk ve gençlik dönemime götürdü. O zamanın renkli simalarından kimleri bulmadım ki… Çorum düğünlerinin ve gelin halayı eğlencelerinin vazgeçilmezi ikilisi Saibe-İfakat. Onların hangi müzik aletini çaldıklarını hatırlayamıyorum. Onlara refakat eden Kör Mehmet’in ut çaldığını tahmin ediyorum. Gözleri görmediği için bugün hemen hemen unutulan adetlerimizden olan “Gelin Hamamı” eğlencelerine çekinilmeden götürülüyordu. O yıllarda “Çorum Halayının” başını çeken ve halayı çok güzel icra eden Niyazi Biçerel’de yöremize ait eserlerin gelecek nesillere intikali için önemli hizmetler vermiş tanıdığım değerli bir diğer hemşehrimiz. Burada ben şahsen tanıdıklarımdan bahsettim. Tüm kaynak kişilere Çorumlular olarak teşekkür borçluyuz.

Bu eserleri derleyen ve notalayanlar arasında Muzaffer Sarısözen’in çok sayıda eseri, TRT repertuvarına (yayınlanma listesine) aldırdığını görüyoruz. Tüm bu eserleri dinleyen ve notalayanları unutmamalıyız.

Bu yayının ilgililerin hayat hikâyeleri ile genişletilmesini, kitap ve mümkün olduğu takdirde uzunçalar veya CD haline getirilmesini öneriyorum. Destek verecekler bulunacağına inanıyorum. Bu arada rahmetli Sadi Leblebici’nin bu konularda büyük bir birikimini evlatlarına bıraktığını tahmin ediyorum. Değerli arkadaşım Oğuz Leblebici bunları gün ışığına çıkarmalıdır.

Geçmişe dönüyor, bir Çorum düğününde;

Şu uzun gecenin gecesi olsam

Sılada bir evin bacası olsam

Dediler ki nazlı yarın pek hasta

Başında okuyor hocası olsam

şarkısını dinler gibi oluyor ve davul

İle zurna refakatinde

Hey nazından nazından

Sürmesi gitmez gözünden

Yaylada Türkmen kızından

Dönüver meydan senindir

Sözleri ile sona eren Çorum Halayını oynayanları görür gibi oluyorum.

İstanbul, 12 Temmuz 1999